SÖMÜRGE DÖNEMİNDE KIRGIZLAR

SÖMÜRGE DÖNEMİNDE KIRGIZLAR

I. Bölüm: Kuzey Kırgızistan’ın Rusya Tarafından İşgal Edilmesi

1. Rusya’nın Bölgeyi İşgal Etmesi Sırasında Temel Çıkarları ve İleriye Yayılması İçin Hazırlık

Kırgızistan’ın Rusya tarafından işgal edilmesi, XIX. yüzyıl siyasî tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Kırgızistan’ın işgali 1855 yılında başlamış ve yaklaşık 21 yıl devam etmiştir. Bu yayılma süreci genel olarak 1876 yılının yazında, Alay Kırgızlarının boyun eğdirilmesi ile tamamlanmıştır.

Bu işgal, bilimsel açıdan tamamıyla ayrı görüşler ortaya çıkaran oldukça karışık bir konudur. Sovyet döneminde araştırmacıların bu konuya karşı tutumu, siyasî durum, ideolojik sansürün artırılmasına, parti yönetiminin görüşlerine göre dinamik bir şekilde değişmiştir. Araştırmacılar, Rusya’nın tüm Orta Asya’yı işgal etmesini ilk başta (1920-1930’lu yıllar) yayılma olarak nitelendirmiştir,[1] daha sonra (1950’li yıllar) bunun bir katılma olduğuna dair görüş ortaya koymuştur.[2] 1960’lı yılların başında ise bilim çevrelerine, Kırgızistan’ın Rusya’ya gönüllü olarak katıldığı görüşü zorla kabul ettirilmiştir[3]. Bakış açısının aniden değişmesinin nedeninin, o dönemdeki cumhuriyet yönetiminin doğrudan konuya müdahale etmesi ve “önderlerin” olabilecekleri iyi tahmin etmesinin gereği olduğu herkes tarafından biliniyor. Halkımız egemenliğini kazandıkça bu önemli konu tarafsız olarak araştırılmaya başlandı ve hak ettiği değeri aldı.[4]

Dürüst olmamız gerekirse, bazı kabile reislerinin tutumunda Rusya ile yakınlaşma eğilimi olduğunu belirtmeliyiz. Buna teşvik eden birçok sebep olmasına rağmen, bu sadece Kuzey Kırgızlarının kabile reislerinin bir kısmını kapsıyor.

Rus ve Kırgız halklarının ebedî dostluğuna “gölge düşürmekten” korkan tedbirli bilim adamları, zamanında kendi çalışmalarında topluma, Rus devletine katılmanın, Rusya’dan daha çok Kırgızların çıkarlarına olduğuna ilişkin, hiçbir kanıtı olmayan ve doğrulanmayan görüşü zorla benimsetmişlerdir. Fakat Rus İmparatorluğu’nun o dönemdeki dış politikasının ana istikametini ve esasını kavramak için derinlere inilirse, Kırgızistan’ı katmada Rusya’nın daha fazla çıkarları olduğuna ilişkin açık deliller bulunur. Bunu ayrıca Rus devletinin XIX. yüzyıldaki hem diplomatik hem askerî faaliyetleri kanıtlıyor. Zaten bu mesele Çar sarayında daha önceden çözülmüştür. Rus siyasetçileri sadece uygun anı beklemişlerdir. Avrasya’nın en büyük imparatorluğunun, Kırgızistan aralarında olmak üzere, Orta Asya’yı işgal etmesine ilişkin stratejik plânları ile çıkarlarının birbirini tamamladığı tartışılmazdır. Fakat bilim adamları bu konuda da henüz ortak bir görüşe varamamıştır. Bir grup, uzman bilim adamı Rusya’nın yayılma düşüncelerini, onun ekonomik çıkarlarına bağlıyorsa[5] da diğer bir grup İmparatorluğun, özellikle de siyasî çıkarlarının, önemli rol oynadığını ileri sürüyor. Bununla birlikte onlar yukarıda anlatanları da göz ardı etmiyorlar.[6]

Elbet, yeni sömürge bölgeleri işgal etme arzusu ile ekonomik ve politik amaçlar birbirini tamamlıyor. O zamanlar Orta Asya’nın işgalinden Rus burjuvazisinin de az çok çıkarı olmuştur. Çünkü onun için sanayi mallarının hızlı satılması için dış piyasa ve ek doğal kaynakları hiç de fazla olmamıştır. Avrupa’da düşük kaliteli Rus mallarının satılışı için imkanlar daralmıştır. Onun için de Rus tacirleri ve burjuvazisinin, Orta Asya’ya hızlı yayılmadan çıkarı olmuştur.

