TOKAT ÖRNEĞİNDE XVII. YÜZYILIN İLK YARISINDA OSMANLI SOSYAL YAPISINDAKİ BUHRAN

TOKAT ÖRNEĞİNDE XVII. YÜZYILIN İLK YARISINDA OSMANLI SOSYAL YAPISINDAKİ BUHRAN

Osmanlı Devleti’nin XVII. yüzyılı genel olarak siyasî gerileme, demografik kriz ve ekonomik güçlükler dönemi olarak tanımlandı. Dönemin siyasî, askerî ve sosyo-ekonomik olayları ile bu olayların niteliği ve nedenlerini açıklayabilmek için tarihçiler tarafından birçok teşebbüsler yapıldı.[1] Bu temel olayların genel çerçevesi Mustafa Akdağ, M. A. Cook, Halil İnalcık ve Sureiya Faroqhi gibi tarihçiler tarafından ana hatları ile ortaya konuldu ve değerlendirildi. Osmanlı tarih yazıcılığı bu temel gelişmeleri “gerileme” olarak niteledi.[2] Son yıllarda bazı araştırmacılar ise aynı olayları “kriz” ya da “değişme” şeklinde yorumladı.[3]

Bütün bu çalışmalarla genel olarak ele alınan XVII. asrın askerî, siyasî ve sosyo-ekonomik olaylarına alternatif yorum ya da yorumlar getirmek hiç de kolay değildir. Böyle bir girişim, yukarıda belirtilen çalışmalarda kullanılan temel kaynakların yeniden incelenmesi yanında çok sayıda bölgesel incelemeyi gerektirir. Bölgesel çalışmalar, İmparatorluk genelinde meydana gelen olayların bazı yönlerini daha iyi anlamaya ve hâlâ karanlıkta kalan bazı noktaları aydınlatmaya katkı sağlarlar. Çok sayıda bölgesel çalışma yapmak ise uzun vadede müşterek bir proje kapsamında gerçekleştirilebilir.

Bölgesel nitelikli bu çalışmamızda, genelde Rum eyaletinde ve özelde Tokat kazasında XVII. yüzyılın ilk yarısında meydana gelen askerî ve iktisadî-ictimaî buhranları ve onların nedenlerini, aynı dönemde İmparatorluk genelindeki gelişmeler çerçevesinde ele alacağız. Bunu yapabilmek için arşivlerimizde bulunan mühimme, avarız, mukata’a, cizye, tapu-tahrir defterleri ve benzeri arşiv malzemesi ile yayınlanmış çeşitli türden arşiv belgelerinden[4] yoğun bir şekilde istifa edeceğiz. Ayrıca incelenen dönemin kronikleri, seyahatnâmeler ve benzeri kaynaklar yanında modern araştırma eserleri de gözden geçireceğiz.

I. 1580 Sonrasında Tokat Kazasının İdarî Yapısındaki Değişmeler

1580’lerde sekiz nahiyeli bir kaza olan Tokat,[5] Rûm (Sivas) eyaletinin yedi sancağından biri olan Sivas sancağının kazaları arasında yer almaktaydı.[6] 1600’lü yıllara doğru gerek Osmanlı Devleti dahilinde gerekse haricinde meydana gelen siyasî ve sosyo-ekonomik gelişmeler sebebiyle hem Tokat kazasının hem de Sivas sancağının bu idarî kompozisyonu önemli değişikliklere maruz kalmıştır. İlk olarak, 1590’da Kazâbad ve Gelmuğat nahiyelerinin “kazâ” statüsü elde etmesi ile Tokat kazasını oluşturan nahiyelerin sayısı altıya gerilemiştir.[7] Aynı tarihte, Sivas sancağına bağlı kazalara ait nahiyelerin bir kısmının “kazâ” olması nedeniyle sancağın kaza sayısı 11’den 25’e yükselmiştir.

