SEYDÎ ALİ REİS

SEYDÎ ALİ REİS

Kâtib-i Rûmî diye anılan Seydi Ali Çelebi XVI. yüzyıl Osmanlı cemiyetinin en tanınmış simalarındandır. Onun bu tanınışı, orta derecede bir şair oluşundan, birçok deniz savaşına katılmasından, Hint donanması denen Süveyş donanmasının amirali olarak Portekizlilere karşı çarpışmasından ve daha sonra deniz coğrafyasına ait eserler telif etmesinden ileri gelmektedir. Şüphesiz bütün bunlar bir kimsenin şöhret sahibi olması için kâfidir. Seydi Ali Çelebi’nin bu şöhretinin diğer ülkelerde de yayılmış olmasında, coğrafya’ya dair olan Muhit ve Mir’atü’l-memâlik adlı eserlerinin büyük tesiri vardır.

Hayatı hakkında bazı denemeler yapılmıştır.[1] Fakat bunlar tam olmayıp hayatının muayyen devrelerini ele almaktadır.[2] Hayatı hususunda hemen hemen dâima Mir’atü’l-Memâlik’e ve bu eserde bulunan kendine ait dağınık kayıtlara istinat edilmektedir. Nitekim ona eserlerinde sayfalar ayırmış olan Âlî,[3] Peçevî[4] ve Kâtib Çelebi[5] bu hususta bizzat kendi eserinden faydalanmışlardır. Mevcut bilgilere göre hayatı etraflı bir şekilde, Türkçe İslâm Ansiklopedisi’nde yazılmıştır.[6]

I. Seydi Ali Reis’in Hayatı

Seydi-Ali-Reis-3-256x300[1]Ailesi hiç olmazsa İstanbul’un fethinden beri denizcilik ile uğraşmakta ve o tarihten beri İstanbul’da oturmakta idi. Ailesinin İstanbul’a Sinop’tan geldiği hususu kati değildir.[7] Ailesi, dedesi zamanında İstanbul’a gelerek Galata’da tesis edilmiş olan tersane de çalışmıştır. Bundan anlaşıldığı gibi denizcilik ve deniz işlerine özel alâka ona dedesi ve babasından miras kalmıştır. İsmini tespit edemediğimiz dedesi Tersane kethüdası olup oğlu olan, Seydi Ali Çelebi’nin babası Hüseyin de aynı şekilde babasının yolunu seçerek denizci olmuş ve zamanla yükselerek babası gibi Tersane kethüdası olmuştu. Doğum tarihi tespit edilemeyen Seydi Ali böyle bir ailenin çocuğu olarak küçük yaştan beri deniz ve denizcilik ile haşır neşir olmuştur.[8] Galata’da doğup büyüdüğü için Galatalı lâkabı ile de anılırdı. Kanunî’nin cülûs yıllarında, delikanlılık çağında olan Seydi Ali, Rodos fethi ile sonuçlanan (1522) sefere iştirak etmiştir. Muhtemelen bir kadırgaya kumanda ettiği anlaşılan Seydi Ali Çelebi bundan sonra birçok deniz seferlerine katıldı ve Akdeniz’in batı kesimlerini iyi öğrendi. Özellikle Barbaros Hayreddin Paşa’nın maiyetinde çalıştı. Seydi Ali Çelebi’nin ismi Preveze savaşından sonra duyulmaya başlamıştır.[9]

1538’de vuku bulan bu büyük deniz savaşında Seydi Ali Çelebi sol cenahta bulunuyordu.[10] Daha sonra Kaptan-ı Derya Sinan Paşa emrinde çalışmıştır. Meselâ fethedilmesinde Turgut Reis’in büyük gayreti görülen Trablusgarp’ın Osmanlı ülkelerine katılmasında Kaptan-ı Derya Sinan Paşa’nın emrinde 1551 seferine katıldı. Bundan başka diğer büyük deniz kumandanları emrinde de çalışmıştır.[11] Kaynaklardan anlaşıldığına göre müstakil olarak bir filo başında görev almamıştır. Fakat merkezdeki tersane teşkilâtının ileri gelenleri arasına karışmıştı. Esasen donanma da görev alması tersanedeki ilk görevinden sonra olmuştur. İlk resmi görevi azaplar kâtipliğidir. Bu görevden ötürü şiirde kullandığı “kâtibî” mahlasını almıştır.[12] Ancak onun azaplar kâtipliğine tayin tarihi bilinmemektedir. Bunun muhtemelen Preveze deniz savaşından önce olduğu tahmin edilebilir. Meslekte ilerledikçe şöhreti gibi işgal ettiği makamlar da önemli olmağa başladı.

