TÜRKİYE’NİN BÜYÜK ÖĞRENCİ PROJESİ 1992–2012

TÜRKİYE’NİN BÜYÜK ÖĞRENCİ PROJESİ 1992–2012

Turan_Can003

Giriş  

Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası derin tarihi ve kültürel bağlarımız olan Türk Dünyası coğrafyasında yaşanan yeni değişim ve şekillenmeler hem ülkemizde hem de bu bölgelerde büyük bir sevinç yaratmış, bu büyük sevincin etkisiyle 70 yıllık siyasi izolasyon sürecinin çok kısa zamanda aşılması, büyük başarılara imza atılması, ekonomik, ticari ve kültürel birlikteliğin sağlanması gibi büyük beklentileri de doğurmuştur.

Türkiye ile soydaş devlet ve topluluklar arasında yakın bağlar kurulması, sadece bir siyasi tercih veya tarihsel sorumluluk değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal, kültürel ve stratejik bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Ayrıca uluslararası öğrenci dolaşımı, ülkeler ve kültürler arasında karşılıklı anlayışı, işbirliğini ve dayanışmayı artırdığından önemli bir dış politika ve kamu diplomasisi aracı olarak değerlendirilmektedir.

1990’lı yılların başında Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından, Türkiye, bağımsızlığını kazanan ülkelerle ilişkilerini güçlendirmek için farklı dış politika stratejileri geliştirmiştir. Eğitim, bu dönemde geliştirilen dış politika stratejilerinin en önemlilerinden birisi olmuştur. Eğitim alanında imzalanan ikili anlaşmalar sayesinde, bağımsızlığına kavuşan Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile öğrenci değişimi ve ortak eğitim yatırımları teşvik edilmesi ve bu sayede Türkiye’nin bu ülkelerle olan tarihsel ve kültürel bağlarının güçlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu ikili anlaşmalar neticesinde, eğitim alanında ortaya çıkan en önemli proje, Büyük Öğrenci Projesi (BÖP) olmuştur. Proje kapsamında 1992–1993 akademik yılından itibaren, Türkiye’ye Türk Cumhuriyetleri ve Akraba Topluluklarından burslu olarak öğrenci kabul etmektedir.

Başlangıçta beş Türk Cumhuriyetini kapsayan BÖP, bugün Türk Cumhuriyetleri ile birlikte Asya ve Balkanlar’daki ülke ve toplulukları da içine almaktadır. Projenin uygulanmaya başlandığı 1992–1993 akademik yılından bu yana, söz konusu ülke yâda topluluklara her yıl 1.000 ila 1.500 arasında burslu kontenjan tahsis edilmektedir.

Büyük Öğrenci Projesi, Türk Cumhuriyetleri ile Türk ve Akraba Toplulukları ile yapılan işbirliği anlaşmaları, protokoller, mutabakat zabıtları, daimi komisyon kararları ve değerlendirme kurulu kararlarıyla öğrencilerin burslukları ile ilgili iş ve işlemlerini düzenleyen şartnamelere göre yürütülmektedir. Projenin yürütülmesinden sorumlu olan kurum, 1992 yılında MEB bünyesinde kurulan Yurt Dışı Eğitim Öğretim Genel Müdürlüğü’dür. En son çıkarılan 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile bu birim Milli Eğitim Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün bünyesinde hizmet vermeye başlamıştır.

Milli Eğitim Bakanlığının verilerine göre, 2010–2011 akademik yılında toplam 6.256 uluslararası öğrenci Büyük Öğrenci Projesi kapsamında Türkiye’de yüksek öğrenim görmüştür. Proje kapsamında gelen öğrencilerin ülke ve eğitim seviyesine göre dağılımı şöyledir. Öğrencilerin büyük çoğunluğunu Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Kazakistan gibi Orta Asya ülkelerini, Balkan ve Orta Doğu ülkeleri takip etmektedir. Ortaya çıkan bu tablo, Büyük Öğrenci Projesi’nin amaç ve kapsamı ile örtüşmektedir. Aldıkları eğitim düzeyine göre öğrencilerin yaklaşık % 62 lisans, % 23’ü lisansüstü, % 12’i ise dil ve % 3’ü ön lisans eğitimi almaktadır.

