TÜRGİŞLERDEN BÜYÜK UYGURLARA TÜRK KAĞANLIKLARININ PARA BİRİMLERİ

TÜRGİŞLERDEN BÜYÜK UYGURLARA TÜRK KAĞANLIKLARININ PARA BİRİMLERİ

Tarihi Bağlam

Altıncı yüzyılın ilk yarısında, Rouran (Avar) Hanlığı[1] iki klan lideri (Anagui ve amcası Poluomen) arasındaki bir kriz yüzünden zor günler geçirirken, sürekli bir şekilde Batı’daki Eftalit İmparatorluğu (Çincede Yeta) ve Doğu’daki Çin Wei Hanedanı’nın vassalı Gaoju Hanlığı’nın saldırılarına maruz kalmaktaydı. Bu iki göçer güç neredeyse aynı anda çöktüler, Gaoju 541 yılında Töles kabileleri (Çincede Tiele) ile ittifak yapan Rouran Hanlığı’ndan geriye kalanlar tarafından yıkıldı, savaşlardan yorgun düşen Rouranların kendileri de Türkler (Çincede Tujue) ve Çinlilerin Batı Wei Devleti tarafından ortadan kaldırıldı.

Rouran Hanlığı’nın yıkılmasından sonra, Göktürk kabileleri Doğu göçer dünyasında liderliği elde etti, Bumin Kağan (Çincede Tumen, 542-553) 552’de ilk Göktürk Hanlığı’nı kurdu, fakat imparatorluğunu kurduktan hemen sonra, 553’ün başında öldü. Göktürk Hanlığı iki kısım olarak örgütlendi ve yönetildi, Bumin Kağan’ın kardeşlerinden biri olan İstemi (Çincede Shidiemi, 553-576) Batı’nın (Batı Türkleri) liderliğine, ve Bumin Kağan’ın oğullarından biri olan Mukan (Çincede Muhan 553-572) Doğu’nun (Doğu Türkleri) başına geçti. İstemi daha aktif bir Kağan olmasına ve devasa imparatorluğun oluşturulmasında daha önemli bir rol oynamasına rağmen, Büyük kağan unvanı ve üstünlük Doğu Lideri Mukan’da bulunmaktaydı.

Türklerle Kuzey Çin’deki Çinli iktidar arasındaki siyasi ilişkiler son derece güçlüydü, bu sadece objektif siyasi sebeplerden değil, aynı zamanda belki bu dönemde Kuzey Çin’i yöneten Wei yönetici klanlarının göçmen orijine sahip olmaları ve özellikle de Siyengi’nin bir kolunun soyundan gelen Tabgaç (Çincede Tuoba) milletinin bir ErkenTürk halkı olmasından kaynaklanmaktaydı. 557’de Türkler Batı’ya yönelerek Eftalit İmparatorluğu’na karşı harekete geçti ve bu imparatorluğu 562 ile 568 yılları arasında yıkarak topraklarını ilhak ettiler. Bu tarihten itibaren, Türk Hanlığı İpek Yolu’nun Doğu kısmını, Ceyhun nehrinden Kuzey Dunhuang vahasına kadar olan bölgeyi, Moğolistan ve Sibirya’nın bir kısmını kontrol ettiler.

Doğu Wei (534-550), Batı Wei (535-557), Kuzey Qi (550-577), Kuzey Zhou Hanedanı (557-581) ve Sui Hanedanı (581-618) ve hatta Tang Hanedanı’nın ilk yıllarında, Zhou, Sui ve Tang hanedanları ile evlilik yoluyla akrabalık bağları kuran, maddi avantajlar için saldırmazlık politikaları uygulayan güçlü Türkler, Çin için şüpheli müttefikler durumundaydı. Türklerin esas hedefi Eftalit İmparatorluğu’nu fethetmekti, ikinci sırada da Sasani İmparatorluğu ile karşı karşıya gelmekti. Ancak Türkler nüfuzlarını ve askeri güçlerini, Suiler liderliğinde 581 yılında yeniden birliğini sağlayıncaya kadar Çin’deki değişik küçük Çinli Hanedanlar (Batı ve Doğu Wei, Kuzey Zhou va Kuzey Qi) arasında devam eden çatışmalarda kullandılar.

