TBMM TUTANAKLARINA GÖRE CUMHURİYET’İN İLK ON YILINDA SAĞLIK POLİTİKAMIZ

TBMM TUTANAKLARINA GÖRE CUMHURİYET’İN İLK ON YILINDA SAĞLIK POLİTİKAMIZ

Konuyu sunarken, Yüce Atatürk’ün sağlık konusunda geleceğe yatırım olan çocuklarımızla ilgili güzel sözlerinden biriyle başlamak istiyorum.

“Her ulus çocuklarının sıhhatli ve gürbüz olmaları için, yaşadıkları bölgenin sıhhî şartlarını temin etmek, devlet halinde bulunan siyasî teşekküllerin en birinci ödevidir.”

Sağlık, insanın en doğal hakkıdır. Sağlıkla ilgili hizmetlerden yararlanma kavramı, zamanla bir politik, yasal ve sosyal düşünce olarak ortaya çıkmıştır. Çağımızda devletler geleneksel işlevleri yanında, halkın sağlık ve eğitimi ile ilgili gerekli harcamaları yaparak, sosyal ve ekonomik kalkınmayı sağlamak görevini de üstlenmişlerdir.

Giderek önem kazanan sağlığın korunması, hem birey, hem toplum, hem de hükümetler tarafından yürütülmesi gerekli bir konudur. Koruyucu sağlık hizmetlerinin iyi plânlanması halinde, devlet, daha çok harcama gerektiren tedavi hizmetlerinden yükümlü olacaktır.

Bulaşıcı ve diğer hastalıklarla savaşta kazanılan başarıda, bir ülkenin kültür düzeyi, özellikleri, örgütsel yapı, bütçeden ayrılan pay ile çalıştırılan personelin bilgi ve deneyimleri etkin rol oynamaktadır. Sağlık hizmetlerinden eşit yararlanma olanaklarının sunumunda ve kullanılabilirliğinde ise, izlenecek sağlık politikası, bu alandaki çalışmaların başlangıç noktası olmaktadır.

Yurdumuzda sağlık politikaları zamanın hükümetlerince belirlenmekte, uygulamalar bugünkü adıyla Sağlık Bakanlığı, bu çalışmada da Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekâleti-Sıhhat ve İçtimaî Muavenet Vekâleti’nce (Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı) yürütülmektedir. Ulusal sağlık örgütünün kuruluş aşamasını, sağlık politikasında ilkelerin belirlenip, bu doğrultuda yapılan uygulamaları belirtmek üzere Kurtuluş Savaşı döneminden başlayarak gelişmeler aktarılmış, Cumhuriyet’in ilk on yıllık döneminde yapılan çalışmalar açıklanırken de o yılların sosyo-ekonomik ve kültürel koşulları olabildiğince vurgulanmaya çalışılmıştır.

Kurtuluş Savaşı Dönemi – Savaş Öncesi Ülkenin Durumu

Kurtuluş Savaşı öncesi ülkenin durumuna bir göz atacak olursak; ekonomik ve siyasal yönden yarı bağımlı bir Osmanlı Devleti’nin işgale uğrayıp bölünmüş, yıllarca süren savaş ve çeşitli nedenlerle bakımsız kalmış bir ülke üzerinde azalmış bir nüfus, yoksul, perişan kalmış, psikolojik çöküntüye düşmüş insanlar, bu insanlarla başlatılan ulusal savaş, savaş içindeki göç hareketleri, bulaşıcı hastalıkların yayılma riski, göçlerden kaynaklanan ekonomik ve toplumsal sorunlar.

İşte 2 Mayıs 1920 tarihinde kurulan ulusal hükümetle, Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekâleti’nin[1] çözmek zorunda olduğu problemler.

Vekâlette İlk Çalışmalar

11 Mayıs 1920 tarihinde göreve başlayan Dr. Adnan Bey’in elinde hiçbir kayıt ve bilgi yoktur. İlk iş olarak görevli doktorların listesi ve önceki sağlık mevzuatı getirtilmiştir.