Kısa, orta ve uzun vadeli değerlendirme, strateji ve plan yapmak için, Büyük Öğrenci Projesi’nin başladığı 1992–1993 akademik yılından 2009–2010 akademik yılına kadar geçen süre zarfında, her yıl verilen kontenjanların ne kadarının kullanıldığı, kullanılan kontenjanlardan mezun olan öğrenci sayısı, bursu kesilen öğrenci sayısı ve halen eğitimine devam eden öğrenci sayılarını verelim. 2009–2010 akademik yılına kadar toplamda yaklaşık 41 bin kontenjan tahsis edilmiş, bu kontenjanların 32 bini kullanılmıştır. Yani ülkeler için edilen tahsis kontenjanlarının % 78’i kullanılmıştır. Projenin başladığı andan itibaren, Türkiye’ye gelen 32 bin öğrenciden sadece 9 bin 541’i mezun olmuştur. Mezun olan öğrenci sayısından daha fazla öğrencinin 16 bin 648 öğrencinin bursu ise farklı nedenlerden ötürü kesilmiştir. Geriye kalan 5 bin 757 öğrenci ise halen eğitimlerine devam etmektedir.

Mezuniyet oranının oldukça düşük olması % 30 ve dahası bursu kesilen öğrenci sayısının mezun sayıdan neredeyse iki kat fazla olması, gelen öğrencilerin başarı oranları ve dolayısıyla Büyük Öğrenci Projesi’nin verimliliği hakkında ciddi kaygı uyandırmaktadır.

Bu çerçevede Türk Dünyası arasındaki ilişkinin daha gerçekçi yaklaşım ve stratejilere dayanması ve ilk dönemin soyut ve büyük beklentilerinin ötesinde, artık daha somut, uzun vadeli ve kalıcı ekonomik, ticari, siyasi, kültürel ve bilimsel bağların kurulmasına ve geliştirilmesine hizmet edecek projelere önem verilmesi anlayışları ön plana çıkmalıdır. Artık hedeflerin ve temennilerin hayata geçirilmesini sağlayacak daha sistematik bir yol haritasına ihtiyaç duyulmaktadır. Türk Dünyası için uzun vadeli ve kalıcı projelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Aksaklıklarının giderilmesi halinde, etkisini günümüzde ve uzun vadede gösterecek olan projelerden biri de hiç kuşkusuz “Büyük Öğrenci Projesi”dir.

Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmaları, Türk dış politikasına yeni bir boyut eklemiştir. Türkiye’nin; dil, tarih ve kültürel bağlarının bulunduğu bu ülkelerle ilişkileri ve işbirliği birçok alanda ortak yarar temelinde hızla gelişmektedir.

Türkiye’nin bölgeye yönelik genel politikasını; Orta Asya ülkelerinin bağımsız, siyasi ve ekonomik istikrara sahip, kendi aralarında ve komşularıyla işbirliği içinde, uluslararası toplumla bütünleşmiş ve demokratik değerleri benimsemiş devletler olarak varlıklarını sürdürebilmelerini desteklemek şeklinde özetlemek mümkündür.

Sovyetler Birliği’nin tarih sahnesinden çekilmesi üzerine bağımsızlığını kazanan Türk Cumhuriyetleri ile Türk ve Akraba Topluluklarının yeniden yapılanma sürecinde yetişmiş insan gücü ihtiyacını karşılamaya yardımcı olmak, Türkiye dostu genç nesiller yetiştirmek, Türk Dünyası ile kalıcı ve sürdürülebilir dostluk köprüleri kurmak, Türkçeyi öğretmek ve Türk kültürünü tanıtmak, Türk Dünyasında yer alan ülkeler arasındaki ilişkileri geliştirmek amacıyla 1992–1993 eğitim öğretim yılında 10.000 öğrencinin ülkemize davet edilmesi ile “Büyük Öğrenci Projesi”uygulamaya konulmuştur.

Türkiye’nin 1992 yılında Türk Cumhuriyetleri ve Türk Akraba Toplulukları ile eğitim işbirliğini geliştirmek ve dostluk köprüleri kurmak amacıyla uygulamaya koyduğu Büyük Öğrenci Projesi, paydaş kurumların işbirliğinde hâlihazırda toplam 40 üniversitemizde öğrenim gören öğrencilerin TÖMER eğitimi, yurtlarda barınma, bazı illerde şehir içi ulaşım, sağlık giderlerini karşılama, ülkelerine geliş-gidişlerinin planlanması, burs, kitap-kırtasiye, giyecek, ikamet teskeresi bedeli ve üniversite katkı payı gibi imkânlar sağlanmaktadır.

Bu çerçevede, Türk Cumhuriyetleri ile Türk Akraba ve Topluluklarının yeni sistemde ihtiyacı olan nitelikli insan gücünü karşılamaya yardımcı olmak, yetişen nesillerin Türk dili’nde; ortak tarih ve kültürel değerler etrafında buluşmalarına ve kaynaşmalarına zemin oluşturmak, ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla, eğitim ve kültür projeleri devreye sokulmuştur.

Büyük Öğrenci Projesi’nin başladığı andan itibaren Türkiye’ye gelen 32 bin öğrenciden sadece 9.541’i mezun olmuştur. Mezuniyet oranının oldukça düşük olması, Büyük Öğrenci Projesi’nin verimliliği hakkında ciddi kaygı uyandırmaktadır.

