XIX. YÜZYILIN SONUNDAN II. DÜNYA SAVAŞI’NIN BAŞLANGICINA KADAR BERLİN’DEKİ TATARLAR VE BAŞKURTLAR

XIX. YÜZYILIN SONUNDAN II. DÜNYA SAVAŞI’NIN BAŞLANGICINA KADAR BERLİN’DEKİ TATARLAR VE BAŞKURTLAR

Tatar/Başkurt-Alman ilişkileri üzerine yapılan bu tetkik, esasen 19. yüzyılın sonlarından itibaren başlayan süreci ele alsa da, 17. yüzyıla kadar dayanan tarihi bir arka planın varolduğu da bilinmelidir. Osmanlı sultanı tarafından gönderilen Kırım Tatar elçileri, Brandenburg-Prusya Prensliği’ni Leh-Osmanlı ittifakına katılması için birkaç kez ikna etmeye çalışmışlardır. Ancak çabaları boşa çıkmıştır. Bu görüşmeler diplomatik alanlarla sınırlı kalmıştır ve Kırımlı Tatarlar sadece Osmanlılar adına hareket etmişlerdir. 17. yüzyılın sonunda hızla kötüleşen Prusya-Osmanlı diplomatik ilişkileri ile birlikte Tatar-Alman bağları da kopmuştur.[1] Bu ilk görüşmeler sadece geçici bir bölüm olarak kalmıştır. 18. yüzyılda ve 19. yüzyılın başlarında, Lehistan ve Rusya Tatarlarının çok azaldığı da vurgulanması gereken bir husustur.[2]

Berlin’deki İlk İdil Tatarları

19. yüzyılın ikinci yarısında, aralarındaki yenilikçi hareketler sonucunda Rusya Müslümanlarının Avrupa’daki sosyal ve politik gelişmelere olan ilgileri hızla artmıştır.[3] 19. yüzyılın sonunda, ilk Tatar denizcileri Avrupa’da seyahat ederek Avrupa kültürü ve toplumu hakkında daha detaylı bilgi elde etmeye çalışmışlardır. Berlin’e gelen ilk İdil Tatarları Orenburg’dan Şakir Ramiyev ve Fatih Kerimi olmuştur. Orenburg’dan yola çıkan Ramiyev ve Kerimi, Moskova ve St. Petersburg üzerinden doğruca Berlin’e gitmiştir. Kerimi’nin raporunda belirttiği gibi, kendisi Fransızca bildiği için Ramiyev tarafından yol arkadaşı olarak seçilmiştir.[4] Ancak Kerimi ailesinin Avrupa’ya yapılacak olan seyahat ile ilgili bir takım amaçları olmuştur: Fatih Kerimi, bir yayın evi açarak fikirlerini yaymaya çalışan seçkin bir Tatar reformcusunun oğludur.

Bu sebeple, Kerimi Avrupa seyahati boyunca özellikle modern matbaacılık tekniği üzerinde yoğunlaşmıştır.[5] Ancak, Kerimi ve Ramiyev’in seyahati (ilk durağı Berlin olan ve Brüksel, Paris ve Viyana’yı da kapsayan) mesleki özellikten ziyade gezi özelliği taşımıştır. Kerimi ve Ramiyev akvaryum, Brandenburg kapısı ve Unter den Linden und Friedrichstrasse bulvarları gibi ünlü turistik mekanları ziyaret etmiştir.[6] Kerimi’nin seyahat raporunun Tatar ceditçilerin Avrupa’ya olan ilgilerini artırdığı varsayılabilir, yine de Ramiyev ve Kerimi’nin tecrübelerinin önemi üzerine tam bir araştırma yapılmalıdır.[7] 1905’teki Rus devriminin ardından Tatarlar Almanya’yı bir kez daha keşfetmiştir. Özellikle Ceditçi işadamları Almanya’daki bir bağlantının sağlayacağı fırsatlarla ilgilenir hale gelmiştir. Berlin’de iş yapan ilk işadamları, Rusya Müslümanları arasındaki reformcu faaliyetleri ile ünlü olan Muhammed ve G. Abdulhamid Kazakov kardeşlerdir. Onların Berlin’deki randevularının programı hâlâ düzenlenmemiştir. Bir takım bilgilere göre şirketlerinin ilk şubesini 1 Ocak 1908’de açtıkları belirtilirken,[8] diğer bazı araştırmacılar bu tarihin 1910 olduğunu söylemektedir.[9] Açıkça, Gabdulhamid Kazakov’un Berlin’e gelişi, 1908’in Mart ayında Sibirya’ya sürülmesi ile bağlantılıdır. Aynı yılın Eylül ayında Almanya’ya gitmek için Sibirya’dan ayrılmasıyla sürgün sona ermiştir.[10] Kazakov şirketi Rusya’dan dışarıya kürk ihraç etmiş ve dışarıdan da tuhafiye eşyaları, endüstriyel ürünler ve lüks eşyalar ithal etmiştir.[11] lqtisad isimli ekonomi dergisinde yayınlanan bir makale vasıtasıyla şirketin faaliyetleri İdil bölgesindeki Müslümanlara bildirilmiştir. Bu makalenin yazarı, Tatar şirketlerinin kuruluşunun Tatar ulusuna sadece ekonomik değil aynı zamanda politik ve kültürel faydalar da sağladığını düşünmektedir.[12] G. Kazakov I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle şirket faaliyetlerini durdurmak zorunda kalmıştır. Gabdulhamid Kazakov savaş koşulları yüzünden Almanya’dan uzak durmak zorunda kalırken, kardeşi Muhammed Berlin’de kalmayı tercih etmiş ve daha sonra I. Dünya Savaşı’nda önemli bir rol oynamıştır. Bundan başka iş görüşmeleri de olmuştur. 1909’da yayınlanan bir Tatar seyahat raporuna göre Ufa’da kurulan ve Rusya’da 70’den fazla acentesi olan bir Alman şirketi ile yakın ilişki içinde bulunan bir Tatar şirketi Berlin’e yumurta ihraç etmiştir.[13] 1914’ten önce Berlin’de Kazakovlardan başka Tatarların veya Başkurtların yaşadığı bildirilmemiştir. Alman arşivlerinde, Tatarların Berlin’de teknik eğitim almış olabileceklerini öne süren bazı raporların bulunmasına rağmen, henüz açık bir kanıt bulunmamıştır.[14]

