SULTAN ABDÜLHAMİD’İN MUHBİRLERİ ONU SARAYIN TEK HÂKİMİ YAPMIŞTI

Kemal ÇİÇEK

Yazarın şu ana kadar yazılmış 46 makalesi bulunuyor.

Kemal_Cicek45

Il. Abdülhamid amcası Abdülaziz’in hazin sonunu gördükten sonra Bâb-ı Ali (Başbakanlık) kadrolarına hiç güvenmemişti. Bu yüzden ülke çapında sadece kendisine bilgi veren bir hafiye teşkilatı kurmuştu. Ancak bu teşkilat sadece onun güvende hissetmesini sağlamamış, zamanla Bâb-ı Ali’yi zayıflatarak, hükümet etme gücünü kendisinde yani sarayda toplamasına da hizmet etmişti

II. Abdülhamid, Osmanlı Devleti’nin dönemi en iyi bilinen ve en çok tartışılan sultanıdır. Sevenleri kadar nefret edenleri de çoktur. Ancak onun en önemli özelliklerinden birisi imparatorluğun içeride ve dışarıda çok büyük badireler atlattığı bir dönemde 33 yıl tahtta kalmasıdır. Bu başarısının sırrını kendisine sadık bir hafiye teşkilatı kurmasında görenler oldukça fazladır. Sultan’ın hafiye romanlarına merakı da saklı bir bilgi değildir.

YILDIZ SARAYI’NIN HAFiYELERi

II. Abdülhamid’in kurduğu “Yıldız Hafiye Teşkilatı” daha önceki örneklerinden farklı olarak devlete değil sadece Abdülhamid Han’a hizmet veriyordu. Teşkilata bağlı olarak çalışan hafiyeler ülke içinde ve dışında nerede olursa olsun Sultan’a muhalif kişi ve kurumları yakından takip etmekteydi. Jurnalcilik ve ispiyonculuk karşılığında alınan cazip ücretler ülkede muhbir sayısının inanılmaz bir oranda artmasına sebep olmuştu. Öyle ki Yıldız Sarayı’na, ayda 3 binden fazla jurnal gelmekteydi.

KİMSEYE GÜVENMİYORDU

II. Abdülhamid’in muhalifleri Hafiye Teşkilatı’nı sert bir şekilde eleştiriyor, bu teşkilatın devlet ile alakası olmayan tamamen kişiye özel bir jurnalci ordusu olduğunu ileri sürüyorlardı. Bu teşkilat, hukuken Zaptiye Nezaretine bağlıydı ama aslında fiilen Sultan’a bağlıydı. Bunun sebebi Sultan Abdülhamid’in devlette ve sarayda kimseye güvenmemesiydi. Amcası Sultan Abdülaziz’i intihara sürükleyenlerin (suikast iddiası da var) devletin bürokratları olması Abdülhamid’i korkutmuş, kendisini güvene almak için özel bir hafiye teşkilatı kurmasına sebep olmuştur.

Sultan Abdülhamid hafiyelerin kendisine sadık kişiler olduğunu ve bizzat kendisine hizmet ettiğini saklamıyordu. Teşkilatın bütün harcamalarını kendisi karşılıyordu. Sultan kendisini devletle o kadar özdeşleştirmişti ki teşkilatı şu sözlerle savunuyordu: “Yabancı devletler kendi emellerine hizmet edecek kimseleri vezir ve sadrazam mertebesine kadar çıkarabilmişlerse, devlet emniyet içinde olamazdı. Doğrudan doğruya şahsıma bağlı bir İstihbarat Teşkilâtı kurmaya, bu düşünce ile karar verdim.”

GÖREV SIRASINDA CİNAYET İŞLENME MÜDAHALE EDEMEZLERDİ

Sultan’ın hafiyeleri İmparatorluğun her tarafındaydı. Sultan’ın muhalifleri veya sadakatini öğrenmek istediği devlet görevlileri muhbirler tarafından çok yakından takip edilirdi.

İhbarın ya da o zamanki deyimle jurnalin güvenilir olması için hafiye gittiği, gezdiği, gözetleme yaptığı yeri açıkça yazardı. Muhbirlerin işi jurnal yazmaktı. Esas vazifeleri dışına çıkmazlardı. Gözetleme sırasında cinayet, gasp vs. gibi olaylarla asla ilgilenmez, müdahale etmezlerdi.