Türkiye’deki uluslararası öğrencilerin yaklaşık % 40’ını, 1992–1993 akademik yılında başlayan Büyük Öğrenci Projesi (BÖP) kapsamında ve uygulanan Hükümet Bursu kapsamında gelen burslu öğrencilerden oluşmaktadır.

ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME

Türk Cumhuriyetlerinden gelen öğrencilerin seçiminde başlangıçta herhangi bir kriter uygulanmamıştır. Ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora için Türkiye’ye gelen öğrenciler 1993–1994 öğretim yılında Ankara Üniversitesi Türkçe Öğretim Merkezi(TÖMER)’de Türkçe öğrenmeye başlamışlardır. Daha sonra sadece Ankara’da faaliyet gösteren TÖMER kısa bir süre içerisinde başarılı bir teşkilatlanma göstererek Kayseri, Bursa, Eskişehir, Adana, Edirne, Trabzon, Konya, Samsun, İzmir ve İstanbul’da şubeler açmıştır (Arslan 1994: 13). Öğrenci yoğunluğunun artması üzerine Ankara Üniversitesi TÖMER’in dışında, Gazi Üniversitesi Türkçe Öğrenim Araştırma ve Uygulama Merkezi, Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul Üniversitesi Dil Merkezi Başkanlığı’nın bünyesinde Türkçe kursları açılmıştır.

Ülkemizde yüksek öğrenim görmek üzere TCS ya da seçici kurullarca seçilen öğrencilerden Türkçe seviyeleri yetersiz olanlar ülkemizde 1 yıl Türkçe eğitim öğretimine alınırlar. Bir yıllık eğitim sonucunda yapılan sınavda başarılı olan öğrenciler tercih ettikleri yüksek öğretim programında eğitime başlarlar.

2004 yılında Arnavutluk, Azerbaycan, Bosna-Hersek, Kırım, Kırgızistan, Kazakistan, Kosova, Makedonya, Moldova, Romanya, Tacikistan, Tataristan ve Türkmenistan seçme ve yerleştirme sınavları yapılmıştır.

Sınavda, Türkçe bilen öğrenciler için Türkçe seviye tespit sınavı da uygulanmaktadır. Sınav sonucunda (A) ve (B) seviyesinde Türkçe bilen öğrenciler yerleştirildikleri yükseköğretim kurumlarında öğrenime başlamakta, (C) seviyesindeki Türkçe bilen öğrenciler ise 1 yıl Türkiye Türkçesi eğitimi görerek bir sonraki yıl üniversitelerde kazanmış oldukları programlarda eğitimlerini sürdürmektedirler.

Türkiye’de yapılan Türk Cumhuriyetleri ile Akraba Toplulukları Sınavı’nın (TCS) Türkçe Seviye Tespit Bölümünde baraj sistemi uygulanmaktadır. Baraj, öğrencinin üniversitedeki eğitim-öğretimini sürdürebilecek derecede Türkiye Türkçesi bildiğinin kanıtlanması amacına yöneliktir.

YÖS SINAVI

Türk Cumhuriyetleri ile Türk ve Akraba Toplulukları Liselerinden mezun öğrencilerden isteyenlerin kendi imkânları ile ülkemizde eğitimlerini sürdürmelerini sağlamak amacıyla; Türkiye’de Ankara’da, Türkiye dışında Tiran (Arnavutluk), Bakü (Azerbaycan), Dakka (Bangladeş), Almatı (Kazakistan), Nairobi (Kenya), Bişkek (Kırgızistan), Beyrut (Lübnan), Üsküp (Makedonya), Kabil ve Mezar-ı Şerif (Afganistan), Kuala Lumpur (Malezya), Kahire (Mısır), Ulanbator (Moğolistan), Taşkent (Özbekistan), İslamabat (Pakistan), Kazan (Rusya Federasyonu), Şam (Suriye) ve Amman (Ürdün)’de Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı(YÖS) yapılmaktadır.

Yabancı uyruklu öğrencilerden kendi mali imkânları ile Türkiye’de yükseköğrenim görmek isteyenler Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı(YÖS Temel Öğrenme Becerileri Testinden en az 40 puan) sonuçları veya YÖS’e eşdeğerliği kabul edilen başka uluslararası sınav sonuçlarıyla da üniversitelere başvurabileceklerdir. YÖS’ ün eşdeğeri olarak belirlenen sınavlar üniversitelerin kabul koşulları arasında yer alacaktır. Yükseköğretim Kurulunun YÖS dışında kabul ettiği uluslararası sınavlar şunlardır. Scholastic Aptitude Test (SAT I) American College Testing (ACT), General Certificate Education (GCE-A Level), Uluslararası Bakalorya (IB), Abitur, Fransız Bakaloryası, Matura, Ürdün ve Filistin’de yapılan Tevcihi (Tawjihi) Sınavı, Lübnan’da yapılan Bakalorya sınavları, ayrıca TÜBİTAK’ın tanıdığı ve katıldığı uluslararası bilim olimpiyatlarında altın, gümüş ve bronz madalya almış olan adaylar doğrudan üniversiteye başvurabilirler. Bu sınavlardan hangi üniversitenin hangilerini ve hangi düzeyde kabul edecekleri, üniversitelerin kendi kararlarına bırakılmıştır.

