T.C. MERKEZ BANKASI TARAFINDAN UYGULANAN PARA PROGRAMLARI VE UYGULAMA SONUÇLARI

T.C. MERKEZ BANKASI TARAFINDAN UYGULANAN PARA PROGRAMLARI VE UYGULAMA SONUÇLARI

I. Para Politikası: Anlamı, Kapsamı, Amaçları ve Araçları

ilindiği gibi para politikası, bir ekonomide belirli amaçlara ulaşabilmek için para miktarı ve/veya faiz oranları ile ilgili alınan önlemler seti olmaktadır. Bu önlemler alınırken, doğrudan ulusal ekonomiyi ilgilendiren nihai bir amaç belirlenebileceği gibi, nihai amaçlarla uyumlu ara amaçlar da (hedefler de) saptanabilir. Bu durumda dolaylı bir para politikası seçilmiş olacaktır. Para politikası uygulanmasında esas olarak dikkate alınan (nihai) amaçlar fiyat istikrarı, ekonomik büyüme, tam istihdam ve dış ödemeler dengesidir. Belirli ölçüde birbirini tamamlayan, belirli ölçüde de birbirleriyle çelişen bu amaçlardan herhangi birine veya birkaçına birlikte ulaşmak amaçlanabilir.[1] Bu nihai amaçlara ulaşmak için parasal büyüklüklerle ilgili bazı araçlar kullanılabilmektedir. Eğer parasal büyüklüklerle ilgili hedefler saptanırsa, nihai amaç yerine ara amaçlar belirlenmiş ve dolaylı bir para politikası benimsenmiş olur.

Hangi tür amaç seçilirse seçilsin, para politikası önlemleriyle, ekonomideki asıl para ve banka parası (yani toplam olarak para arzı) miktarı üzerinde istenilen etki yaratılmak istenir. Asıl para ile ilgili hedeflere ulaşmada daha çok açık piyasa işlemleri (APİ) araç olarak kullanılırken, banka parası hacmini belirlemede mevduat munzam karşılık oranı, reeskont oranı ve disponobilite oranı gibi bankacılıkla ilgili oranlardan yararlanır.

Nihai amaçlara ulaşmada araç olarak seçilecek para ile ilgili büyüklükler ve/veya oranlar ara amaç olarak seçilebilmektedir.[2] Daha doğrusu nihai amaçlara ulaşmak için ara amaç olarak belirlenecek hedefler de, para arzı üzerinde doğrudan etki yaratabilen niteliktedirler.[3] Ayrıca, para arzı üzerinde dolaylı olarak etki yaratabilecek merkez bankası bilançosu ile ilgili büyüklükler ve hedefler de belirlenerek, nihai amaca uygun bir politika izlenmeye çalışılabilir. Bu durumda para arzını etkilemek değil, belirli bir düzeyde tutmak amaçlanmış olacağı için, pasif bir para politikası izlenmesi söz konusu olacaktır.

Para politikası uygulamasında hangi amaç seçilirse seçilsin; bu amaçlara hangi araçlarla ulaşılması hedeflenirse hedeflensin, uygulanacak politikayı etkileyecek bütün büyüklük ve oranların belirlenmesinde merkez bankasının (Türkiye’de TCMB’nin) tek yetkili organ olması gerekmektedir. 1930 yılında yasa ile kurulan ve 1931 yılında faaliyete geçen TCMB’nin, Türkiye’de uygulanan para politikasında tek yetkili organ haline gelmesi, oldukça zaman almıştır. Şöyle ki:

1930 yılında kurulan TCMB’nin başlangıçta sadece reeskont oranını belirleme yetkisi vardı.[4] Bundan daha önemli bir para politikası aracı olan mevduat munzam karşılık oranını belirleme yetkisi ise, TCMB’ye ancak 1970 yılında devredildi.[5] Disponobilite oranı uygulaması da aynı tarihte ihdas edilerek, bu oranı belirleme yetkisi de TCMB’ye verildi. Banka, para politikasının en önemli araçlarından birisi olan açık piyasa işlemlerini (APİ’yi) yapma yetkisine ise ancak 1986 yılında kavuşabilmiş ve gerçek APİ uygulamasına 1987 yılında başlayabilmiştir.[6]

