XII. YÜZYILDA GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİNDE BİR TÜRKMEN BEYLİĞİ YINALOĞULLARI

XII. YÜZYILDA GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİNDE BİR TÜRKMEN BEYLİĞİ YINALOĞULLARI

Onbirinci yüzyılın ikinci yarısından itibaren başlayan Anadolu’nun Türkiye olma sürecinde pek çok Türkmen hanedanının önemli roller üstlendikleri bilinmektedir. Billhassa Güneydoğu Anadolu bölgesinin Türkleşmesi ve günümüze kadar ulaşan görkemli Türk-İslam eserleriyle bezenmesi bu hanedanların kurdukları yönetimler eliyle olmuştur. XI. yüzyılın sonu ve XII. yüzyılın başlarında Güneydoğu Anadolu bölgesinde şu dört Türkmen Beyliği kurulmuştur; Hısn-ı Keyfâ (Hasankeyf) ve Mardin merkezli Artukoğulları[1], Erzen[2] ve Bitlis merkezli Dilmaçoğulları, Siirt, Tanza ve Bahmerd[3] merkezli Kızıl Arslanoğulları ve nihayet bu incelemenin de konusu olan Amid (Diyarbakır) merkezli Yınaloğulları.

Yınaloğulları Güneydoğu Anadolu bölgesinde kurulan Türkmen beyliklerinin ilklerinden olup hakimiyet alanları Amid merkez olmak üzere civarındaki birkaç kaleden ibarettir.[4] Bu yüzden söz konusu beyliğin Amid Türkmen Beyliği olarak adlandırılması daha doğrudur. Nitekim dönemin kaynakları da bölge beylerini Yınaloğulları yerine Sahib-i Amid olarak zikretmektedirler.[5] Amid, X. yüzyıldan başlayarak Orta Çağ’ın sonuna kadar Diyâr-ı Bekr olarak adlandırılan ve günümüzde de Diyarbakır, Batman, Siirt ve Mardin illerini kapsayan Yukarı Dicle havzasının merkezi şehri konumunda olmuştur.[6]

Yınaloğullarının Diyâr-ı Bekr bölgesine tam olarak hangi tarihte ve nasıl geldiklerini bilmiyoruz ancak bildiğimiz söz konusu aileden Sadr adındaki bir beyin 488/1095 yılında bölgenin merkezi şehirlerinden Amid’e sahip olduğudur.[7] Bu süreci açıklamak gerekirse Diyâr-ı Bekr, Selçuklu sultanı Melikşah’ın emriyle 479/1086 yılında Mervanoğulları emirliğine son vermek suretiyle Büyük Selçuklu İmparatorluğu topraklarına dahil edilmiş,[8] Melikşah’ın 485/1092 yılındaki beklenmedik ölümü ve akabinde Selçuklu hanedanı arasında başlayan saltanat mücadelesinde de Suriye Selçuklu hükümdarı Tutuş’un eline geçmişti. Diyâr-ı Bekr’e hakim olan Tutuş bölge genel valiliğine oğlu Dukak’ın atabeyi Tuğtekin’i atamıştır.[9] Bilhassa bu tarihten itibaren Tutuş’un hakimiyeti altındaki Diyâr-ı Bekr bölgesine yoğun bir Türkmen girişinin olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Tutuş’un, yeğeni Berkyaruk ile giriştiği saltanat mücedelesinde Rey yakınlarındaki muharebeyi kaybederek maktul, oğlu Dukak ve atabeyi Tuğtekin’in de esir düşmeleri (488/1095) belli bir otoriteden yoksun kalan Diyâr-ı Bekr’in Türkmen beylerince paylaşılması sonucunu doğurmuştur. İşte Sadr’ın Amid’e sahip olması da bu sürecin bir neticesi olmalıdır. Nitekin bölgenin XII. yüzyıla ait yegane yerli kaynağı konumundaki İbnü’l-Ezrak da Diyâr-ı Bekr’deki Türkmen beyliklerinin kuruluşunun Tutuş’un ölümü sonrası gerçekleştiğini söylemekle bunu doğrulamaktadır.[10]

Yınaloğullarının bilinen ilk beyi, Sadr olmasına rağmen beyliğin gerçek kurucusu ve isim babası Sadr’ın ölümünden sonra yerine geçen kardeşi Yınal et-Türkmanî’dir.[11] Maalesef Yınal’ın hangi tarihte Amid beyi olduğunu bilmiyoruz.

