SICAK PARA OSMANLI’YA DA DERT OLMUŞTU

Kemal ÇİÇEK

Yazarın şu ana kadar yazılmış 46 makalesi bulunuyor.

Kemal_Cicek14

Dünya piyasaları Amerikan Merkez Bankası’nın bastığı doların miktarına göre şekilleniyor. ABD’ye geri dönen dolar ülkeleri krize sokuyor. Osmanlı döneminde de Amerika’dan gelen gümüşler piyasaları zora sokmuştu. Fatih Sultan Mehmet döneminde enflasyonla tanışan Osmanlı, fetihlerle genişledikçe bu kez faiz sorunuyla boğuşmak zorunda kaldı.

Bugünlerde Merkez Bankaları’nın para politikalarını ve faiz kararlarını tartışıyoruz. Amerikan Merkez Bankası’nın ekonomik krizi aşmak için bol bol dolar basması ve dünyaya pompalaması birçok ülkenin sıcak para sayesinde hızla kalkınmasına yol açtı. Çoğu lider kerameti kendinden bildi. Ancak şimdi sıcak para geri dönmek zorunda ve gelişmekte olan ülkeler krizle karşı karşıya.

Bize okullarda verilen ders kitaplarında ekonomik ve sosyal tarih çok az yer tutuyor. Bu yüzden çok az kişi 1600’lü yılların sonlarında Amerika’dan dünyaya yayılan gümüş paranın dünyada ekonomik krize yol açtığını, Osmanlı akçesinin yüzde yüz değer kaybettiğini biliyor. Bu hafta global ölçekte ilk sıcak para harekatını ve klasik dönemde Osmanlı’ya etkilerini yazdım.

Osmanlılar enflasyon ile Fatih Sultan Mehmet döneminde tanıştı

Enflasyon ve faiz, Osmanlı toplumunun da kanayan yarasıydı. Enflasyon diye bir şey resmen yoktu. Paradan para kazanma, yani faizcilik de zaten haramdı. Ancak imparatorluğun sürekli genişlemesi, savunma harcamalarının artması ve ekonomisinİN dışa açık olması Osmanlı Devleti’nin de enflasyon gerçeği ile tanışmasına yol açtı. Fatih Sultan Mehmet’in sefer harcamaları ve imar faaliyetleri Hazine’nin büyük açıklar vermesine yol açtı. Halk fiyat artışları ve enflasyon ile ilk defa Fatih döneminde tanıştı.

Akçe değer kaybeder ama devlet kazanırdı

Osmanlı sultanları tahta çıkınca kendi adlarına sikke kestiriyorlardı. Eski akçelerin kullanılmasını da yasaklıyorlardı. Tabii her akçe değişmesinde gramaj küçültüldüğünden, devlet kazançlı çıkıyordu. Yapılan araştırmalara göre akçe değişiminden devlete yüzde 8-14 arasında bir kâr kalıyordu. Halk bunu istemeyeceğinden devlet, yeni akçeleri piyasaya dağıtma ve eskilerini toplama işini “yasakçı” denen kişilere yaptırıyordu. Bunlar Darphane emini adına çarşı pazar dolaşıp eski akçelerle yenilerini iyi bir komisyon karşılığında topluyorlardı.

Sahte ve tedavülde olmayan paralara el konulurdu

Yeni akçeler dolaşıma çıkınca eski akçe ile yakalananların cezası büyüktü. Yasakçı hemen paraya el koyar ve bir dirhemine iki akçe verirdi. Yani eski akçe ile yakalanan en az yüzde elli ceza ödemiş olurdu. Bu durum birçok kişinin yasakçılar ve vergi toplayıcılarıyla mahkemelik olmasına sebep oluyordu. Çünkü halk her sikke kesiminde gümüş miktarının azaldığının, yani paranın değerinin düşürüldüğünün farkındaydı. Buna rağmen yeni akçe basımı, Osmanlı Hazinesi tarafından uygulanan en kolay vergi toplama yöntemlerinden birisi olarak yüzyıllar boyunca devam etti.

Kanuni Sultan Süleyman istikrar getirdi

Kanuni Sultan Süleyman’ın ilk dönemleri enflasyonun çok az hissedildiği yıllardı. Fiyat artışları çok düşük düzeydeydi. Osmanlı akçesi dünyanın en değerli ve istikrarlı paralarından birisiydi. Yapılan bütün imar faaliyetlerine rağmen bütçe sürekli fazla veriyordu. Bu başarıda Mısır’ın fethi ve buradan gelen gelirlerin çok büyük bir payı vardı. Amerika’nın keşfinden sonra bollaşan gümüş sebebiyle Avrupa’nın yüksek enflasyon ve devalüasyon ile boğuştuğu bir dönemde bu gerçekten büyük başarı idi. Ancak gümüş para bolluğunun Osmanlı topraklarına ulaşması gecikmedi.

