TEŞKİLÂT-I MAHSUSA, YUSUF AKÇURA VE 1916 LOZAN MİLLİYETLER KONFERANSI

TEŞKİLÂT-I MAHSUSA, YUSUF AKÇURA VE 1916 LOZAN MİLLİYETLER KONFERANSI

Osmanlı Devleti’nin çöküş süreci sonrasında Türkiye’de kurulacak olan “seküler ulus-devlet”in gerek fikri zemininin oluşturulmasında ve gerekse inşa sürecinde, diğer iç ve dış dinamiklerin yanı sıra, Türk Dünyası aydınlarının da rolü vardır. II. Meşrutiyet Devri’nde Türk Yurdu’nun çıkarılmasından, Atatürk döneminde Türk Tarih Kurumu başkanlığına uzayan hayat çizgisiyle temayüz eden Yusuf Akçura ise, bu aydınların en önemlilerinden biridir. Bundan dolayı, onun hakkında yapılan ve yapılacak çalışmalar şüphesiz önemlidir. Fakat, kendi ifadesiyle, Yusuf Akçura’nın Osmanlı İmparatorluğu çerçevesinde eylemlerinin bir incelemesi ve modern Türkiye’ye yaptığı entelektüel katkıların değerlendirilmesine[1] odaklanan bir biyografi üzerinde doktora çalışması yapıp daha sonraki süreçte bu eserini geliştirerek bastıran François Georgeon’un çalışmaları, Ahmet Temir’in ifadesiyle, “bu alanda devir açacak mahiyettedir”.[2] Ancak her bilimsel konuya olduğu gibi, Yusuf Akçura ile ilgili literatüre de ilk defa değerlendirilecek olan yeni belgelerle bir şeyler eklemek mümkündür. Bu eklenecekler ise Teşkilât-ı Mahsûsa faaliyetleri kapsamında yer almaktadır. Bu da işlenecek konunun önemini daha da artırmaktadır. Bu makalede, Yusuf Akçura ve bulunduğu çevrede yaşananlarla ilgili olarak bilinenlerin tekrarından sakınılarak Türkiye’nin yakın tarihi ve uluslararası ilişkiler açısından bir hayli önem taşıyan, işlenen konuyla ve/veya dönemle ilgili bağlamdaki literatüre katkı sayılabilecek olan bazı önemli ayrıntıların arşiv belgelerine dayalı olarak gün ışığına çıkarılmasına çalışılacaktır.

I. Dünya Savaşı yıllarında Yusuf Akçura ve aşağıda değinilecek olan faaliyetlere katılacak olan diğer kişilerin yolları Teşkilât-ı Mahsûsa ile kesişmiştir. Bu süreçte gerçekleştirilen stratejik faaliyetlerden biri de 1916 Lozan Mill(iy)etler Konferansı’dır. Teşkilât-ı Mahsûsa tarafından Yusuf Akçura’nın da içinde yer aldığı önemli bir grup bu konferansa gönderilmiştir. Ancak nihai olarak Lozan’a varmak amacıyla çıkılan yolculuktan bir süre önce, bir cemiyetin kuruluşuna ilişkin -altında konuyla ve/veya dönemle ilgilenen kişiler için pek tanıdık ve son derece önemli üç şahsiyetin imzası bulunan- bir dilekçenin yazıldığından bahsetmek gerekir. Bu dilekçe, hakkında fazlaca bilgi olmadığı Georgeon tarafından belirtilmiş olan bir cemiyetin[3] belki de kuruluşunu resmileştirmeye dönük bir belgedir ve Dahiliye Nezareti’ne yazılmıştır. Ancak Lozan Konferansı’na dair vesikaların yer aldığı Teşkilât-ı Mahsûsa dosyasının başında bulunmaktadır:

“Dahiliye Nezaret-i Celilesine;

Rusya’da sakin Türk cinsinden ve İslâm dininden olan kavimlerin beşerî, millî ve dinî haklarını müdafaaya çalışmak ve merkez-i idaresi İstanbul’da, Nur-ı Osmaniye caddesinde, Şeref sokağında 32 numaralı hanede bulunmak üzere ‘Rusya’da Sakin Müslüman Türk Tatarların Haklarını Müdafaa Cemiyeti’ unvanıyla bir cemiyet teessüs etmekte olduğu ve Osmanlı Darülfünunu muallim muavinlerinden Nur-ı Osmaniye caddesinde mukim Hüseyinzade Ali Bey, ‘Türk Yurdu’ Mecmuası

Müdiri Büyükada’da Nizamda mukim Akçuraoğlu Yusuf Bey ile ‘Turan Neşr-i Maarif Cemiyeti’ Reisi Mukimüddin Beycan Bey’in cemiyetin umur-ı idaresiyle meşgul olacaklarını arz zımnında işbu beyannamemiz arz olunur.

