TAGAR KÜLTÜRÜ

TAGAR KÜLTÜRÜ

Orta Asya’nın eski toplumları özgün coğrafi konumlarından dolayı Avrasya bozkırlarındaki Saka tipi kültürlerin oluşumunda önemli yere sahiptir. Bu bölge batıdan Büyük Kazak Bozkırı, kuzeyden geniş Tayga ormanları, doğudan Baykal gölü, güneyden ise Orta Asya çölleriyle çevrilidir. Bol su kaynaklarının, dağların ve çeşitli otların bulunduğu bozkırların bir arada bulunması eski zamanlardan beri insanların dikkatini çekmiştir. Zira, insanlar bu ortamda en verimli üretim şekillerini uygulayabilirlerdi. M.Ö. I. binyılın başlarında son Bronz Dönemi’nin Karasuk kültürünün yerini Tagar kültürü almıştır. Bu kültür Asya’nın merkezinde mevcut olmuş ve doğudan Sayan dağları, batıdan ise Altay dağlarıyla çevrelenmiş Minusinsk-Hakas havzasının bozkırlarını kapsamıştır. Bu nedenle de Tagar kültürü diğer kültürlerden daha az etkilenmiş ve bronz döneminde ortaya çıkmış yerli gelenekler üzerinde gelişmiştir.

Bu bölge, bazı yerlerde kuru olan keskin kara iklimine sahiptir. Havzaların yüzeyi yaz güneşi sayesinde çok ısınımaz. Yıllık yağmur miktarı yılda 24-300 mm’yi geçmez. Doğal bozkır otlakları hayvancılığın temel yem kaynağını oluşturmaktadır. Çiftçilik için sulama gerekmektedir.

Bölgenin faunası çok zengindir. Bölgeye özgü Sibirya hayvanlarının dışında güney bölgelere Moğolistan’dan ve Kuzeybatı Çin’den hayvanlar gelmektedir. Dağlarda çeşitli kürk hayvanları, ayrıca Avrupa musu, karaca, ren geyiği, misk geyiği, yaban keçisi, yaban koyunu, ayı, yaban domuzu, kurt, yüksek dağlık bölgelerde ise kar leoparı da bulunmaktadır.

Orta Asya’nın bozkır havzalarının doğal ortamı yerleşik hayvancılık için de çok elverişliydi. Çiftçilik suvarma gerektiriyordu ve sık sık görülen donlar ekinlere zarar veriyordu. Onlarla ve yüzlerle kilometre mesafeye dikey yönde mevsimlik göçler (yazın dağ otlaklarına, kışın ise daha az karlı aşağı bölgelere) yapılıyordu. Bu, mevsimlik hayvancılık türü Orta Asya’nın günümüzdeki Türk halklarında (Altaylılar, Hakaslar, Tuvalılar) da görülmektedir. L. N. Potapov’a göre bu, eski zamanlardan beri yüzyıllar boyunca oluşagelmiştir.[1]

İdeal üretim şeklinin, demograf ve hayvan dengesinin bozulması eski toplumlarda sosyal gerilim, sosyal patlama ve göçlere neden oldu.

Türk_Tarihi_M.Ö._450[1]

MÖ 450 yılında Türk devletlerine dair bir harita.

Tagar Kültürünün Üzerine Çalışmalar

XVIII. asrın başlarında Çar I. Petro’nun fermanı doğrultusunda Sibirya’nın ve Orta Asya’nın geniş bozkırlarının benimsenmesine başlanıyor ve Sankt Petesburg’dan Bilimler Akademisi’nin ilk keşif heyetleri gönderiliyor. Onlar bölgede çok yönlü araştırmalar yapıyorlardı. D. G. Messerşmidt’in (1720-1727), G. P. Miller’in (1733-1744), daha sonra ise P. S. Pallas’ın (1770) başkanlığında bir kaç keşif heyeti gönderilmiştir. Bu heyetler Yenisey’deki Tagar höyüklerinin ilk bilimsel kazılarını gerçekleştirmiş, eşya koleksiyonları toplamış, çeşitli dönemlere ait en önemli abidelerin tasvirini vermiş ve toplanmış kaynakların bir kısmını yayımlamıştır.

