ÜLÜŞ SİSTEMİNDEN MERKEZÎ DEVLETE: SELÇUKLU DEVLET TELÂKKİSİNİN TEŞEKKÜLÜ (1038-1064)

ÜLÜŞ SİSTEMİNDEN MERKEZÎ DEVLETE: SELÇUKLU DEVLET TELÂKKİSİNİN TEŞEKKÜLÜ (1038-1064)

Aslen bir Oğuz boyuna mensup olan Selçuklular Yakın Doğu coğrafyasına köklü bir devlet geleneğinin vârisleri olarak geldiler. Hanedan üyelerinin devlet yönetimine aktif bir şekilde katılımını esas alan ve her hanedan üyesinin fethettiği bölgenin idaresini ‘fetih hakkı’na dayanarak üstlenmesi ananesine dayanan bu telâkki neticesinde, Dandânakân Savaşı’ndan hemen sonra fethedilen ve fethedilecek olan topraklar hanedan üyeleri arasında taksim edildi. Bu çok yapılı parçalanmışlık, zaman zaman hanedan içerisinde şiddetli anlaşmazlıklar yaşanmasına sebep olduğu gibi, taksimde pay alamayan üyelerin de isyanına yol açtı.

Bu mücadelelerin devleti sükûta götüreceğini çok önceden sezinleyen Tuğrul Bey, yerleşik bir coğrafyada kurulan bu yeni devleti, İran bürokratları vasıtasıyla ve bu coğrafyanın merkezî idare geleneklerine göre şekillendirmeye çalıştı. Merkeziyetçiliğin devlet içerisinde ağırlık kazanması ile birlikte, pek çok Selçuklu hanedan üyesi, eski Türk gelenekleri ile bağdaşmayan bu tutuma karşı cephe aldı. Devlet daha kuruluşunun hemen sonrasında şiddetli bir buhranın içerisine düştü. Selçuklu Devleti’nin kuruluş dönemindeki bu şiddetli çatışma, gerçekte, bozkır geleneklerine göre teşekkül eden eski Türk devlet telâkkisi ile, yerleşik İran coğrafyasında oluşan bürokratik Yakın Doğu idare geleneklerinin mücadelesinden ibaretti. Selçuklu hâkimiyetinin Yakın Doğu’da güçlü bir şekilde tesisi, ancak bu mücadelenin merkez ve merkeziyetçiliğin zaferi ile neticelenmesinden sonra oldu.

Dr. Osman ÖZGÜDENLİ

Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi / Türkiye

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al