BURSLU ÖĞRENCİLER

18. 11,2002 tarihinde yürürlüğe giren Yüksek Öğrenim İle İlgili Şartname 2922 Sayılı Kanuna ve bu kanuna dayalı olarak çıkarılan Türkiye’de Öğrenim Gören Yabancı Uyruklu Öğrencilere İlişkin Yönetmeliğe, söz konusu Kanun gereği kurulan Değerlendirme Kurulunca alınan kararlara, bursların tahsis edildiği ülke ve topluluklarla imzalanan anlaşmalara ve YÖK mevzuatına dayanır.

A – BURSLARLA İLGİLİ GENEL BİLGİLER

1-Burslar, Türk Cumhuriyetleri ve Akraba Toplulukları Sınavı’na (TCS) alınan, o öğretim yılı için ayrılan yüksek öğrenim kontenjanına dahil edilen, bu şartnamede belirtilen şartları taşıyan ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından da bir yüksek öğretim programına yerleştirilen öğrencilere verilir.

Kendi imkânları ile öğrenim görmek üzere Yabancı Öğrenci Sınavı’na (YÖS) giren ve bir yüksek öğretim programına yerleştirilen öğrenciler devlet bursluluğuna kabul edilmezler.

2- Ülkemizce her yıl Ocak ayında belirlenen kontenjanlar için adaylar, ülkelerinin yetkili makamlarına başvururlar.

3- Ülkelerinde; T.C. Millî Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ve Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi görevlileri tarafından yapılan TCS’ye alınan adaylardan başarılı olanlar aldıkları puana göre tercihleri doğrultusunda programlara yerleştirilirler

Ülkelerinde TCS yapılmayan adaylar ise dış temsilciliğimizden bir üyenin de bulunduğu seçici kurullarca, bunun mümkün olmaması halinde de ülkelerinin yetkili makamları tarafından seçilirler. Bu adaylardan Türkiye’de yapılan TCS’de başarılı olanlar aldıkları puana göre tercihleri doğrultusunda programlara yerleştirilirler.

4- Ülkesinde veya ülkemizde yapılan TCS’ye katılan öğrencilerden ÖSYM Başkanlığınca belirlenen Türkçe Seviye Tespit Sınavı barajını aşanlar, yerleştirildikleri programlara devam ederler. Barajı aşamayanlar ise ülkemizde veya ülkelerindeki Türkiye Türkçesi Eğitim Öğretim Merkezlerinde 1 yıl Türkiye Türkçesi kursuna devam ederler. Bu kursu başarı ile bitiren öğrencilerden Türkçe Seviye Tespit Sınavı’nda belirlenen barajı aşanlar yerleştirildikleri yüksek öğretim programına başlarlar. Barajı aşamayan öğrencilerin bursları kesilir ve yerleştirildikleri yüksek öğretim programında öğrenimlerine başlayamazlar.

ÖĞRENCİLERİN BAŞARI DURUMLARI 

1992–1993 eğitim-öğretim yılından itibaren gelen öğrencilerin başarı durumları YÖK tarafından takip edilmektedir. Üniversitelerimizden alınan başarı durumlarına ilişkin bilgiler incelendiğinde, iyi bir seçim yapılarak getirilen ülkelerin öğrencilerinin daha başarılı oldukları görülmektedir. Bu nedenle, seçme ve yerleştirme sınavı yapılan ülkelerde başvuruların çok olmasının sağlanması, diğer ülke ve topluluklarda ise öğrenci seçimlerine daha fazla özen gösterilmesi gerektiği kanısına varılmıştır.

