UYGUR İMPARATORLUĞU (744-840)

UYGUR İMPARATORLUĞU (744-840)

Orta Asya Türk halklarının en büyüklerinden biri olan kadim Uygurlar, Orta Çağlar boyunca bu bölgenin etnik ve siyasi tarihi üzerinde çok önemli rol oynamışlardır. Uygurların en erken tarihi aşamaları, Hunların kabile/kavimler konfederasyonunda yer alan “di” ya da “kırmızı di” diye adlandırılan göçebe kabilelerle irtibatlandırılmaktadır.[1] Uygurların tarihini iki ana döneme ayırmak uygun olacaktır: Birincisi; Moğolistan ve Cungarya’daki erken dönem kabile devletleri ya da Kağanlıklar (Milattan Önce 4. ve 5. yüzyıllardaki Guçe Hanlığı ya da “Yüksek arabalar”, Birinci Uygur Kağanlığı, 648-689 ve İkinci Uygur Kağanlığı 744-840); ikincisi 9.-13. yüzyıllarda Doğu Türkistan ve Çin’in Kansu bölgesinde yerleşik Uygur devletlerinin oluşumu ve uzun tarihsel varoluşu (Bugünkü Çin’de Sincan Uygur Özerk Bölgesi). Moğolistan sonrası dönemde kadim Uygurlar tamamen Doğu Türkistan’daki modern Uygur (Yeni Uygurlar) ve küçük bir grup oluşturan Kansu’daki Sarı Uygur (Yugurlar) etnik kompozisyonuna dahil oldular.[2]

Orta Çağ Uygur devletleri arasında en önemlisi Uygur Kağanlığı olarak da bilinen İkinci Uygur Kağanlığı’dır. Bir asır süren varlığı sırasında sadece Uygurların değil bütün diğer Türk halklarının tarihlerinde de kalıcı izler bırakmıştır. Bu dönem, Çin’deki Tang Hanedanı ve Tibet ile birlikte döneminin en güçlü üç devletinden biri haline gelen Kadim Uygurların en büyük yükselme periyodudur. Uygur Kağanlığı’nın siyasi tarihi başta Uygur dönemlerinin Türk runik metinleri ve Çin yıllıkları olmak üzere yazılı kaynaklarda oldukça iyi anlatılmıştır.

Türk Kağanlığı (VI-VII. asır) döneminde Uygur kabileleri/aşiretleri sürekli mücadele halinde oldukları Türklerin isyankar tebalarıdır.[3] Yazılı kaynakların analizi bozkırlardaki hakimiyet mücadelesinin birkaç aşamasının ayırt edilmesine imkan verecektir: a) Liderliğini Uygurların yaptığı Dokuz-Oğuz (Tokuz-Oğuz) kabilelerinin 630-647 yılları arasında Türklere karşı zaferi ve Kuzey Moğolistan’da Birinci Uygur Kağanlığı’nın kurulması (647-689); b) 681-689 yıllarında Türklerin Dokuz- Oğuz kabile konfederasyonuna karşı zaferi ve Doğu Türk Kağanlığı’nı ihya etmeleri; c) 716-725 yılları arasında Dokuz Oğuz (Uygur) kabilelerinin birkaç kez ayaklanması, Türk karşıtı Uygur, Basmil ve Karluk koalisyonunun kurulması; Karlukların batıdaki Türgeş Kağanlığı’na göçü ve bozkırlarda tam bir Uygur hakimiyetinin tesisi (744-840).

