SOVYET SONRASI ÖZBEKİSTAN’DA KIRSAL KESİMDE ÖZBEK KİMLİĞİNİN YENİDEN ŞEKİLLENİŞİ

SOVYET SONRASI ÖZBEKİSTAN’DA KIRSAL KESİMDE ÖZBEK KİMLİĞİNİN YENİDEN ŞEKİLLENİŞİ

Son olarak, yeni dini özgürlükler ve yükselen kırsal kültür bağlamında kimlik özümsenmesini ele alacağım. Devletin dini bilgi ve uygulamaları desteklediğini söylemek yanlış olur. Ancak, köylüler yeni bir cami inşaa etmişlerdir ve özellikle dindar olmayan insanlar bile yerel liderlerden çekinmeden serbestçe dua etmenin faydalarından bahsetmektedirler. Her geçen gün daha fazla insan dini konulara eğilmektedirler. Bu özellikle tatillerde ve genel olarak dua edenlerin sayısındaki artıştan görülebilir. İmamın önderliği olmadan düzgün olarak dua edemeyen orta yaştaki erkeklerin ne kadar fazla olduğunu görünce şaşırmıştım. Ama sonra bana bunun onlar için yeni birşey olduğunu ve önceden İslam hakkında sadece temel bilgileri bulunduğunu ve detaylı bilgileri olmadığını anlattılar. Daha sonra yaptığım çalışmada, bir adam bana her sabah camiye gittiğini söyledi, bunu “bana bir çeşit huzur veriyor ve günüm daha iyi geçiyor” diye açıkladı. Bugün nasıl din yoluyla Özbeklik oluşturuluyorsa Sovyet döneminde Müslümanlık gibi Orta Asya kimlikleri insanları Sovyet Rus kimliklerinden ayırt etmek için kullanılıyordu. Din ile milli duygular arasındaki yeni ilişki Hobsbawm’ın “modern milliyetçilik için paradoksal çimento” (1990: 68-69) tartışmasına daha yakındır. Zamanla din devlet tarafından yaratılan etno-milliyetçilik çizgisine olan bağlılığın yerini alabilir. Şimdi ise tersine, insanların çoğu yaşamlarında dine izin verildiği için devlete şükran duyuyorlar.

İnsanlar sık sık bana etno-kültürel kimliğin en iyi özelliklerini ifade ettiler. Bunlar arasında, toplumda yaşlılara gösterilen saygının artması, beklenmeyen misafirlere yardım etmeye ve onlarla ilgilenmeye istekli olmaları, gap olarak bilinen sosyal kuruluş aracılığıyla arkadaş çevrelerinin bir araya gelerek muhabbet etmeleri, eğlenmeleri ve rahatlamaları yer alıyordu. Sovyetler hiçbir zaman bu özelliklere dokunmadı, fakat insanlar Sovyet değerlerinin kendilerini fiziksel, duygusal ve ahlaksal olarak yıprattığını ve evlilik ve cenaze gibi önemli yaşamsal olayları ruhsuzlaştırdığını ifade ettiler. Hatta bu son örnekte, yerel bürokratlar ölen ve saygın birinin cenazesini imamın idare etmesinden hoşnutsuzdular: “Bir taraftan parti ile başlarının derde gireceğinden çekinmekteler, diğer taraftan ise ölen insanın usulüne uygun olarak gömülmesini istemektedirler” diye ifade etti bir öğretmen. Yeni devletin, yetersizliklerine rağmen, insanların yerel değerler ve “geleneksel” ideallere göre sosyal yaşamlarını biçimlendirmelerine değer verdiğine inanıyorlar. Devlet, hangi değerlerin yüceltilmesi gerektiğini ve bunun nasıl yapılacağını-kırsal ekonomi yoluyla, sosyal kurumlar yoluyla ve kutlamalar ve faaliyetler yoluyla düzenlemeye çalışmaktadır.