I. Dünya Savaşı’nın Almanya’daki Tatarlar ve Başkurtlar İçin Anlamı

I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle birlikte Tatar-Alman ilişkilerinin ön koşullarında radikal değişiklikler meydana gelmiştir. Rusya ve Almanya savaşın düşmanları haline gelmiştir ve bu durumun Almanya’nın Tatar ve Başkurt sakinleri üzerinde şiddetli bir etkisi olmuştur. Çoğunluğunu Tatar ve Başkurtların oluşturduğu Rusya’daki çok sayıda Müslüman Rus ordusuna katılmıştır ve Alman savaş stratejilerinin doğrudan hedefi olmuştur.

Kısa sürede Alman ordusu, İngiliz, Fransız ve Rus ordularından aralarında birçok Müslümanın bulunduğu binlerce savaş esiri almıştır. Savaşın başlamasından sadece haftalar sonra Alman diplomat Max von Oppenheim, Almanya ve en yakın müttefiki Osmanlı İmparatorluğu tarafından açılan sözde “sömürgecilik karşıtı” ve İslam adına “kutsal” olan savaşa katılmaya motive etmek için Müslüman esirlere kışkırtmayı önermiştir. 1914 yılının Ağustos ayında Berlin yakınlarında iki taşra kasabası olan Zossen ve Wünsdorf’ta özellikle Müslüman esirler için iki kamp kurulmuştur ve Aralık ayında da Alman diplomasisinin büyük baskısı altında olan Osmanlı sultanı itilaf güçlerine karşı Kutsal Savaş ilan etmiştir. Böylece pan-İslamist propaganda Alman savaş stratejisinin merkezi haline gelmiştir. Propaganda, Alman Dışişleri Bakanlığı’na bağlı olan Nachrichtenstelle für den Orient tarafından organize edilmiş ve yönetilmiştir.[15]

Zossen kampında (Halbmondlager) Fransız ve İngiliz ordularından gelen Müslümanlar bulunurken, Wünsdorf kampı da (Weinberglage) Rus ordusundan gelen Müslümanlara tahsis edilmiştir.

Wünsdorf ve Zossen kamplarındaki Müslüman esirler anında Alman propagandasının hedefi haline gelmiştir: kısa süre içerisinde Nachrichtenstelle kamp sakinlerini kışkırtmak için yayınlar dağıtmaya başlamıştır: ilk olarak 5 Mart 1915’te El Dschihad (Cihad) adına 15 günlük bir gazetenin Arapça Rusça ve “Türkçe-Tatarca” nüshaları görülmeye başlamıştır. Türkçe-Tatarca nüshasının 3000 adetlik bir tirajı olmuştur.[16]

Arşiv belgelerinde görülen “Türkotatar” unvanı geniş bir açıklama gerektirmektedir: Rusya’dan gelen bütün kamp sakinlerinin hiçbir ayırım yapılmaksızın Türk kökenli olarak adlandırılmaları önerilmiştir. Sözde “Türkotatarlar”ın büyük çoğunluğu İdil-Ural havzasından geldiği için,[17] Alman otoritelerinin “Türkotatarlar”ı Tatarlar ve Başkurtlar için kullanılan kısa bir terim olarak değerlendirmeleri makul olabilir. Çeşitli tahminlere göre Weinberg kampında 10.000 ile 12.000 arasında Tatar ve Başkurt bulunmuştur. Onların varlığı İdil-Ural Müslümanlarının Almanya’daki varlığının yapısı ve esas sebebi olmuştur. Tatarlar ve Başkurtların daha sonraki yıllarda kültürel ve politik alanlardaki bütün faaliyetleri Wünsdorf kampındaki esirlerin varlığına bağlı olmuştur. Nachrichtenstelle bu faaliyetlerin bir çoğunun merkezi olmuştur.

