XVI. VE XVII. YÜZYILLARDA CEZAYİR-İ BAHR-İ SEFÎD (AKDENİZ-EGE ADALARI YA DA KAPUDAN PAŞA EYALETİ)

XVI. VE XVII. YÜZYILLARDA CEZAYİR-İ BAHR-İ SEFÎD (AKDENİZ-EGE ADALARI YA DA KAPUDAN PAŞA EYALETİ)

Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarına yayılmış bulunan Osmanlı Devleti’nin Avrupa kıtasındaki parçası Rumeli, Asya kıtasındaki de Anadolu adlarını taşır. Bunların her birisi, bir Beylerbeyi’nin idaresindedir. Hem Rumeli hem de Anadolu, üç tuğlu paşaların idaresinde eyaletlere ayrılmış, eyaletler de, iki tuğlu paşaların idaresinde, liva veya sancak adıyla bölünmüştür. Paşa makamının bulunduğu sancak, “Paşa Sancağı” adıyla anılmaktadır. Livalar, ulema sınıfından kadıların idaresinde bulunan “kadılık” veya kazalara, kazalar da nahiyelere ayrılmıştır. Özetle, Osmanlı idaresindeki topraklar, aşağıdan yukarıya doğru sıralarsak, köy, kaza, sancak ve beylerbeyilik şeklinde bir idari taksimata tâbi tutulmuştur.[1]

Osmanlı Devleti’nin, XVI. yüzyılın ortalarına, yani Kanuni’nin ölümüne kadar, Avrupa kıtasındaki eyaletleri Budin, Temeşvar, Özi (Silistre) ve Rumeli; Asya kıtasındaki eyaletleri ise; Anadolu, Karaman (Konya), Eyalet-i Rum (merkezi Sivas), Erzurum, Zülkadriye (Maraş), Van, Diyarbakır, Bağdat, Yemen, Şam ve Halep idi. Afrika kıtasında Mısır, Habeş, Trablusgarp, Cezayir eyaletleri olup, ayrıca Ege adalarının da içinde yer aldığı, Kaptan Paşa ya da sonra daha sık kullanılan ismiyle Cezayir-i Bahr-i Sefid Eyaleti vardı. Bu eyaletin sancakları Akdeniz’e ve her üç kıtaya yayılmış durumdaydı. Bunlardan başka, Doğu Anadolu’da yurtluk, ocaklık sancaklar da bulunuyordu. Fakat, XVI. yüzyılın ikinci yarısından sonra, XVII. yüzyılda imparatorluk dahilindeki eyaletlerin sayıları artmıştır. Buna sebep olarak, umumiyetle fetihler sınırların genişlemesi, bazen de çeşitli idari zaruretlerin tesiri gösterilebilir.[2]

Osmanlıların, Ege denizine açılarak, adaları ele geçirmeye başlamaları, idarî bazı meseleleri de beraberinde getirmiştir. Çünkü, Limni, Midilli, Eğriboz gibi yüzölçümü büyük adaların alınmasından sonra, Rodos ve İstanköy’ün de ilhakı ile, Osmanlıların hakimiyet sahası oldukça genişlemiştir. O zamana kadar, Gelibolu sancakbeyi veya “deryabeyleri” tarafından idare edilen donanmanın başına, meşhur Türk denizci amirali Barbaros Hayreddin Paşa’nın getirilmesinden sonra, yeni bir idarî düzenleme yapılmış, 1535 yılında Cezayir Beylerbeyiliği kurulmuştur. Bu makam, hem Kuzey Afrika hem de Ege adalarının idaresini içine alıyordu. Buraların gelir kaynakları, Kaptan Paşa sıfatı ile Hayreddin Paşa’ya bırakılmıştı. Zira, Cezayir-i Bahr-i Sefîd eyaletinin bir diğer adı da Kapudan Paşa eyaletidir.[3] Muhtemelen, kurulduğu ya da oluşturulduğu tarihlerde, eyalet için daha çok kullanılan isim “Kapudan Paşa Eyaleti” idi, Cezayir-i Bahr-i Sefîd tabiri daha sonra, Tanzimat ile beraber sık kullanılmaya başlanmıştır.

