XVI. YÜZYILDA CENEVİZ VE OSMANLI İMPARATORLUĞU

XVI. YÜZYILDA CENEVİZ VE OSMANLI İMPARATORLUĞU

Onbeşinci yüzyılın sonunda Ceneviz sömürge mülkünün sadece çok küçük bir bölümü ayakta kalmıştı. Doğu Akdeniz’de sahip olduğu en önemli yeri-tamamen antik ve prestij özelliği olan-Beyoğlu, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’a girişinden bir gün sonra, 30 Mayıs 1453’te teslim oldu.[1] Bir yıl sonra, yazın, Osmanlı Donanması Kefe önlerinde görünerek, haraç aldı.[2] 1455 ve 1456 yıllarında Gattilusios’un kayıpları ilk başta Yeni Foça ve Eski Foça,[3] sonra Limni gibi kendi yerleşimleri için Türklere verilen Enoz, İmroz ve Semadirek adaları oldu. 1460’ta sıra Karadeniz’in güney kıyısındaki Amasra’ya geldi. Gattilusios’un son parçası Midilli’nin kaderi ise 1462’deki teslim ile son buldu.

Venedik ile çatışmanın 1463 yılında tekrar alevlenmesi Türk Ordularını on yıl kadar daha meşgul etti ve Ceneviz’in Karadeniz’deki kolonilerinin ömürlerinin bir süre daha uzamasını sağladı. Ama 1475’te, Milan Dükü ve 1467’den[4] beri bir Ceneviz lordu olan, Galeazzo Maria Sforza’nın değer verdiği hayali doğu projelerine rağmen Kefe de dahil olmak üzere Karadeniz’de kalan koloniler de Türkler’in eline düştü.

Mahona’nın elinde sadece Sakız kalmıştı. Cenova adayı savunmak için sınırlı mali imkanları dahilinde elinden gelenin en iyisini yaptı. Sadece birkaç gemi ile biraz da gönülsüz paralı asker gönderebildi. Daha fazla olsaydı içteki zorlu şartların iyice kötüleşmesi olasıydı. 1464’ten beri Milan düklerinin egemenliğinde olan Ceneviz 1477’de isyan etmiş, 1478’de bir kez daha isyan etmiş ve o zamandan beri birbiri ardına gelen iç savaşlar ile yaşıyordu.

Yalnız 1480’de Papa IV. Sixtus’un ricası üstüne Duçe Battista Fregoso iki gemiyi Türkler tarafından kuşatılan Rodos’a yardım olarak göndermeyi kabul etti. Aynı yıl, Türkler’in Otranto’yu kanlı bir biçimde ele geçirmesinin (11 Ağustos 1480) yarattığı kızgınlığın etkisiyle, Cenevizliler Papa’nın ve Napoli Kralı Ferrante’nin de desteklediği birliğe katıldılar. Papalık ve Napoli filolarından ortak bir deniz filosu oluşturularak silahla donatıldı ve Ceneviz siyasi yaşamında en önemli liderlerden biri olan kardinal Paolo Fregoso’nun komutasına verildi.[5] Fatih’in ölüm haberinin gelmesiyle oğulları ve varisi olan Beyazıt ve Cem arasındaki çekişmeden yararlanmak isteyen Ceneviz, Arnavutluk’a saldırmaya niyetlendiyse de başarılı olamadı.[6]

Özellikle 1484’te Floransa ile başlayan savaş ve yeniden artan iç çekişmeler, Ceneviz’in siyasi otonomluğunu 1487’de bir kez daha yitirmesi ve Milan düklerinin yönetimi altına girmesi üzerine iyileştirme projelerine son noktayı koydu. Çok daha can sıkıcı ve acil problemlerin artması üzerine Türk tehlikesi bir kenara bırakıldı, fakat Osmanlıların zaman zaman tehdit ettiği Sakız’a olan ilgi canlı kalmaya devam etti.[7]

Doğu Akdeniz (Levant), yüzyılın sonunda bir kez daha gündeme geldi. Fransa Kralı VIII. Charles, Napoli’yi fethetme ve ondan sonra İstanbul’a ve daha da ileriye yürüme amacıyla İtalya’yı 1494’te işgal etti.[8] Projesi için İtalyan devletleri ile birlikte çarpışma umutları daha başında Venedik’in, hatta Milan Dükü’nün bile Osmanlılara karşı riskli bir sefere isteksizliği yüzünden söndü.[9] Bu projeleri tekrar hayata geçirmek isteyen VIII. Charles’ın varisi XII. Louis, Milan’ı işgal ettikten sonra “kafirlere” karşı savaşmak için Levant’a geçme amacıyla 1499 yılında İtalya’ya girdi.