Nachrichtenstelle’nin propaganda faaliyetleri Alman oryantalistler tarafından yönetilmiş ve ilk olarak 15 Şubat 1915’ten itibaren seçilen “yerli” işbirlikçiler tarafından uygulanmış ve tamamlanmıştır. İlk Tatar işbirlikçilerinden birisi, Berlin’de kalan ve 1914’te bir Almanla evlenen Muhammed Kazakov’dur.[18] Muhammed Kazakov, savaş öncesi faaliyetleri hakkında detaylı bilgi bulunmayan Sait Efendiyev ve Şamil Safarov adında diğer iki Tatarla birlikte katılmıştır.[19]

Haziran 1915’ten itibaren Nachrichtenstelle’deki “Türkotatar” faaliyetleri, Rusya Müslümanlarının ulusal ve dini hareketlerinde seçkin bir şahsiyet olan Abdürreşid İbrahim tarafından yönetilmiştir.[20] Oldukça kısa süren Berlin faaliyetlerine rağmen İbrahim, 1915 yılının Kasım ayının başlarında İstanbul’a dönmüştür ve daha sonraki gelişmelerde büyük bir etkisi olmuştur. Mayıs 1915’te Alman otoriteleri İbrahim’in orijinal planını reddetmelerine rağmen, daha sonra hâlâ İstanbul’da oturan ve İngiliz karşıtı bir ittifakın gelişmesine yardımcı olmak için Almanya ve Osmanlı İmparatorluğu ile Japonya arasında arabuluculuk yapmayı öneren İbrahim’le[21] anında ilgilenmiş ve onu kendi saflarına dahil etmişlerdir. İbrahim, Almanya’ya gelişinin hemen ardından, çeşitli alanları kapsayan propaganda faaliyetlerine başlamıştır: kamp sakinleri ile “özel” sohbetler yapmak için haftada dört kez Weinberg kampını ziyaret etmenin yanı sıra,[22] Rus ordusundaki Müslümanlara yönelik kitapçıklar da yazmıştır. Bu kitapçıklardan “Siz Müminler! Düşman ordusundaki Müslümanlar!” başlığını taşıyan bir tanesi korunmuştur.[23] Bu kitapçık Allah’ın kıyamet gününde vereceği ceza hakkında uyarılar yaparak Müslüman askerlerin vicdanlarını cezbetmiştir. Kitapçık aynı zamanda daha politik konulara da değinmiştir: Müslüman askerlere Alman-Osmanlı askeri işbirliğini hatırlatmış ve “düşman ordusu”nu derhal terk etmelerini üstelemiştir. İbrahim “El Dschihad”ın editörlüğünü de üstlenmiştir fakat Weinberglager’deki bazı konuşmalarının tekrar basıldığı Rusça tercümesine de katkıda bulunmuştur.[24]

Alman otoriteleri İbrahim’in Müslüman dünyasındaki otoritesinin ve öneminin farkına varmıştır ve bundan yararlanmayı ümit etmiştir: İbrahim’in Almanya izlenimlerini Osmanlı dergisi Tasvir-i Efkar’a özetlediği makaleleri Nachrictenstelle’nin dergisi tarafından hemen yayınlanmıştır.[25] Kasım 1915’te İstanbul’a dönüşünden hemen sonra bile İbrahim, Alman otoritelerinin baş danışmanlarından birisi olarak kalmıştır.[26]

“El Dschihad”daki makalelerin çoğu, Kutsal Savaş cihadın ilan edilmesi,[27] Rusya ve Osmanlı İmparatorluğu’ndaki politik durum[28] gibi politik meseleleri kapsamıştır. Derginin yayınla ilgili personeli Alman oryantalistler ve politikacılardan oluştuğu için, dergideki makaleler de mantıklı olarak daima Alman görüşünü yansıtmıştır. Sadece birkaç makale orijinal Müslüman yazılarıdır. Ağustos 1915’te “El Dschihad”, basit askerler için çok zor ve çok soyut olan makaleler ve modası geçmiş savaş haberleri içerdiği için eleştirilmiştir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