Ancak, 1526-1527 yılında düzenlendiği anlaşılan ve Osmanlı İmparatorluğu’nun idari yapısını yansıtan bir defterde, Kapudan Paşa Eyaleti’nden (Cezayir-i Bahr-i Sefîd) söz edilmemektedir.[4]

Sonradan bu eyalete katılan sancak ve adalar, o tarihlerde Rumeli eyaletine bağlıdır. Nitekim, Eğriboz, Rodos, Cezair (adalar), Karlıili ve Gelibolu, Rumeli eyaletine bağlıdır.[5] Kocaili, Sığla (İzmir ve havalisi), Biga sancaklarının ise Anadolu Beylerbeyiliği’ne bağlı olduğu görülmektedir.[6] Buradaki durumdan da anlaşılacağı üzere, adalar ele geçirildiklerinde muhtemelen en yakın yönetim birimine bağlanmışlardır.

Yeni şartlar ve ihtiyaçlar nedeniyle oluşturulan Cezayir-i Bahr-i Sefîd eyaletinin merkezi Gelibolu livası idi. Böylece Beylerbeyilik rütbesini de alan Kaptan Paşalar, Paşa Sancağı olarak yine eskiden olduğu gibi, Gelibolu sancağına mutasarrıf idiler. Paşa sancağı olan Gelibolu’dan başka, Kanuni’nin ilk zamanlarında eyaletin sancakları şöyle sıralanıyordu: Eğriboz, İnebahtı, Karlıili, Midilli ve Rodos. II. Selim döneminde eyaletin sancakları arasına Cezayir-i Mağrib ve Sakız da katılmıştır. Böylece sancak sayısı sekize çıkmıştır.[7] Zira Kaptan Paşa yahut Cezayir-i Bahr-i Sefîd eyaletinin hudutları, çeşitli sebepler ile zaman zaman değişmiştir. Rodos’un müstakil durumu, Barbaros Hayreddin Paşa’nın vefatını müteakiben, bozularak, Rodos beylerine “Deryabeyi” payesinin verilmesinden sonra, Cezayir eyaletine dahil edilmiş ve Kıbrıs’ın fethinden sonra, teşkil edilen Kıbrıs eyaletinin üç sancağı, vazife gereği “derya kalemi”ne[8] bağlanmış idi. XVII. asır başında Foça ve Güzelce Ali Paşa’nın kaptan-ı deryalığında (M.1617-1619), Sakız, Nakşe, Andre sancakları da Kaptan Paşa eyaletine verildi.[9]

XVII. yüzyılın başlarında düzenlenen Aynî Ali Efendi risalesine göre, eyaletin sancakları 13’e ulaşmıştı. Bunların üçü salyâneli idi.[10] Salyâneli, yani geliri yıllıklı olan sancaklar Sakız, Nakşe, Mehdiyye,[11] salyaneli olmayan, timar sistemi uygulanan sancaklar ise Gelibolu, İnebahtı, Eğriboz, Karlıili,[12] Mezistre,[13] Rodos, Midilli, Kocaeli, Biga, Sığla ve Sığacık olarak görülmektedir. Barbaros Hayreddin Paşa’nın, Kanuni Sultan Süleyman’a takdim ettiği Cezayir-i Garp eyaleti ise doğrudan doğruya zaten Kaptan Paşaların idaresinde idi.

XVII. yüzyılda eyaletin idari yapısındaki en önemli değişiklik Kıbrıs’ın eyalete dahil edilmesi olmuştur. Sadrazam hasları arasında yer alan Kıbrıs adası H.1080/1670 yılında Cezayir-i Bahr-i Sefîd eyaletine katıldıysa da bu durum uzun sürmemiştir. Kıbrıs, H.1115/1703’te tekrar bağımsız bir eyalet haline getirilmiştir.[14]

