TÜRK ÇOK TANRICILIĞI: TENGRİCİLİK – 12

Kutlu Altay Kocaova

Yazarın şu ana kadar yazılmış 16 makalesi bulunuyor.

Kutlu_Altay_Kocaova-012

1. Çok Tanrıcılık ve Dünyada Çok Tanrılı İnançlar – 1

Bütün toplumlar, târih boyunca bir dönem bile olsa birden fazla tanrıya inanmışlardır, dersek, yanlış olmaz. Günümüzde var olan tek tanrılı dinlerin ortaya çıktığı toplumlar da, bir dönem çok tanrıcı idi.

Çok tanrıcılık, inanç yapısında birden fazla tanrı ya da tanrısal varlığın yer aldığı bir inanç yapısıdır. Bu inanç yapısında tepede bir “büyük tanrı” bulunur. Zaman zaman bu büyük tanrının, tek tanrıya dönüştüğü de olur. Eski Mısır’da iki ayrı tanrının, Amon ile Ra’nın Amon-Ra adıyla birleşmesi ve tek tanrı olması böyledir. Ayrıca eski Arap inancında da var olan ve büyük tanrı olan Allah’ın, İslâm ile birlikte tek tanrı olması da, bu durumun bir başka örneğidir.

Çok tanrıcı ya da pagan inançlar, ne yazık ki, günümüzde de insanların birçoğu tarafından ilkel inançlar olarak görülmektedir. Elbette bunda, insanların mensûbu oldukları tek tanrılı inançların payı büyüktür. Bu yüzden insanların çoğunun bu inançlara karşı önyargılı olması, mâzur bile görülebilir. Ancak birçok bilim insanının da, bu önyargıları taşıması, kesinlikle kabûl edilemez.

Târihte yer alan çok tanrıcı toplumlar gibi günümüzde de çok tanrıcı inançları benimsemiş birçok toplum bulunmaktadır. Japon, Kore, Çin, Hind, Sibirya inançları ile Afrika, Avustralya ve diğer yerli toplumların inançları, çok tanrılı inançlar arasında yer almaktadır.

İlk olarak Arap çok tanrıcılığını ele alacağız. Bu inanç, eski Arap inancıdır ve genel olarak İslâm ile berâber “câhiliyye” dönemi olarak bilinmiş ve öyle nitelendirilmiştir. Tabiî olarak, bu tanımlama, bilimsel sınırların içerisinde değildir. Bu yüzden de kullanmayacağız.

Bilindiği gibi Araplar, oldukça fazla sayıda tanrı ve tanrıçaya tapınıyordu. Bununla birlikte Allah inancı da yer almaktaydı. Ancak Allah, onlar için en yüce varlıktı ve ona ulaşmak kolay değildi. Bu yüzden de el-Lât, el-Menât, el-Uzzâ gibi tanrı ve tanrıçaları aracı varlıklar olarak görüyorlardı. Bu konuda İslâm’ın kutsal kitabı olan Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle denilmektedir:

“İyi bil ki, halis din ancak Allah’ındır. O’ndan başka birtakım dostlar tutanlar da şöyle demektedirler: “Biz onlara sadece bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.” Şüphe yok ki Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü verecektir. Herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz.”[1] (Zümer Sûresi, 3. âyet)

“Andolsun ki, onlara “Gökleri ve yeri yaratıp, güneşi ve ayı emri altında tutan kimdir?” diye sorsan elbette şüphesiz “Allah” derler. O halde nasıl haktan çevriliyorlar?”[2] (Ankebût Sûresi, 61. âyet)

Kur’ân’da bu âyetin benzeri daha birçok âyet bulunmaktadır. Bu durum, bize İslâm’dan önce de Araplar arasında Allah inancının yaygın olduğunu göstermektedir. Bununla berâber son dönemde Allah isminin anlamı ve kökeni hakkında çeşitli tartışmalar bulunmaktadır. Tabiî olarak Arap diline hâkim olmadığımız için bu hakkında Diyânet İşleri İslâm Ansiklopesi’nde yer alan anlatımı, olduğu gibi alacağız.[3]