Halen geleceklerinden, ekonomik ve sosyal yaşamın Sovyet etkisinden çıkarılmasından kuşku duyan insanların bulunduğu bir toplumda, köy toplumu ile yeni ulus devlet arasında gerekli bağlar oluşturulmuştur. Yakın gelecekteki toplumun ekonomik ve siyasi yapılanmasında yerel özerklik ile bireysel katılımın fazla bir şansı olmadığını düşünüyorum. Bununlar beraber, sosyal yaşamın dini ve kültürel katmanlarında eski sisteme kıyasla köylülere yeni devlet tarafından daha çok özgürlük sağlanacağına inanıyorum. Köylüler kimliklerini kırsal özellikleri bulunan bir ulusal ideolojinin belirlenmesinde ve etkilenmesinde kullanacaklardır. Bunu Orta Çağ’dan gelen başarılı mirasları ile birleştirerek yeni bir Özbek kimliği yaratacaklardır. Fergana vadisi “Özbekliğin” temel yeri olarak kalacaktır çünkü kırsal kesim insanları ona sahip çıkacaklardır.

Sonuç

Etno-politik açılardan çifte kimlik durumu burada Sovyet çözülmesinin bir sonucu olarak ele alınmıştır. Yapılan alan çalışmalarında ve sosyal bilimler içerisinde Orta Asya halkı arasında Sovyet kimliği ile ilgili yapılmış çok az çalışma bulunmaktadır. Bağımsızlık ile birlikte yeni Özbek kimliğinin özümsemesini ben bir köyde halkının nasıl vurguladığını sunmaya çalıştım. Tabii ki, bu kimliklerin nasıl ve neden hissedildikleri devletin söylem ve faaliyetlerinden etkilenmektedir. Kolhoz sakinlerini devletin yersiz istek ve davranışları karşısında birer kukla olarak görmesem de, Sovyet ve Özbek devletlerinin tarım toplumlarında oynadıkları ve oynamaya devam edecekleri belirleyici ve güçlü rolleri yadsınamaz. Kolhozlar halen devlet kontrolünde bulunmaktadırlar.

Bununla beraber, devlet karşısında köylünün durumu ve istekleri kırsal kesimin gerçekleridir. Özellikle ulusal kimlik açısından devlet bunları görmezlikten gelemez. Daha önce de belirttiğim gibi Fergana vadisi ulusal kültür açısından neredeyse bir yüzyıldan beri ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Özbekliğin oluşturulmasında tutarlı bir ulusal kimliğin temeli olan yerel ötesi bir birlik, Fergana vadisinin desteği olmadan devlet tarafından yaratılamazdı.

Sovyet kimliği-toplumu ve medeniyeti, halen çiftliklerde yaşamaktadır. Sovyet yaşam biçiminin kırsal Orta Asyalılar için acı ve baskı olduğunu düşünen araştırmacılar kendilerini kandırmaktadırlar. Bu makalede, yerel davranışları çok fazla genelleştirme hatasına düşsem de, 1.200 kişinin yaşadığı bir köyde Sovyet gücü ve Özbekistan ile ilgili fikir ve bakış açılarının aynı olduğunu söylemek zordur. İnsanlar kendi içlerinde çelişkiye düşmektedirler. İmparatorluktan ulus-devlete geçişinde kazandıkları ve ne kaybettikleri bir tarafta yer alırken, diğer tarafta bireysel ve ulusal gelişmenin nasıl seyredeceği yer almaktadır.

Refah devletinin faydalarının azalmasının birçok insanda bir kaybolma duygusu yarattığı açıktır. İnsanların devlet sektöründe çalışmaya zorlanmalarını ve bunun dışında hayatlarındaki temel ihtiyaçları nasıl karşılayacaklarını anlamaları zordur. Buna rağmen, köylüleri muhalif güçler olarak devlet karşısında kapıştırmaktan öte, ben iletişimin nerede koptuğunu, şüpheciliğin nereden çıktığını ve devletin ulusal anlatılarının neden önceki rejimin en kötü unsurlarını ortaya çıkardığını göstermeye çalıştım.