İkinci olarak, 1600-1602 yıllarına ait icmal avarızhane defterlerinde, daha önce “nahiye” olan Cincife ve Venk’e bağlı köyler, Komanat nahiyesi başlığı altında kaydedilmiştir.[8] Bu nedenle Tokat kazasını oluşturan nahiyelerin sayısı dörde (Komanat, Tozanlu, Yıldız, Kafirni) düşmüştür. 1611 yılında Tozanlu’nun da “kazâ” olması, Tokat’ı üç nahiyeli (Komanat, Yıldız, Kafirni) küçük bir kaza konumuna getirmiştir.[9] Kazanın 1620’deki bu idarî taksimatı, XVIII. asrın ikinci yarısına kadar devam etmiş görünüyor.Üçüncü olarak, 1590-1611 seneleri arasındaki dönemde, Sivas sancağını oluşturan kazaların sayısı 25’den 19’a düşmüştür. Bunun sebebi, toplam 7 kazanın (Budaközü, Darende, Tercan, Ortapare, Şarkipare, Karakeçilü ve Yüzdepare) Rûm eyaletinin diğer sancaklarına bağlanmış olmasıdır. 1620’de 3 yeni kaza (Dönekseabad, Şerefyanparesi, Taşabad) Sivas’a bağlanırken, 1 kaza (Artukabad) Amasya sancağına dahil edilmiştir. Bu değişiklikler neticesinde, Sivas sancağının kaza sayısı 21’e yükselmiştir.[10] Sivas sancağının 1620’deki bu idarî taksimatı, XVII. asrın kalan bölümünde çok az değişikliğe maruz kalmış görünüyor. İlk olarak, 1667’de Artukâbad, Ortapare ve Yüzdepare, ve Eyvani? kazalarının ilavesiyle sancağın kaza sayısı 21’den 25’e yükselmiştir.[11] İkinci olarak, 1689’da Ortapare ve Yüzdepare, ve Eyvani? kazalarının kaldırılması ya da başka sancaklara bağlanması sonucu Sancağın kaza sayısı 22’ye gerilemiştir.[12]

Son olarak, 1590’lardan itibaren hem Sivas sancağı hem Rûm eyaletinin diğer livalarında kaza sayılarındaki bu artışlar, Osmanlı Devleti’nin XVII. asrın başlarında ortaya çıkan malî ihtiyaçları ile bağlantılı olmuş görünüyor. Özellikle para olarak toplanan mukata, avarız ve cizye vergi gelirlerinin kaza temelinde daha sağlıklı toplanabilmesi için büyük bir ihtimalle devlet, kazaların sayısını artırma yoluna gitmiş olmalıdır.[13]

II. Tokat Kırsal Yerleşme Sayısında Yaşanan Düşüşler

1574-1643 yılları arasında Tokat kırsalında köylerin sayısında kaydadeğer bir azalma yaşanmıştır. Bu durum, Tablo 1 ‘deki toplam rakamalara bakıldığında açıkça görülmektedir.

Diğer taraftan kaynaklara biraz daha dikkatle baktığımızda, 1574-1629 yılları arasındaki dönemin ilk yıllarında bölgede cereyan eden Celalî isyanları sebebiyle yaklaşık 86 köyün terkedildiğini, 33 yeni köy kurulduğunu, 1574 öncesi 22 mezraanın daha sonra köye dönüştüğünü ve bazı köylerin terkedilip zamanla yeniden ortaya çıktığını görüyoruz. Ayrıca kalabalık nüfusa sahip pek çok köyün büyük ölçüde nüfus kaybı yaşadığını tesbit ediyoruz. Müteakip dönemde (1629-1643), önceki yıllarda terkedilen ve defterlerde kayıtları bulunmayan yaklaşık 38 köy, yeniden teşkil edilmiş görünüyor. 1574-1629 yılları arasında ortadan kaybolan 86 köyün 38 adedi, 1629-1643 arasındaki dönemde yeniden kurulduğunu dikkate aldığımızda, geriye kalan 48 köyün 1574-1643 yılları arasında tamamen haritadan silindiği ileri sürülebilir.[14] Bu rakam, köy sayısında %16,55’lik bir kayıp anlamına gelmektedir.