Ancak Tutuş’un oğullarından Dımaşk meliki Dukak’ın 493/1099-1100 yılında Meyyâfârikîn (Silvan)’e geldiğinde kendisine bağlılıklarını bildiren Diyâr-ı Bekr beyleri arasında Amid sahibi olarak Yınal’ın bulunduğunu söyleyebiliriz.[12] Ayrıca yine bu gelişmeden yaklaşık bir yıl sonra Musul emiri Kürboğa’nın kuşattığı Amid, Yınal tarafından savunulmuş olmalıdır.[13] Hatta Yınal bunun için bölgede hakimiyet kurmaya çalışan bir başka Türkmen beyi olan Artukoğlu Sökmen’den yardım istemiş o da yanında yeğeni Yakuti olduğu halde Amid’in yardımına gelmiştir.[14] Ancak çetin çarpışmalara rağmen Amid önlerinde yapılan muharebeyi kaybeden bu iki Türkmen beyinden Yınal Amid’e sığınırken, Sökmen de yeğeni Yakuti’yi esir bırakarak muharebe alanından çekilmek zorunda kalmıştır. Kürboğa ise surları çok sağlam olan Amid’i kolayca ele geçiremeyeceğini anladığı için kuşatmayı kaldırarak Musul’a geri dönmüştür.[15] Böylece kendilerine karşı ortaya çıkan ilk ciddi tehlikeden bu şekilde kurtulan Yınaloğulları Beyliği’nde bir süre sonra beyliğe adını veren Yınal et-Türkmânî ölmüş ve yerine oğlu Fahruddevle İbrahim, Amid beyi olmuştur.[16] Ancak diğerleri gibi İbrahim’in de tam olarak hangi tarihte beyliğin başına geçtiği bilinmemektedir.

İbnü’l-Kalânasî tarafından 503/1109-1110 yılında vefat ettiği bildirilen[17] Fahruddevle İbrahim hakkındaki ilk bilgi, hakimiyetini doğuya doğru genişletmek isteyen ve bu maksatla 498/1105 yılında Meyyâfârikîn’e gelen Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan’a bağlılıklarını bildiren Diyâr-ı Bekr beyleri arasında yer aldığına dair kayıttır.[18] Üstelik Fahruddevle İbrahim, Kılıç Arslan’a sadece itaatini bildirmekle kalmamış, onunla birlikte 500/1107 yılındaki Musul seferine de iştirak etmiştir.[19] Fakat Kılıç Arslan’ın Musul’dan sonra, üzerine gelmekte olduğunu öğrendiği Büyük Selçuklu komutanı Cavlı’yla savaşmak üzere hareket etmesi, Fahruddevle İbrahim’i endişelendirmiştir. Nitekim güçlü bir orduya sahip olduğunu duyduğu Cavlı ile savaşmaktan çekinen Fahruddevle İbrahim, muharebe öncesi Kılıç Arslan’ın yanından ayrılarak memleketine dönmüştür.[20] Diğer emirlerin de Fahruddevle İbrahim’i takip etmeleri Anadolu Selçuklu sultanını zor durumda bırakmış ve yapılan muharebeyi kaybettiği gibi bu ihanet Kılıç Arslan’ın hayatına da mal olmuştur.[21]