Fakirlik her zaman itaatsizliğe ve sosyal olmayan davranışlara veya ayaklanmaya neden olmamaktadır. Fakat fakir olanların, devletin onların refahı, kültürel ve manevi istekleri için çalıştığını bilmeleri gerekmektedir. Eğer ki devletin amaçları arasında, kitlelerle uyumlu olarak vizyon veya etno- ulusal kimlik ideolojisi bulunan bir gelişmiş ülke olmak yer alıyorsa, o zaman Özbek devlet-köylü ilişkisinin sağlam temellere bastığını ifade edebiliriz.

Çifte kimlik konusunda betimleyici bir makale yazmayı düşünmemiştim, fakat Orta Asyalıları Sovyet halkı olarak değerlendirmeyi de bırakamazdım. Bu makaleye birçok farklı açıdan yaklaşılsa da, ben politik olanı tercih ederim. Son olarak, bu çabanın, yeni bağımsızlıklarını kazanan BDT halklarının Sovyet halkı olarak avantaj ve dezavantajlarını ele alan antropolijik deneyimlerini yazma yönünde diğer insanları yüreklendirmesini umut ederim.

Doç. Dr. Russel ZANCA

Northeastern Illinois Üniversitesi Antropoloji Bölümü / A.B.D.

Alıntı Kaynağı: Türkler, Cilt: 19 Sayfa: 672-682


Kaynaklar:
♦ Akramov, Z. M. et al., eds, 1961 Geografiia Sel’skogo Khoziastva Samarkandskoi I Bukharskoi Oblastei (chast’ vtoraia. Taşkent: Izd. Akademii Nauk Uzbekskoi SSR.
♦ Aliakberova, N. M., B. la. Gol’dfarb, and A. Ergashev, 1990 Razmeschlenie Naseleniia Ferganskoi Doliny (Demograficheskii Aspekt). Taşkent: Izdatel’stvo FAN UzSSR.
♦ Alonso, Ana M., 1994 The Politics of Space, Time, and Substance: State Formation, Nationalism and Etnikity. Annual Review of Anthropology. 23: 379-405.
♦ Altstadt, Audrey L., 1991 Rewriting Turkic History in the Gorbachev Era. Journal of Soviet Nationalities 2/2: 73-90.
♦ Anagnost, A., 1989 Transformations of Gender in Modern China. Gender and Anthropology: Critical Reviews for Research and Teaching. S. Morgen, yay. s. 313-329. Washington, DC: American Anthropological Association.
♦ Asanov, G. R., 1988 Sel’skoe Rasselenie Uzbekistana. Obschestvennye Nauki v Uzbekistane. 2: 14-18.
♦ Atakurbanov, E. A., 1999 Mir Pustini. Madison-Samarkand: Publication of USAID and University of California-Davis.
♦ Atkin, Muriel; 1992 Religious, National, and Other Identities in Central Asia. Muslims in Central Asia: Expressions of Identity and Change. J. Gross, yay. s. 46-72. Durham, NC and London: Duke University Press.
♦ Banerjee, Ashis,1989 Plural Identities and the State in India. Self-images, Identity, and Nationality. P. C. Chatterji, yay. s. 119-132. New Delhi: Indian Institute of Advanced Study Shimla. Allied Yayınları.
♦ Bauman, Zygmunt,1976 Socialism: The Active Utopia. New York: Holmes and Meier Yayınları.
♦ Carlisle, Donald S.,1995 Geopolitics and Etnik Problems of Uzbekistan and Its Neighbors. Muslim Eurasia: Conflicting Legacies. Y. I. Ro’i, yay. s. 71-104. London: Frank Cass.
♦ Chatterjee, Partha,1995 [1985] Nationalist Thought and the Colonial World: A Derivative Discourse. Minneapolis: University of Minnesota Press.
