TÜRK KİTAP SANATLARINDA MÜREKKEP

TÜRK KİTAP SANATLARINDA MÜREKKEP

A. Tarihçe

Bir diğer adı midâd olan, lügatte yazı yazmaya mahsus boya anlamına gelen mürekkep, günümüzde yazı yazmak veya basmak için muhtelif maddelerden meydana gelen çeşitli renk ve koyuluktaki sıvılara verilen isimdir.

Mürekkebin kullanılması çok eskilere dayanmaktadır. En az yazı kadar geçmişe sahip olan mürekkep, yazıdan evvel binaları boyamak ve resim yapmak amacıyla kullanılmıştır.[1] Milattan 2500 yıl önce Çinlilerin ve Mısırlıların kullandığı belirtilmektedir. Eski Mısır mezarlarında siyah ve kırmızı mürekkeple yazılmış birçok Papirüs bulunmuştur. Bizans İmparatorluğunda yalnız imparator fermanlarında kullanılan kırmızı renkli mürekkep, diğer bir adıyla surh mürekkebi, mukaddes sayılırdı ve halkın kullanması yasaklanmıştı. Ortaçağ’da mazı kaynatılarak veya suda bekletilerek oluşan mürekkep kullanılmıştır. Ama bu tür mürekkeple yazılan yazılar zamanla solmuş veya bozulmuştur.[2]

Türklerde mürekkebin kullanışı Orta Asya Medeniyeti’ne kadar ulaşmaktadır.[3] X ve XI. asırların meşhur hattatlarından olan İbn-i Mukle ve İbn-i Bevvab’ın kara keçi kılını yakıp kömür haline getirerek zamk ve zâc ilavesi ile karıştırılıp oluşan mürekkebi, Yakut el-Musta’sımi’nin neft yağından elde edilen mürekkebi kullandıkları bilinmektedir.[4]

Osmanlı Devleti’nde mürekkepçilik gerek kalite gerekse renk bakımından zirveye ulaşmıştır. Hatta hattatların talebini karşılamak arzusuyla mürekkep îmâli için vakıf bile kurulmuştur.[5] Asırlarca evvel yazılan kitap ve risalelerdeki yazılar renginden ve canlılığından hiçbir şey kaybetmeden günümüze ulaşmıştır.

Osmanlı Devleti’nde mürekkepçilik sanat halini almıştı. XVII. asırda İstanbul’da 40 mürekkep dükkanının varlığından ve 65 kişinin bu işle uğraştığından bahsedilmektedir. Mürekkep dükkanları bu dönemde Beyazıd’da toplanmıştır. Bunlar arasında Mürekkepçi Kadı lakaplı zatın yapmış olduğu mürekkep en meşhurudur.[6]

Osmanlı saray sanat teşkilatı olan Ehl-i Hıref’i oluşturan sanat gruplarından biri de Cemaat-i Mürekkepçiyân-ı Hâssa’dır. Mürekkepçiler anlamına gelen bölüğün görevi saray için mürekkep hazırlamaktır. Ehl-i Hıref defterlerine göre Osmanlı saray sanat teşkilatında mürekkepçiler bölüğünde görev alan mürekkepçilerin yıllara göre sayıları şu şekildedir:[7]

Yazılacak hatta göre mürekkep üretilirdi. Eski mürekkepçiler kendilerinden mürekkep isteyenlere hangi hat çeşidi için istediklerini sorarlardı. Çünkü sülüs için ayrı, talik için ayrı, nesih için ayrı kıvamda mürekkep bulunurdu. Mesela kalemi hokkaya bir batırışta “oklu bir nesih besmelesi” yazılabilirse o mürekkep güzel sayılırdı.[8] İs elde edenler ile mürekkep yapanlar farklı idi. Eğrikapı civarında Tekfur Sarayı yanındaki ishanelerde yapılan isler, mürekkepçiler tarafından işlenir ve mürekkep haline getirilirdi.[9]

Mürekkep elde etmede değişik metot ve malzemeler kullanılmış, sürekli arayış içerisinde olunmuştur. Siyah mürekkep yapımında iki ana metot göze çarpmaktadır. Biri, temel maddesi is olan mürekkep, diğeri ana malzemeleri mazı ve zâc’ı kıbrîs (demir sülfat) olan kimyevi mürekkeptir. Bu mürekkeplere birçok madde ilave edilmiş ve değişik işlemler uygulanmıştır.

