TUNA BULGAR DEVLETİ (679-1018)

TUNA BULGAR DEVLETİ (679-1018)

İlk Bulgar Devleti’nin kurulduğu Aşağı Tuna’nın iki kıyısını kapsayan bölge ile Dinyester Irmağı’nın ağzından Balkan Dağları’na kadar uzanan alana VII. yüzyılın sonuna doğru gelen kavimler kimlerdi? sorusuna uzun süre cevap aranmış ve bunların menşei hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Çeşitli iddialar doğrultusunda Urallı (Fin-Ugor), Tatar (Moğol), Slav ya da Fin kökenli oldukları sanılmıştır. Nihayet Bulgar olarak bilinen ve konumuz olan I. Bulgar Devleti’ni kuran bu kavimlerin Türk kökenli oldukları düşüncesi, Gy. Nemeth, L. Rasonyi ve G. Feher gibi Macar bilginlerinin çalışmalarıyla açıklığa kavuşmuştur. Bu bilginler, A. Vambery’nin 1882 yılında öne sürmüş olduğu[1] ve 1900 yılında Bulgar bilgini İvan Şimanov’un[2] da desteklediği Bulgarların Türk soyundan geldiği fikrine kesinlik kazandırmışlardır.[3]

Köken itibariyle bir Türk kavmi olan ve anayurtları Tarbagatay Dağları’nın kuzeyindeki Kobdo ve Semipalatinsk bölgesi olan Ogurlara[4] dayanan Bulgarlar, bu adla ilk defa 482 yılında Bizans İmparatoru Zenon’un Ostrogot Kralı Theodorik’e karşı yardım talebi ile ilgili olarak kaynaklarda geçmektedir.[5] “Bulgar” deyimi Atilla’nın oğlu İrnek[6] ile birlikte Orta Avrupa’yı terk edip doğuya gelen Hunların Karadeniz sahillerinde karşılaştıkları diğer bir Türk boyu Ogurlarla karışmaları netincesinde ortaya çıkmıştır.[7] G. Nemeth’e göre “bulgar” kelimesi Türkçe olup karışmak anlamına gelen bulgamak fiilinden türemiştir.[8] 463 yılından sonra Karadeniz’in kuzeyinde görülen Ogur boyları, Onogurlar[9], Sarıogurlar, Utrigurlar ve Kutrigurlar idi. Bunlar arasında Kutrigurlar ve Utrigurlar V. yüzyılın sonunda Aşağı Tuna havzasının güneyindeki Bizans eyaletlerine saldırmışlardır.[10] Yine bu iki Bulgar kavmi 567/68 yılında Göktürk hakimiyeti altına girmişlerdir.[11]

Kutrigur ve Utrigur Bulgarları üzerindeki Göktürk hakimiyeti 630 yılına kadar sürmüş ve bundan sonra Bulgarlar kendi devletlerini kurma çabası içerisine girmişlerdir. Bu arada Onogur boyunun Dulo ailesinden olan Kubrat (605-642)[12], Ogur boylarını birleştirip “Büyük Bulgaria” adı altında güçlü bir konglomera kurmayı başarmıştır. Sınırları doğuda Kuban, batıda Dinyeper, kuzeyde Donets nehirleri ve güneyde Karadeniz ile Azak Denizi olan Büyük Bulgaria, Bizans’la dostane ilişkiler kurmuş ve hükümdarı Kubrat’a, Bizans İmparatoru Herakleos (610-641) tarafından patrikios unvanı verilmiştir.[13]

Kubrat’ın (642) ölümü üzerine Büyük Bulgaria, Hazar Devleti’nin baskısı[14] neticesinde dağılmış ve Kubrat’ın oğulları arasında paylaşılmıştır. Kubrat’ın büyük oğlu Batbayan, Hazarların hakimiyetini kabul ederek “Büyük Bulgaria” topraklarında kalmıştır.[15] Diğer oğlu Kotrag, bir grup Bulgarla birlikte Don Nehri civarına gelmiş, Altsek adındaki bir başka oğlu da Panonya’ya yerleşerek Avar hakimiyetini kabul etmiştir. Kubrat’ın üçüncü oğlu Asparuh[16] liderliğindeki Bulgarlar ise Dinyeper ve Dinyester nehirlerini geçerek bugünkü Güney Besarabya’ya Bizans İmpratorluğu’na komşu olacak şekilde yerleşmişlerdir.[17]

Onların yerleştiği bölge Bizans kaynaklarında Oglos ya da Onglos (ggloV ya da gggloV- “köşe, bucak”) olarak geçmektedir.[18] Asparuh’un[19] Onglos bölgesine kesin geliş tarihi bilinmemekle birlikte Bizans İmparatoluğu’nun doğuda Araplara karşı ve Avrupa’da dini ve diplomatik mücadele verdiği yıllar olan 650 ile 670 tarihleri arasında gerçekleştiği tahmin ediliyor.[20] Asparuh ile gelen bu Bulgarlar, I. Bulgar Devleti’ni kuran ve ilmi araştırmalarda “Prtobulgar” ya da “Bulgar Türkleri” olarak adlandırılan Türklerdi.