Bu gelişmeden sonra topraklarını Meyyâfârikîn aleyhine olmak üzere Hev (Ambar) çayının doğusundaki otuz köyü içine alacak şekilde genişleten[22] İbrahim b. Yınal’ın bir müddet bağımsız kaldığı anlaşılmakla birlikte bu durumun uzun sürmediği ve diğer beylerle birlikte bir süre sonra Diyâr-ı Bekr’de hakimiyet tesis etmek isteyen Ahlat hakimi Sökmen el-Kutbi’nin yanında yer aldığı görülmektedir.[23] Nitekim İbnü’l-Ezrak, Sökmen el-Kutbi’nin Kılıç Arslan’ın atabeyi Humartaş’ın yönetiminde olan Meyyâfârikîn’i yedi aylık bir kuşatma sonrası Şevval 502/Mayıs 1109 tarihinde teslim aldığında Amid sahibi de içlerinde olmak üzere bütün Diyâr-ı Bekr beylerinin yanında bulunduğunu bildirir.[24] Bu gelişmeden bir yıl sonra Fahruddevle İbrahim ölmüş ve yerine oğlu Amid beyi olmuştur.[25]

Fahruddevle İbrahim ölümünden sonra yerine İbnü’l-Kalânasî’nin isim vermeksizin babasından daha iyi bir emirdir dediği[26] oğlu Sa’düddevle Ebu Mansur İl Aldı geçmiştir (503/1109-1110).[27] İl Aldı’nın saltanatının ilk yılları hakkında yeterli bilgiye sahip değiliz. Bu döneme ilişkin kaynaklarda yer alan bilgiler Amid’de ortaya çıkan birkaç gelişmeyle sınırlı olup bunlardan ilki 510/1116 yılında vuku bulan büyük Ulu Cami yangınıdır ki[28] hemen akabinde caminin İl Aldı tarafından esaslı bir onarımı sağlanmıştır.[29] İkincisi ise 518/1124 yılındaki Batınilere karşı başlatılan kanlı ayaklanmadır. Bununla ilgili olarak İbnü’l-Esir, şehirde sayıları gittikçe artan Batınilere karşı Amid halkının ayaklandığını ve bunlardan yedi yüz kadarının öldürüldüğünü bildirir.[30] Ayrıca bu gelişmelere Urfa kontu Joscelin’in 523/1128-129 yılında Amid önlerine kadar gelerek civardaki Müslüman köylerini yağmalamasını ve muhtemelen İl Aldı’nın yardım talebi üzerine de Hısn-ı Keyfâ Artuklu emiri Davud’un müdahalesi sonucu geri çekilmek zorunda bırakılmalarını da ilave edebiliriz.[31] Süryani Mihail, bu yağmanın sebebini şöyle açıklamaktadır; “1440 (1129) tarihinde, Josselin, Amid memleketine taâruz etti ve Aşuma (Karcadağ) dağındaki Türkleri ve Kürtleri kırdı. O, şehrin kapısına kadar ilerleyip köyleri yağma etti. Çünkü Türkler, Josselin’in Antakya’da bulunduğu sırada Urfa’ya taruz ettikleri vakit, Amid’li askerler onlara refakat etmişlerdi.”[32]

Öte yandan bu dönem aynı zamanda Hısn-ı Keyfâ ve Mardin merkezli kurulan Artuklu beyliklerinin hızla topraklarını genişleterek, Diyâr-ı Bekr bölgesinde hakimiyet tesis etmeye başladıkları bir devreye de karşılık gelmektedir. Yınaloğullarının bundan sonraki tarihi de bu gelişmeye paralel bir seyir takip edecektir. Esasında Yınaloğulları Beyliği başından beri Artuklularla iyi ilişkiler içerisindedir. Nitekim yukarda da belirtildiği gibi İl Aldı’nın babası İbrahim b. Yınal, Musul emiri Kürboğa tarafından kuşatıldığında Artukoğlu Sökmen’den yardım istemişti.

