VUSUNLAR

VUSUNLAR

Etnik Tarihi

Vusunların vatanı doğuda, Çin’in Doğu Türkistan eyaletinde, özellikle Turfan vahası bölgesinde yerleşmiştir. Burada eski Vusunların göçe kadarki dönemine ilişkin önemli bilgiler veren Alagau mezarlığı araştırılmıştır.[1] Onlar burada Hunlar (Çin kaynaklarında Hsiung-nu) tarafından mağlup edilmiş ve M.S. 160 yılında batıya göç etmişlerdir.[2] Bazı dilbilimcilere göre Çince “Wu-sun” kelimesi Yunan-Roma kaynaklarındaki “Asians” kelimesiyle aynı anlama geliyor (M.Ö. II. yüzyılın sonlarında sonuncular Hellinistic Graeco-Bactrian krallığının dağıtılmasına katılmışlar. Bundan sonra “As’lar Toharların sahipleri oldular.” Toharlar aynı dönemde Batı Çin’den gelen Yüeçilerin bir koluydu: Strabon, Pompeus Trogus).

Bazı bilim adamları Vusunların Türkdilli, bazıları ise İrandilli olduğunu kabul etmektedir. Avrupa İrandilli Alanların-As’ların kökeninin Vusunlara bağlanması ikinci ihtimali kuvvetlendirmektedir. Çin kaynakları (Han-shu, 95) ise onların giysileri ve gelenekleriyle yerli İran dilli Sak (Hiu-siung) kabilelerine daha yakın olduğunu belirtmektedirler. Vusunlar, Han-shu’nun anlattıklarına göre İrandilli Soğudlulara yakın olmuşlar. Onların kızıl sakalı ve mavi gözleri vardı. Arkeolojik kaynaklara dayanarak bunların tipik beyaz ırka mensup olduğunu söyleyebiliriz. Sadece nüfusun %10’unda Moğol ırkı karışımı bulunuyordu. Komşu Hunlarla uzun süre bir arada yaşamaları sonucu onların birçok geleneklerini benimsemişlerdi.

Vusun devletinin yıkılmasından sonra eski gelenekler daha sonralar kentsel yaşam tarzında, kökene ilişkin rivayetlerde ve bozkır destanlarında korunup saklanmıştır. Vusun bölgesinin adı Çin kaynaklarında daha sonraki dönemlerde de geçmektedir. Bu dönemde bölge çoktan Türklerin egemenliği altına girmişti (M.S. 938). Vusun adı daha sonralar bu bölgede göçebe hayat sürdüren Kazak kabilelerinden Uisyn’ların (Uysun) adında da varlığını devam ettirmiştir.

Siyasi Tarihi

Çin transkripsiyonunda adı Wu-sun/Hu-sung olarak geçen büyük devlet M.Ö. II. yüzyılın ortalarında şimdiki Kazakistan’ın güneyinde, yani Vusunların yeni vatanında ortaya çıkmıştır. Onun merkezi Balkaş gölünden güneye doğru ve kısmen de Çin’in Cungarya bölgesinin topraklarını kapsıyordu.[3] Vusunlar, M.S. V. yüzyıla kadar varlığını sürdüren (yani 5.5 asırdan fazla) ve İpek Yolunun hatları üzerinde önemli bir konuma sahip olan hayli uzun ömürlü bir devlet kurmuşlar. Dahası, İpek Yolu önemli ölçüde Çin ve Vusun ittifakının oluşması sonucu ortaya çıkmıştır.

Batıya göç etmeden önce Vusunlar uzun süre Hunlara haraç ödemişler. Ancak I. Büyük k’un-mo döneminde, onlar vasallarını bir araya toplayarak haraç ödememe konusunda anlaştılar. Bu, onların yenilmesine ve göç etmesine neden oldu.

Ülke nüfusunun büyük çoğunluğunu bir asırdan fazla güçlü Hunların egemenliği altında bulunan ve onlara haraç ödeyen göçebeler oluşturuyordu. İlk Rus sinologu papaz ve misyoner N. Y. Biçurin (Yakinef) (1777-1853) tarafından toplanmış Çin Han-shu, Hou Han-shu, Chih chi vakayinameleri bu devletin tarihinin araştırılmasında büyük öneme sahiptirler.[4] Son dönemlerde Çin kaynakları üzerinden bu konuyu Y. A. Zuyev ve L. A. Borovkova araştırmıştır.