II. Mahmud döneminde aynı zamanda muzipliği ile meşhur Salih Efendi, XIX. asrın sonlarında, Fatih Medresesi’nde Abdullah Efendi, Rüstem Paşa Camii’nde Çerkez Hurşid Efendi, Veznecilerde Ebrucu Bekir Efendi mürekkep imal eden zatlardan bazılarıdır. XX. asra doğru bugünkü Fen Fakültesi’nin Vezneciler tarafındaki cadde üzerinde Sabuncu Hanı da denilen Mürekkepçiler Hanı mevcut idi. Burada Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Şefik Bey ve Muhsinzâde Abdullah Bey, Şevki Efendi, Sami Efendi gibi tanınmış hattatlara mürekkep imal eden Bursalı İsmail Ağa’nın dükkanı vardı.[10]

Osmanlı’da revaçta olan mürekkepçilik sanatı, Batı’nın mürekkeple kalemi birleştirmesiyle ortaya çıkan pratik kalemlerin yaygınlaşmasıyla yok olmaya başlamıştır.

B. Mürekkep Yapma Usulleri

Türklerde mürekkep yapımıyla ilgili metotların tespitinde İstanbul’daki kütüphanelerde bulunan hat sanatı ile ilgili yazma eserlerden faydalanılmıştır. Formüllerin anlatımında elden geldiğince anlam bakımında metnin orijinaline sadık kalınmış, fakat gerekli görüldüğü yerlerde anlaşılmasını kolaylaştırmak için dili sadeleştirilmiştir. Yazma eserlerde ağırlık ölçüsü olarak kullanılan dirhem 3.2 gram olmasına karşın, bizim verdiğimiz ölçülerde kesirli rakam çıkmaması için 1 dirhem 3 gram olarak hesaplanmıştır. Mürekkep yapımında kullanılan malzemelerin önemli bir kısmı aktarlarda ve baharatçılardan temin edilmektedir.

  1. İs Mürekkebi

Türk kitap sanatlarında mürekkep denilince ilk akla gelen, şüphesiz is mürekkebidir. İs mürekkebinde kullanılan temel malzeme, değişik şekillerde elde edilen, siyah boya yapımında da sıkça kullanılan istir. İs elde etmede neft, balmumu, gazyağı, çıra kullanılabileceği gibi, bezir yağından elde edilen is daha kaliteli ve kullanışlı olur. Hatta neft yağından elde edilen is ile bezir yağından elde edilen isi bir arada kullanarak yapılan mürekkepler gayet güzel olur. Öyle ki, su içerisinde dursalar bile renklerinin bozulmayacağı ifade edilmektedir.[11] Farklı şekillerde is elde edilebilse de Gülzâr-ı Savâb’da belirtilen is elde etme şekli şöyledir:

300 gram bezir yağı, topraktan yapılmış bir çanağa veya çömleğe konulur. Kap, üst yüzeyine kadar toprağa gömülür. Arasına serçe parmağı kalınlığında veya daha ince bir fitil geçirilmiş kapakla bezir yağının üzeri kapatılır. Fitil ateşlendiğinde üzerine yüzeyi düz olan ikinci kap veya kapak, fitilin yanmasına mani olmayacak şekilde örtülür. İs, kapta toplanmaya başlayınca kapak kızmadan ateş üzerinden alınır. İs, tavuk veya kuş kanadından alınmış tüy yardımıyla genişçe bir kağıda aktarılır. Kapak tekrar ateşin üzerine kapatılır. Bu işleme beziryağı tükenene kadar devam edilir.