İstemi’nin (576) yılında ölümü üzerine oğlu Tardu (Çincede Datou) Batı Türkleri konfederasyonunun başına geçti. Tahta geçişinin ilk yılından itibaren, Suilerin Çin İmparatoru Wendi aktif bir “böl ve yönet” politikası izlemeye başladı. Kuzey Türklerine karşı Tardu ile ittifaka girerek bu amacına ulaştı. Bu, büyük Göktürk Devleti’nin açık bir şekilde iki düşman Hanlığa bölünmesi anlamına geliyordu. Öte yandan, Kuzey Hanlığı bünyesindeki liderler arasında da düşmanlıklar başlattı ve Töles kabilelerini Türklere karşı saldırmaları için kışkırttı. Bu politika sayesinde, Sui Hanedanı Kuzey Hanlığı’nın hamiliği altına girdi. Çin planının ikinci aşaması Batı Hanlığı’nı bölmekti ve bu da Sui’nin Tardu’ya karşı tavır değiştirmesiyle sağlandı. Hanlık 603 yılında tarihe karıştı: Tardu’nun büyük oğlu Maveraünnehir’i aldı, Çuluo (616-621) İli steplerini yönetti; Çinlilerin yardımıyla Şigui tek Batı Kağanı olarak kaldı. Suilerin son yıllarında Türk tehditi ortadan kalkmış ve iki Hanlık da Çinlilerin kukla devletleri haline gelmişti.

Kore Savaşı’ndan (612-614) yararlanan Kağan Şibi (609-619) Kuzey Türk Hanlığı’nın bağımsızlığını yeniden ihya etmeyi başardı. İleride Tangların Taizong İmparatoru olacak olan Li Shimin, Sui Hanedanı’nı devirmek için bir isyan örgütlemeye kalkıştığında, Türk Kağanı ile ittifaka girdi: Kısa ömürlü Sui Hanedanı 618’de devrildi, fakat kağan da bir Hükümdar yapıcı pozisyonunu kazanmış oldu. Halef’i İl Kağan (Çincede Xieli, 620-630) bunu Kuzey Çin’i ele geçirmek için bir fırsat olarak düşündü, fakat 624 yılında Li Shimin tarafından ağır bir yenilgiye uğratıldı. Taizong’un politikaları da Sui Hanedanı’nınkiyle aynıydı: Böl ve yönet, ve Batı Türklerini Kuzey Türklerine karşı kullanmak. Bu amaçla, Taizong Batı Kağanı Tong Yabgu ile olan ilişkilerini güçlendirdi. 630 tarihinde, İl Kağan aptalca bir harekette bulunarak Yunzhou (şimdiki Shanxi Bölgesi’nde Datong) civarında Tang İmparatorluğu’na bir saldırı başlattı, yine mağlup oldu, Moğolistan’a kadar takip edildi ve ele geçirildi. 630’dan 683 yılına kadar, Kuzey Hanlığı Çin İmparaorluğu için zararsız bir devletti ve bu devletin Kağanı Çin sarayı tarafından tespit edilip atanmaktaydı. Ordos ve Güney Moğolistan işgal edildi ve bu bölgeler askeri sınır kumandanlıklarına dönüştürüldü.

Bu sıralarda, Batı Hanlığı Tong Yabgu (618-630) liderliğinde zirve dönemini yaşamaktaydı, Hanlığın toprakları Maveraünnehir, Hindikuş; Isıkgöl’e kadar olan Fergana ve İli vadilerini ve Tarım vahalarını, Kuça, Karaşar, Koço, Hotan ve Şule (Kaşgar)’yi kapsamaktaydı. Kağan’ın sarayı Çaş’taki (Taşkent) Batı Ordusu’ndan Akdağ Dağlık Bölgesi’ndeki (şimdiki Sincan Bölgesi’ndeki Kuca’nın kuzeyi) Doğu yayla Ordusu’na taşındı. 630’da meydana gelen bir olay durumu değiştirdi.

Tong Yabgu isyancı bir Karluk grup tarafından öldürüldü. Tong halefini hazırlamamıştı ve Hanlık karmaşa içine düştü, klanların liderleri ve hanlar birbirlerine karşı savaştılar ve konfederasyon dağıldı. Beş Nuşibi diye adlandırılan beş kabile, Hanlığın Batı bölümünü ele geçirdi ve Beş Dulu kabileleri de Doğu bölümünü zaptetti. Bu on Batı kabilesi On Ok Türk kabileleri olarak anılmaktadır.