Mücadelenin ilk aşamasında (742) Uygurlar Basmiller ve Karluklarla birleşti ve bu durumu Basmillerin başı çektiği yeni bir siyasal ittifakın oluşumuyla neticelendi. Bir sonraki aşamada, Uygurlar Basmil Kağanı’nı yenilgiye uğratmak için Karluklarla birleşti ve Uygur Şefi Güli Peilo’yu bozkırın üstün hakimi/yöneticisi olarak ilan ettiler. O da Kutlu Bilge Kağan ünvanını kabul etti.[4]

742-744 yılları arasında bozkırlardaki durum iki hükümdarlı bir devlet şeklindeydi: Bozkırlardaki kabileler Türkler ve Basmiller liderliğinde olmak üzere birbirine karşı savaşan iki harekete dönmüştü. Türk hakimiyeti henüz yok olmadan, eş zamanlı olarak, diğer bir siyasi oluşum kuruldu. Uygurlar 744 yılında Basmillerin yerini aldıktan sonra da iki hükümdarlı yapı son Türk liderinin 745 yılı başlarındaki ölümüne kadar devam etti.

Türk hakimiyetini yıkmak için faaliyet gösterenler arasında yer alanlardan biri de Tang Hanedanı’ydı. Türk Kağanı Ozmiş’in ana kuvvetleri Çin ile komşu olan Gobi Çölü’nün güneyine yürüdüklerinde, Tang orduları bu kuvvetlere saldırdı, Uygurlar ve Karluklarla birlik olarak Türklerin batı kanadını boyunduruk altına aldılar.[5] 742 yılının sekizinci ayında yaklaşık bin Türk çadırı Çin’e göç etti.[6] Bu, o zamanlar Türklerin Tang Kağanlığı’na yaptıkları ilk göçleriydi. 744 yılında Tang ordularının diğer bir seferi ile Apa-Tarkan liderliğindeki 11 Türk kabilesi daha boyunduruk altına alındı.[7] Türklerin Çin’e son göçü ise 745 yılında gerçekleşti.[8] Türk Kağanlığının çökmesiyle başta Türklerin kabile hiyerarşisinde ikinci sırada gelen Aşina ve Aşide klanlarının pek çok soylusu olmak üzere Türklerin önemli bir kısmı Çin’e göç etmek zorunda bırakıldılar ve ülkenin kuzey sınır bölgelerine yerleştirildiler.

Eskiden müttefik olan Karluklar ile Uygurlar arasında gittikçe artan bölünmeyi Karlukların 746 yılında bozkırlardan Batıdaki Türgeş hakimiyetindeki topraklara sürülmesi takip etti ve bunun neticesinde Moğolistan’da Uygur hakimiyeti kuruldu.

Uygur Kağanlığı’nın kurucusu Bilge Kül Kağan 747 yılında vefat etti.[9] Bilge Kül Kağan’ın liderliğinde Uygurlar bozkırlarda siyasi hakimiyet için hak iddia eden Türkler, Basmiller ve Karluklar gibi başlıca unsurları yok etmesine rağmen, Kağan güçlü merkezi bir Uygur hakimiyeti kurmakta başarısız oldu. Uygurlar hakimiyet haklarını geri almak için diğer pek çok kabile ile savaşmak zorunda kaldılar. Yine de, Çin kaynaklarında adı “Guli Peilo” (Türk. Kullug Boyla) olarak geçen ilk Uygur Kağanı uzun süre Uygurların tarihi belleklerinde yer etti. Bu Kağan’ın ismi sadece Turfan bölgesindeki Uygur el yazmalarında geçmekle kalmayıp, aynı zamanda XI. asırda Karahanlılar Kağanlığı döneminde ünlü Türk ilim adamı Kaşgarlı Mahmut’un kaleme aldığı meşhur “Dîvânü’l-Lügati’t-Türk” adlı eserde de geçmektedir.[10]

Dokuz-Oğuz (Uygur) kabilelerinin asıl güç konsolidasyonu ve merkezi bir Uygur Devleti kurulması, tahta geçmeden önce Bayan Çor olarak bilinen, ilk Kağan’ın halefi ve büyük oğlu El Etmiş Bilge Kağan (747-759) tarafından gerçekleştirilmiştir. Bilge Kağan döneminde Uygur Kağanlığı’ndaki siyasi gelişmeler en iyi şekilde Terh (753) ve Mogon Şin Usu (759-60) runik kitabeler ve Uygur anıt yazıtlarında tasvir edilmektedir.[11] Bu anıt-yazıtlara göre El Etmiş Bilge Kağan “iç” ve “dış” düşmanlara karşı savaşmakta, yeni kurulan Uygur Kağanlığı’nın topraklarını genişletmekte ve sınırlarını güçlendirmekte başarılı olmuştur. Aynı zamanda Bilge Kağan’ın ordusu Oğuz kabilelerinin başkaldırılarını bastırmış ve bozkırlarda hakimiyet kurma iddiasında olan diğer rakip kabileleri yok etmiştir.