Daha müstakil göreve tayini Tersane kethüdalığından[13] sonra olmuştur. Tersane kethüdası olarak İstanbul’da Galata semtinde, yâni baba ve dedesinin memuriyetinde bulunuyordu.[14]

Dedesi ve babası gibi İstanbul’un Galata semtinde oturan Seydi Ali Çelebi devrinin ikinci ve üçüncü derecede bir şairi olarak da tanınmıştı. Konağı bazı şairlerin toplantı mahalli idi. Seydi Ali Çelebi’nin himaye ettiği ve konağına devam eden şâirler arasında Kâmi, Yetim,[15] Sabuhî, Hâtıfî, Müslim, Mahremî[16] gibi şâirler de vardı.[17] Seydi Ali Çelebi 1540/41’de de Galata’da bir kasr inşa ettirdi; bu kasra adları yukarıda zikredilmiş olan şâirler birer tarih söylediler.[18] Seydi Ali Çelebi bu minval üzere şâirler ve meslek erbabı arasında semereli bir hayat geçirirken Osmanlı İmparatorluğu’nun Hint okyanusundaki deniz ilişkileri sebebi ile hayatının seyri değişti.

II. Hint Kaptanı Olarak Faaliyeti

Hint kaptanı Piri Reis idaresinde Osmanlı donanması 1552’de Maskat’ı zapt ederek yıkmış fakat onu takiben Hürmüz’ü alamayarak Basra körfezine girmişti. Daha sonra Piri Reis üç gemi ile Süveyş’e dönmeye teşebbüs etmiş. Fakat iki gemi ile vardığı Süveyş’ten Kahire’ye geldikten sonra hapsedilmiş ve gelen emre uyularak idam edilmişti. Basra’da kalan Hint donanmasına kaptan olarak Ali Bey adlı bir zat düşünülmüş, fakat bir kara adamı olan bu şahsın kabul etmemesi ile bu görev Katif sancak beyliğinden azledilmiş olan Murad Reis adlı denizciye teklif edildi. Murad Reis aldığı talimata göre 5 kadırga, 1 kalyon, 2 firkateyi Basra’da bırakarak, kalan 15 gemiyi Süveyş’e geri götürme görevini aldı. 1553’te 15 gemiden ibaret donanma ile hareket eden Murad Reis Portekiz engelini aşmaya muvaffak olamadı ve geri dönmeye mecbur oldu. Ona halef olarak düşünülen Seydi Ali Çelebi gerek pratik deniz bilgisi ve gerekse nazari bilgisi bakımından en uygun bir kimse idi. Onun bu mevkie tayin tarihi bazı eserlerde farklı olarak aksettirilmiştir. Peçevi ve Celâl-zâde Mustafa[19] tarih vermiyorlar, buna karşılık Kâtib Çelebi[20] 1552/53 ortalarında, Seydi Ali Reis[21] 1553 Aralık ayı sonlarında olarak kaydediyor. Başbakanlık Arşivi’nde kesin tayin tarihi mevcut olup bu 2 Aralık 1553’tür.[22] Seydi Ali Çelebi tâyini sırasında sipahi oğlanları zümresinden olup günde 30 akça ulûfe alıyordu. Aldığı emir uyarınca hareket ederek Halep’e gitti. Devrin hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman Nahçıvan seferi için Halep’te yığınak yaptırıyordu. Kendisine bu tevcihin Halep’e Nahçıvan seferine katılmak için gittiği sırada mı yoksa özel surette bu iş için Halep’e çağrılarak mı yapıldığı anlaşılamıyor. Bilinen şey tayin emrinin Halep’te kararlaştırıldığı ve kendisine bildirildiğidir. Mısır kaptanlığı verilince ulûfesi günde 80 akçaya yükseltilmişti.[23]