Bir taraftan sağlık politikasında izlenecek yolun prensipleri belirlenirken, diğer taraftan da hizmetlerin kesintiye uğratılmaması için, var olan sağlık sisteminin bazı kısımları korunmuş, bazı kanun ve tüzükler, yerlerine yenileri konuncaya kadar yürüklükte bırakılmıştır. 1921 yılı ortalarından 1923 Ekim’ine kadar göçmenleri yerleştirme ve onlara yardım işleri de Vekâletin omuzlarına yüklenmiştir. Bu yıllarda göçmen ve yetimlere yardım için Meclis’e âdeta önerge ve kanun teklifleri yağmıştır. Savaş döneminde Meclis’teki Mebusların çoğu yaralı askerlerin tedavilerine koşmuştur.

Sağlık Politikasında İlkeler

Bu yıllarda sağlık politikasında belirlenen temel prensipler şöyle sıralanabilir: Ulusal örgütünü kurmak ve geliştirmek, doktor ve diğer sağlık personel açığını kapatmak, bayan doktor yetiştirmek, yetim ve göçmenlere yardım etmek, salgın hastalıklarla savaşıp, gerekli yasaları çıkarmak, çocuk ölümlerini azaltıp nüfusu artırmak, yurt dışından gelebilecek hastalıklara karşı önlem almak, kurumlar arası iş birliği sağlamak ve israftan kaçınmaktır.

İçinde bulunan yıllar bir savaş dönemi olması nedeniyle eldeki kıt kaynaklar en ekonomik ve yararlı biçimde kullanılmış, gerek hükûmet programlarında ve Meclis açış konuşmalarında, gerek bütçe görüşmelerinde bu hep vurgulanmış, ancak halk sağlığında zorunlu işlerde kısıtlamaya gidilmiştir.

Hükûmet Programları

  1. İlk Hükümetin Programı

Maarif Vekil Dr. Rıza Nur tarafından okunan ilk hükûmet programında şöyle denilmektedir: “Umurı sıhhiye ve muaveneti içtimaiye hususunda hali hazırı malîmizin müsait olabildiği kadar ve mümkün mertebe iktisada riayet olunarak âzami fevaidi sıhhiye ve içtimaiye teminine çalışılacaktır.”[2] (sağlık ve sosyal yardım işleri, elimizdeki mali olanakların elverdiğince ve olabildiğince ekonomik davranarak sağlık ve sosyal yardımda en çok yarar sağlamaya çalışılacaktır.)

  1. Ali Fethi Bey Hükûmeti’nin Programı

Savaş başarı ile sona erip yeni hükûmet kurulduğunda, Hükûmet Başkanı Ali Fethi Bey, okuduğu hükumet programında; geçen günlerin bir muhasebesi yapılarak Vekâletin yapacağı işler şöyle belirtilmektedir: “O vakitki ahvali fevkalâdenin kaffei mesainin cepheye sarfını istilzam etmesi hasebiyle layıkı veçhiyle neşvünema bulmayıp sulha kadar memleket ihtiyacını mahdut bir bütçe ile ve nâkâfi mesai ile tatmin edebildi. Fakat bundan böyle kendisinden beklenilen mühim vazaifi ilmin ve ihtiyacın emrettiği dairede hüsnü ifa etmeye çalışacaktır. (dönemdeki olağanüstü durum gereğince çalışmaların tümünün cepheye harcanması gerektiğinden barışa kadar ülke gereksinimi sınırlı bir bütçe ve yetersiz bir çalışmayla yerine getirilebildi.

Fakat bundan böyle kendisinden beklenen önemli görevi bilim ve gereksinimler doğrultusunda, en iyi şekilde yerine getirmeye çalışacaktır.) denilerek sosyal bir felâket haline gelen sıtmanın önünü almak üzere, bayındırlık işlerinin yürütülmesi ve bataklıkların kurutulmasında dış borçlanmaya gidileceğinden ve yabancı sermayeye kolaylık tanınacağından da söz edilmektedir.[3]

Bütçeler

Kurtuluş Savaşı içinde hazırlanan bütçeler, klâsik bütçelerden ayrı bir özellik taşımaktadır. Ulusal hükûmetin Anadolu için hazır bir bütçesi olmadığından, çoğu kez geçici bütçeler hazırlanıp, avans kanunları ile ödenekler verilerek kamu hizmetleri yürütülmüş, bütçeye gelir getirici kanunlar çıkarılmıştır.