Bu durum Tang için yeniden Batı Türklerine yönelme yolunda iyi bir fırsattı. Taizong, daha önce Kağan’ın boyunduruğunu kabul etmiş olan Semerkant ve Buhara (631), Hotan (632), Şuli ve Suoju (635) gibi küçük hükümdarlıkların vassallığını kazandı. Fakat bu hükümdarlıkların diğerleri Dulu’ya, yani Dulu Türk Kağanı’na sadık kaldı. Netice itibariyle, 640 yılında, Çin orduları önceleri Türk toprağı olan bölgelere girdi, sözde Xizhou hükümdarlığına dönüşmüş olan küçük Koço hükümdarlığını (bugünkü, Sincan Bölgesi’ndeki Turfan yakınlarındaki Gaoçang) ele geçirdi. Guo Xiaoke komutasındaki Çin Ordusu, Hatun Dağlarına (Sincan’daki Urumçi) kadar uzanan Türk Hanlığı’nın derinliklerine büyük bir saldırı başlatmış ve Türkler mağlup edilmiştir. Aynı zamanda da Tanglar, Barköl Uygur kabilelerini Göktürk liderliğine karşı başkaldırmaya kışkırtmışlardır. Hanlık dağılmaya başlamıştır. Karaşar 644 yılında ilhak edildi, Kuca 648’de ele geçirildi ve bu şehir 649 yılında Çinli Hami Anxi duhufu’nun otağı haline getirildi. “Hami’nin Barışçıl Batısı”nın toprakları, Bosi dudufu’dan “Fars Hükümeti Otağı” (Şimdiki İran’da Zabul) Çin İmparaorluğu’nun en batıdaki sınır kapısı olan (bugünkü Gansu bölgesinde) Yumenguan’a kadar uzanan eski Batı Hanlığı’nın tüm topraklarını kapsamaktaydı. Nuşibi ve Dulu kabilelerinin Kağanlarının her ikisi de, Kuzey Türklerinde olduğu gibi, Çin sarayı tarafından atanmaktaydı. Böylece Çin, Orta ve Kuzey Asya’da amacına ulaşmış gözükmekteydi.

Ancak, 665’den başlayarak, Türklerin On Ok kabileleri Çin Sarayı tarafından atanan kağanlara karşı baş kaldırdılar ve bağımsızlıklarını yeniden elde ettiler; öte yandan, Tibet İmparatorluğu 670 tarihinde Tarım havzasını işgal etti ve Hotan, Şuli, Karaşar ve Kuca gibi küçük hükümdarlıkların çoğunu kısa bir süre için ele geçirdi. İç husumetlerden zayıf düşen Çin hükümeti Orta Asya’da iktidarını yeniden tesis etmede başarısız oldu ve Kuzey Hanlığı bu fırsatı kullanarak Çin egemenliğini sarstı.

682 yılından başlayarak, Kutluk Kağan (gelecekteki İlteriş, 682-692) ve Başbakanı Tonyukuk başkaldırdı ve daha sonra Çin’in Kuzey Bölgelerini, Şanxi ve Hebei’yi beş yıl boyunca yağmaladılar. Bu sırada, İmparatoriçe Wu Citian (684-705) Tibetlileri geri püskürtmeyi ve Dört Garnizonları (Kuca, Karaşar, Şuli ve Hatan) yeniden ihya etmeyi başardı; ve İlteriş’in halefi Kapağan Han’ın (692-716), Çin kaynaklarında Mochu olarak biliniyor) liderliğinde Doğu Hanlığı’nın yeniden güçlü bir şekilde diriltilmesini engellemek için Nuşibi Konfederasyonu’nu yöneten Türgiş Kağan ile ittifak yapmak suretiyle geleneksel “böl ve yönet” politikasını izlemeyi denedi.

Fakat, ani bir saldırı ile Türgiş Kağanı Ocirlik (690-708) mağlup edildi ve Batı On Ok Konfederasyonu üzerinde Doğu Göktürk Hanlığı’nın egemenliğini tanıdı

