TÜRKMENİSTAN’DA SOSYAL YAPI

TÜRKMENİSTAN’DA SOSYAL YAPI

Bu çalışmada Türkmenistan’da sosyal yapı konusu ele alınıp İncelenmektedir. Sosyal yapı çeşitli sınıflamaların sistematik şeklidir. Sosyal yapıyı oluşturan her unsur, yerine getirdikleri fonksiyon ve varlıkları itibariyle yapıyı tamamlayıcı bir nitelik taşır. Unsurlardan bağımsız bir yapı düşünülemez. Toplumların geçirdikleri tarihi gelişme seyri düzensizliğe fazla müsaade etmez. İstikrarsız dönemler ve buhranlar toplum hayatının bir bölümüdür. Asıl önemli olan istikrar ve denge dönemleridir.

İlk çağlardan beri çok sayıda medeniyete beşiklik eden Türkmenistan, Ortaçağ’da İpek Yolu başta olmak üzere çeşitli yolların geçtiği, hatta bunların çoğu yerde kesişerek kavşak noktasına dönüştüğü bir geçit konumunda bulunmaktadır. Türklerin yaklaşık bin yıl kadar önce at sırtında, çadırlarıyla Anadolu’ya gelirken, köklü bir medeniyeti de beraberinde taşıdıkları çok iyi bilinmektedir. Onun için, burada sahip olduğumuz kültürün kaynağı sorulduğunda, hemen ata yurdu Türkmenistan akla gelmektedir.

Türkmenlerin eski tarihi, bütün dünya Türklüğünün tarihi ile birdir. Bu nedenle Türkmenlerin sosyal yapılarını incelerken tarihine de bir göz atmamız gerekmektedir. Ayrıca sosyal yapı içersinde Türkmenistan’ın geçmişi ve günümüzdeki özellikleri hakkında bilgiler verilecektir.

1. Türkmen Adı ve Tarihi

Türkmen adının tarih sahnesine çıkışı 10. yüzyıla rastlamaktadır. Bu ad genel bir adlandırma olarak yerleşik hayata geçmiş Türkler için, ağırlıklı olarak da Müslüman Oğuz boyları için kullanılmıştır. İslam kaynaklarının ifadesine göre Müslüman olan Oğuzlara, Türkmen denilmektedir.[1]

Türkmen kelimesinde olduğu gibi Müslüman olan Kuman, Karaman, Ataman, ve Kölemenlerin adlarında görülen -men, -man, eklerinin Müslüman Türklerin isimlerinin sonuna o devirde eklendiği söylenmektedir. Türkmen adı, ilk defa VIII. yüzyılın ikinci çeyreğinde yazılmış olan Göktürk kitabelerinde geçmektedir.[2]

Türkmenler, Türklerin Oğuz grubundandır. Oğuzlar yirmi dört boydan meydana gelmektedir. Bunlar; Kayı, Bayat, Alka-Öyli, Gara-Öyli, Yazır, Döğer, Dodurga, Yaparlı, Avşar, Kızık, Begdili, Garkın, Bayındır, Bicene, Çavundur, Çepni, Salur, Eymür, Ala-Yundlu, Üregir, İğdir, Bügdüz, Yıva ve Kınık’dır.[3] Oğuz boyları, Sır-ı Derya’dan Hazar’a, Aral’dan Horasan’a kadar olan bölgede yaşamışlardır. Yabgu önderliğinde Oğuzların kurduğu devletin başkenti Sır-ı Derya kenarındaki Yenikent’tir.[4]

Türkmen adı bugün dar manada Türkmenistan Cumhuriyeti’nde yaşayan Türkmenler ile Irak, İran, Suriye ve Anadolu’daki Türkmen boylarına mensup olanlar için kullanılmaktadır. Günümüzde Türkmenistan’da, Teke, Yemut, Çavuldur, Göklen, Sarıg, Salur ve Ersari gibi kabileler çoğunlukta bulunmaktadır.