♦ Fitzpatrick, Sheila, 1994 Stalin’s Peasants: Resistance and Survival in the Russian Village After Collectivization. New York. Oxford: Oxford University Press.
♦ Hobsbawm, E. J., 1990 Nations and Nationalism Since 1780: Programme, Myth, Reality. Cambridge: Cambridge University Press.
♦ Herzfeld, Michael, 1987 Anthropology through the Looking-Glass: Critical Ethnography in the Margins of Europe. Cambridge: Cambridge University Press.
♦ Ismaklov, Kh.,1972 Poseleniia i Zhilischa Sel’skogo Naseleniia Ferganskoi Doliny. Etnograficheskie izuchenie byta i kul’tury Uzbekov. Kh. Z. Ziiaev and B. V. Lunin, eds. s. 69-95. Taşkent: Izdatel’stvo FAN.
♦ Ismoilov, Haet,1992 Ozbek Toilari (Uzbek Celebrations). Taşkent: Özbekistan Yayınları.
♦ Karimov, Islom,1993 Building the Future. Uzbekistan-its Own Model For Transition to a Market Economy. Taşkent: Özbekistan Yayınları.
♦ Kerblay, Basil,1983 Modern Soviet Society. New York: Pantheon Books.
♦ Kornai, Janos,1992 The Socialist System: The Political Economy of Communism. Princeton, NJ: Princeton University Press.
♦ Jenkins, Richard,1994 Rethinking Etnikity: identity, Categorization and Power. Etnik and Racial Studies. 17: 197-223.
♦ Norton, Robert,1993 Culture and Identity in the South Pacific: A Comparative Analysis. Man. 28: 741-759.
♦ Obeyesekere, Gananath, 1995 On Buddhist Identity Sri Lanka. In Etnik Identity: Creation Conflict, and Accommodation (3rd edition). L. Romanucci-Ross and G. DeVos, eds. s. 222-248. Altamira Press: Walnut Creek, London, New Delhi.
♦ Qosimov, I. Q., 1992 Qadimgi Farghona Sirlari (Mysteries of Ancient Ferghana).
♦ Namangon: Kitobkhon Zhamiati Namongon Viloiati Tashkiloti.
♦ Sachchidananda,1976 Tradition, Modernity and Modernization India. In Tradition and Modernization: Processes of Continuity and Change in India. S. K. Srivastava, yay. s. 38-51. Allahabad: Indian International Publications.
♦ Sattor, Mahmud,1993 Ozbek Udumlari (Uzbek Customs). Taşkent: FAN Nashrieti.
♦ Shaniiazov, K. Sh.,1974 K Etnicheskoi Istorii Uzbekskogo Naroda. Taşkent: Izdatel’stvo FAN UzSSR.
♦ Siu, Helen F,1992 Cultural identity and The Politics of Difference in South China. Daedalus. 122/2: 19-42.
♦ Thomas, Nicholas,1994 Colonialism’s Culture: Anthropology, Travel and Government. Princeton, NJ: Princeton University Press.
♦ Vasileva and B. Kh. Karmysheva, 1969 Etnograficheskie Ocherki Uzbekskogo Sel’skogo Naseleniia. Moskva: Izdatel’stvo Nauka.
♦ Verdery, Katherine,1991 Theorizing Socialism: a Prologue to the “transition. ” American Ethnologist. 18: 419-439.
♦ Zaslavsky, Victor, 1992 Nationalism and Democratic Transition in Postcommunist Societies. Daedalus. 121/2: 97-121.
Dipnotlar:
[1] Kasıtlı veya kasıtsız olarak, özellikle Komunistler içinde, Özbekistan bu bağlamda Çin ile kıyaslanmaktadır. Kadınlar için baskıcı olan bir çok durumun ortadan kaldırılması öngörülürken tekrardan ortaya çıkmıştır. (Anagnost 1190: 313-329) Orta Asyalıları alaya alan ve aşağılayan sömürgeci yaklaşımlar cinsler birbirine öfke yaratılmasında başarılı olmuştur.