“Allah kelimesinin etimolojisi üzerinde İslâm bilginleri, Arap dili uzmanları ve müsteşrikler tarafından farklı görüşler ileri sürülmüştür. Kelimenin herhangi bir kökten türemiş olmayıp sözlük mânası taşımadığı ve gerçek mâbudun özel adını teşkil ettiği, yahut sözlükte bir anlamı olsa bile gerçek mâbuda ad olunca bu anlamı kaybettiği genellikle benimsenmektedir. Bununla birlikte onun çeşitli köklerden türemiş olabileceğini söyleyenler de vardır. Bu ikinci grubun görüşleri şöyle özetlenebilir: a) İlâh kelimesinden türemiş olup başına harf-i ta‘rif getirilmiş, bir taraftan el-ilâh şeklinde dildeki yerini almışken diğer taraftan kullanım sırasında dile kolaylık sağlamak maksadıyla asıl kelimenin hemzesi kaldırılmış, lâmlar birleştirilmiş (idgam) ve azamet ifade eden kalın bir ses verilerek Allah tarzında okunmuştur. İlâh kelimesi ise “kulluk etmek” mânasındaki elehe-ye’lehu veya “hayret ve şaşkınlık içinde kalmak, gönülden bağlanıp sığınmak” anlamındaki elihe-ye’lehu ve velihe-yevlehu kökünden ism-i mef‘ul mânasında bir masdar olup “tapınılan, yüceliğinin karşısında hayrete düşülen, gönülden bağlanılıp sığınılan” mânalarını ifade eder. Ancak ilâh, hak mâbud için olduğu gibi bâtıl tanrılar için de kullanılmıştır (bk. İLÂH). b) “Gizlenmek, duyu idrakinin fevkinde olmak” anlamındaki lâhe-yelîhu kökünden leyh→lâh kelimesinden türemiş olup “duyu idrakinin ötesinde bulunan” demektir. Lâh kelimesinin başına harf-i ta‘rif getirilerek lâmlar birleştirilmiş ve Allah kelimesi elde edilmiştir. c) Daha çok yabancı yazarların gösterdiği bir temayüle göre Allah lafzı, Câhiliye Arapları’nın putlarından olan el-Lât (اللات) veya Ârâmîce elâhâ (الاها) kelimelerinden alınmıştır.”

Bir Arap toplumu olan ve bundan yaklaşık 2000 yıl evvel yaşamış olan Palmirliler, 60 civârında tanrı ve tanrıçaya inanıyordu[4]. Onlardan kalan en eski yazılı kaynak, MÖ 44 târihini taşımaktaydı[5]. Bu Arap toplumu, el-Lât, el-Menât, el-Uzzâ, Bel, Beltis, Belhammon, Nemesis, Arso ve Azizo gibi tanrılar ile daha birçok küçük tanrıya tapınıyordu. Tedmür olarak da bilinen Palmir halkının bu inançları arasında Arap kaynaklı olmayan tanrılar da bulunmaktaydı. Bununla berâber Hicâz bölgesi Araplarında da yine çok tanrıcı bir yapı hâkimdir.

Bunun dışında her Arap kabilesinin kendine özgü ayrı bir tanrısı bulunmaktaydı. Diğer genel tanrılarla berâber kendi özel tanrılarına da taparlardı. Ayrıca İslâm öncesi Arapları arasında cînlerin de, yeri oldukça önemlidir. Cînler, tanrısal varlıklar olarak görülmüş ve bunlara “Tanrıların kızları” olarak bakılmış ve inanılmıştır. Bu yüzden Araplar, cînlere de tapınmış ve onları tanrısal varlık olarak görmüşlerdir.[6]

Görüldüğü gibi Arap çok tanrıcılığı, en büyük tanrı olarak Allah’ın ve onun altında yer altında yer alan çok sayıda tanrı ve tanrısal varlığı bulunduğu bir yapıdır.

Günümüzde de var olan ve Japonya’nın kuzeyinde ve Rusya’ya bağlı Sahalin ve Kuril adalarında yaşayan Aynuların inancı da, çok tanrıcı bir inançtır. Japonlardan oldukça farklı olan Aynular, 19. yüzyıla kadar, çok az miktarda yaptıkları tarımın dışında, avcı-toplayıcı olan bir göçebe toplumdu.