Bizans tarihçisi Theofanes, Asparuh’un önderliğindeki Bulgarların Oglos bölgesine gelişini şöyle tarif ediyor “….Asparuh, Tuna’nın daha kuzeyinde olan Dinyeper ve Dinyester nehirlerini geçerek ve Onglos bölgesini ele geçirerek Tuna ile diğer iki nehir (Dinyeper ve Dinyester) arasındaki (alana) yerleşmiş, çünkü bölgenin her taraftan korunaklı ve alınması güç olduğunu görmüştür; ön taraftan bataklık oluşu, diğer yönlerden de nehirlerden oluşan taçla sarılmış olması, düşmana karşı büyük bir güvenlik sağlamaktaydı.” Diğer Bizans tarihçisi Nikeforos da eserinde buna benzer bir tarif vermektedir.[21]

670 yılında bu Bulgarlar, Bizans’ın kuzey komşusu konumu ile kısa sürede imparatorluğu tehdit eden bir güç haline gelmişlerdir. Konumuz çerçevesinde ele alacağımız I. Bulgar Devleti ya da Tuna Bulgar Devleti, Tuna deltasının güneyine geçmeyi başaran Asparuh komutasındaki Bulgarların burada karşılaştıkları Slav zümreleri ile birleşmesi neticesinde doğmuştur.

Başlangıçta Bizans’la dostane ve barışçıl ilişkiler kuran Asparuh (640-700) önderliğindeki Bulgarlar, gerek Hazarlardan kaçmak gerek yeni yerleşim alanı bulmak amacıyla, Tuna deltasının kuzeyindeki topraklardan hareketle Dobruca’nın güneyindeki Bizans topraklarına saldırılarda bulunmaya başlamışlardır.[22] Bizans İmparatoru IV. Konstantinos (668-685), İstanbul’u kuşatan Araplarla uğraştığı için yeni komşularına karşı koyacak güçte değildi. Ancak Arapların kuşatmayı kaldırmasıyla Bulgarlara karşı sefer hazırlıklarına girişti.[23]

Konstantinos, 680 yılında büyük bir deniz ve kara kuvvetiyle Bulgarları topraklarından çıkartmak üzere Tuna’nın ağzına ve Oglos[24] denilen bölge üzerine yürüdü.[25] Bulgarların bataklıklar arasında gizlenerek açıkça savaşmaktan kaçınması, Konstantinos’un başarı elde etmesini engelledi.[26] Hastalık nedeniyle imparatorun Mesemvria’ya geri çekilen Bizans ordusu Bulgarların saldırısına uğramış ve pek çok kayıp vererek çareyi kaçışta bulmuştur.[27] Neticede Bulgarlar Varna (Odesos) yakınlarına kadar olan Dobruca bölgesini ele geçirmişlerdir.

Gelişmelere engel olamayan Bizans İmparatoru IV. Konstantinos, 681 yılında Asparuh ile barış imzalamış ve ona Theofanes’in deyimiyle “Romalılar için utanç verici” olan yıllık haraç ödemeyi kabul etmiştir.[28] Bu anlaşmanın en önemli sonucu ise Bizans İmparatorluğu’nun kendi toprakları üzerinde bağımsız bir Bulgar Devleti’nin kurulmasını resmen kabul etmesidir.[29]

Aslında Bizans İmparatorluğu, Dobruca bölgesindeki toprakları Slav istilaları dolayısıyla fiili olarak daha VI. yüzyılın ortasında kaybetmişti. Fakat Slavların belirli bir siyasi yapıya sahip olmayıp dağınık gruplar halinde yaşaması, Bizans’ın Slavların üzerindeki hakimiyetini sürdürmesine neden oluyordu. Ancak Balkanlar’a gelmeden önce siyasi ve askeri teşkilatlanmada tecrübesi olan Bulgarlar, Slavlardan farklı idi. Nitekim Asparuh’un önderliğinde Bulgarlar, Bizans topraklarına gelerek başkenti Doğu Mözya’da[30] bulunan Pliska olmak üzere güçlü bir devlet kurmayı başardılar.[31]

Bulgarlar, Balkan Dağı ile Tuna nehri ve Karadeniz arasında kalan bölgeye yerleştikten sonra Bizans’a karşı, burada yaşayan Slavları kendi taraflarına çekmenin önemli olduğunu kavramış ve onlarla ittifak yapmışlardır.[32] Kurulduğu tarihten itibaren Bizans ve Latin kaynaklarında “Bulgaria” adı ile geçen ve modern tarihçilerin “I. Bulgar Krallığı” olarak adlandırdığı bu devleti oluşturan iki önemli unsur Bulgarların ve Slavların nüfus bakımından birbirine oranları neydi? Bu önemli soruya kaynaklardaki bilgi eksikliği dolayısıyla kesin bir şekilde cevap vermek güçtür.