Rusya ile Orta Asya arasındaki ticaretin canlanmasına kervan yollarının çetrefilliği, İngiliz tacirlerinin rekabeti, yerli halkın fakir olması, yabancı tacirlerden alınan vergilerin yüksek olması engel olmuştur. Bunun sonucu olarak, 1852 yılında Rus tacirleri, Orta Asya’ya kendileri gitmemiş, Kazan’dan kendilerine bağlı Tatar memurlarını göndermişlerdir. Diğer dindeki insanlara göre bu bölgede Müslüman tacirler daha çok tercih edilmiştir, onlardan vergi de daha az alınmıştır. Rus burjuvazisi ise, tembel ve devletin ona sağladığı kolaylık ve meziyetlere alışıktı. Rahat hayata alışık Rus tacirleri, Çar Hükümetinden sık sık, Orta Asya ile ticaretin gelişmesini yavaşlatan engelleri kaldırmasını talep etmişlerdir. Fakat bu engelleri kaldırmak elbette kolay olmamıştır. Bu zengin bölgeyi işgal etmeyi çok isteyen farklı sosyal ve siyasî görüş temsilcileri, bu hedefe ulaşmak için askerî güç kullanmak gerektiğini düşünmüştür.

Rus sanayinin Orta Asya pamuğuna ihtiyacı ise günden güne artmıştır. Örneğin, Rusya bu bölgeden 1861 yılında 120 bin pud (eskiden Ruslarda 16.3 kiloluk bir birim) pamuk satın almışsa, bu miktar 1862 yılında 404.839 puda çıkmıştır.

Kırgızistan’a gelince, Rusya onun tabiat şartları ve jeopolitik konumuyla ilgilenmiştir. Rusya, Orta Asya’daki politikasını aktifleştirmeden önce, Doğu Türkistan ile devamlı ticarî ilişkilerini güçlendirmeye başlamıştır. Kaşgar ve Kuka’ya giden kervan yolunun bu bölgeden geçmesi Kuzey Kırgızistan’ı işgal etmek için elverişli şartlar doğurmuştur.

Çar hükümetinin, Kırgızistan aralarında olmak üzere Orta Asya’yı işgal etme sürecini hızlandırmasına İngiltere ile olan sıkı rekabet neden olmuştur. Rusya, Asya sınırlarını İngiltere’nin sömürgesi altında bulunan bölgelere ilerleterek, İngiltere’nin Yakın ve Orta Doğu’ya yayılmasını durdurmaya, Avrupa’daki uluslararası siyasetini daha da yumuşatmaya çalışmıştır. Çar ordusunun Generali M. G. Çernyayev bununla ilgili olarak: “Bizim ilerlememizin amacı, İngilizleri Hindistan’dan dışarı atmak değil, buradaki birliklerini daha da artırmaya mecbur etmektir, bu ise onun Avrupa’da zayıflamasına yol açacaktır” demiş.[7]

İngiltere’yi geride bırakmaya çalışan Çarlık Rusyası, Orta Asya’nın işgaline daha 1930’lu yıllarda hazırlanmaya başlamıştır. Cetisuu’nun (Yedisu) (Rusça-Semireçye) ele geçirilmesine ilişkin ilk plân da tam bu yıllarda hazırlanmıştır.[8]

Bu yıllarda Kazak toprakları ta Cetisuu’ya kadar, Rus hakimiyeti altında olmuştur. Rus birlikleri Batı Sibirya’dan Cetisuu’ya saldırılar düzenlemiş ve Ayaguz Vadisi’nde “Ayaguzskiy Prikaz” adında bir kale kurmuşlardır.[9] Ayaguz bölgesi Omsk vilayetine dahil edilmiş ve Sibirya birliklerinin Cetisuu’ya ilerlemesi için cephe gerisi haline gelmiştir. Bununla birlikte Orenburg’daki Rus birlikleri, Hokand topraklarını sıkıştırarak Sir Derya kıyılarına doğru ilerlemişler ve 1853 yılında Ak-Mescit Kalesi’ni ele geçirmişlerdir. Batı Sibirya birlikleri ise, Cetisuu topraklarının önemli kısmını ele geçirmiş ve 1847 yılında Kopal Kalesi’ni kurmuşlardır. 1854 yılında İle Vadisi’nde Vernıy (Alma-Ata) Kalesi’nin inşasına başlamıştır. Bu Cetisuu’da Rusya’nın hakimiyeti kurduğu anlamına geliyor. Çok iyi silâhlanmış olan Çar birlikleri, alarm durumuna geçirilmiş ve Kırgızistan topraklarına girmek için uygun zamanı beklemişlerdir.