Kral hiçbir çaba göstermeksizin Milan ve Ceneviz üstünde hakimiyet kurdu. Ve bu olay Ceneviz ve Osmanlı İmparatorluğu arasındaki ilişkilerde ani bir değişikliğe yol açtı. Gerçekte Galeazzo Maria Sforza ve ardından Ludovico il Moro, Babıali ile iyi ilişkiler kurmuşlardı (halâ Beyoğlu’nda bulunan Cenevizli tüccarların sayesinde) ve XII. Louis, Venedikliler ile ittifak kurarak onlara yardım amacıyla Türklerle çarpıştı.

1501’in başında kral, toprakları Granada Anlaşması uyarınca XII. Louis ve Aragonlu Ferdinand tarafından paylaşılan Napoli’ye düzenleyeceği sefer için Ceneviz’de valisi olan Philip of Kleve’in adına, Cenevizlilerden bazı tekneler ve kadırgalar istedi. Ama Cenevizliler bu gemilerin Doğu Akdeniz ile yapılan ticaret için ve özellikle Sakız’ın güvenliği için olumsuz sonuçlar icap ettireceği için Türklere karşı yöneleceklerinden korkarak bunu reddettiler. Ayrıca Venediklilere yardım etme üzerine düşüncesi çok daha popüler gözüküyordu. Ceneviz, ancak kralın Doğu Akdeniz ülkelerindeki fetihlerden elde edilecek kârın tamamının kendilerinin olacağı teminatını vermesinin ardından onaylamaya karar verdi.

Bununla birlikte, aynı yıln yazında Philip of Kleve’nin komutasında sekiz kadırga ve dört tekneli bir filo donatılarak hızla Venedik filosuna katılacağı Korfu’ya yöneldi.[10] Gemiler oradan İstanbul ve Mısır arasındaki güzergahı kesmek amacıyla Gattilusios’un eskiden antik bir dominyonu olan Midilli’ye hareket etti. Ama Mitilini Kalesi’ne Venediklilerin önderliğinde çok düzensiz ve yetersiz bir organizasyon ve azimsiz yapılan saldırı, yirmi günlük bir kuşatma, Kleve’nin, Rodos’un Büyük Hakimi tarafından gönderilen yedekleri beklemeden çekilme emri vermesiyle sonuçlandı.[11]

Midilli Seferi sadece eski bir toprağını Ceneviz’in yeniden zaptetme teşebbüsünü temsil etmekteydi.1503 Mayıs’ında Venedik, Bayezid ile Yunan Denizi’nde hakim olduğu en önemli yerlerin karşılığında İstanbul’da yerleşik ve sürekli bir elçiliğin yeniden kurulmasını (bailo) içeren kaydadeğer ticari avantajlar elde ettiği bir barış antlaşması imzaladı.

Savaşın bitimi yirmi yıl kadar sürecek bir barışın başlangıcının işareti oldu. Bayezit’in son yılları kendisine çeşitli yenilgilere neden olan ve zorlayan, 1512’de tahttan feragat etmesine yol açan Anadolu aşiretleri arasındaki ayaklanmalarla uğraşmakla geçti. Varisi Selim, Anadolu’daki Osmanlı’nın gücünü yeniden birleştirerek tüm çabasını sırasıyla İran ve Memlûk Sultanlığı’na yönelterek kısa zamanda Suriye ve Mısır’ı (1516-17) fethedip Mekke Şerifi’ni ve Cezayir’in hakimi Hayrettin’i kendisine katılmaya mecbur etti (1518-19).

Ayaklanmalara ve iç savaşlara rağmen, öncesinden daha fazla karışıklık olsa bile (Fransa’nın ve İspanya’nın müdahaleleri sayesinde), XVI. yüzyılın ilk yılları genellikle hafif iyileştirme getirdi. Sonra, Türklerle olan uzun süreli barışın sayesinde tam bir gelişme olmasa da en azından Ceneviz’in Doğu Akdeniz ülkeleri ile elli yıl öncesine oranla çok daha az olan ticaretinin sürmesini sağladı.