M.Ö. II-I yüzyıllarda Vusun Batı Türkistan’da en büyük devlet, Çin tarihçilerinin tabirince “güçlü devlet” olmuştur. Bu devlet birkaç asır Hunlara ve K’ang-chülere karşı Çin’in istikrarlı bir müttefiki olmuştur. O, büyük ve “savaşlarda cesur olan bir orduya” sahipti (gerektiğinde ordudaki asker sayısı 188.000’e çıkarılabiliyordu). Bu ittifak M.Ö. 107 yılında hanedanlar arasındaki nikahla daha da pekiştirildi. Vusunlar Yedisu bölgesine geldiklerinde burada eski nüfusun, yani yerli Sakların bir kısmı yaşamaktaydı. Ayrıca, Vusunların gelişinden hemen önce (Vusunlar gibi Hunların egemenliğinden kaçan) Yüeçi kabilesinin bir bölümü buraya yerleşmişti. Her iki halk yeni devletin tebaası oldular. Ne yazık ki, biz Vusunların tarihinin sadece M.Ö. 125 yılından (Çin diplomatı ve batıya giden ilk ünlü seyyah Chang Ch’ien bu ülkeye geldiğinde) M.Ö. 3 yılına (Pi-kuang-chi K’ang-chü’ye göç ettiğinde) kadar olan küçük bir kesitini ve sadece Çin tarihçilerinin verdiği bilgiler sayesinde biliyoruz.

Varlığının ilk yüzyıllarında bu ülkenin tek kenti, Tiyanşan dağlarının eteğindeki tepelik bölgede yerleşen başkent Ch’ih-ku (Kırmızı Vadinin Kenti) idi (bu kent, muhtemelen, ya Issık-kul gölünün güneydoğu bölgesinde, ya da İli nehrinin sol sahilinde yerleşmiştir). Daha sonraki dönemde (M.S. IV. yy.), Hsien-pi ile savaşan k’un-mi’nin konağı çok daha doğuda, Hangai dağlarında bulunuyordu.

M.Ö. II-I. yüzyıllarda Çin, Vusunlar konusunda faal diplomasi yürütmeye başladı. Çinliler, Vusunların “Çin mallarına düşkün olduklarını” çok iyi biliyorlardı. Bu yüzden, onların soylularına çok büyük miktarda ipek, zanaatkarlık ürünleri ve güzel çadırlar hediye ettiler. Bazen komşu Çin soyluları (örneğin, prens Hou-mo-ni) altın heykeller de hediye ediyorlardı.

Chang Ch’ien Vusun kralının daveti üzerine M.Ö. 115 yılında ikinci kez Vusun’u ziyaret etti. İlk ziyareti sırasında, devlet konseyi üyesi soylular Çin’in, Hunlara savaş ilan etmek ve bir müttefik olarak Çin sınırlarına daha yakın olmak için doğuya, yani vatanlarına geri dönmek önerilerini geri çevirmişlerdi. Ancak, daha sora ülkede parçalanma başladı. Çin elçiliklerinden hediyeler artık gelmiyordu (artık batıya daha güneydeki yoldan gidiyorlardı). Hunlar ile istikrarlı bir barış ise bir türlü sağlanamıyordu. Bu yüzden, yaşlı Lien-gao-mi k’un-mo kendisi Çin prensesi ile evlenme teklifi ile Çin’e elçi gönderdi. İmparator buna izin verdi ve onun akrabalarından biri K’un-monun hareminde İkinci Hatun oldu (Chih chi. 123). Onunla birlikte hizmetçi, memur ve zanaatkarlardan oluşan yüzlerce maiyeti de ülkeye geldi. (Sonraki kral Un-kui-mi evlenmek amacıyla M.Ö. 64 yılında Çin’e 300 kişiden oluşan bir heyet gönderdi ve İmparator saray mensuplarının itirazına rağmen onu Çin prensesi ile evlendirdi).

Prenses Vusun’a M.Ö. 107 yılında geldi; fakat sadece İkinci Hatun oldu. Zira, Birinci Hatun Hun shan-yü’sünün kızıydı. Bu yüzden, k’un-mo onun yanına sadece 3 ayda bir gidiyordu ve prenses vatanından uzaktaki gurbet hayatına ilişkin gamlı şiirler yazarak avunuyordu. Bununla birlikte, Çinli hatun kralın kendisi ve âyanları için ziyafetler düzenliyor ve her defasında onlara kendisiyle getirdiği büyük miktardaki Çin mallarından hediyeler veriyordu. O, muhtemelen Çin mimarisi geleneklerine göre inşa edilmiş sarayda yaşıyordu.