Toplanan is, emici özelliği olan iki üç kat kağıda sarılır. Hazırlanan paket ekmek hamuru içerisine konularak fırında pişirilir. Bu sayede is içerisindeki yağ ve sertlik izâle edilmiş olur. İs artık mürekkep yapımında kullanılabilir.[12]

Ünlü hattat Şeyh Hamdullah’ın (ö. 926/1520), Sultan II. Beyazıd için yazılan Kur’an-ı Kerim’de amber isinden yapılan mürekkebi kullandığı belirtilmektedir.[13] Camilerde yakılan yağ kandillerinden oluşan is de mürekkep imalinde kullanılırdı. İs elde etmek için hava cereyanı hesaplanır, isin yapılan özel menfezlerde toplanması sağlanırdı. Bu konuda en güzel örnek Süleymaniye Camii’dir. Caminin kuzey kapısının üst kısmına gelen yerde is menfezleri vardır. Camideki kandillerde oluşan is hava sirkülasyonu ile bu menfezlerden geçerek üst kısımdaki is odalarında birikirdi. İhtiyacı olan hattatlar burada biriken isleri toplayarak mürekkep yaparlardı.

Usül 1: İs Mürekkebi

Gerekli Malzemeler: İs, zamk (süzülmüş bal kıvamında ve isin on katı miktarı), mazı suyu, nar kabuğu suyu, zâc-ı Kıbrısî (demir sülfat) suyu, demir yongası, gül suyu, safran, mersin yemişi suyu.

Yapılışı: Mazı, nar kabuğu ve zâc-ı Kıbrısî suları bir kaba konarak demir yongası ile mürekkep kıvamına gelinceye kadar kaynatılır. Havana konulan az miktardaki zamk ve ise, oluşan şerbetten bir miktar ilave edilir ve ezilir. Bu şekilde bir hafta süresince tedrici olarak ilave edilen malzemeler havanda dövülür.

Safran ve mersin yemişinin kaynatılması ile elde edilen sular ile gülsuyu karıştırılır. Oluşan bileşimden bir miktar ilave edilen mürekkep, şişede muhafaza edilir.[14]

Usül 2: İs Mürekkebi

Gerekli Malzemeler: 60 gram is, 150 gram süzülmüş bal kıvamında Arap zamkı, 30 gram siyah mazı, 9 gram zâc-ı Kıbrısî, mersin ağacı yaprağı, bir miktar demir yongası veya paslı demir parçaları, 45 gram sabr-ı sükotara (sarı sabır), eftimun, efsintin, 45 gram kuru ekşi nar kabuğu, keskin sirke, 15 gram nöbet şekeri, 3 gram göztaşı, gül sirkesi, 1,5 gram yemen şapı.

Yapılışı: Mersin yaprakları, demir yongaları veya parçaları ile yaprakların çürür hale gelebilmesi için bir ay suda bekletilir. Sonra suyu süzülerek bir kaba alınır.

Zâc-ı Kıbrısî havanda ezilip sirke ile ıslatılır. Tortu ve çözeltiler dibe çöküp durulduktan sonra suyu süzülerek alınır.

Sarı sabır, eftimun, efsintin ve nar kabukları ayrı ayrı kaynar suda ıslatılır.

Elde edilen bütün sular bir kapta biriktirilir ve içine 900 gram paslı demir parçaları, havanda ezilmiş şap, göztaşı ve nöbet şekeri konularak kızgın güneş altına bırakılır. Toz gitmemesi için üzeri örtülerek her gün 1-2 kez karıştırılmak suretiyle güneş altında 10 gün bekletilir.