Tıb Fakültesi muallimlerinden

Hüseyinzade Ali (imza)
Türk Yurdu Mecmuası Müdiri
Akçuraoğlu Yusuf (imza)
Turan Neşr-i Maarif Cemiyeti Reisi
Mukimüddin Beycan (imza)”[4]

Yukarıdaki dilekçenin verilmesinden bir süre sonra, altında ‘hareket etmeleri’ şeklinde kırmızı kalemle bir derkenar yer alan belgede şu isimler bulunmaktadır:[5] Ahmed Saib Bey, Said Tahir Efendi, Tevfik Nureddin Bey, Mukimüddin Bey, Mehmed Safa, Yusuf Akçura, Aziz Bey, Kamil Beyefendi.

Hareket etmeleri belirtilen kişilerin gidecekleri güzergah da ‘Sofya Sefaret-i Seniyesine’ “Yedi kişi yarınki 7-4-32 Balkan trenine rakib olacaklarsa da mezkur trende kendilerine tahsis edilmiş mahaller ancak Sofya’ya kadardır. Aynı trenle Sofya’dan Münih’e kadar temin-i seyahatleri için teşebbüs icrası”[6] ifadesi yer alan bir başka yazışmadan anlaşılmaktadır. Yusuf Akçura seyahatleri esnasında gerek bilgi vermek gerekse karşılaşılan güçlüklerin halledilmesini sağlamak amacıyla o dönemde Teşkilât-ı Mahsûsa’nın başında bulunan Ali Başhamba ile yazışmıştır.[7] Konferansın başladığını ise 27 Haziran 1916 tarihinde kaleme alınıp “Muhterem Ali Beyefendiye” hitabıyla başlayan “Akçuraoğlu Yusuf” imzalı mektubunda “24’ünde Lozan’a geldik. Konferans 27’sinde yani bugün saat 10’da başladı”[8] diyerek bildirmiştir. Mektubun yazıldığı kağıdın “Hotel Eden” antetli olması kafilenin, en azından Akçura’nın bu otelde kaldığını düşündürmektedir.

Yusuf Akçura’nın Mill(iy)etler Konferansı ile onunla ilgili meseleler hakkındaki müşahede ve mütalaaları ise 12 Temmuz 1332 (25 Temmuz 1916) tarihinde kendisi tarafından şöyle ifade edilmiştir:[9]

1- Bundan üç dört yıl önce Paris’te aralarında şimdiki Fransa Eğitim Bakanı’nın da bulunduğu nüfuz ve şöhret sahibi bazı kimselerin girişimleriyle “Union des Nationalites” unvanlı bir cemiyet kurulmuş ve şimdiye kadar iki konferans akdine muvaffak olmuştur. Bu cemiyetin ara sıra çıkan bir mecmuası “Revue des Nationalites” vardır. Cihan Harbi başladığı zaman cemiyetin merkezi Paris’te bulunuyordu. Fakat bir müddet sonra, cemiyet genel sekreteri Litvanyalı Gabris’in ifadesine göre, mecmuanın yayını, sansür şartlarından dolayı neredeyse olanaksız bir hale geldiğinden cemiyet merkezi Paris’ten İsviçre’de Lozan şehrine naklolunmuştur. Cemiyet bu seneki konferansını Lozan’da tertibe karar vermiştir; işte biz sıra itibariyle üçüncü sayılan bu konferansa katıldık.