(698). Yine de Ocirlik, Issıkgöl bölgesindeki kendi topraklarında geniş bir özerkliğe sahip oldu ve Nuşibi kabilelerinin lideri olarak Tibet ve Çinlilerin alternatifli desteklerine güvendi; 708 yılında Çin Sarayı onu Xihe junwang (Xihe’nin Bölgesel Hükümdarı) olarak atadı. Orhun Yazıtlarında bahsedildiği gibi, Türgiş kabileleri bir bodun idi, yani millet, ve bir el, yani örgütlü bir devlet, bir imparatorluk olarak, Türkler, Kırgızlar ve Çinliler gibi bir kağan tarafından yönetilmekteydiler. Ocirlik, daha ileri giderek, Çin Sarayı’nın bir kuklası olan ve daha önce Kapağan Kağan tarafından mağlup edilen Dulu Kabileleri Kağan’ı Huşiluo’nun topraklarını işgal etti. Akabinde, Ocirlik, On Ok kabilelerinin Batı Hanlığı Kağanı oldu. Ocirlik’in oğlu ve halefi Suk Kağan (708-710), Çinlilerin de yardımıyla Kapağan Kağan’ın boyunduruğunu sarsacak kadar güçlendiğini düşündü, fakat 710 yılında bir Göktürk seferi sırasında ağır şekilde yenilgiye uğratıldı ve öldürüldü, belki de bunun neticesinde Türgiş kabilelerinden bir kısmı Tarbagatay bölgesine sürüldü. Yaklaşık beş yıl içinde, Türgiş kabileleri Doğu Hanlığı’nın denetimine girdi, fakat aşağı yukarı 714’ten sonra, yavaş yavaş eski Suk Kağan’ının bir generali olan Sulu, On Ok kabileleri üzerinde Türgiş liderliğini yeniden tesis etti ve Kapağan Kağan’ın iç savaşta pusuya düşürülerek öldürülmesinden yararlanarak, 716 yılında bu kabilelerin kağanı oldu. “Kara Türgiş” kabilelerinin bir üyesi olan Sulu, topraklarını ilk etapta kuzeye ve doğuya, yani Yedisu’ya, Tarbagatay, Cungar stepleri, Tianşan dağları ve Anxi Protektoryası’nın (Şuli ve Kuca) batı bölümüne doğru genişletti. Çin sarayının diplomatik hediyeleri ve şeref unvanlarıyla aklı çelinen Sulu, ordularını batıya yani Maveraünnehir ve Tonaristan’daki Arap işgalcilere doğru yönlendirdi. Sulu 737 yılında “Sarı Türgişler”in bir baga tarkanı tarafından öldürüldü ve Hanlık da çok hızlı bir şekilde dağıldı. Kara Türgişlerle Sarı Türgişlerin birbirlerine karşı savaşmaları, Çinlilere Tokmak bölgesine kadar uzanan İç Asya’da geniş alanları yeniden zaptetme fırsatı yarattı (748).

Sulu’nun saltanatı kabaca, 716 yılında Kapağan’ın oğlundan iktidarı ele geçiren Bilge Kağan’ın saltanatına tekabül etmekteydi. Bu dönemde, Kuzey Hanlığı İlteriş’in oğlu olan Bilge (716-734), kardeşi Kül Tegin (716-731) ve babasının eski başbakanı Baga Tarkan Tonyukuk’tan oluşan bir üçlü tarafından yönetilmekteydi. Hanlık son derece güçlü olmasına rağmen, Çin ve On Ok Hanlığı ile olan ilişkiler saldırganlık üzerine kurulu değildi ve temel politika kuzeyde Türk gelenekleri ve liderliğini sürdürmekti. Kül Tegin 731 yılında öldü ve Bilge de 734 yılında zehirlendi. İkinci Göktürk Hanlığı iç husumetler, yabancı kabilelerin baskısı ve isyanlar yüzünden dağılmaya başladı. Türklerin gücü 742 yılında Dokuz Oğuz Uygurlarının Karluk ve Basmil kabileleri ile koalisyon kurmasıyla yeniden yükselmeye başladı. Zaferin kazanılmasından sonra Uygur Kağanı Kutluk Bilge (744-747) Basmiller ve Karluklara karşı harekete geçti.

Uygur Hanlığı’nın büyümesi, Uygurların Dokuz Klan kabilelerini birleştirerek stepler dünyasında Uygurların güçlenmesini pekiştiren Karlığ Kağan (Çincede Moyanchuo, 747-759) döneminde başlamıştır ve Karluklar ve Basmillere karşı saldırgan siyasetler izleyerek bunları kontrolüne almıştır. Uygur Hanlığı, An Luşan isyanına (755-763) ve daha sonraları da Çinlilerin Anxi Protektoryası ve Hexi kumandanlığına (Gansu bölgesinde) ait topraklarını işgale eden Tibet İmparatorluğu’na karşı Çin’in güvenilir bir müttefikiydi.

Karlığ Kağan’ın halefi, Çin’in müttefiki ve Sogdlardan öğrendiği Manizmin hamisi olan oğlu Tangrı Kağan (Çincede Mouyu, 759-780) oldu.Kağan’ın manizme geçmesi Uygurların yönetici sınıfında Sogdlulara karşı bir milliyetçi tepkiyi provoke etti ve Kağan kuzeni ve bakanı olan Ton Baga tarafından öldürüldü. Bu olaydan sonra, Ton Baga Kağan’ın 789 yılında ölümüne kadar Manistler ve Sogdlular zulüm gördüler ve bu değişik kabileler ve iktidarda gözü olanlar arasında iç krizleri kışkırttı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