Türkmenistan Demokratik Cumhuriyeti’nde yer alan Türkmen boyları; Teke (Ötemiş, Tohtamış), Sarık, Salar (Karaman, Kıpçak, Yalvaç), Yomut, Ersarı (Ok, Alaç, Kara, Bükeyi), Çavdur, Göklen (Koy, Bayat, Kınık, Kayı)’dir. Günümüzde bu boylar, Teke, Ahal ve Merv vadilerinde, Sarık; Orta Murgap’ta, Salur; Merv civarında ve Kuzey İran’da, Yomut; Hazar denizinin güney sahilleri ile Hive’nin güneybatısında, Ersarı; Amuderya orta mecra ile Hoca Salih civarında, Çavdur; Hive ile Hazar arasında, Göklen ise İran’da bulunuyor.

Türkmenler, esas itibariyle IX. yüzyılda Salır-Kınık, Yazır ve Kayı-Bayat boylarından birleşen Oğuzlardan gelmektedir. Türkmen medeniyetinin oluşmasında bu topraklarda hüküm sürmüş olan birçok kültür ve halkın etkisi olduğu kabul edilmektedir. Bugünkü Türkmen kültüründe binlerce yıldan bu yana süregelen rengarenk kültür unsurları bulunmaktadır. XI.-XIII. yüzyıllarda Türkmenistan’da devlet kuran Selçuklular ve Harzemşahlar döneminde kültürel hayat çok gelişmiştir. Türkmenlerin inşa ettikleri cami, türbe ve diğer göz kamaştırıcı binalar dönemin en değerli eserleri olmuştur. Bu dönemde Harezm’in başkenti Gürgenç (Bugünkü Köne Ürgenç) büyük bir bilim merkezi niteliği taşımıştır. Merv ( bugünkü Mari) şehri ise bir bilim ve kültür merkezi olmuştur.

Türkmen sözünün anlamı için çeşitli yorumlar yapılmaktadır. Avrupalı tarihçiler, Türkmen adını “Saf Kanlı Türk” olarak nitelendirirken, Türkiyeli tarihçiler “Özen Türk” yani “Türk Halklarının Kökü” diye değerlendirmektedirler. Türkmen adının manası yolundaki görüşler genelde “Türk’e Benzer, veya konar-göçer Türk” olabileceği üzerindedir.[5]

Türkmenistan’da ilk insan yerleşimi M. Ö. 7000 ile 5000 yıllarında gerçekleştiği, Toğalaktepe, Çobantepe ve Göktepe bölgelerinde bulunan kalıntılardan anlaşılmaktadır. M. Ö. 8 -6. yüzyıllarda Güneybatı Türkmenistan’da Hazar ve Dah Kabileleri, Kuzeydoğuda Massagitler, Amuderya’nın aşağı kısımlarında Harzemliler, Murgap vadisinde Margianlar ve Köpet dağının kuzey eteklerinde ise Parfiyalılar yaşamışlardır.

Makedon İmparatoru Büyük İskender M. Ö. 334 yılında Türkmenistan topraklarına gelip Ahemeniler Devleti’ni yıkar ve Parfiya bölgesini ele geçirir. M.Ö. 3. yüzyıla kadar egemenliği sürer. M. Ö. 247 yılında Parfiya Devleti ortaya çıkar. Parfiya’nın başkenti bugünkü Aşkabat’a 15 km. uzakta yer alan Bağır köyü yakınlarındaki Nusay Kalesi’dir. Bundan sonra sırasıyla, Romalılar, Partlar ve Sasaniler bu topraklarda hüküm sürmüşlerdir.[6]

641 yılında Horasan İslam topraklarına dahil edilmiştir. 671’de Amül (Çarcov) ile Zâm (Kerki) şehrini de ele geçiren İslam kuvvetleri, Harzem’e kadar ilerlemişler; ancak Harzem, Müslümanlar tarafından 711 yılında fethedilmiştir.[7]