REHBER ve KORUYUCU AİLE

Türk Cumhuriyetleri ile Türk ve Akraba Toplulukları’ndan Öğrenci Getirme Projesi kapsamında halen ülkemizde devlet burslusu olarak bulunan öğrencilerin Türk aile yapısını daha iyi tanımalarını sağlamak, yalnızlık ve sahipsizlik hislerinin ortadan kalkmasına yardımcı olmak amacıyla Rehber ve Koruyucu Aile Projesi Ankara pilot il olmak üzere başlatılmıştır. Türk Cumhuriyetleri ile akraba topluluklardan ülkemize gelen öğrencilerin Türkiye’de bulundukları süre içinde; Türk ailesinin sosyal, kültürel, ekonomik yapısını, gelenek ve göreneklerini öğrenmesi, Türkiye Türkçesini öğrenme sürecini pratik yaparak geliştirmesi, toplumun temeli olan ailede; sevgi saygı, sorumluluk, hoşgörü, dayanışma gibi kavramları yaşayarak kişiliğinin bir parçası haline getirebilmesi amacıyla başlatılmıştır.

BÖP’TE KARŞILAŞILAN AKSAKLIKLAR

Aslında problem olarak görülenler üç-dört konu da toplanmakta, burslar, yurtlar, mezuniyet ve diğer sorunlar.

Yapılan araştırmalarda, Öğrenciler; verilen burs ücretlerini yeterli görmediklerini açıkça ifade etmişlerdir.

Öğrenciler yurt ortamlarının daha da iyileştirilmesi gerektiği konusunu da belirtmişlerdir.

Türkiye’de çalışmak isteyen başarılı öğrencilerin, çalışma hayatına geçiş süreci kolaylaştırılmalı ve bu süreci Türkiye’den takip etmesine imkân verilmelidir. Ayrıca, mezun öğrencilerle-özellikle burslu olarak öğrenim görenlerin-ilişkileri koparmamak için sağlıklı işleyen bir mezun takip sistemi kurulmalı ve mezunların birbirleriyle rahatlıkla iletişim kurabilecekleri (çevrimiçi veya yüz-yüze) ortamlar geliştirilmelidir.

Türkiye’den alınan diplomaların denkliğiyle ilgili sorun yaşanan ülkelerle diplomatik kanallarla görüşülmeli ve denklik sorunu çözülmelidir.

Öğrenciler bazı şehirlerde toplu taşıma ücretlerinden şikâyetçi olduklarını ifade etmektedirler.

Üniversite ve bölüm seçimindeki yanlışlıklar.

Üniversite ve üzeri seviyede öğretim için gerekli dil seviyesine sahip olamama.

Bireylerin kendilerinden kaynaklanan hatalar.

Yukarıdaki tabloya baktığımızda bunlar telafi edilmeyecek sorunlar değildir. Bu kadar büyük bir projede ortaya konulan sorunlar pek de aşılmayacak sorunlar olarak görülmemeli, ama dile getirilen sorunlarda acilen giderilmeli ve gerekli tedbirlerin de biran önce alınmasında sayısız faydaların olduğu unutulmamalıdır.

BÖP’NİN GELİŞTİRİLMESİ KONUSUNDAKİ ÖNERİLERİMİZ

Yukarıdaki aksaklıkların giderilmesinden sonra, ek tedbir olarak Özel sektör ve Gönüllü kuruluşlarında bu projeye dâhil edilmesinde birden çok faydalar sağlayacağı düşünülmeli,

Dost Aile Projesinin geliştirilmesi ve uygulanması daha etkin duruma getirilmeli.

Mezuniyet sonrasında öğrenciler ile mümkünse yaşam boyu iletişim sürdürülmeli, dernek kurmalarına katkı verilmeli, işleyen bir mezun takip sistemi kurulmalı ve mezunların birbirleriyle rahatlıkla iletişim kurabilecekleri (çevrimiçi veya yüz-yüze) ortamlar geliştirilmelidir.

Türkiye’den alınan diplomaların ülkelerindeki denklik problemleri çözülmeli,

Sosyal, kültürel ve sportif etkinlikler gerçekleştirilmeli ve her ülkenin milli günlerinde günün anlamına uygun programlar yapılmasına özen gösterilmeli.

TÖMER eğitimi daha yoğun bir hale getirilmeli,

Ücretsiz ulaşım sorunu çözülmeli,

Bugün, geniş bir coğrafya üzerinde yaşayan ve geleneklerine yürekten bağlı olan Türk Dünyası, ortak kültür değerlerini korumak, geliştirmek ve yayınlaştırmak için olumlu çalışmalarına devam etmektedir.

Atatürk’ün de ifade ettiği gibi“Türklüğün unutulmuş medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki gelişimi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkundan güneş gibi doğacaktır.”

Türkiye Cumhuriyeti Türk Dünyasındaki eğitim-öğretim çalışmalarına katkıda bulunmak suretiyle kardeş Cumhuriyetlerle daima iyiyi, güzeli ve doğruyu bulma gayretiyle işbirliği içersinde çabasını sürdürmelidir.