Doğrusu Ceneviz, İskenderiye, Beyrut ve özellikle Sakız’a varan ticari rotaları sayesinde Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı olmaya devam etti. Fakat geçmişe göre, ilk iki limana yapılan seyahatler gitgide daha sıklaştı, ayrıca bunlar Ceneviz gemilerince (daha çok batı istikametinde kullanılıyorlardı) değil özellikle Dubrovnik gemileri tarafından yapıldı.[12] Buna göre Sakız’ın durumu farklı bir konu oluyordu. Bu ada Bursa gibi büyüyen bir merkeze yakın olan kendi konumu sebebiyle, büyük bir kısmının daha sonra İber yarımadasına götürüldüğü her çeşit malın depolara taşınarak sürekli kıyı ticaretinin yapıldığı Anadolu kıyılarındaki bütün önemli limanlara bağlıydı. Türklerin Foça’yı fethi ve Tolfa’daki şap kaynağının bulunmasıyla yaşanan şap darbesi sonrası[13] Sakız’da pazarlanan mallar aslında geleneksel sakız rakısı (tamamı doğu pazarına gidiyordu), sonra ipek ve pamuk gibi Ceneviz gibi gitgide büyüyen özel tekstil altyapısına sahip bir merkez olan bir kentin temel ürünleri oldu.[14]

Süleyman 1520’de tahta geçtiğinde Osmanlılar ile Batı arasındaki uzun süreli barış bir anda bozuluverdi. Yeni padişah kat’i saldırgan bir siyaset izledi. Daha 1521’de Macaristan’a karşı ordusunun başında Belgrad’ı ve diğer sınır kalelerini de fethetti. Ertesi yıl sıra Sakız ile birlikte Avrupalı varlığının tabyası olan Rodos’a geldi. Ardından, padişah Macaristan’da yıllarca süren bir dizi seferlere girişti ve 1529’da daha ileri atılarak Viyana’nın duvarlarına dayandı.

Süleyman’ın, aralarında Ceneviz’in de bulunduğu batı devletlerine karşı tutumu, Andrea Doria’nın V. Charles’a dönmesiyle özellikle bankerlerinin mali faaliyetleri olduğu kadar gemi sahiplerinin İspanyol donanmasını donatmasında oynadığı rolün de sayesinde Habsburg İmparatorluğu’nun sütunlarından biri haline geldi. Sakız, 1455’ten beri Babıali’ye verdiği haracın tutarına tahammül edenlerin ilkiydi. 1532 ile birlikte husumet arttı ve Türk kıyısından sadece birkaç mil uzaktaki adada, yaklaşan Osmanlıların saldırması korkusuyla derin ümitsizlik hakim oldu. 1534’te Sadrazam İbrahim Paşa, aynı Dubrovnik Cumhuriyeti’ne uyguladığı gibi, Podestâ’yı ve Ceneviz’den gönderilen diğer subayları, gelecekte kendi başlarının çaresine bakmalarını tavsiye edip, Mahonesi’yi kullanarak (onları Padişah’ın tebası sayıyordu) sürdü.[15]

Bu emir tereddüte dayanmaksızın yerine getirildi ve kendileri bir Mahonesi’yi Podestâ’ları olarak seçtiler. Hemen ardından Mahonesi, kısa süreliğine de olsa, yoğun katkısı sayesinde Padişahın emirlerini emirlerinde bir erteleme sağlamayı başardı.

Süleyman, tebliğinde Mahonesi’nin Ceneviz’e bağlı olduğunu varsayıp, düşmanı İspanya Kralı ile ittifak olarak meşru hakimi Fransa Kralı I. Francis’e (Süleymanın kardeşim diye hitap ettiği) hıyanet etmekle suçlamıştı. Gerçekte Osmanlı içindeki Cenevizlilerin durumlarının kötüleşmesi büyük ölçüde Habsburg güçleri ile zıt düşen çıkarları olan Babıali ve Fransa arasındaki yakınlaşmanın sonucu oldu. Eğer Osmanlı’nın Ceneviz’e karşı tutumu çok daha sertleştiyse bu esasen Fransız kışkırtmasından kaynaklanıyordu. Etkili olarak 1528’den itibaren aynı zamanda Fransa’ya hizmet eden amiral Andrea Doria, filosunu İmparator V. Charles’a ulaştırarak Ceneviz’in fethinde çok büyük katkı sağladı. I. Francis Doria’yı hain, Cenevizlileri asi sayarak güçlerini azaltmak için sırayla her türlü çabayı göstererek tekrar hakimiyetine girmelerini sağladı. Bunun yanında 1529’da V. Charles ve I. Francis arasında barış yapılmasına sonunda ulaşılmışken, sonradan Cenevizliler barışın yararlarından hariç tutulmak isteyerek numara yaptı.[16] Cenevizliler kralı boşuna yumuşattılar: 1531’de daha egemen bile olmadan birçok aşağılamadan sonra bir elçi gönderdiler. İzleyen aylarda, ardarda, I. Francis ilk önce Lyon’da bulunan Cenevizli tüccarların hepsinin tutuklanmalarını emretti ve mallarına el koyduğu gibi, ayrıca Fransa ve Ceneviz arasında ticari faaliyetleri de yasakladı.[17]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al