TCMB Yasası’nda 1986 yılında yapılan bazı değişiklikler

sayesinde, TCMB tarafından para politikası uygulama şansı doğmuştur. Nitekim TCMB, para arzını ve bazı parasal büyüklüklerin yıl içindeki gelişmelerini izlemek amacıyla, 1986 yılından başlayarak bilançosundaki bazı oranlarla ilgili orta vadeli hedefler belirlemiş ve yıllık para programları düzenlemeye başlamıştır. Ancak 1986 ve 1987 yıllarında daha çok M2 ve rezerv para gibi parasal büyüklükler ile ilgili bazı hedefler belirleyerek bu hedefleri tutturmaya çalışmıştır. 1987 yılında kazandığı finansal serbestleşme sayesinde 1989 yılından itibaren, doğrudan para politikası yerine dolaylı para politikası uygulamaya başlamıştır. Doğrudan para politikasının araçları APİ, mevduat munzam karşılık oranı, reeskont oranı ve disponobilite oranı gibi piyasayı etkileyen unsurlar olduğu halde,[7] dolaylı para politikası araçları merkez bankası bilançosu ile ilgili bazı büyüklükler olmaktadır. Yani TCMB, 1989 yılından sonra bilançosundaki bazı büyüklüklerle ilgili hedefler belirleyerek dolaylı bir para politikası uygulamayı ve nihai amaç olarak fiyat istikrarını sağlamayı tercih etmiştir.

Bir ekonomide merkez bankasınca (bankaca) uygulamaya konulan parasal hedeflerin nihai amaca ulaşabilmesi için taşıması gereken bazı özellikleri olmalıdır. Bunlar:[8]

  • Hedeflenen parasal büyüklük bankanın kontrolünde olmalıdır. Yani banka ara hedefleriyle ilgili kararları alıp etkin bir şekilde uygulayabilmelidir.
  • Banka, parasal hedefleri piyasalara önceden açıklayarak şeffaflaştırmalıdır. Yürütülecek politikanın sonuçları iktisadi birimlerin beklentilerine bağlı olduğu için, hedef alınan göstergelerin anlaşılabilmesi ve kolay takip edilebilmesi, nihai hedefe ulaşmayı kolaylaştıracaktır.
  • Hedeflenen büyüklükler ile nihai hedef arasında sıkı bir ilişki olmalıdır.[9]
  • Hedef alınan büyüklük istikrarlı olmalıdır.[10]
  • Hedef alınan büyüklük zaman gecikmesi problemini minimuma indirmelidir.[11]

Yukarıda belirtilen özelliklere etkin bir para politikası uygulaması için “operasyonel gereklilik” de denilmektedir.[12] Bu maddelerden de anlaşılacağı gibi, etkin bir para politikası için para politikası araçları konusunda merkez bankasının bağımsız ve tam yetkili olması yanında, uygulayacağı politikayı önceden (bir program dahilinde) kamuoyuna ilan etmesi de gerekmektedir. Bunun sebebi, şeffaf ve tutarlı bir şekilde ilan ettiği hedeflere ulaştığını göstererek, iktisadi birimlerin gözünde bankaların kredibilitesini artırmak ve böylece nihai hedefine daha kolay varmaya çalışmaktır.[13]

TCMB, uygulayacağı para politikasını önceden, dönemler halinde (genelde yıllık olarak) ve bir program dahilinde kamuoyuna duyurmaya 1990 yılında başlamıştır. Bu nedenle Türkiye’de TCMB’nin etkin bir para politikasını uygulamaya başlama yılı olarak 1990 yılının dikkate alınması daha doğru olmaktadır.

TCMB’nin 1990 yılından bu yana operasyonel hedef olarak seçtiği bilanço kalemleri sürekli olarak değişmiştir. Bu değişme büyükten küçüğe doğru bir gidiş şeklinde olmuştur. Başlangıçta toplam varlık, merkez bankası parası gibi hedeflerle ilgilenirken, son yıllarda hedefi net iç varlıklara kadar küçültmüştür.[14] Bunun nedeni artan finansal serbestlik, para ikamesi ve sermaye hareketlerinde istikrarsızlık yarattığı için, daha geniş kapsamlı büyüklükler de kontrolü zor bir yapıya sahip olabilmektedir.

1986 yılından itibaren uygulanmaya çalışılan, 1990 yılından itibaren dönemler halinde kamuoyuna ilan edilmeye başlanan ve 1997 yılı ortasından sonra Hükümet (Hazine) ile; 1999 yılı sonunda da IMF ile anlaşarak uyum içinde uygulanan ve sonuçta 2000 Kasım ve 2001 Şubat krizlerinin doğmasına yol açan bu para programlarını ve bunların uygulama sonuçlarını yıllara göre açıklamaya çalışalım.