Dönemin kronikçilerinden olan Suriyeli Mihail’in verdiği bilgi doğrultusunda Asparuh’la gelen Bulgarların sayısı 10.000’di. Ancak onun bu rakama kadınları ve çocukları katıp katmadığını bilemiyoruz.[33] Fakat daha sonraki tarihlerde yani VIII ve IX. yüzyıllarda Bulgar Krallığı’nın sınırlarını Tuna’nın kuzeyine ve kuzeydoğusuna doğru genişleterek buralara yerleşmiş Bulgar gruplarını da sınırlarına dahil ettiğini hatırlarsak bu miktarın biraz daha da artacağını tahmin edebiliriz. Yalnız V. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Tuna civarında görünen Slavların, Balkan Yarımadası’na Bulgarlardan yaklaşık bir buçuk asır evvel yerleşmesi ve bu bölgede kendilerinden önce yaşayan Trak ve İllir kavimlerini eritmeyi başarması, onların nüfus bakımından fazla olduğunu göstermektedir.[34] Dolayısıyla gerçekte Bulgarların teşkilatlandırdığı Slavlar, Bulgar Devleti’nin nüfus bakımından hakim unsur haline gelmiş ve zamanla Tuna Bulgarları, kalabalık Slav kitlesi tarafından asimile edilmiştir.

Devletin kuruluşunu takip eden ilk yüzyıllarda (VII ve VIII. yüzyıllarda) kaynaklar, bu iki etnik grubu “Bulgarlar ve Slavlar” diye ayrı ayrı zikrediyorlar. Dolayısıyla bu tarihlerde karışma henüz gerçekleşmemiştir. Ayrıca VIII. yüzyılın sonuna doğru Bulgarlardan kaçıp Bizans’a sığınan bazı Slavları görmek mümkündür. Bu durum Bulgarların bu tarihlerde hala Slavlaşmadığını gösteriyor.[35] Arkeolojik kazılar asıl karışmanın, özellikle IX ve X. yüzyıllarda gerçekleştiğini ve Tuna Bulgar Devleti’nin bu tarihlerden itibaren bir Slav ülkesine dönüştüğünü gösteriyor.[36]

Nüfus sayısı bakımından üstün olan Slavlar, devleti teşkilatlardırmada aynı üstünlüğü gösteremediler. Teşkilatlandırma işlevini Bulgar unsuru üstlendi ve han unvanıyla devletin başına Asparuh geçti. Bulgar devlet teşkilatı, diğer Fin-Türk kavimlerinde olduğu gibi oymak-klan sistemi üzerinde kurulmuştu. Bulgar Devleti’nin başında han unvanlı bir yönetici vardır. Han terimi daha sonraki tarihlerde yerini önce Slavca prens manasına gelen knez ve daha sonra da çar unvanına bırakacaktır. Görev bakımından handan sonra gelen kavhan ya da tarkan unvanıyla bilinen iki görevli daha vardı. Bulgar toplumunda üst ve alt olmak üzere iki asalet sınıfı söz konusudur. Üst asalet sınıfı boyarlardan, alt asalet sınıfı da bagayinlerden oluşuyordu.[37]

681 yılında Asparuh’un kurduğu I. Bulgar Devleti, yıkılış tarihi olan 1018 yılına kadar Bizans’a karşı önemli savaşlar kazanmış, kanunlarını oluşturmuş, aynı zamanda Bizans’la ticari ilişkiler kurmuş, Bizans’dan din ve kültür bakımından etkilenmiştir. Bizans’ın da inandığı Ortodoks Hıristiyan inancının kabul edilmesi ve Bizans tebaası olan Kiril ve Methodius’un Grek alfabesini Slav diline adapte etmeleri, I. Bulgar Devleti’ne yeni bir kimlik kazandırmış ve Slavlaşma sürecini hızlandırmıştır. I. Bulgar Devleti’nin tarihini başlıca iki döneme ayırmak mümkündür. Bunlardan birincisi “Hıristiyanlık öncesi Bulgar Devleti”, ikincisini de “I. Bulgar Devleti’nin Hıristiyanlık Dönemi” olarak adlandırabiliriz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