Gerek sistemi, gerekse büyüklüğü itibariyle dünyada emsali olmayan bu Proje, yaşadığımız tüm kriz ve doğal afetlere rağmen, büyük bir şükran duygusu ile ifade etmek gerekir ki, bu Proje ile ilgili tüm kurum ve kuruluşlarımızın özverisiyle, yaşanan bazı olumsuzluklara rağmen bu güne kadar sürdürülmüştür.

Proje kapsamında; binlerce genç ülkemizin güzide üniversitelerinden mezun olarak ülkelerine ve dünyanın değişik yerlerinde, hayatın her alanında, her geçen gün daha etkin konuma gelmektedirler.

Bu Projenin bir amacı da Türk Devlet ve Toplulukları arasında eğitim işbirliğini güçlendirmek, Türkçeyi dünyada tercih edilen dil konumuna getirmek, Türk kültürünü ve tarihini yeni nesillere taşımak, sosyal, kültürel ve eğitim alanındaki işbirliğini yeni projelerle güçlendirmek, ortak kültür unsurlarımızı yeni nesillere taşımak ve tanıtmaktır.

Bugün Türkçe siyasi olduğu kadar ekonomik ve ticari sebeplerle de öğrenilmek, konuşulmak istenen bir dil haline gelmiştir. Buna çeşitli ülkelerde görevim sırasında da tanık oldum. Bizden en çok talep edilen Türkçe kurs merkezlerinin açılması olmuştur.

19. ASRIN SONUNDA TÜRK DÜNYASI ÖĞRENCİ PROJESİ

Yirminci asrın başlarında Türkistan’dan ve Rus coğrafyasından, İstanbul, Kahire ve Berlin gibi şehirlere okumak amacıyla gençlerin gittiklerini o dönemde ülkelerinin ihtiyacı olan alanlarda eğitim-öğretim almaya giden öğrencilerin masraflarını Türkistanlı, Azerbaycanlı, Kazan Tatarları ile İstanbullu hayırsever ve tüccarların yardımlarıyla bu eğitimlerini tamamladıklarını biliyoruz.

Türklerin Türkistan’dan Ön Asya’ya oradan da Anadolu’ya geçmeleri, geldikleri coğrafya ile alakalarının kesilmesine sebep olmamıştır. Türkler için bu bölge hep “ana-ata yurt” olarak kalmıştır. Türkistan ile Türkiye arasındaki siyasi ve kültürel ilişkiler 1. Dünya Savaşı’na kadar devam etmiştir. 1914–1991 yılları arasında Türkiye ve Türkistan arasındaki ilişkiler tamamen kesilmiş olmakla birlikte, yapılan ilmi araştırmalar ve Türkiye’ye göç etmiş olan Türkistanlı göçmenler ilişkilerin tek taraflı da olsa devam etmesini sağlamıştır. Bu dönemde yapılan ciddi ilmi araştırmalar bulunmakla birlikte, Türk kamuoyunun bölgeye bakışı “ana-ata yurt”, “Esaret Atında Yaşayan Türkler”, “Esir Türkler” gibi duygusallık ifadelerinden öteye gidememiştir.

XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Kazan, Taşkent, Semerkand, Bakü, Ufa, Samara, Orenburg gibi Türk-Tatarların yoğun olarak yaşadığı şehirlerden, Osmanlı Devleti’nin İstanbul, Beyrut, Bağdat, Selanik, Mekke, Medine gibi çeşitli şehirlerine eğitim görmek için yüzlerce öğrenci gelmiştir.

1910 yılında çıktığı seyahat sırasında Kazan’a da uğrayan Celal Nuri İleri Osmanlı mektep ve medreselerinin biraz ıslah edildiği takdirde, Rusya’dan yılda 2.000 öğrencinin gelmesinin mümkün olduğunu, Abdürreşid İbrahim ise 1906 yılında İstanbul’daki her okulda 5–10 Tatar öğrencinin okuduğunu hatta Mercan idadisinde Tatar öğrenciler için ayrı bir sınıf açıldığını belirtmektedir.

Görülüyor ki, “Büyük Öğrenci Projesi” Osmanlı’nın son dönemlerinde de düşünülmüş olup, gerçekleştirme şansı o dönem için mümkün olmamıştır.

1880’li yıllardan sonra İstanbul’a gelen Türk-Tatar aydınları sayesinde Osmanlı Devlet adamlarının bazıları yavaş yavaş Rusya’da yaşayan soydaşlarının varlığından haberdar olmaya başlamışlardır.

II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Türkiye’ye gelen Abdürreşid İbrahim, Ayaz İshaki, İsmail Gaspıralı, Ahmed Taceddin, Arif Kerimi, Yusuf Akçura, Alimcan İdrisi, Alibey Hüseyinzade, Ahmet Ağaoğlu gibi aydınların dönemin matbuatındaki yazıları sayesinde Osmanlı kamuoyu Türkistan’da yaşayan Türklerin varlığından haberdar olmaya başladı.