821-878 yılları arasında Tahiriler, 900 yılına kadar Saffarilerin yönetimde kalmış ve daha sonra bölgeye Samaniler hakim olmuştur. Harzem, Memunilerce idare edilmiştir. Karahanlıların 999’da Buhara’yı almaları ile birlikte Samani Devleti yıkılmıştır. 940 yılında boy devletleri Karahanlıların buyruğu altına girmişlerdir. Karahanlı Saltuk Buğra Han Dönemi’nde Oğuzlar kitleler halinde Müslüman olmuşlardır. V. yüzyıldan itibaren Oğuzlar, Ceyhun kenarları ve Hazar ile Aral gölü arasına yerleşirler.

Çağrı ve Tuğrul Beyler, 1040 yılında Dandanakan Savaşı’nda Gazne Sultanını yendikten sonra Selçuklu Devleti’ni kurarlar. 1071 yılında Sultan Alpaslan, Malazgirt savaşında Bizans ordularını yenerek Anadolu’nun kapısını Türklere açar. Daha sonra Gazneliler, Büyük Selçuklular, Harzemşahlar, Moğol Devri, Timur Dönemi, Özbek Hanları, Safaviler ve Ruslar buraya hakim olmuşlardır.[8]

2 Şubat 1920’de Harzem Halk Sovyet Cumhuriyeti ve 2 Eylül 1920’de Buhara Halk Sovyet Cumhuriyeti kurulur. 27 Ekim 1924’de Ruslar, Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan Cumhuriyetlerini kurarak, Türkistan’ı beş ayrı Cumhuriyet halinde Sovyet merkezine bağlarlar.

Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecine girmesi üzerine, Türkmenler de kendi Cumhuriyetlerini kurmak üzere harekete geçmiş ve Türkmenistan Meclisi, 27 Ekim 1991’deki olağanüstü toplantısında oy birliği ile Türkmenistan Devleti’nin kurulmasına karar vermiştir. 27 Ekim, Türkmenistan’ın bağımsızlık günü olarak ilan edilmiştir. Türkmenistan’ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülke Türkiye olmuştur. 26 Haziran 1990’da Saparmurat Türkmenbaşı Devlet Başkanlığı’na seçilmiştir. 27 Aralık 1995’te Birleşmiş Milletler tarafından Türkmenistan’a Tarafsızlık statüsü verilmiştir.[9]

2. Coğrafi Yapı

27 Ekim 1991’de istiklâline kavuşan bugünkü bağımsız, tarafsız, demokratik Türkmenistan Cumhuriyeti 53-66 doğu boylamı ile 36-43 kuzey enlemleri arasında yer almakta olup, yüz ölçümü 488 bin km2’dir. Batısında Hazar denizi, doğusunda ve kuzeydoğusunda Özbekistan, kuzeyinde Kazakistan, güneyinde İran ve güneydoğusunda Afganistan bulunmaktadır. Türkmenistan’ın yaklaşık 5/4’ü çöl karakterindedir. Diğer kısmını, Köpet dağı etekleri, Murgap, orta ve aşağı Amuderya kıyıları da vahaları teşkil eder.

Türkmenistan, Asya’nın iç kesimlerinde yer aldığı için tam bir kara iklimine sahiptir. Genellikle yazları sıcak ve kurak geçer, gece ve gündüz arasında büyük ısı farkları görülür. Çok sıcak ve uzun geçen yaz aylarında ısı 50 C’yi geçer. Kış ayları kısa ve soğuk olup ortalama sıcaklık -5 C civarındadır. Yağışlar oldukça azdır. En çok yağmur Mayıs ayında yağar. Ülkenin bu kuraklığını Tecen ve Murgap nehirleriyle Amu Derya Nehri’nin %20 suyunu alan Karakum Kanalı’nın suları giderir.

Türkmenistan’ın genelde doğal bitki örtüsü odunsu çalılıklarla otlardan meydana gelmektedir. Çeşitli türdeki ağaçlara ise, en çok su kenarlarında ve kent merkezlerinde rastlanılmaktadır.