  1. 1920 Yılı Bütçesi

Vekaletin bütçesi görüşülürken Vekil Dr. Adnan Bey’e Vekaletin halka iyi hizmet götüremediği, tıp gereçlerinde vurgunculuk yapıldığı söylenip, çalışmalar eleştirilmiş, kendisi bu eleştirilere cevaben yaptığı konuşmada; sağlıkla ilgili önemli kuruluşların İstanbul’da olduğunu, orası ile resmi bağları koparınca çok zorlandıklarını, Sivas’ta üretilen aşıların bir kısmının bozuk çıktığını, buraları düzeltmeye çalıştıklarını, işçiler için Zonguldak’ta bir hastane başlattıklarını, bunları yapabildiklerini açıklamıştır.[4]

Toplantı sonunda Vekaletin gider bütçesi 613.141 lira olarak kabul edilmiş, aynı yıl Maarif Vekâleti’ne 577.061 lira, Adliye Vekâletine 2.759.274 lira, Dahiliye Vekâletine 2.731.023 lira ayrılmıştır.[5]

  1. 1922 Yılı Bütçesi

Vekaletin 1922 yılı bütçesi Meclis’te Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye olmak üzere iki ayrı bölüm halinde görüşülmüştür. Vekâlete ayrılan payda hükûmetçe kısıtlayama gidilmiş,[6] ancak daha sonraki toplantılarda bunun yetersiz olduğu savunularak artırılmıştır.

Bütçe görüşmelerinde Aydın Mebusu Mazhar Bey, yurdumuzda Sıhhiye Vekâleti’nin en yetersiz bütçeye sahip olduğunu, Maarif ve yollar için vergiler alındığını, bunların sağlıktan daha mı önemli olduğunu söyleyip, hükümeti eleştirmiş, çocuk, sakat ve yaşlılar dışındakilerden “sağlık vergisi” alınarak tüm halkın parasız tedavi edilebileceğini önerisini getirmiştir.[7]

Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey de Vekâletin çocuk sağlığı konusunda broşür hazırlayıp, yeni doğan çocukların ailelerine bunların parasız verilmesini önermiştir.[8] Toplantıda kasaba ve köylerin pek çoğunda sağlığa aykırı bir yaşam sürdürüldüğünü, tuvalet bulunmadığı, halkın gübrelerle içiçe yaşadığı belirtilip önlem alınması istenmiştir.[9]

Meclis’in 24 Ekim 1922 günkü toplantısında Vekâletin gider bütçesi oylanarak kabul edilmiştir. Sıhhiyeye 869.719 lira,[10] Muaveneti İçtimaiye Genel Müdürlüğüne de 851.285 lira ayrılmıştır.[11]

Meclis Toplantı Yılı Açış Konuşmaları

  1. II. Toplantı Yılı

TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa Meclis’in 2. toplantı yılı açış konuşmasında maarif, sağlık, nüfus ve bayındırlık yönünden pek göze görünür sonuçlar alınmadığını, verimli sonuçlar alabilmenin zamana ve de çok paraya dayandığını, halk sağlığıyla doğrudan ilgili Men’i Müskirat, Frengi Kanunu gibi kanunların çıkarıldığını, çalışmaların aynı tempoyla sürdürüleceğini belirtmiştir.[12]

  1. III. Toplantı yılı

Meclis Başkanı Mustafa Kemal Paşa, 3. toplantı yılını açarken yaptığı konuşmada; Hükümetin başlıca görevinin, milletin huzurunu sağlamak, sağlığına özen göstermek ve sorunlarına çözüm bulmak olduğunu belirttikten sonra, doktor ihtiyacının şartlar elverdiğince giderilmeye çalışıldığını, aşıların tamamının yurdumuzda üretildiğini, salgınlar için daha etkin önlemler düşünüldüğünü söylemiştir.[13]

Kanunlar

Kurtuluş savaşı içinde ilgili pek çok kanun, kararname çıkarılıp, tüzük hazırlanmıştır. Ordudaki doktor açığını kapatmak üzere 1920 tarihli Zorunlu Hizmet Kanunu ile zorunlu hizmetle yükümlü sivil doktorların orduda görevlendirilmesi sağlanmış, orduda bulaşıcı hastalıklarla içiçe yaşayan doktorların, daha verimli çalışmasını sağlamak ve mesleğe özendirmek üzere askerî tıp okulu mezunlarına ikramiye için kanunla küçük sıhhiye memurlarına avans için kararname çıkarılmıştır.