Hint kaptanı veya Mısır kaptanı olarak süratle görevi başına hareket eden Seydi Ali Çelebi 7 Aralık 1553’te Halep’ten Basra’ya gitmek üzere şehri terk etti. Birecik, Urfa (Ruha), Nizip, Musul yolu ile Bağdat’a gelip oradan nehir yolu ile Şubat 1554’te Basra şehrine vardı. Basra’ya varışının ertesi günü Basra beylerbeyini ziyâret ederek donanmaya tayin emrini gösterdi. Bunun üzerine Basra beylerbeyi olan Mustafa Paşa Basra limanında duran Hint veya Mısır donanması diye anılan donanmayı ona teslim etti. Süveyş’e götürülecek olan donanma 15 gemiden mürekkep idi. Seydi Ali Reis gemileri elden geçirerek en süratli bir şekilde tamirlerini yaptırdı ve daha sonra bir deniz seferi için gerekli ikmallerini yaptırttı. Fakat deniz mevsimi donanmanın hareketine müsait olmadığı için bunun için 5 ay kadar Basra’da beklemek zorunda kaldı. Bu arada Basra beylerbeyi Mustafa Paşa bugünkü İran-Irak sınırı bölgesinde olan bataklık ve sular içinde bir bölge olan Huveyze kalesinin fethine teşebbüs etmişti.[24] Bu hareketi denizden desteklemesi için Seydi Ali Reis’ten yardım istedi. Seydi Ali Reis içinde Mısır askeri bulunan 5 kadırgayı gönderdi. Fakat buna rağmen Basra beylerbeyi Mustafa Paşa’nın askeri harekâtı başarı kazanamadı.[25] Deniz mevsimi yaklaştığı için Basra beylerbeyi Mustafa Paşa denizde Portekiz donanmasının olup olmadığını ve diğer hususları öğrenmek için Şerif adlı bu denizleri çok iyi bilen bir yerli kılavuzu bir firkate (perkende) ile Hürmüz taraflarına gönderdi. Bu zat bir ay kadar o taraflarda araştırma yaparak dolaştıktan sonra geriye Basra’ya döndü ve 4 parçadan başka Portekiz gemisi görmediğini ifâde etti. Bunun üzerine donanmanın hareket üssü olan Süveyş’e doğru hareketine karar verildi.

Seydi Ali Reis 2 Temmuz 1554’te Basra’dan donanması ile hareket etti. Basra Beylerbeyi’nin evvelce düşman donanmasını keşif için gönderdiği adamı Şerif fırkatesi ile Hürmüz’e kadar donanmaya refakat etti. Donanma Şattü’l-Arap’tan Basra körfezine çıktıktan sonra bir müddet İran’ın Şiraz sahilleri takip edildi. Bu arada bir celbe (çekeleve)[26] ile karşılaşıldı, ondan düşman donanması hakkında haber soruldu. Gemidekiler hiçbir bilgileri olmadığını beyan ettiler. Daha sonra donanma Lahsa (al-Hasa) taraflarında önemli bir liman olan Katif’e varıldı. Burada da Portekiz donanması ve gemileri hakkında malûmat soruldu. Seydi Ali Reis buradan hareket ile Bahreyn adalarına geldi;[27] buranın hâkimi Murad Şah veya reis denen şahıs idi. Buradan da hareket ile doğruca Eski Hürmüz (Kays) adasına ve Keşim (Qishm=Breht) adasına ve diğer adalara uğramak suretiyle Hürmüz boğazı geçildi. Basra’dan beri donanmaya refakat eden Şerif hâli hazır durumu bildirmek üzere rapor mahiyetinde bir mektup ile Basra beylerbeyi Mustafa Paşa’ya geri gönderildi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