Aynularda, bir “Yüce Tanrı”, yâni en büyük tanrının varlığına dâir tartışmalar olsa da, yapılan birçok araştırma, bu inancın var olduğuna dâir sonuçlar ortaya koymuştur. Bunun dışında Aynu inancında, tanrılar, sınıflar hâlinde bulunmaktadır.[7]

Birinci sırada, uzakta bulunan Pase-Kamuilerdir. Bu söz, “önemli tanrılar” anlamına gelir. Bunlar gök tanrılarını içerir ve en yukarıda Kando-koro Kamui bulunur. Onun vekili ise Moşiri-kara Kamui’dir ve Aynu ülkesini onun yarattığına inanılır.

İkinci sırada, “kolay ve ulaşılabilir tanrılar” bulunur. Bu ifâdeden, insanların duâ ve isteklerini genelde onlara sunduğunu görebiliriz. Bunların en yukarısında da Şiramba Kamui bulunur. İnsana yararlı olan her şeyi yaratan ve ruh veren tanrıdır. Onun yanında da Kamui Fuçi bulunur. “Yüksek Kadın Ata” anlamına gelen bir tanrıçadır. Ölülerine ruhlarına hükmeder ve ocak ateşinde bulunur.

Üçüncü sırada bulunan tanrılar ise ikinci sırada bulunan tanrıların yardımcılarıdır.

Dördüncü sırada bulunan tanrılar ise hayvan görünümlü ruhlardır. Bu yüzden Aynular, birçok hayvana tapmaktadırlar. Bâzılarının iyi, bâzılarının ise kötü olduğu düşünülür.

Beşinci sırada olan tanrılar ise hayvan görünümlü olan ruhlara yardımcıdırlar. Hayvanların kafataslarının içini doldurup, şekillendirirler. Bunlara yönelik tapınmada, açık bir kafatası kültü görülmektedir.

Altıncı sırada bulunanlar ise kötülük veren ruhlardır ki, bunlar kötülük tanrılarıdır.

Yedinci sırada bulunanlar da hastalık veren kötü ruhlardır.

Sekizinci sırada ise “dehşet kamui”leri denen tanrılar vardır ki, insanları korkutan kötü tanrılardır.

Görüldüğü gibi Aynu inancında da çok tanrıcı inanç yapısı, bir büyük tanrı etrâfında gelişen tanrı ve tanrısal varlıklara dayanmaktadır.

Türkiye’nin doğu bölgesinde kurulan ve merkezi bugünkü Van şehrinin yakınlarında yer alan Urartular da, diğer birçok toplum gibi çok tanrıcı bir inanca sâhiptir. Sovyet Rus bilim insanı Piotrovskiy, “Urartu Dini”[8] adlı makâlesinde 79 ayrı tanrı ve tanrıçanın adının yer aldığı bir liste yayınlamıştır. Urartu tanrıları arasında en büyük tanrı, Haldi’dir. Onun altında fırtına tanrısı Teyşeba (Teişeba)[9], güneş tanrısı Şivini yer alır. Tanrıların önemine göre bayram dönemlerinde onlar için kesilen kurbanın sayısı da artar. Baş tanrı olan Haldi için 17 boğa ve 34 koyun kesilir.

Görüldüğü gibi Urartu inancı da, bir büyük tanrı ve onun etrafındaki tanrı ve tanrısal varlıklardan oluşan bir inanç sistemidir.

Eski Yunan inancı da, bilinen çok tanrıcı inançlardandır. Bununla berâber her dinde olduğu gibi çevresinden oldukça etkilenmiş olan bu inanç, sonraki dönemlerde başta Roma-Lâtin olmak üzere çevresini de oldukça fazla etkilemiştir.