Özbek Cumhuriyeti’nin oluşmasında Sovyet süreci, etnik bölünmelerin yarattığı miras ve terk edilen milliyetçi özlemlerin uyanışı Carlisle tarafından net bir biçimde ortaya konulmuştur. (1995: 71-104).
[2] 1960’lardan itibaren İlkçağlardan Bolşevik öncesi dönem hakkında tarihsel araştırmalar, Türk Orta Asyalı araştırmacılar kendilerini Sovyet-Rus kültüründen ayırmaya başladılar, bu özellikle İmparatorluk öncesi Orta Asya’nın geriliğini Sovyet araştırmacılarının “veri almaları” ile ilgilidir. (bkz. Altstadt 1991: 73-90).
[3] Özbek Cumhuriyeti’nin oluşumunda Sovyet süreci etnik bölümlerin yarattığı miras ve terk edilen milliyetçi özlemlerin uyanışı Carlisle tarafından net bir biçimde ortaya onulmuştur. (1995: 71-104).
[4] Alt-etnik kimlikler, ayrıca “aşiret” veya “kabile” olarak da anılırlar (daha çok antropolojik olarak değil de politik olarak kullanılırlar-uygulayıclar tarafından değişik şekillerde tanımlanırlar). Halen önemlerini korumaktadırlar. İnsanlar halen kendilerini Özbekistan’da bulundukları bölgeye göre Kıpçak, Sart, veya Kurama olarak nitelendirmektedirler. Sovyet egemenliğinden önce, bu grup isimlerinin çoğunun etnik üstünlükleri bulunmaktaydı, fakat şimdi bunu savunmak güçtür.
Namangan’da çalıştığım yerdeki birçok insan kendi bölgelerinden gelen insanları Kıpçak olarak tanımlamaktadırlar. Onlara bunun ne anlama geldiğini sorduğumda, cevaplar şöyleydi: “Kırgızların bir parçası olduğumuzu gösterir. Dağlarda yaşayan; Kıpçaklar Moğolların bir parçasıydı; Bizim insanlarımız Özbeklerden daha Asyalıdırlar (fizyonomi dikkate alındığında)” Bugün Kıpçak kimliği bölgesel farklılıklarla çok ilgilidir. Bu terim politik veya etnik ayrımcılık amaçlı çıkarılmamıştır.
[5] S.S.C.B.’den miras kalan Özbekistan’da, ben Özbekistan’ın sınırları belirlenmiş bir millet olmasının zor olduğunu savunuyorum. Özbekistan’ın bugünkü politik coğrafyasının aynı kalması yönünde yoğun olarak oluşan kanaat yetersizdir. Bu sonucu çıkarmama neden ise komşu Orta Asya cumhuriyetlerindeki (Özbek nüfusunun çok uzun zamandan beri yaşadığı ve herhangi bir diasporanın parçası olmadığı) Özbek etnik nüfusunun varlığıdır. Doğu ve güneydoğu’ya doğru, Kırgızistan ve Tacikistan’daki Özbek nüfusu için ise, bu ulus-devletlerde azınlıkların statüleri ile ilgili temel haklar teminat altına alınmamıştır. Sonuç olarak, Özbeklerin çoğu Özbekistan’dan destek beklemektedirler. Özbekistan ise komşu ülkelerdeki kendi etnisitesinden olanlara kendi vatandaşları oldukları şeklinde tehlikeli bir taahhütte bulunmamıştır. Alonso’ya göre, ulus devletler genellikle özgür yurttaşların bilinçleriyle kuşatılmış topraklarla birleşir.
Ülkenin içini dışından ayıran sınırlar tarafından çizilmiş milli bölgenin yaratılması kavramında kuşatma, ölçme ve alanların birleştirilmesi anahtar teşkil eder. Uygun bir isim verilen ülkede, arazi milli mülk ve mirasa dönüşürken, ülkenin devamlılığı da devlet tarafından güvence altına alınmıştır.