Bu ilişkiler İl Aldı’nın beyliğinin ilk dönemlerinde de devam etmiş ve Amid beyi, Mardin Artuklu Beyliği’nin kurucusu Necmeddin İlgazi’nin kızı Yumnâ Hatun ile evlenmiş ve bu evlilikten halefi olacak olan oğlu Mahmud dünyaya gelmiştir.[33] Ayrıca 524/1130 yılında Mardin Artuklu emiri Timurtaş ile Hısn-ı Keyfâ Artuklu emiri Davud, kendileri için ciddi bir tehdit oluşturmaya başlayan Musul Atabeyi Zengi’yi durdurmak için harekete geçtiklerinde yanlarında Amid beyi Sa’düddevle İl Aldı da yer almıştır.[34] Ancak bütün bunlara rağmen bir süre sonra bu dengeler tamamen değişmiş ve Timurtaş ile Davud’un aralarının bozulması ve İl Aldı’nın da metbû olarak Hısn-ı Keyfâ hakimini tanıması, Timurtaş’ın Zengi ile birlikte 528/1134 yılında Amid’i kuşatmasına sebep olmuştur.[35] Bunun üzerine İl Aldı metbûu Davud’u yardıma çağırmış, Davud da etrafına topladığı Türkmen birlikleriyle vakit kaybetmeksizin Amid önlerine gelmiş, ancak Cemaziyülahir/Mart ayı içerisinde gerçekleşen muharebede büyük bir hezimete uğrayarak geri çekilmek zorunda kalmıştır. Diğer taraftan Timurtaş ve Zengi Amid muhasarasına bir süre daha devam etmişlerse de şehrin güçlü surları karşısında netice alamayacaklarını anlayarak kuşatmayı kaldırıp geri dönmüşlerdir.[36]

Böylece İl Aldı’nın şahsında Yınaloğulları, kendileri aleyhine ortaya çıkan bir tehlikeden daha Amid’in güçlü surları sayesinde kurtulmayı başarmışlardı. Ancak bu durumun söz konusu beyliğin bekası için tek başına yeterli bir faktör olmadığı da ortadaydı. Çünkü uzun süreli bir kuşatmada Amid’in düşürülemeyeceğini kimse garanti edemezdi. Nitekim bu durumun farkında olduğu anlaşılan İl Aldı, bir süredir olayların Davud’un aleyhine geliştiğini ve buna paralel olarak da Timurtaş ile müttefik olan Zengi’nin bölge üzerindeki ağırlıklarını giderek artırdıklarını görüp kendisine daha güçlü bir hami arama yoluna gitmiş ve bu maksatla da 536/1141 yılında bölgede bulunan Zengi adına hutbe okutarak onu metbû tanımıştır.[37]

Bu olaydan birkaç ay sonra Cemaziyülevvel 536/Aralık 1141 tarihinde Sa’düddevle İl Aldı otuz iki yıllık beylikten sonra ölmüş ve yerine oğlu Cemalüddin Şemsülmülk Mahmud geçmiştir.[38] İbnü’l- Ezrak, Mahmud’u Amid tahtına oturtanın uzun süredir şehrin idaresini elinde tutan[39] vezir Müeyyidüddin Ebu Ali b. Nisan olduğunu söyler.[40] Müellif böylelikle Nisanoğlu’nun kudretine ve akabinde olacaklara işaret etmek ister gibidir. Zira yeni emir idarecilikten yoksun son derece zayıf bir kişiliğe sahiptir. Nitekim bunu iyi değerlendiren Nisanoğlu, önce beyliğin tüm işlerini üzerine almış, kısa süre sonra da Yınaloğulları adına Amid de Nisanoğulları dönemini başlatmıştır. Bu arada Mahmud b. İl Aldı da Amid’in Selâhaddin tarafından 579/1183 yılındaki zaptına kadar Yınaloğulları hükümdarı olarak şehirde ikamet etmeye devam etmiştir. Ancak devrin kaynaklarının da işaret ettiği gibi artık Amid’deki Yınaloğulları iktidarı resmiyette kalmış beyliğin bütün idaresi fiilen vezirleri Nisanoğullarının eline geçmiştir.[41] Dolayısıyla Mahmud b. İl Aldı’nın Amid’deki varlığı görüntüden ibarettir. Hatta bu durum kimi zaman Artukluların Amid’i kuşatmalarına da gerekçe olacaktır.