Bu dayandığı çok tanrıcılık, bir şehirli çok tanrıcılığıdır, diyebiliriz. Animist çok tanrıcılık diyebileceğimiz, göçebe toplumların çok tanrıcılığı, daha ziyâde doğa güçleri üzerine yoğunlaşmışken, eski Yunan tanrıları, oldukça insânî özelliklere sâhiptir. Bundan dolayı da birçok duygu, kutsallaştırılmış ya da kutsal bir güç gibi görünmüştür. Meselâ “arzu” denen duygu böyledir. Etienne Gilson, “Tanrı ve Yunan Felsefesi” adlı makâlesinde, bu durumu şöyle nitelemektedir:[10]

“Zeus’un boyun eğdiği mutlak kudret onu dışarıdan değil içeriden yönetir. O, kendi öz iradesidir. Tanrıların en büyüğü, tanrıların ve insanların babası, meşveret tanrısı Zeus bile bir kez bir şeye rıza gösterdi mi onun önünde güçsüz kalmaktadır. İradesi ile ferdi tercihleri arasında asla bir özdeşlik söz konusu olmamakla beraber, Zeus, sadece kendi iradesine tabi olabilir. Derin Zeus’un derin arzusu, her şeyin Alın yazısına ve Kadere göre olmasıdır.”

Bu inanca göre baş tanrı Zeus’tur. Hegel, Zeus’un ve diğer tanrıların Zeus karşısındaki durumunu şöyle niteler:[11]

“Zeus, Tanrıların Babasıdır, ama tanrıların her birinin kendi istenci vardır; Zeus onlara ve onlar da Zeus’a saygı gösterir; Zeus zaman zaman onları azarlayabilir ve onlara gözdağı verebilir, ve o zaman bunlar onun istencini kabul eder ya da darılarak geri çekilirler; ama sorunların aşırıya varmasına izin vermezler, ve Zeus herşeyi bütünüyle öyle ayarlar ki, birine şunu, bir başkasına bunu teklif ederek doyum bulabilmesini sağlar.”

Yunan tanrı ve tanrıçaları, genel olarak Olympos dağında yaşamaktadır. Burada eski Yunan inancında kuvvetli bir dağ kültünün olduğunu görüyoruz. Olymposlu denilen bu tanrı ve tanrıçaların dışında da çok sayıda tanrı ve tanrıça bulunmaktadır. Ama en güçlüleri olarak Olymposlular, onların içinde de Zeus görülmektedir. Bunun dışında deniz tanrısı Poseidon, evlilik ve âile tanrıçası Hera, aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit, bilgelik tanrıçası Athena, savaş tanrısı Ares, san’at ve kehânet tanrısı Apollon gelmektedir.

Görüldüğü gibi eski Yunan inancı da, bir büyük tanrının etrâfında şekillenmiş olan bir inanç sistemidir.


Dipnotlar:
[1] Elmalılı Hamdi Yazır (haz.), Kur’ân-ı Kerîm ve Yüce Meâli, s.457, Huzur Yayınevi, İstanbul, 1996
[2] a.g.e., s.402
[3] Topaloğlu, Bekir, “Allah”, Türkiye Diyânet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, c.2, s.471, İstanbul, 1989
[4] Çağatay, Neş’et, İslâmdan Önce Arap Tarihi ve Cahiliye Çağı, s.47, Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Yayınları, Ankara, 1957
[5] a.g.e., s.39
[6] a.g.e., s.91
[7] Smart, Ninian, “Tarih Öncesine Ait Dinlerle İlkel Dinler”, çev. Günay Tümer, Ankara  Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, cilt: 25, s.302-303, Ankara, 1981
[8] Piotrovskiy, B. B., “Urartu Dini”, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, c.23, s.1.2., ss.38-40,  Ankara, 1965
[9] Bingöl, Gülistan, Demir Çağı’nda Anadolu’da Fırtına Tanrısı İnancı, s.42, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Eskiçağ Tarihi Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2010
[10] Gilson, Etienne, “Tanrı ve Yunan Felsefesi”, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, c.29, s.1, ss.112, Ankara, 1987
[11] Hegel, Georg Wilhelm Friedrich, Tarih Felsefesi III Yunan ve Roma Dünyası, s.14, İdea Yayınevi (İdea Cep Kitapları), İstanbul, 2006
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