[6] Her ne kadar tarihi olduğu varsayılsa da, Redfield’in birleşik grup tanımı, beni, Sovyet kurumsallaşmış grubu ile değişebilir kimlik arasında ayrım yapmaya götürmüştür. Halbuki Redfield kişisel grupların akrabalık bağına dayandığını iddia etmektedir:
Birleşik grubu şöyle tanımlamaktadır:
Kuşaklar boyunca insanların içerisine girdikleri ve öldükleri ya da dışında kayboldukları bir yerdir. İçindeki insan için birleşik grup kendisine politik ve yasal statü yaratmaktadır. Bu nedenle, kısmen formunun sürekliliği ve belirginliği açısından kısmen de kadın ve erkeklere hak ve görev rolleri yükleme açısından tanımlanmaktadır.
[7] İronik olarak, bu basımı yapılmayan az sayıdaki sözlükler, bunları alma gücü bulunan ve ayrıca satış ve dağıtımını kontrol edenler ile uygun akademik bağları bulunan yabancı araştırmacılar tarafından satın alınmaktadırlar.
[8] Taşkent ağzının büyük ölçüde ondokuzuncu yüzyıl sonu ve yirminci yüzyıl başında gelişen halihazırdaki edebi Özbekçeye katkısı yadsınamaz. Lakin, Fergana Vadisi sakinleri, sıradan Taşkent ağzının uygunsuz olduğunu düşünmektedirler. Zaten bu güney Kazakistan ağızlarına daha yakındır ve bunların konuştuğu Özbekçe daha rafinedir.
[9] Bakhtin’in “yetkin söylemler” kavramını kullanırsak, Verdery Doğu Avrupa sosyalist hükümetlerinin bilinç yaratmak için, çabuk davrandıklarını ifade eder. Bu devlet görevini yerine getirmek için söylem (politize olmuş ve ideolojik olarak) özel bir araç olarak kullanılmıştır. Sosyalizmin kapsayıcı bir yapısı olduğunu savunan bu görüş karşısında benim çekincem şudur: Doğu Avrupalı meslektaşlarıyla kıyaslandığında SSCB liderlerinin bilinç oluşturulmasından fazlasına ihtiyaçları vardır çünkü bilinç tamamen söylem ile oluşturulamaz. Sovyet sisteminin temel değerleri ile özdeşleşme ve bağlılık toplumun tüm kesimlerine gönüllü olarak ve fiilen katılanlara, sağlanan ödül ve yararlarla güçlendirilmiştir. Belki şimdi sosyalist yönetim altındaki dönemde insanlar tam olarak hangi “hareketlerle” kimlik bulduklarını tanımlayabilirler. Bunlar bedava sağlık hizmeti sağlanması, Romanya’daki durumun tersine kırsal tüketicilere geniş araba imkanları sulunması ve geniş tüketici malları seçeneğinden satın alabilme imkanın bulunmasıydı. Kısaca, sosyalist sistemi genelleştirirken dikkatli davranılması gerekmektedir.
[10] Cengiz Aymatov’un ‘Gün uzar Yüzyıl olur’ (I dol’she veka dlit’sia den’) (1982) kitabında kırsal bir Orta Asyalı bakış açısından Sovyet eğitim ve bilimsel başarıları ile ilgili karışık duygular görülebilir. Kabul etmek gerekir ki, bu konular hakkındaki görüşler kırsal kökenli Kazak bir demiryolcu tarafından dile getirilmiştir, karmaşıklık içeren bu makalenin de Aymatov’un tarifleri kadar zengin ve tam olduğunu umarım. Kazaklar ve Kırgızların Özbeklerden daha çok Sovyetize oldukları iddiası tartışılabilir. Aymatov’un romanını buna uygun hale getiren, aslında onun çift kimlikli insanları ifade etme becerisidir. Bu benim için Orta Asyalı köylüleri Homo sovyetikus olarak biçimlendirmektir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