TÜRKİYE SELÇUKLULARI

TÜRKİYE SELÇUKLULARI

Büyük Selçuklu Devleti’nin kuruluşunda Dandanakan Savaşı’ndan (1040) hemen sonra, Doğu Anadolu’ya yapılan Türk akınları bu bölgedeki Bizans mukavemetini kırma yönünden büyük bir önem taşır. Öte taraftan Selçuklu Sultanı Alp Arslan’ın Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Malazgirt Savaşı’nda (1071) Bizans’ı mağlup etmesi Türklerin Anadolu’ya yerleşmesine imkan sağlıyordu. Bunun neticesinde Anadolu’ya büyük bir göç başlamış, yüzyıllar boyunca süren bu nüfus hareketinde Azerbaycan bir geçiş noktası olmuştu. Türkiye Selçukluları Devleti bu kesîf Türkmen kütlelerininin Anadolu’ya göç etmesi sayesinde kurulmuştu. Bu devletin kurucusu ve Anadolu’yu fetih tarihinin başlıca kahramanı Selçuk’un torunu olan Kutalmış’ın oğlu Süleymanşah’tır. Süleymanşah Devri’nin siyasî olayları tarihî manasıyla hayatının son safhasında açıklığa kavuşmaktadır.

Onun ve kardeşlerinin ne şekilde ve hangi sıfatla Anadolu’ya gelmiş oldukları ve devletin kesin kuruluş tarihi üzerinde gerek yerli ve gerekse yabancı tarihçiler hâlâ bitmemiş münakaşalar sürdürmektedirler. Onların Anadolu’ya gelişleri hususunda muhtelif rivayetler vardır. Bunlardan birisine göre; Süleymanşah ile ağabeyi Mansûr, Malazgirt Savaşı’na katıldılar, bu savaşta büyük yararlıklar gösterdiler ve Sultan Alp Arslan da saltanat sürmesi için Anadolu’yu Süleymanşah’a tahsis etti. Başka bir rivayette ise; Kutalmış’ın Alp Arslan’a isyan edip öldürülmesinden (1064) sonra sultanın onun oğullarının hayatına son vermek istediğini, Vezîr Nizamülmülk’ün hanedan azasının öldürülmesinin uğursuzluk getireceğini bildirmesiyle bu karardan vazgeçildiğini, fakat bunların yeniden isyan etmelerini önlemek için fetihle meşgul olmak üzere Anadolu’ya gönderildiklerini, bu suretle ya gaza yaparak devlete hizmet etmek veya bu uğurda şehid olarak bir zarara sebebiyet vermemelerinin sağlandığı ileri sürülmüştür.

Doğruluğu tam olarak şüphe götürmekle beraber itimada en lâyık rivayetlere göre; Süleymanşah, ağabeyi Mansûr ve kardeşleri Alp İlig ile Devlet (Dolat) muhtemelen 1073 yılında, yani Sultan Melikşah Devri’nde (1072-1092), Urfa ve Birecik yakınlarına kaçmışlar veya sürülmüşlerdi. Bunların o bölgedeki, yine Selçuklu devlet arazisinde tutulmayarak hudutlara sürülmüş oldukları anlaşılan, Türkmen gruplarıyla temas kurdukları ve soylarının asaleti sebebiyle bunlar tarafından başbuğ tanındıkları anlaşılmaktadır.

Ayrı ayrı birliklerin başında oldukları hâlde bölgede harekâtta bulunan dört kardeşten ikisinin bu arada Suriye olaylarına karıştıkları ve bu bölgenin fatihi Atsız’a başkaldıran Şökli adında başka bir Türkmen beyini desteklerken, Mısır’daki Fatımî halîfesi el-Mustansır (1036-1094) ile anlaşıp, Büyük Selçukluların baştan beri takip ettikleri sünnî siyasete yüz çevirdikleri, fakat Atsız tarafından mağlup edilerek Sultan Melikşah’ın yanına gönderildikleri görülüyor (1075). Bu iki kardeş muhtemelen Alp İlig ve Devlet idi. Öte taraftan Kasım 1074’te Mirdasî Emîri Mahmud’un ölümü ile Süleymanşah önce Haleb’i ve daha sonra da Bizanslı bir valinin idaresindeki Antakya’yı kuşatmıştı. Fakat herhangi bir başarıya ulaşamadan Haleb’den bir miktar mal almış, Antakya’yı ise yıllık 20.000 dinar haraca bağlayabilmişti.

Öte taraftan Suriye’de Atsız’ın kuvvet ve kudreti karşısında Süleymanşah ve Mansûr bu bölgeden faaliyetlerini Anadolu içlerine nakletmeyi daha uygun bulmuş olmalıdırlar. Artuk Bey’in Anadolu’dan geri çağrılmış olması, soylarının yüceliği bakımından onlara herhalde Anadolu’da bulunan Türkmen grubları üzerinde mutlak bir hâkimiyet kurmak fikrini vermiş idi. Ancak yine de Süleymanşah’ın Anadolu’ya girdikten sonra önce nerelerde faaliyette bulunduğu pek belli değildir. O Antakya önünden ayrılıp Anadolu içine girdikten sonra muhtemelen Konya civarında harekâtta bulunmuş, bu şehri ve yakınında bulunan Gavele (Gevele) kalesini almıştır (takriben 1075). Böylece Kutalmışoğulları da, Büyük Selçuklu Devleti’ni kuran amcazadeleri gibi, bir devlet teşkil etme yolunda, yani Türkiye Selçuklu Devleti’nin kuruluşunu gerçekleştirmede ilk adımlarını attılar.

Prof. Dr. Erdoğan MERÇİL

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi / Türkiye

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