HERKES HAFİYE OLAMAZDI

II. Abdülhamid’in iki sınıf muhbiri vardı. Birincisi sınıf saray erkânı hafiyelerdi. Bunların sayısı bine yakındı. Bunlar maksatlarını doğrudan jurnallerle ya da şifahen padişaha arz edebiliyorlardı. Bu yüzden çok etkiliydiler. Bu hizmetleri karşılığında çok iyi para alırlardı ama daha önemlisi eş, dost, akraba ve kendilerini koruyacak insanlara menfaat sağlama imkânına sahiptiler. İkinci sınıf muhbirler ise muhtelif görevlerde bulunan devlet memurları veya sıradan insanlardı. Verdikleri jurnalin değerine ve sayısına göre ek kazanç sağladıkları için en tehlikeli jurnalciler bunlardı.

JURNALCİLERİN KARAKTERİ

Jurnal vermek II. Abdülhamid döneminde önemli bir kazanç kapısına dönüşmüştü. Bu yüzden genelde nüfuz, güç, yüksek makam, nişan, atiye ya da para, pul şöhret sahibi olmak isteyen kişiler muhbir memur olma yolunu seçiyordu. Karakter bakımından zayıf, ahlaken düşkünlük içinde olan insanlar rakiplerini ve hoşlanmadıkları insanları jurnalleyerek kendilerini padişaha yakın göstermeye çalışıyorlardı. Bu tip jurnaller o kadar fazlaydı ki Sultan gerçekliklerini araştırmak için komisyon kurmuştu.

SARAY HAFİYELERİNİN ASLİ GÖREVLERİ

Bizzat Fransız Polis Mösyö Bonin’in anlattığına göre hafiye teşkilatının amacı padişahın mukaddes hukukunu korumak ve saltanatının devamını sağlamaktı. Hafiye teşkilatının diğer önemli bir görevi ise devletin ve ulusun emniyetinin devamı ve millet menfaatlerinin korunmasıydı. Bu yüzden yurtdışında da hafiyeler vardı.

JURNALLER YIKILDI

II. Abdülhamid tahttan indirilip Yıldız Sarayı boşaltılınca jurnaller herkesin merak konusu oldu. Arabalar dolusu evrak Harbiye Nezareti’ne (şimdi İstanbul Üniversitesi Rektörlük binası) getirildi ve tasnif edilmeye başlandı.

LiSTEDE iTTiHAT TERAKKi ŞOKU

Ancak bu esnada iktidardaki bazı İttihat ve Terakki mensuplarının da bir zamanlar jurnalci olduğu ortaya çıktı. Sonra gizli bir emirle arabalar dolusu evrak bahçede yakıldı.

YILDIZ HAFİYE TEŞKİLATI’NI FRANSIZ POLİS Mİ KURDU?

Prof. Mehmet Ali Beyhan’ın II. Abdülhamid’in Hafiye Teşkilatı ve Jurnaller makalesinde Hafiye Teşkilatı’nın kuruluşu hakkında ilginç bir tespit dikkat çekmektedir.

Buna göre II. Abdülhamid Hafiye Teşkilatı’nı geliştirmek için 1884 yılında Mösyö Bonin adlı bir Fransız polisi İstanbul’a getirmiştir. Mösyö Bonin’e aylık elli lira maaş artı on lira ev kirası tahsis edilmiştir.

YILDIZ BOŞALTILINCA DEŞİFRE OLDULAR

Yıldız Sarayı boşaltıldıktan sonra saray için muhbirlik yapanların isimleri deşifre oldu. Görüldü ki jurnalciler arasında valiler, mutasarrıflar, yargıçlar, postahane memurları, subaylar -paşadan mülazıma kadar- doktor, divan-ı harp üyesi üniversite öğrencileri ve hocaları, herhangi bir sıfatı olmayan sade vatandaşlar gibi geniş bir yelpazeden insanlar vardı.

NAMUSLU İŞ ADAMINI HAPSE ATTIRDILAR

Sultan Abdülhamid’e arz edilen jurnaller arasında çok ilginç ve tamamen çıkar amaçlı yapılmış çok sayıda jurnale rastlanmaktadır. Mesela Zaptiye Nazırı (Bakan) Nazım Bey ile birlikte hareket eden bazı iş adamları rakipleri İstinyeli Yorgancı Salih’i namusu ile çalışan bir insan olmasına rağmen “serseri makulesindedir” diye jurnallemiş ve hapse attırmışlardı.

Prof. Dr. Kemal ÇİÇEK

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Salih Kara dedi ki:

    Sayın Hocam, verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim, kaleminize sağlık… 2. Abdulhamid tartışmalı bir kişi, hakkında en çok kitap yazılan padişahlardan; dolayısıyla yazdıklarınıza / iddialarınıza ilişkin yararlandığınız kaynakları yazsaydınız çok iyi olurdu… Selam, sevgi ve dua ile ….

BİR YORUM YAZ