II. Türkiye’de T.C. Merkez Bankası’nca Uygulanan Para Programları ve Sonuçları

A. 1986 Yılı Para Programı ve Uygulama Sonuçları

1986   yılında benimsenen ilk program, TCMB bilançosunun aktifinde yer alan özel ve kamu kesime ait portföy yapısını sınırlamak yerine, ticari bankaların TL cinsinden rezervlerini kontrol ederek, para arzını sınırlamak amacındaydı. Bu parasal programda para arzı hedef değişkeni olarak M2 seçilmiş ve M2’deki artış reel faiz ve reel kur gibi değişkenlerle ilişkilendirilmiştir. Programda M2’deki artış için %35’lik sınır konmasına karşılık, dönem sonuna kadar bu artış %40’a ulaşmıştır.

B. 1987 Yılı Para Programı ve Uygulama Sonuçları

1987   yılı para programında TCMB’nin MB işlerini daha iyi yerine getirebilmesi için kurumsal düzenlemelere yer verilmiştir. Bu bağlamda TCMB’ye 4 Şubat 1987 tarihinden başlayarak açık piyasa işlemleri (APİ) yapma yetkisi sağlanmıştır. 1987 yılı için hükümetçe belirlenen makro-hedefler

doğrultusunda bir parasal program hazırlanmış ve gösterge olarak rezerv para seçilmiştir. Rezerv para artışında yılın ilk yarısında hedef tutturulmuş; ancak ikinci yarısında aşılmıştır. Bu nedenle rezerv para miktarında 1987 yılı için hedeflenen %28’lik artış %40 dolayında gerçekleşmiştir. Bu artışta kamu sektörüne açılan kredilerin rolü büyük olmuştur.

1987 yılında, bir yandan kamuya açılan kredilerde önemli artış olurken, diğer yandan bu yolla artan emisyon TCMB’nin döviz rezervinin erimesine yol açmıştır. Bu nedenle TCMB, 1988 yılında para programı uygulamasından vazgeçmiştir.

C. 1989 Yılı Para Programı ve Uygulama Sonuçları

Bu yılda, M1 ve M2 gibi geniş kapsamlı parasal büyüklüklerin hedef olarak seçilmesinden vazgeçilerek, Bankanın bilanço büyüklüğünün denetim altında tutulması hedeflenmiştir. Toplam iç yükümlülüklerle ölçülen bilanço büyüklüğü, 1989 yılında bu sayede sadece %41.6 oranında artmıştır.[15] Aslında bu reel anlamda %16.8 küçülmeyi ifade ettiği için, sonuçta 1989 yılında banka bilançosu belirli ölçüde daraltılarak hedeflenen başarılmıştır. Böylece TCMB’nin mali sistem aleyhine gereğinden fazla büyümesi olgusu bu yılda tersine çevrilmiştir.

TCMB, 1989 yılı para programında iç kredileri denetim altına almayı öngörmüş ve bunda başarılı olmuştur. Kamuya açılan kredilerden Hazineye açılan kısa vadeli avans hesabıyla ilgili olarak HDT Müsteşarlığı ile Mart ayı içinde anlaşmaya varılarak, 3.5 trilyon TL’lik bir tavan benimsenmiş ve bu tavana yıl içinde uyulmuştur. Ayrıca bankacılık kesimine açılan krediler de denetim altında tutulabilmiştir. 1989 yılı içinde merkez bankası parası (MBP)’nın toplam iç yükümlülük içindeki payı, yerleşik olan kişilere döviz olarak yükümlülüğün azalması sayesinde artmıştır. Böylece TCMB’nin para politikası uygulama etkinliği az da olsa artmıştır.

Aslında MBP, diğer yıllara göre 1989 yılında daha az artmıştır. Çünkü APİ yoluyla piyasaya 900 milyar TL tutarında fonlama sağlanmıştır. Bu nedenle, iç kredilerde hedefler aşılmadığı halde, bu fonlama sayesinde emisyon %87 gibi yüksek bir oranda artmıştır. Mayıs ve Kasım aylarında mevduat munzam karşılık oranı (MMKO)’nın iki defa düşürülmesi, emisyonun artışını hızlandırırken, MBP’nin sınırlı ölçüde artmasına yol açmıştır.

D. 1990 Yılı Para Programı ve Uygulama Sonuçları

1990 yılı TCMB para programı, esas olarak öncekilerden önemli bir farka sahipti. Çünkü dönem başında kamuoyuna ilan edilen ilk program idi.[16] Rüşdü Saracoğlu’nun 16 Ocak 1990 tarihinde açıkladığı para programı 4 nicel hedef üzerine kurulmuştu. Şöyle ki; bu programda yıl içinde bilanço büyüklüğünde ve toplam iç yükümlülükte %15-25’lik, iç varlıklarda %6-16’lık, MBP’de %35-48’lik bir artış aralığı hedeflenmiştir. Ayrıca MBP’nin sadece döviz satın alınarak yaratılması ve kredi genişlemesinin sınırlandırılması benimsenmiştir. Böylece bilanço aktifinin finansal yapısında 1989 yılında başlayan değişiklik daha da belirginleşmiştir.