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde, eyalet hakkında ayrıntılı bilgi bulunmaktadır. Evliya Çelebi, 1672 yılında Hacc’a giderken Batı ve Güney Anadolu’yu gezmiş, Sakız ve Rodos başta olmak üzere birkaç adaya da uğramıştır. Diğer adalar hakkındaki bilgileri Sakız hazinesinde bulunan bir defterden aktardığını belirtmektedir. Verdiği bilgilere göre eyalet 15 sancaktan oluşuyordu. Söylediğine göre has olan yerler şunlardır: Eğriboz (400.000), Karlıili (30.000), İnebahtı (300.000), Rodos (277.000), Midilli (300.000), Mezistre (319.000), geriye kalan Sakız, Nakşe ve Mehdiyye sancakları zaten salyânelidir.[15] Aynî Ali Efendi’nin eserinde, Gelibolu’daki Kaptan Paşa hassı 885.000 akçe, Eğriboz sancak beyi hassı 440.000 akçe, İnebahtı sancak beyi hassı, 300.000 akçe, Karlıeli sancak beyi hassı 264.437 akçe, Mezistre sancak beyi hassı 219.000 akçe, Rodos sancak beyi hassı 277.000 akçe, Midilli sancak beyi hassı 240.000 akçe, Kocaili sancak beyi hassı 246.526 akçe, Biga sancak beyi hassı 213.880 akçe, Sığla sancak beyi hassı 300.082 akçe olarak gösterilmiştir.[16]

XVII. asırda Kaptan Paşa eyaletindeki Gelibolu sancağında 12 zeamet, 32 timar vardı. Eğriboz’un 12 zeamet, 188 timarlısı olup sancak beyi bir gemi ile denize çıkardı. İnebahtı’nın 13 zeameti ve 287 timarı vardı ve sancak beyi bir gemi ile sefere giderdi. Midilli’nin 4 zaimi ve 83 timarlısı ve bir gemisi, Sığacık sancağının 32 zeameti, ve 230 timarı ve bir gemisi, Kocaeli sancağının 25 zeameti 187 timarı ve bir gemisi vardı, Karlıili sancağının 11 zaimi ve 119 timarlı sipahisi olup sancak beyi diğerlerinde olduğu gibi yine bir gemisi vardı, Rodos sancağında 5 zaim ve 71 timarlı vardı, gemisi bir tane idi. Biga sancağının 6 zeamet sahibi, 146 sipahisi ve bir gemisi, Mora kıtasındaki Mezistre sancağının 16 zeameti ve 91 timarlısı, bir gemisi bulunuyordu.[17] XVII. asır ortalarına doğru yalnız Kaptan Paşa eyaleti sancaklarından deniz seferine 138 zaim ve 1434 timarlı sipahi iştirak ediyordu. Bunlardan has sahipleriyle, zaimlerin cebelüleri ile beraber donanma askeri toplamı 1893 azap hariç olarak 4500 kişiyi buluyordu.[18] 731 numaralı Cezayir Eyaleti Timar Defteri’ne göre, eyaletin zeametleri toplamı 5.700.425 akçedir.[19] Yine aynı deftere göre, Eyaletin timarları toplamı 12.150.890 akçedir.[20] Eyaletteki sancakların zeametleri, timarları ve toplam eyalet geliri, 731 numaralı defterden yararlanılarak, yekün olarak aşağıdaki tabloda verilmiştir:

Tablodan da anlaşılacağı üzere timarların yekünü zeametlerden fazladır. Sancaklar içerisinde en fazla gelire sahip olanı 5.286.238 akçe ile Mora sancağıdır. En az geliri olan sancak ise 240.720 akçe ile Rodos sancağıdır. Böylece I. Ahmet Dönemi’nde (1603-1617) eyaletin toplam geliri 17.851.315 akçedir. Zeametlerin toplamı ise 5.700.425 akçe tutmaktadır, bu miktarın toplam eyalet gelirine oranı ise %31.9’dur. Timarların toplamı ise 12.150.890 akçedir ki, bu miktarın toplam eyalet geliri içindeki yeri %68’dir. Doktora çalışmamız olan Midilli sancağının ise bu tarihlerdeki toplam sancak geliri 780.423 akçedir ki, toplam eyalet gelirine oranı %4.37 dir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