Türk Dünyası tabirini ilk kullanan Yusuf Akçura’dır. 30 Ekim 1913’de Moskova’da Ayaz İshaki (idilli) tarafından çıkarılmakta olan İl gazetesindeki bir makalesinin başlığı Türk Dünyası’dır.

Türkiye’de Türk Dünyası çalışmaları II. Meşrutiyet’in ilanından sonra 1908 yılında kurulan Türk Derneği (daha sonra Türk Ocağı ismini alacaktır) ve derneğin yayın organı olan Türk Derneği isimli derginin (daha sonra Türk Yurdu) çevresinde gelişmiştir. Dernek, bütün Türk kavimlerinin “mazi ve haldeki ahval ve muhitini” öğrenmeye ve öğretmeye çalışır. Günümüzde de Türk Ocakları ve Türk Yurdu Dergisi başlatılan bu geleneği devam ettirmektedir.

Türkiye eğitim öğretim alanında Türk Cumhuriyetlerinde azımsanmayacak ölçüde yatırımlar yapmıştır. Türk cumhuriyetleriyle bağımsızlıklarını ilan ettikleri tarihten itibaren eğitim ve kültür alanında yüzden fazla ikili anlaşma, mutabakat zaptı ve işbirliği protokolü imzalanmıştır.

SONUÇ

Büyük Öğrenci Projesinin verimli, gerçekçi dünyadaki benzer projelerle karşılaştırıldığında Türk Cumhuriyetleri, Türk ve Akraba Topluluklar ile Türkiye’nin hedef ve beklentilerini karşılayabilmesi için proje yönetimi, Türk Cumhuriyetleri ve Akraba Topluluklarının ortaöğrenim altyapısı, öğrenci seçimi, öğrenci bursları, öğrenci rehberliği ve koruyucu aile uygulaması, ülke ihtiyaçları ve yüksek öğrenim program tercihleri, konaklama, denklik, mezuniyet sonrası istihdam ve haberleşme gibi pek çok konuda yeniden değerlendirme yapmak ve “bu projeyi Türkiye Cumhuriyeti’nin kültürel kökenleri aynı olan insanlarla buluşup geleceği kazanma ve prestij projesi olarak düzenleyip uygulamak gerekmektedir.

Küreselleşen dünyamızda, yeni dış politika açılımlarıyla geniş ufuklara yelken açan ülkemiz; başta Türk Cumhuriyetleri ile Türk Akraba Toplulukları olmak üzere, tüm insanlık için savaşın değil barışın, korkunun değil güvenin, haksızlığın değil adaletin, terör ve şiddetin değil huzurun, açlık ve fakirliğin değil refahın egemen olmasını ümit ettiğimiz yeni bin yılda Büyük Öğrenci Projesinin önemli katkıları olacağını düşünüyoruz. Çünkü biz aynı ve büyük bir medeniyetin mensuplarıyız.

Evrensel düzeyde bilgi üreten, yetiştirdiği nitelikli öğrenci ve sunduğu kaliteli hizmetlerle topluma katkı sağlayan, soydaş cumhuriyetler ve akraba topluluklarıyla bütünleşmiş, uluslararası düzeyde özellikle bir millet iki devlet anlayışı çerçevesinde Türk Cumhuriyetleri ve Akraba Topluluklarından gelen öğrencilerimizi kendi öğrencilerimizden ayırmayarak, her kademede akademik ve idari olarak desteklenmelidir.

Eğitim ülkelerin kalkınması ve gelecek nesiller için çok önemli ve uzun vadeli bir yatırımdır. Türkiye, tarihi ve kültürel mirası, jeopolitik konumu, siyasi ve ekonomik durumu ve potansiyeli ile kendisi için bugün ve gelecek itibariyle biçtiği (tabiatıyla gerçekçi olmak kaydıyla) tarihten gelen ve jeopolitik coğrafyanın kendisine yüklediği rol doğrultusunda çıkarları, ilgileri ve etkileri çeşitli bölgelere yönelik bir ülkedir. Türkiye, bu bağlamda çok yönlü çok boyutlu diplomasi, iç ve dış ekonomik politikaları uygulamak durumundadır. Dolayısıyla eğitim ve kültür imkânlarımızın ve potansiyelimizin bu süreçte oynamakta olduğu ve oynayacağı rol de özel öneme sahiptir.

Büyük Öğrenci Projesinin amacı, ”Öncelikle Türk Cumhuriyetleri ve akraba topluluklarla, Türkiye arasındaki ilişkiyi daha da geliştirmek, her yıl ortalama bin beş yüz öğrenciye burs sağlamak, dost ve kardeş ülkelerin yetişmiş insan gücü ihtiyacını karşılamaya yardımcı olmak, bu ülkelerde kalıcı kardeşlik ve dostluk köprüleri kurabilmek, Türkiye dostu genç bir nesil yetiştirilmesine yardımcı olmak ve Türk kültürünü tanıtmaktır”.