2- Rus hükümetinin zulüm ve baskısı altında bulunan gayri Ruslar birkaç ay önce bir ittifak tesis etmişlerdir. Bu ittifakın ilk kurucuları Finlandiyalılar, Litvanyalılar, Estler, Lehliler, Ukraynalılar, Rutenyalılar, Yahudiler, Müslümanlar, Gürcülerdir. Bilhassa ittifaka Şimal ve Kafkas Türkleri ile Çerkezler de dahil olmuştur. Rusyalı Gayri Ruslar İttifakı (Ligue des Allegones de Russie) Stockholm şehrinde, ABD Başkanı Wilson’a bir telgraf çekerek Rusya hükümetinin zulmü altında ezilmekte olan birkaç on milyon gayri Rusların ahvaline nazarı dikkatini ve merhametini çekmek istemiştir. İttifakın en faal ve nüfuz sahibi akvamından Balter (yani Baltık Denizi sahilinde yaşayan Alman) Baron von der Ropp’un rivayetine göre; Amerika’da sakin Rusyalı gayri Ruslar mahfillerinde ve bu mahfillerin tesiri ile asıl Amerikalılar arasında-özellikle Amerikalı Museviler içinde-ittifaka muhit celbine muvaffak olmuş hatta ittifakın tesis ve ilk masrafları için Amerikalı bir Musevi sarraf kafi miktarda meblağı bile hibe etmiştir.

3- Rusyalı Gayri Ruslar İttifakı bir cemiyet suretiyle Lozan’da toplanan Milletler Konferansı’na katılmaya karar vermek ve konferansta ittifak adına bir harekette bulunmak yoluna gitmemiş ise de ittifaka dahil olan Rusyalı muhtelif kavimlerin hemen hepsi konferansta varlıklarını göstermişlerdir. Ve bunun doğal sonucu olmak üzere, konferansta çoğunluk Rusya hükümetinden zulüm görerek ondan müşteki olan akvam olmuştur.

4- Milletler Konferansı, üç gün devam etmiştir. Konferansta yirmi üç milletin temsilcisi vardı. Bunlardan on dördü Rusya’ya mahkum milletlerin temsilcileriydi. Bunların yanına İngiliz ve Fransızlardan müşteki Mısırlılar ve Tunuslular eklendiğinde yirmi üç milletin on altısı İtilaf Devletleri aleyhinde idi. Bundan dolayı Milletler Konferansı Cihan Harbi esnasında toplanarak İtilaf Devletlerinin ve özellikle Rusya’nın birçok milletleri tazyik etmekte olduğunu cihana duyurmuş oldu. Konferansın başkanlığında Belçikalı bir alim bulunuyordu.

5- İtilaf gazeteleri ile onlara meyilli İsviçre gazeteleri yanıltıcı bir takım açıklamalara kalkıştılar. Konferansın düzenleyicilerinin bazılarının Almanlar ve şerikleri tarafından iğfal edilmesi ve aynı zamanda Avusturya-Macaristan ve Almanya idaresi altında bulunan milletlerin temsilcilerinin askerî işgal altında bulunan memleketlerden gelmeye imkan bulamamaları veçhiyle Rusya’ya mahkum milletlerin konferansa gelmeleri ve iştirakleri için teşvik ve kolaylıklar görmüş olmaları sayesinde böyle bir sonucun ortaya çıktığını yazıyorlarsa da vakalar bunların bir kısmını pek kesin bir surette tekzip ediyor: Avusturya’dan müşteki Çekler ve Sırplar Almanlardan hoşnutsuz Belçikalı ve Lüksemburglular konferansta temsilcilerini bulundurduklarından başkaca bir Belçikalı konferansa başkanlık bile etmiştir. Merkezi devletler ve müttefiklerinden müşteki kişiler Cemiyet ve temsilcileri içinde ve Lozan’da bol bol mevcut olduklarından gelmeye yol bulamamaları masaldan ibarettir.

6- Biz Rusya’da sakin Müslüman gayri Rusların delegeleri yani Tatar, Kırgız, Çağatay, Çerkez, Lezgi ve Kumuk milletlerinin temsilciler hepimiz ayrı ayrı birer layiha hazırlayarak onları konferans huzurunda Fransızca okuduk. Kırgız delegenin layihası önce kendisi tarafından okunup sonra Fransızca tercümesi okundu.

Rusya’da sakin ve Çar hükümetinin mezaliminden müteessir Müslüman milletler ilk defa Batı’da ve uluslararası bir toplantıda şikayet seslerini yükseltmiş olduklarından bir hayli dikkat çekti. İtilafa eğilimli milletler Rusya hakkındaki şikayetlerden sıkılıyor gibiydiler. Hatta bazılarımız layihalarını okurken Fransa Devleti’nin mümessili bile başıyla tasvip işaretlerini etmekten kendini tutamadığı gibi layihanın hitamında alkışlamak mecburiyetini duymuştu.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