Bulaşıcı hastalıklardan ve halk arasında çok yaygın olan frenginin önlenmesi için 1921 yılında Frengi Kanunu, alkollü içkilerin zararları göz önüne alınarak 1920 tarihli Men’i Müskirat Kanunu gibi sağlık korumaya yönelik kanunlardan başka, dinsel ve sağlık kurumları adına yurtdışından gelecek eşyadan gümrük vergisi alınması, Hudut sıhhiye ve Emekli Sandığı’na ait gümrüğün artırılmasına ilişkin kanunlarla, laboratuvar vs. yerlerdeki ücretlerin artırımına ait tüzükle hâzineye gelir sağlanması amaçlanmıştır.

Ayrıca sosyal yardım konusunda; göçmen sevkine, Darüleytam Genel Müdürlüğü’ne avans, Amasyada’ki Şefkati İslâmiye Yurduna, Gaziantep halkına, Konya Darüleytamına, Doğu İlleri göçmenlerine yardım için kanunlar çıkarılmış, askerî hastanelere alınacak yoksul hastalar için tüzük hazırlanarak kollayıcı ve kapsayıcı bir sağlık politikası izlenmiştir. Savaş sonrası imzalanan Lozan Barışı’nın 99. Maddesi ile de sağlıkta, uluslararası iş birliğinden yana olunduğu kanıtlanmıştır.[14]

Cumhuriyetin ilk yılları (1925 yılına kadar) TBMM ulusal savaş sonrası seçime giderek kendini yenilmiş, Ankarara’yı da başkent kabul etmiştir. Bu sırada ortaya çıkan hükûmet krizi, Mustafa Kemal paşaya, daha Erzurum kongresi öncesinde belirlediği[15] rejimin adını koyma fırsatını vermiş, 1921 Anayasası’nın yönetimle ilgili maddelerinde değişiklik yapılarak 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edilmiştir.

Yeni devlet, en kısa sürede kalkınmaya başlamak ve başarıya götürmek durumundadır. Bu çabadaki başarı, öncelikle sağlıklı insan temeline dayanmaktadır. Bu yıllarda çok yaygın olan sıtma, frengi, verem, trahom gibi hastalıklar için yeterli ilacı sağlamak, malî yönden zor olduğu kadar, henüz yeterince gelişmemiş bir örgütsel yapı içinde bu ilaçları halka ulaştırmak, uygulamak da başlı başına bir sorundur.

Sağlık politikasında İlkeler Bu yıllarda sağlık politikasındaki başlıca hedefler şunlardır:

Merkez ve taşra örgütünü genişletmek, doktor ve diğer sağlık personel sayılarını artırmak, meslekte uzmanlaşmışları devlet sağlık kuruluşlarında tutmak, bulaşıcı ve salgın hastalıklarla savaşmak, ilgili kanunları çıkarmak, Numune Hastaneleri, sanatoryum ve dispanserler açmak, yayın yoluyla halkı bilgilendirmek, sosyal yardım kurum ve dernekleriyle iş birliği sağlamaktır.

Hükûmet Programları

  1. Ali Fethi Bey Hükumeti’nin Programı

1924 yılında Ali Fethi Bey Başkanlığında kurulan hükûmetin Meclis’e sunduğu programında, sağlık ve sosyal yardım konusunda; halkımızın sosyal yapısını kemiren sıtma ile ciddî bir mücadeleye girişmenin, Sıhhiye Vekâleti’nin en esaslı ilkesi olduğu, bundan başka frengi ve vereme, çocuk hastalık ve ölümlerine karşı önlem almak üzere sağlık örgütünün genişletileceği, özel kuruluşlarla iş birliği yapılıp onlara yardım edileceği, sıtmanın yayılmasında etken olan sivrisineklerin üreme yeri bataklıkların kurutulmasında bütçeyi aşan durumlarda dış borçlanmaya gidilip, dış yatırıma kolaylık sağlanacağı, göçmen bölgeleri ile yurdun yanmış, yakılmış yerlerinde sağlık önlemlerinin artırılacağı açıklanmaktadır.[16]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