M.Ö. I. yüzyılın 80’li yıllarında prenses, Hunların saldırısını önlemek için Çin’den askeri yardım sağlanması ricasında bulundu. Zira, Hunlar Çin’le ilişkileri derhal kesmek talebi ile elçiler göndermişti. Sonuçta, İmparator M.Ö. 72 yılında 150.000 süvariden oluşan büyük bir ordu ayırdı. Vusunların ordusuna Çin’in danışmanları gönderildi. Bu savaşta Vusunların Hunlara karşı gerçekleştirdikleri askeri harekâtlar çok başarılı oldu. Çok sayıda esir, çok miktarda büyükbaş hayvan, en önemlisi- Shan-yünün birkaç akrabası ele geçirildi. M.Ö. 69 yılında K’un-mi bir oğlunu Yarkend’e yönetici olarak tayin etti ve kızlarından birini de Kuça prensiyle evlendirdi.

Ancak çok geçmeden, Çin prensesi ile Çin danışmanının entrikası sonucu K’un-mi’ye suikast düzenlendi; fakat başarısız oldu. Ortaya çıkan ihtilaf nedeniyle Çin istikrarı korumak için Vusun’a 15.000 kişilik ordu göndermek zorunda kaldı. İstenilen sonuca ulaşılamayınca Ch’ih-ku’nun başkentinde istikrarı sağlamak amacıyla askeri yerleşimcilerden oluşan 3 tim yerleştirildi. Savaşan prenslerin toprakları arasında ise sınır taşları koyuldu. Onlara, yetkilerinin onaylanmasına ilişkin İmparator tarafından erguvani renkli kurdeleli altın mühürler verildi. Birinci Çin prensesine vatana dönme izni verildi.

Tsi-Li-mi k’un-mi (M.Ö. 45-14) yönetimi döneminde devlet altın dönemini yaşamıştı. Han- shu’nun yazdığına göre o, “iktidarı sıkı bir şekilde elinde tutuyordu” ve Vusun’da “derin bir huzur ve barış hakimdi.” Bunda Çin’in askeri yardımının da etkisi vardı. Fakat, taht-tacın muhtemel varisleri arasındaki çatışmalar tamamen sona ermedi. Çinliler de çoğu zaman bu savaşlarda hakemlik yapıyorlardı. Aslında Vusun’da Çin yanlıları ve Hunlarla barış yapılması tarfatarları arasında bir mücadele sürüyordu. Önceki K’un-mi’nin öldürülmesine iştirak etmiş Pi-kuang-chi, Çin’li feodalin kendisini cezalandıracağı endişesiyle M.Ö. 11 yılında 80.000 yandaşıyla birlikte ülkeyi terk ederek iktidar mücadelesinde destek almak amacıyla komşu K’ang-chü’ye yerleşti. M.Ö. 3 yılında Pi-kuang- chi güçlenerek diğer iki prensi sıkıştırmaya başladı ve Çinli feodal tarafından öldürüldü. Vusun’un politik yaşamına ilişkin bilgilerimiz burada sona ermektedir.

Vusun’un geleneksel olarak üç kısma ayrılması (her birinin kendi ordusu vardı), Çin’in ve Hunların sürekli devam eden politik entrikaları, haremde çok sayıda erkek çocuklarının doğması M.Ö. 64 yılından başlayarak devamlı iç çatışmalara ve sonuçta devletin ikiye parçalanmasına getirip çıkardı. Bu, kendi müttefiklerinin askeri gücünü koruyup sağlamak isteyen Çinliler için devamlı sorunlara neden oldu. (“İmparator sarayı büyük kaygılar içindeydi ve bir yıl bile huzurla geçmedi”: Han-shu. 95).

Biz M.S. V-VI. yüzyıllarda Vusun’un yıkılmasının nedenlerine ilişkin çok az bilgiye sahibiz. Muhtemelen, iç parçalanmalar ve Hionitler ve Eftalitler gibi yeni göçebelerin saldırıları Vusun’un yıkılmasına getirip çıkarmıştır. Son Vusun elçisi Çine M.S. 436 yılında gitmiştir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