On gün sonra demir hurdaları çıkarılır, is ve Arap zamkı ilave edilir. Bu şekilde havanda on bin kere dövülmelidir. Daha sonra bir miktar gül sirkesi ilave edilir, karıştırılır ve süzülür. Şişeye konulan mürekkebin fazlalık suyunun giderilmesi ve kıvama gelebilmesi için güneş altında bekletilir. Şayet güneş altında bekletme imkanı yoksa hafif ateşte kaynatılır. Eğer paslı demir hurdalarıyla kaynatılırsa sertliği ve siyahlığı daha ziyade olur.[15]

Usül 3: İs Mürekkebi

Gerekli Malzemeler: 15 gram is, 30 gram sığır veya koyun ödü, 6 gram zâc-ı Kıbrısî suyu, 45 gram süzülmüş bal kıvamında Arap zamkı, 6 gram nöbet şekeri, gülsuyu veya sirke.

Yapılışı: Ödle birlikte is tabak içerisinde altın ezer gibi ezilir ve güneşte kurutulur. Zâc suyu, zamk-ı Arabi ve nöbet şekeri ilave edilir ve güneşte tekrar kurutulur. Sonra gül suyu veya sirke ile iyice karıştırılırsa mürekkep kullanıma hazır hale gelmiş olur.[16]

Usül 4: İs Mürekkebi

Gerekli Malzemeler: 75 gram is, 10 adet çiçekte iken dökülen nar goncası, 60 gram zâc, 18 gram anzerut, 18 gram Hacıbektaş tuzu, 18 gram kâfur otu, 36 gram gav kuyruğu çiçeği, 60 gram nöbet şekeri, 150 gram mazı, demir hurdası, sirke, 9 gram gül suyu, safran, bir miktar misk, 180 gram süzülmüş bal kıvamında Arap zamkı.

Yapılışı: Nar goncaları, zâc, anzerut, Hacıbektaş tuzu, kafur otu, gav kuyruğu çiçeği, nöbet şekeri ve mazı bir çömleğe konularak demir hurdalarıyla birlikte sirke ile kaynatılır. Malzemelerin pişmesinden sonra gülsuyu ile ezilmiş safran ve misk ilave edilir. Daha sonra şerbet süzülür.

Hasıl olan şerbet, is ve zamkla karıştırılır. Eli nasırlaşmış bir kimseye sini içerisinde iki-üç gün ezdirilir. Gayet güzel olur.[17]

Usül 5: İs Mürekkebi

Gerekli Malzemeler: 120 gram zamk, 30 gram is, 27 gram zâc-ı Kıbrısi, 12 gram nöbet şekeri, 6 gram safran, 1,5 gram Hacıbektaş tuzu.

Yapılışı: İs, zamk, nöbet şekeri, safran, zâc ve Hacıbektaş tuzu evvela havana konur ve ezilir. Seksen bin tokmak darbesiyle ezilmesi tavsiye edilir. Bu arada mazı parçalanır ve su ilave edilerek kaynatılır. Bir müddet kaynatılan mazının suyu ince bir bezden süzülerek bir kenara alınır.

Daha önce dövülen is ve karışımına su ilave edilir. Karıştırılır ve durulmaya bırakılır. İs ve karışımı dibe çökünce üzerinde kalan su alınır. Geri kalan koyu siyah boyaya, daha önce elde edilen mazı suyundan boyanın iki katı miktarınca ilave edilir ve karıştırılır. Gayet güzel mürekkep olur.[18]

Usül 6: İs Mürekkebi

Gerekli Malzemeler: 30 gram is, 30 gram zâc-ı Kıbrısî, 60 gram mazı, 30 gram zamk, 3 gram kına yaprağı, 3 gram mürde yaprağı, 60 gram vesme, 60 gram eftimun, bir miktar çivit, bir miktar gülyağı ve gülsuyu, bir miktar nöbet şekeri, saf su.

Yapılışı: İs evvela kağıda sarılarak bir parça hamur içine konulur. Hamur alttan ısıtılan kerpiç üzerinde pişirilir pişen hamurdaki is havana aktarılır ve üzerine suda eritilmiş zamk ilave edilir. İs zamkla karıştırılarak hamur haline getirilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