3. Demografik Yapı

1995 yılı itibari ile 4.500.000 olan nüfusun %73’ünü Türkmenler, %6’sını Ruslar oluşturmaktadır. Türkmenler arasında hızlı nüfus artışı ve tedrici göç nedeniyle son iki yılda ülke nüfusu içinde Rus azınlığın oranı %10’dan %6’ya düşmüştür. Ruslar genelde Aşkabat ve diğer büyük şehirlerde ikamet etmektedir. Ayrıca ülkede %9 Özbek, %5 Tatar, %2 Kazak ve diğer halklar bulunmaktadır.

1997’de ülke büyük bir nüfus artış hızına sahip olup ( %2.8), son yıllarda 100.000 civarında olan nüfus artışı 400.000’e ulaşmıştır. Dini; Müslüman %88 (Sünni-Hanefi), Hıristiyan %10 (Ortodoks) ve %2 diğer dinlere mensup insanlardan oluşmaktadır.

Nüfusun yerleşim yerine (Kır-Kent) göre dağılımı incelendiğinde son 15 yılda kır ve kent nüfusu açısından sayısal olarak büyük bir değişme gözlenmiştir. 1980 yılında nüfusun %47.7’si şehirlerde yaşarken %52.3’ü kırsal bölgede yaşamakta idi. Ancak 1997’de bu oran kentte %45.4 kırda ise %54.6 olarak tespit edilmiştir. 1997 yılında nüfus 5 yıllık yaş bantlarına ayrılıp incelendiğinde ülke nüfusunun %38’inin 0-14 yaş grubunda toplandığı görülmüştür. Bu durum, doğurganlığın yüksek olduğunu göstermektedir.

4. Siyasi ve İdari Yapı

Bağımsızlık ilanının peşi sıra 16 Kasım 1991’de eski Komünist Partisi, Türkmenistan Demokrat Partisi olarak yeniden isimlendirilmiş ve 18 Mayıs 1992’de başkanlık yetkisinin genişletilmesini amaçlayan yeni bir anayasa parlamentodan geçmiştir. Türkmenistan yöneticileri, içinde bulunulan aşamada, çok partili sisteme geçilmesine karşı çıkarken, ülkede istikrara ihtiyaç bulunduğu, bu oluşumun Türkmenistan’daki farklı etnik unsurlar ve Türkmen kabileleri arasında ihtilafa ve sürtüşmelere zemin hazırlayacağı endişesini ileri sürmektedirler.

Yeni Anayasa, başkanlık sistemini ön görmekte ve devlet başkanına çok büyük yetki tanımaktadır. Buna göre devlet başkanı, Bakanlar Kabinesi’ne başkanlık eder. Devlet başkanı, ileride meclisin onayına sunmak koşulu ile kanun yapmak hakkına sahiptir. Başkan yardımcıları, bakanlar, hakimler (belediye başkanı, vali) ve yüksek mahkeme başkanları, devlet başkanı tarafından atanmaktadır. Devlet başkanı gerekli gördüğü hallerde meclisi feshetmek hakkına sahiptir. Halk maslahatı; Türkmenistan’ın tamamından mahalli temsilciler ve bilim adamlarının katıldığı bir organ olup başkanlığını devlet başkanı yapmaktadır. Türkmenistan’da yasamayı yerine getiren, seçimle işbaşına gelmiş 50 üyeden oluşan bir meclis bulunmaktadır. Ülkede yüksek mahkeme yargının en üst noktasında görev yapmaktadır.

Meclisin 28 Aralık 1993 tarihli oturumunda Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı’nın görev süresinin, sona ereceği 1997 yılından sonra 5 yıl daha azaltılmasına ilişkin bir karar alınmış, ancak Türkmenbaşı’nın, bu kararın referanduma sunulmasında ısrarlı olması üzerine 15 Ocak 1994 tarihinde yapılan referandumda Türkmenbaşı -tek aday- %99.3 ile 2002 yılına kadar yeniden seçilmiştir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al