Geçen yüzyıllar boyunca P. K. Frolov, N. M. Martyanov, D. A. Klements vd. gibi yerli aydınlar geniş çaplı araştırmalar yapılmışlar. Bu araştırmalar, yerli müzelerin arkeolojik koleksiyonlarının kazı ve tesadüfi bulgularla önemli ölçüde zenginleşmesinde büyük paya sahiptirler. Bu dönemde yazılar ve Yenisey ve Altay’ın kaya resimleri gibi abideler bulunmuştur. Bunların büyük bir bölümü Erken Göçebeler Dönemi’ne, yani M.Ö. I. binyıla aittir. Ayrıca, Altay ve Minusinsk havzasının çeşitli bölgelerinde V. P. Radlov ve A. V. Adrianov tarafından düzenli kazılar yapılmıştır. A. V. Adrianov’un elde ettiği kaynakların bir bölümü araştırmacının kendisi tarafından yayınlanmış (1906, 1908, 1916, 1902-1924), bir bölümüne ise Sovyet arkeologlarının çalışmalarında atıfta bulunulmuştur.[2] 1920’li yıllardan itibaren Sibirya’nın ve Orta Asya’nın arkeolojik abidelerinin öğrenilmesi büyük arkeologlar S. A. Teplouhov, G. Merhard, S. İ. Rudenko, S. V. Kiselev ve M. P. Gryaznov’un adıyla bağlıdır. Bu dönemde S. A. Teplouhov ilk kez sadece arkeolojik bulguların analizine değil, arkeolojik abidelerin küçük bir bölgede araştırılması ve etnografi, antropoloji, dilbilimi, toponomi vs. verilerin eklenmesi suretiyle bu abidelerin kronolojik bölümleme standardının oluşturulması gibi hedeflere yönelik kazı araştırmalarının teşkili ve gerçekleştirilmesinde bilimsel yaklaşımı ortaya koymuştur. C. A. Teplouhov çok sayıda kazı sayesinde kabir yapılarının, gömme geleneklerinin ve kabir eşyalarının değişimini dikkate alarak Minusinsk havzası kültürlerinin periyodik cetvelini oluşturmuştur (1929). O, daha sonraları Tagar kültürü (Tagar adasındaki benzer höyük kazılarına göre) olarak adlandırılan Minusinsk höyük kültürünü Saka Dönemi’ne ait saymıştır. O, bu kültürü birbirini izleyen dört döneme ayırmıştır. S. V. Kiselev ise Tagar kültürünü üç aşamaya bölmüştür. Bu çalışmalar bulguların sistemleştirilmesi, Sibirya’nın ve Orta Asya’nın eski tarihinin ortaya çıkarılması için onların anlamlarının açıklanması açısından büyük önem taşımaktadır. Gerçi, aşamaların kesin tarihlerinin daha sonralar düzeltilmesi gerekmiştir. M. P. Gryaznov, bir dönemden diğerine geçiş sırasındaki sosyal-ekonomik değişimler konusuna çalışmalarında büyük yer ayırmıştır. O, Güney Sibirya’nın M. Ö. 11-1. binyılların sonlarına ait arkeolojik bulgularının esas kitlenin yarıgöçebe ve göçebe hayvancılığa geçtiğini emin bir şekilde söylemeye imkan verdiğine ve bunun, kültürlerin arkeolojik görünümünde açık bir şekilde ifade edildiğine dikkati çekmiştir.[3] M. P. Gryaznov bu dönem için yeni bir kavram- erken göçebeler dönemi kavramını önermiştir. Bu kavram, kronolojik çerçevesi M.Ö. I. binyılı, yani Kuzey Karadeniz boyundaki Saka dönemini kapsayan dönemin özünü açıklamaktadır.

Sibirya ve Orta Asya halkaları tarihinin öğrenilmesinde önemli aşamalardan birini S. V. Kiselev’in sentez niteliği taşıyan monografisi olmuştur (1951). O, bu çalışmasında eski toplum kültürlerinin oluşumu ve gelişiminin tüm konularına değinmiş ve o döneme kadar mevcut olan arkeolojik bulguların sentezini yapmıştır. Onun fikrince, Güney Sibirya’nın Saka kültürleri M.Ö. VII. yüzyıla doğru oluşmaya başlamıştır. Bunu dikkate alarak, S. V. Kiselev aşağıdaki sınıflandırmayı önermiştir:

I. Dönem- M.Ö. VII. yüzyıldan V. yüzyılın başlarına dek,
II. Dönem- M.Ö. V-III. yüzyıllar,
III. Dönem- M.Ö. II-I. yüzyıllar.

Tagar kültürünün günümüzdeki bazı araştırmacıları da benzer sonuçlara varmışlardır.[4]

Teplouhov-Gryaznov sınıflandırması daha fazla kabul görmüştür. M. P. Gryaznov 1950-60’lı yıllarda Leningrad Üniversitesi’ndeki Sibirya arkeolojisi üzerine ders notlarında Tagar kültürüne ilişkin kendi sınıflandırmasını ortaya koymuştur. Bu sınıflandırma yalnız 1968 yılında kısaltılmış bir şekilde yayınlanmıştır. O, kabir yapılarının, gömme geleneklerinin, kabir eşyalarının değişimine dayanarak, Bronz Dönemi’nin yerli Karasuk kültürüne ait olan Tagar kültürünü birbirini izleyen dört döneme ayırmıştır: I. Dönem- Bainovsk dönemi (M.Ö. VII. yy.), II. Dönem- Podgornovsk dönemi (M.Ö. VI-V. yy.), III. Dönem- Saragaşensk Dönemi (M.Ö. IV-III. yy.), IV. Dönem- Tesinsk dönemi (M.Ö. II-I. yy.). Petersburg’dan gelen Krasnoyarsk ve Orta Yenisey keşif heyetlerinin yoğun çalışmaları sonucu elde edilen yeni bulguların artmasıyla bu sınıflandırma daha da netleşmiştir (ilki M.Ö. VIII. yüzyıla ait edilen, birbirini izleyen yedi dönem belirtilmiştir).[5] Ancak genelde M. P. Gryaznov’un dört dönemli sınıflandırması kullanılmakta ve yeni araştırılan abideler ilk önce bu sınıflandırmaya göre kıyaslanmaktadır.[6] Erken Tagar kültürüne ilişkin özelliklerin detaylı incelenmesi, bazı aşamaların kronolojik çerçevesinin yeniden belirlenmesi ve Tagar kültürünün başlangıcının en azından M.Ö. IX- VIII. yüzyıllara ait sayılması için ön ayak oluşturmaktadır. Abidelerin bu kadar erken bir döneme ait sayılması çeşitli laboratuarlarda yapılmış çok sayıda radyokarbon testiyle de kanıtlanmıştır.[7]

Ayrıca, erken Tagar abidelerinde, batı bölgelerle organik bağları bulunan ve M.Ö. I. binyılın birinci yarısında Orta Yenisey’de Kazakistan-Orta Asya kültür yenilikleri dalgasını izlememizi sağlayan unsurlar gözlemlenmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