2. Kuzey Kırgızistan’ın Rusya Tarafından İşgal Edilmesi

Issık Göl (Issık-Köl) Deresi’nin güneydoğusunda oturan Bugu kabilesi, Rusya’ya ilk katılan Kırgız kabilelerinden olmuştur. Bugu kabilesinin reisleri daha XIX. yüzyılın başında Batı Sibirya’daki Rus yetkilileri ile diplomatik ilişkiler kurmuşlardır.[10] Rus tacirler, rahat bir şekilde Kırgızistan topraklarında ticaret yapmışlar ve Ala-Too üzerinden Kaşgar’a giden kervan yolunu kullanmışlardır. Rus tacirlerin bu bölgedeki güvenliklerini sağlamak için, Kırgız biyleri Şeralı ve Niyyazbek eşlik etmiştir.[11] O zamanın karmaşık siyasî durumu, kabileler arasındaki kanlı iş savaşlar, Hokand hükümdarlarının zulmü, Kazak sultanlarının baskısı, Çin Bogdıhanı’nın hileleri, Bugu kabilesi reislerini uzaktaki güçlü bir devlet ile yeni ilişkiler arayışına zorlamıştır.

Komşu Kazak topraklarının Rus birlikleri tarafından işgal edilmesi ve bölgedeki Rus sayısının artmasının, bazı Kırgız kabile reislerini etkilememesi kaçınılmazdı. Kazakistan üzerinden Orta Asya’ya geçmeye can atan çok iyi silâhlanmış Rus birlikleri, Issık Göl’ün hemen yakınlarında konuşlanmışlardır. Özel olarak görevlendirilmiş Tatar tacirler, Kırgız köylerini (ail) gezerek, nüfuzlu kabile reislerini-manapları ve biyleri çar tarafına geçmeye ve Rusya’ya katılmaya çağırmışlardır.

Çar hükûmetinin sömürgeci politikasını başarılı şekilde hayata geçirmek için Batı Sibirya’daki Rus yetkilileri, Kırgız asilzadelerden değerli hediye ve armağanları esirgememişlerdir. Sonunda bu uğraşlar meyvelerini vermiştir. İki tarafın yavaş yavaş yakınlaşması, 17 Ocak 1855 tarihinde Omsk kentinde, kabilesinin Rus uyruğuna geçmesine kefil olan Bugu kabilesi elçisi Kamçıbek Şeralin’in yemin etmesiyle tamamlanmıştır. Rus yetkililer, Rusya ile yakınlaşmada öncülük yapan Borombay Bekmuratov’a, Bugu kabilesi Yüksek Manapı ve Yarbay unvanı vererek, onu, gösterd§iği faaliyetler için ödüllendirmişlerdir.

Borombay’ın taraftarı olan kabile asilzadelerine göre Rusya, diğer düşman kabileler, Hokandlılar ve Çin birliklerinin saldırgan tutumlarını durduracaktı. Öte yandan da Bugu kabilesinin ünlü mensupları Murataalı, Balbay-Baatır, Tilekmat, Çoh Karaç vs. bu kararı pek desteklememişlerdir. Daha sonra tüm Kuzey Kırgızistan’ı işgal etmeyi plânlayan Rusya’nın, Bugu kabilesini kendi saflarına katmasında büyük çıkarları olmuştur. 1855 yılında başkenti Vernıy olan Ala-Too bölgesi kurulmuştur. Çarlığın Türkistan politikasının esas çıkarlarından haberdar olmayan yerli halk, gelecek için plânlanmış zulüm ve sömürge hedeflerini tahmin etmemiştir. Çar hükümetinin Tatar tacirler ve Rus memurlar vasıtasıyla yürüttüğü gizli görevinin asıl amacı, kabileler arasındaki düşmanlık ve iç savaşı şiddetlendirmekti. Bazı yörelerde hakimiyetin, askerlerin ve Rus Kozaklarının tenkil birliklerinin eline geçeceği, rahat hayat arayan Rus köylülerinin karınca sürüleri gibi en iyi topraklarını istila edecekleri, sömürücü yönetimin halka ağır yük yaratacak çok sayıda vergi uygulayacağı, kimsenin aklına gelmemiştir.

Fakat Kuzey Kırgız kabilelerinin hepsi de Rusya ile dostâne ilişkiler kurmaya çalışmamıştır. Onların çoğu Rus Çarı’na itaat etmeyi reddetmiş ve hatta Rus birliklerine karşı silâhlı direniş göstermiştir. Ruslara karşı böyle itaatsizliklere, Bugulular arasında Balbay-Baatır, Sarbagışlarda Umetalı, Torogeldı-Baatır, Çargın; Sayarlarda Osmon-Datka; Soltinlilerde Cangaraç, Maymıl vs. öncülük etmiştir.

1960’lı yıllardan itibaren Rus birlikleri, Çu Vadisi’ne açık şekilde saldırı seferleri düzenlemeye başlamıştır. Burada, Kırgız kabilelerinden hiçbirisinin onlardan yardım istemediğini belirtmek gerekiyor. Zamanında bazı bilim adamlarının bu yayılmacılığı, yerli halkın işgalcilerin gelmesini sabırsızlıkla beklediği şeklinde yansıtması şaşırtıcıdır.[12]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