Böylesine önem arz eden stratejik bir proje, dünü ve bugünü ile birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye olarak bu stratejik projeye daha fazla ehemmiyet verip, planlanan şekilde gerçekleştirebilseydik Türk Dünyası’nın yarını daha farklı şekillenebilirdi. Çünkü bu muazzam proje Türk Dünyasının hem bugününü hem de yarınını ilgilendirmektedir. Zira bu proje, devletimizin uzun vadeli stratejik bir politikasının ürünüdür. Türk Dünyası ile ilişkilerimizin boyutlarını geliştirmek, ilişki ağları kurmak üzere bu Büyük Öğrenci Projesi’ne farklı girişimlerle destek vermek mecburiyetindeyiz. Türk Dünyası ile sürdürülen uzun vadeli ve kalıcı ilişkilerin daha ileri noktalara taşınabilmesi için “Büyük Öğrenci Projesi”nin devam ve geliştirilmesinin gerekliliğine inanıyoruz.

Sevgi, dostluk, kardeşlik ve özveri eseri olan bu projenin aksaklıklarının giderilmesi, projenin iyileştirilmesi ve geliştirilmesi en büyük dileğimizdir.

Prof. Dr. Çağatay ÖZDEMİR
Araş. Turan CAN-TİKA


KAYNAKÇA
♦ Büyük Öğrenci Projesinin değerlendirilmesi, 2010 Çalıştay Kitabı, Milli Eğitim Bakanlığı Yayını, Antalya
♦ Cumhuriyetin 75 Yıl Dönümünde, 1998 Türk Cumhuriyetleri Türk ve Akraba Toplulukları ile Eğitim İlişkilerimiz, Ankara
♦ İsmail TÜRKOĞLU, Türkiye’de Türk Dünyası Tarihi Öğretiminin Gelişimi, 2010 Cumhuriyet Döneminde Türkiye’de Tarihçilik ve Tarih Yayıncılığı Sempozyumu, Bildiri Kitabı Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara
♦ İsa ÖZKAN, Türk Dünyası Araştırmaları Bengü İzler, 2007 Ankara
♦ Türk Cumhuriyetlerinin Eğitim Sistemleri, 1997 Milli Eğitim Bakanlığı Yayını, Ankara
♦ Y, E, ERTÜRK, H, BEŞİRLİ, T, DURSUN, 2004 Türk Cumhuriyetleri Öğrencilerinin Türk Dünyasına Bakışları, Siyasal Kitapevi, Ankara
♦ A, AÇIKALIN, Ö, DEMİREL ve R, ÖNSOY 1996 Türkiye’de Yüksek Öğrenim Gören Türk Cumhuriyetleri Öğrencilerinin Sorunları, Pegem Yayınları, Ankara
♦ M.ÖZOĞLU, B, S, Gür, İ, COŞKUN, 2012 Küresel Eğilimler Işığında Türkiye’de Uluslararası Öğrenciler, Seta Yayınları Ankara
♦ Ahmet AYHAN,  2008 Türkiye’nin Teknolojiyle Sınavı, Bir Rektörün Anıları, Yeniyüzyıl Yayınları İstanbul
♦ Ali ARSLAN, (1994), Türk Cumhuriyetleri ve Türk Topluluklarından Türkiye’ye Gelen Öğrenciler (1992–1993), İstanbul.
♦ İsa ÖZKAN, (2003) “Türk Cumhuriyetleri, Türk ve Akraba Topluluklarından Türkiye’ye Gelen Burslu Öğrencilerin Meseleleri ve Çözüm Teklifleri”, 21 Yüzyılda Türk Dünyası Jeopolitiği Muzaffer Özdağ’a Armağan içinde, IV. Cilt, Asam, Ankara.
♦ Aytaç AÇIKALIN ve diğerleri (1996), Türkiye’de Yüksek Öğrenim Gören Türk Cumhuriyetleri Öğrencilerinin Sorunları, Eğitim Yönetimi Dergisi Abonelerine 1996/2 Bahar sayısının eki olarak verilmiştir.
♦ Yüksel KAVAK, Atanur Gülsün BAKSAN, (2001) Türkiye’nin Türk Cumhuriyetleri, Türk ve Akraba Topluluklarına Yönelik Eğitim Politika ve Uygulamaları, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi 20: 92–103.
♦ T.C. Milli Eğitim Bakanlığı (1994) Türk Cumhuriyetleri ile Türk ve Akraba Topluluklarından Türkiye’ye Gelen Öğrencilere Uygulanan Anket.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