III. Tokat Kazasında Nüfus Hareketleri ve Nüfustaki Gerileme

XVI.    asrın son çeyreğinden itibaren Osmanlı Devleti’nde herhangi bir bölgenin nüfus hareketleri, klasik dönemde olduğu gibi tapu-tahrir defterleri tanzim edilmediğinden avarız-hane ve cizye defterleri kayıtlarına göre tesbit edilmektedir. Bununla birlikte avarız ve cizye defterleri vergi amaçlı tutulduklarından ve sınırlı nüfus bilgileri ihtiva ettiklerinden, modern anlamda bir nüfus envanteri olmaktan uzaktırlar.[15] Bu nedenle, 1574-1642 yılları arasında Tokat kazasının nüfusunu kesin rakamlara dayalı olarak sunmak yerine nüfustaki genel artış ve düşüş eğilimlerinden söz edeceğiz.

A. Tokat Şehrinin Nüfusundaki Gelişmeler

Tablo II, Tokat şehrindeki vergi mükellefi toplam erkek hane sahipleri ile tahminî nüfus rakamlarını vermektedir.[16] Tablodan gelen rakamlara göre, 1574-1600 yılları arasında, toplam tahminî nüfusta yüzde 7,82 oranında bir düşme olduğu görülür. Hane sayıları bakımından ise, 1574’deki toplam 2569 gerçek hane, 1600 yılında 2368 gerçek haneye gerilemiştir.[17] Nüfustaki bu gerileme eğilimi, 1600 ve 1601 yılları arasındaki bir yıl zarfında yaklaşık %2,57 oranında bir düşüşle devam etmiş görünüyor. Bu rakamlardan, Tokat şehrinin 1574 ve 1601 arasındaki dönemde %10,19 oranında bir nüfus kaybı yaşadığı görülmektedir. Bu hadisenin gerisinde yatan en önemli sebepler, dönemin olağanüstü sosyo-ekonomik şartları, uzun ve iki cepheli savaşlar (Osmanlı-İran, 1578-1590 ve 1603-1612, ve Osmanlı-Avusturya/Macaristan, 1593-1603), ve bu son gelişmelerin se

bep olduğu Celâlî isyanları olarak özetlenebilir. Bu isyanlar sırasında, Tokat şehir halkının maruz kaldığı olağanüstü kötü şartlar ve ahalinin olaylara tepkileri 1600-1 tarihli avarız hane defterindeki “Celâlî havfından ahalisi ahar diyara firar etmeğle…”, “Mahalle-i mezbure halkı Celâlî havfından Erzurum tarafına firar etmeğin…” gibi cümlelerde[18] yatmaktadır. Bu cümlelerden Tokat’ın dışarıya önemli ölçüde göç verdiği söylenebilir. Bununla birlikte, doğum oranının gerilediği, ölüm oranının da arttığı ileri sürülebilir.

1601-1642 yılları arasını kapsayan dönemde ise, Tokat şehir merkezinde %18,24 nisbetine bir nüfus artışı (11535 kişiden 13640 kişiye) yaşanmış görünüyor. Nüfustaki bu büyümenin özellikle Celâlî isyanlarının büyük ölçüde sona erdirildiği 1610’lardan sonraki dönemde meydana geldiğinde şüphe yoktur. Aşağıda belirtileceği üzere, 1614’den itibaren Tokat şehrindeki gayrimüslim nüfusun artarak büyümesi bu fikri desteklemektedir. İnceleme altındaki bütün dönem (1574-1642 arası) göz önüne alındığında, Tokat şehri yüzde 6,18 lik bir nüfus artışı kaydetmiş görünüyor. Pek çok Anadolu şehrinin ve kırsal yerleşim merkezinin ve hatta çok sayıda Akdeniz ve Avrupa ülkesinin aynı dönemde önemli nüfus düşüşlerine maruz kaldığına bakılırsa, Tokat’ın bu bakımdan oldukça şanslı olduğu söylenebilir.[19] Tokat’ın coğrafi konumundan dolayı Anadolu’daki anayol ağı üzerinde bulunması, şehrin ekonomik yaşamına, dolaylı olarak da nüfus artışına katkıda bulunmuş olmalıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