1990 yılı para programı, belirlenen hedeflerin tutturulması açısından genelde başarılı olmuştur. Bilanço büyüklüğünde %24.1’lik artışla, öngörülen değerin biraz üzerine çıkıldığı halde, toplam iç yükümlülükte %21.6’lık, toplam iç varlıkta %12’lik ve MBP’de %26.6’lık artış yaşanmış ve böylece bu üç büyüklükte hedefler tutturulmuştur.[17] Bilanço büyüklüğünde hedefin aşılmasında çapraz kurların olumsuz yönde değişmesinin ve değerleme hesabının beklenenden daha fazla artmasının etkisi olmuştur.

1990 yılında MBP’nin parasal program hedeflerini tutturabilmesini sağlayan en önemli husus, MB kredilerinin denetim altına alınabilmesidir. Bu sayede toplam iç varlıkların yıl içinde ancak %12 düzeyinde artması sağlanabilmiştir. Yani yıl içinde gerçekleşen emisyon artışı, öngörüldüğü gibi döviz işlemleri sayesinde sağlanmıştır. TCMB, 1990 yılı içinde yurt içine olan döviz yükümlülüklerini TL yükümlülüklerine dönüştürme çabası gütmüştür. Bu nedenle MBP diğer göstergelere göre daha fazla artmıştır. Ancak bu artış planlananın gerisinde kalmıştır.

E. 1991 Yılındaki Uygulama Sonuçları

1991 yılında erken seçim kararının kamu borçlanma gereğinde yarattığı artış nedeniyle, Hazinenin banka kaynaklarına yönelmesi, parasal büyüklüklerin denetimini zorlaştırmış ve parasal program açıklanmasını olanaksız kılmıştır.[18] Bu nedenle 1991 yılında parasal program açıklanmamıştır.

1991 yılının ilk üç ayında döviz rezervinin Körfez Savaşı yüzünden 2.3 milyar dolar azalma göstermesi nedeniyle Hazinenin açık finansmanı tercih etmesi, emisyonda önemli bir artışa yol açmamıştır. Ancak sonraki aylarda, bir yandan döviz rezervinin artması, diğer yandan da açık finansmana gidilmesi sonucu, piyasada oluşan aşırı likidite APİ ile emilmeye çalışılmıştır. Yıl içinde kamuya açılan kredilerin %33.7’lik artışı nedeniyle iç varlıklar denetlenememiş ve iç varlıkların bilançodaki payı %57.1’den %59.1’e yükselmiştir. Kısacası TCMB 1991 yılında parasal program ilan etmek yerine, TL ve döviz piyasalarındaki istikrarı korumaya, rezerv paradaki büyümeyi kontrol altına almaya çalışmışsa da bunda pek başarılı olamamıştır.

F. 1992 Yılı Para Programı ve Uygulama Sonuçları

Bu yılda TCMB orta vadeli hedefler çerçevesinde yeni bir parasal program ilan etmiştir. Enflasyonun %43’ü, Konsolide Bütçe açığının 32 trilyon TL’yi ve Hazinenin TCMB’den sağlayacağı kaynağın 11 trilyon TL’yi aşmayacağı varsayımına dayanılarak hazırlanan bu programda 4 parasal büyüklükle ilgili hedefler konulmuştur. 1990 yılı para programından farklı olarak, hedefler arasında toplam iç varlık yerine net iç varlığa yer verilmiştir.

1992 yılında para programı ilan edilmesine rağmen, Hazinenin TCMB kaynaklarından yararlanabileceği fonların yılın daha ilk aylarında sınırına gelinmesi, programın büyük ölçüde uygulama şansını ortadan kaldırmıştır. Parasal büyüklüklerle ilgili konan hedeflerin hepsinde öngörülen oranların iki katından fazla artış yaşanmıştır. Bunlardan bilanço büyüklüğünde %37-47 artış öngörülürken, %85 artış yaşanmıştır. %38-48 arasında artması programlanan toplam iç yükümlülükler %101, %27-39 artması öngörülen net iç varlıklar ise %75 dolayında artmıştır.[19] %40-50 dolayında artması beklenen MBP ise, %100 dolayında artmıştır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al