Öte yandan Mardin ve Meyyâfârikîn hakimi Timurtaş’ın Mahmud b. İl Aldı’nın dayısı olması hasabiyle Nisanoğulları tarafından ortadan kaldıramayacağını hatta iktidarlarının devamı için bizzat onun varlığına ihtiyaçlarının olduğunu da belirtelim. Nitekim Nisanoğlu Müeyyidüddin, önce Davud’un (539/1144) ardından da Zengi’nin (541/1146) ölümleriyle Timurtaş’ın Diyâr-ı Bekr’in tek hakimi durumuna gelmesi üzerine hemen harekete geçerek Mahmud adına Timurtaş’a itaatlerini bildirdiği gibi 543/1148 yılındaki Siirt kuşatmasında da bizzat Artuklu emirinin yanında yer almıştır.[42] Yine aynı yıl Timurtaş’ın kızı Safiye Hatun’u Amid hakimi Mahmud’a istetmiş ve 50.000 dinarlık mihr karşılığı Meyyâfârikîn’deki nikah akdinin imzalanmasıyla da evlilik gerçekleşmiştir.[43] Ancak Safiye Hatun’un bir yıl sonra ölümü ve Nisanoğlu’nun da mihri ödemekten vazgeçmesi 546/1151 yılında Timurtaş’ın Amid önlerine gelerek şehri kuşatmasına sebep olmuştur. Daha çok şehrin dışarıyla irtibatını kesme şeklinde gerçekleşen bu kuşatma karşısında zor durumda kalan Nisanoğlu, çeşitli yazışmalardan sonra nihayet o senenin gelirini vermek suretiyle Timurtaş’ı Mardin’e dönmeye ikna edebilmiştir. Fakat hemen akabinde Nisanoğlu’nun olanlardan sorumlu tuttuğu Timurtaş’ın veziri Zeyneddin’i Mardin’de bir suikast sonucu öldürtmesi üzerine Artuklu ordusu aynı yıl içerisinde ikinci kez Amid’i kuşatmıştır. Bu kuşatma da uzun sürmemiş Ahlatşahların veziri Bahaaddin b. Mesud’un bizzat araya girmesiyle; vezir Müeyyidüddin ile Emir Mahmud aile fertleri yanlarında olduğu halde şehirden çıkarak Timurtaş’a itaatlerini ve hizmetinde olduklarını bildirmeleri suretiyle sulh yapılmıştır.[44] Böylece bu tarihten itibaren Yınaloğulları Artukluların Mardin koluna bağlı bir beylik haline getirilmiştir.[45]

Bütün bunlardan sonra Müeyyidüddin Ebu Ali b. Nisan 551/1156 yılının Şaban/Eylül ayında ölmüş ve yerine vezir olarak oğullarından Cemalüddevle Kemalüddin Ebu’l-Kasım Ali geçmiştir.[46] Ayrıca diğer oğlu İzzüddevle Ebu Nasr da Amid’e bağlı kalelerin en büyüklerinden olan Eğil’e hakim olmuş, 565/1169-1170 yılında ölümü üzerine de, yerine oğlu Esadüddin Ebu Ömer geçmiştir.[47] Muhtemelen burası 579/1183 yılında başlayan Artuklu hakimiyetine kadar da onun elinde kalmıştır.

Babasının ölümünden sonra Amid yönetiminin başına geçen Cemalüddevle Ebu’l-Kasım Ali, bir süre sonra Diyâr-ı Bekr bölgesindeki diğer Türkmen beylikleriyle iyi ilişkiler kurmak ya da bunlar nazarında meşruiyet kazanmak için olsa gerek, Muharrem 557/Aralık 1161’de Erzen ve Bitlis hakimi Dilmaçoğlu Fahruddevle Devletşah’ın kız kardeşine talip olmuştur. Olumlu cevap verilmesi üzerine de nikah kıymak ve gelini getirmek için Amid’in hanefi ve şafi kadıları olan Nasuhiddin ile Alemüddin Ebul Hasan b. Beğali’yi ve ulemanın büyüklerinden Ebu Tahir b. Cürcani’yi Erzen’e göndermiş, heyet de nikahı kıydıktan sonra Devletşah’ın hacibi Ahmed b. Zaim ve gelin ile birlikte Amid’e dönmüştür.[48]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