Uygur Kağanlığı’nda İç Savaşlar

Yaklagar’ın Uygur Hanedanı’nın düşmanlarına karşı zaferi Dokuz-Oğuz kabilelerinin/boylarının birleşmesine vesile olmak yerine birbirlerine karşı yıkıcı mücadelelerinin başlamasına yol açmıştır.

Dokuz-Oğuz kabileleri arasındaki hakimiyet mücadelesi Uygur Kağanlığı’nda bir dizi iç savaşa yol açmıştır. Uygurların kendi aralarındaki iç savaşlar sorununa A.N. Bernshtam ve L. Gumilev’in çalışmalarında şöyle değinilmektedir. A.N. Bernstham bu iç çatışmaları sınıf çatışmaları olarak[12] L. Gumilev ise farklı dini grupların bir çatışması olarak açıklamaya çalışmaktadır.[13] Her iki yorum da kabul edilebilir gözükmüyor. Çin ve Uygur kaynaklarının analizi iç savaşların ana aşamalarını yeniden inşa etmeye ve bu savaşların sebep ve bazı sonuçlarını ortaya çıkarmaya imkan verecektir. Uygur hakimiyetine karşı Oğuz kabilelerinin üç başkaldırısı bulunmaktadır. Bunlardan ilki ve en büyüğü 747-749 yılları arasında Tay Bilge Tutuk’un liderliğini yaptığı ayaklanmadır. Bu başkaldırının lideri, Uygur kabileleri Tang Çin’inin topraklarına (Kansu, Ordos) göçe zorlandıkları zaman Dokuz-Oğuz kabile konfederasyonunun lideri konumunda bulunan Dokuz-Oğuz kabilelerinden “bayarku”nun şefidir. Mogon Şin Usu’daki Uygur kitabelerinde anlatılmakta olan Sekiz-Oğuz kabilelerinin başkaldırısı Kağan’ın orduları tarafından bastırılmış ve isyancılardan bir grup Karlukların himayesi altında Batı’ya göç etmiştir. Doğu Türkistan’da yaşayan Karlukların topraklarına göç edenler yagma ve bayarku kabileleriydi. Sekiz-Oğuz isyanının lideri Tay Bilge Tutuk 749 yılında Tang Hanedanı’ndan askeri yardım alma teşebüssünde başarısız oldu.[14] Uygurların “dahili düşmanlara” karşı zaferi ve Oğuz kabileleri arasında birliği ihya etmesi, 752-754 yılları arasında Basmiller, Karluklar, Turgeşler, Çikler ve Yenisey Kırgızları dahil olmak üzere “harici düşmanların” Uygur karşıtı koalisyonuyla savaşlarında neticeyi belirleyen kararlı bir faktör olmuştur.

Tay Bilge Tutuk’un başkaldırısının bastırılmasından sonra da Oğuz isyanları bir süre daha devam etmiştir, ancak bunlar ilki kadar büyük olmamış ve tüm Oğuz boylarının katılımını sağlayamamıştır. 750’deki başkaldırı, Türkler ve Oğuzların Tang Kağanlığı topraklarından bozkırlara dönmesi gibi bir dış faktör yüzünden patlak vermiştir. 752-753 yılları arasında cereyan eden bu başkaldırılardan birine Abuz-yabgu liderlik etmiştir. Bir diğer isyan ise 757-759 yılları arasında patlak vermiştir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