Faiz tartışmaları Osmanlı sokaklarında da çok yapılırdı

Her basılan akçenin içinde daha az gümüş olduğu halkın bildiği bir şeydi. Ancak paranın değeri padişah buyruğu ile olduğu için esnaf ve halk parayı zoraki alıp satıyordu. Ellerinde nakit parası çok olan özellikle sarraf, yeniçeri ve acemi oğlanları devalüasyondan en çok zarar edenlerdi. Bu yüzden ekonomik istikrar bozuldukça borç para isteyenlerden daha çok faiz istiyorlardı. Ancak İslam’da faiz haram olduğu için Şeyhülislam Ebussuud’un caizdir dediği “hile-i şer’iye” denilen bir yöntem uygulanıyordu.

Hile-i Şer’iyye ya da faizi kitabına uydurmak

Bu hileli para alışverişi şöyle işliyordu: İstenen borç bir yıl vadeli olarak veriliyordu. Bu nakit paraya ek olarak herhangi bir mal (genellikle kuşak, kaftan, çuha gibi bir giyim eşyası veya kitap vs.) verilen paranın faizi kadar bir bedel karşılığında ve aynı vade ile borcu alan kişiye satılıyordu. Aslında borç alanın bu mala ihtiyacı yoktu. Sonuçta, borçlu vade sonunda aldığı borç miktarına muamele (yani faiz) oranını ekleyerek borcunu ödüyordu.

Piyasa faizi, yasal faiz tartışması da Osmanlı mirasıdır

Bu yöntemle borç verme Osmanlı toplumunda çok yaygındı. Ama yapılan işlem kimi ulemaya göre haram, kimine göre değildi. Kanuni dönemi Şeyhülislam’ı Ebussuud’un sistemi caiz bulması sarraf ve para vakıflarının (dönemin İslami bankaları) sayısını adeta patlattı. Fetvalara göre yasal faiz oranı %10-15 civarındaydı. Enflasyon ise daha yüksekti. Bu nedenle Kanuni döneminde faiz oranları %45’lere çıkmıştı. Bu fahiş faiz talepleri yüzünden halk sık sık mahkemelik oluyordu.

En büyük devalüasyonu III. Murat yaptı

Osmanlı tarihinin en büyük enflasyon ve devalüasyonu III. Murat döneminde yaşandı. Amerika kıtasından İspanya ve Portekiz’e gelen ve oradan bütün Akdeniz dünyasına dağılan gümüş, günümüzün moda tabiriyle sıcak para bolluğu, bölge ekonomilerini krize soktu. Dünyada gümüş fiyatları dibe vurunca 1586 yılında Osmanlı tarihinin en büyük devalüasyonlarından birisi yapıldı. Prof. Ömer Lütfi Barkan’ın çalışmalarına göre Osmanlı akçesinin değeri altın paralar karşısında yüzde yüz değer kaybetti. Bir altın para 60 akçeden 120 akçeye çıktı.

Safiye Sultan’ın tefecisi parçalanarak öldürülmüştü

Genellikle büyük servetlere sahip olan valide sultanlar ve saraylılar ellerindeki nakit parayı sarraflar aracılığıyla değerlendiriyorlardı. Hareme erkek girmesi yasak olduğu için “Kira” unvanı verilen kadınlar türemişti. Bunlar padişahtan aldıkları berat sayesinde vergi ödemiyor, hareme istedikleri gibi girip çıkıyorlardı. Bu kadınların en meşhuru ise III. Mehmet’in annesi Safiye Sultan’ın ortağı Esperanzo Malchi adlı Yahudi bir kira kadındı. Söylentilere göre Valide Sultan’ın rüşvet çarkında aracı olarak ve paralarını işleterek büyük bir servet elde etmişti. 1600 yılı başlarında ayarı düşük kalp parayı kapıkullarına dağıtması onun sonu oldu. Parçalanarak öldürüldü ve cesedi iki gün At Meydanı’nda asılı kaldı.

Para satarak para kazanmak caizmidir tartışması

1453-1559 yılları arasında akçenin değeri %50 düştü. Yasal faiz oranı ise %10-15 civarındaydı. Ancak piyasa faizi çok daha yüksekti. Ulema faizi tartışadursun 16. yüzyıl ortalarından itibaren sarraf ve para vakıflarının sayısı çok artmıştı. Araştırmalara göre 16. yüzyılda vakıfların toplam gelirlerinin yaklaşık %32’sini faiz geliri oluşturuyordu.

Zamlar Osmanlı halkını da isyan ettiriyordu

Amerikan gümüşünün 16. yüzyıl boyunca bollaşması akçenin değerinin düşmesine ve fiyatların artmasına sebep olmuştu. Buğdayın fiyatı 1460-1560 yılları arasında %200 artmıştı. Koyun fiyatı ise %400 artış göstermişti. Ücretlerdeki bu artış zaman zaman yeniçerilerin ayaklanmasına da sebep oluyordu.

Prof. Dr. Kemal ÇİÇEK

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Taner Mersin dedi ki:

    Borçla sefaya dalanlara en son ve güzel örnek Yunanistan’ın son durumudur.Lale Devri de bir isyanla bitmiştir.
    Önemli olan borçları kimlerin ve nasıl ödeyeceğidir.

BİR YORUM YAZ