SELÇUKLULAR-ABBÂSÎ HALİFELİĞİ İLİŞKİLERİ

SELÇUKLULAR-ABBÂSÎ HALİFELİĞİ İLİŞKİLERİ

A. Büyük Selçuklular Dönemi

1. Sultan Tuğrul Bey Devri

Selçuklu ailesinin liderliğinde Orta Doğu’da İslâm dünyasına hâkim olan Oğuzlar, Türk tarihinde yeni bir dönemi başlattılar. Türklerin büyük gruplar halinde İslâm dinine girdikleri bir dönemde yaşanan bu gelişme, Müslümanlar için büyük olayları da peşinden getirdi. Siyasî, sosyal, ekonomik ve dinî açıdan buhran dönemi yaşayan İslâm dünyası, dinamik ve inançlı Türkler sayesinde bu gerileme sürecini kısa sürede tersine çevirmeyi başardı. Bu çerçevede gelişen tarihi olaylar içerisinde, Selçukluların Sünnî İslâm dünyasının mânevi liderliğini yapan Abbâsî Hilâfeti ile ilişkileri son derece önemlidir.

Selçuklu-Abbâsî ilişkileri 429/1038 yılında Serahs civarında Selçukluların Gaznelileri yenmesi ve bunun sonucunda devlet kurma kararı almaları ile başladı. Abbâsî halifesi el-Kâim Biemrillah, başta Tuğrul ve Çağrı Beyler olmak üzere, Batı İran’da akınlarda bulunan Oğuz beylerine elçiler göndererek, yağma ve tahribatlarda bulunmamalarını istedi. Bunun hemen akabinde Tuğrul Bey bir elçi göndererek, Gazneli Sultan Mesud’un hükümdarlığın şartlarını yerine getirmediği için kendilerinin yönetimi ele alıp, adaletle hükmetmeğe başladıklarını, yani bir devlet olduklarını ve bunun şartlarını yerine getirdiklerini bildirdi.

Dandanakan Savaşı kazanıldıktan ve Selçuklu Devleti’nin kurulduğu resmen ilân edildikten sonra, karşılıklı elçiler göndererek, gelecekteki ilişkilerin temeli atıldı. Bu dönemde Selçukluların ilk girişimi Tuğrul Bey’in üvey kardeşi İbrahim Yınal tarafından geldi. O, Halife el-Kâim’e bir elçi yollayarak, kardeşi Tuğrul Bey’in Horasan ve Harezm’in hükümdarı olduğunu, Bedevîlerin saldırıları sonucu güvenliğin kalmadığı Hac yollarının asayişinin sağlanması için Bağdad’a bir ordu göndermeğe hazırlandığını bildirip, gelecek olan ordunun çok iyi bir şekilde karşılanmasını tavsiye etmekteydi (434/1042).

Sultan Tuğrul Bey, devlet başkanı olarak ilk elçisini 435/1043 yılında gönderdi. Hâkimiyeti altında bulunan bütün yerlerde halifenin adına hutbe okuttuğunu, ele geçirdiği yerlerdeki halkı Gazneli valilerinin zulmünden kurtardığını, kendisinin Gazne sultanları gibi köle soyundan gelmediği için, onlardan üstün tutulması gerektiğini bildirdi.

Halife el-Kâim, aynı yıl içerisinde tanınmış İslâm hukukçusu Kadıu’l-Kuddât el-Mâverdî’yi, Tuğrul Bey’e elçi olarak gönderdi. Mâverdî, yaklaşık bir yıl boyunca Tuğrul Bey’in misafiri olarak kaldıktan sonra Bağdad’a geri döndü ve izlenimlerini olumlu bir şekilde halifeye rapor etti. Mâverdî gibi büyük bir din bilgininin elçi olarak gönderilmesi, halifenin Selçukluların ciddi bir güç olduğunun farkına vardığını ve onlara güvenip güvenemeyeceğini bu kişinin verdiği raporla öğrenmeğe çalıştığını göstermektedir.

Bunun hemen akabinde halife tarafından Tuğrul Bey’e bir elçi daha gönderildi (436/1044). Halife burada Tuğrul Bey’den Arap emirlerine ait toprakları işgal etmemesini, kendisine karşı sadakatten ayrılmamasını, topraklarında Müslüman olmayan kişileri yönetici olarak atamamasını ve topladığı vergileri kendisine göndermesini istedi. Sultan Tuğrul Bey, halifeye bağlı olduğunu, askerleri çok olduğu için elindeki toprakların onlara yetmediğini, vergiler için elinden geleni yapacağını bildirip, sonuçta bu isteklerin hiçbirini yerine getirmeği kabul etmedi. Burada, Tuğrul Bey’in istikbâl vadeden, güçlü ve güvenilir yapısı hakkında elçisi vasıtasıyla rapor alan halife, onu emri altına alma emelinde olduğunu ortaya koymaktadır. Fakat Tuğrul Bey’in yıllar süren büyük mücadeleler sonucu elde ettiği tecrübeler, onun, ne kadar dindar olursa olsun, halifenin isteklerine karşı Selçuklu Devleti’nin çıkarlarını ön planda tutmasını sağlamış, sonuçta, halife bu Türk hükümdarını öyle kolayca etkisi altına alamayacağını anlamıştır.

Halife el-Kâim, 437/1045 yılında bir elçi göndererek, Bağdad’da yönetimi elinde tutan Arslan Besâsirî adındaki Türk emirine karşı Tuğrul Bey’den yardım isteyerek, ordusuyla birlikte Bağdad’a gelmesini istedi. Elçinin ısrarlarına rağmen Tuğrul Bey bu daveti hemen kabul etmedi. 438/1046-47 yılında Selçuklu Devleti halife tarafından onaylandı ve Tuğrul Bey’e hâkimiyet alâmetleri olan unvanlar verildi. Tuğrul Bey, verdiği unvanlar ve lâkaplar için teşekkür etmek maksadıyla halifeye bir elçilik heyeti gönderdi (Ramazan 443/Ocak 1052). Bu heyet ile birlikte halifeye, ailesine ve vezirine paralar ile değerli hediyeler de yolladı. Bundan sonra 444/1052 yılında halife tarafından yollanan bir mektup ile Tuğrul Bey tekrar Bağdad’a çağırılmış ise de, bu davete de katılmamıştı. Sonuçta, 446/1054 yılında bizzat sultanın kendisi gönderdiği bir elçi vasıtasıyla, ‘Peygambere hizmetle şeref kazanmak, Hac yollarının güvenliğini sağlayıp, Hac farizasını yerine getirmek ve Suriye ile Mısır’da Fâtimîlere karşı savaşmak için Bağdad’a geleceğini’ bildirdi. Bu isteğini ancak Ramazan 447/Aralık 1055 yılında ordusuyla Bağdad’a geldiğinde gerçekleştirebildi. Tuğrul Bey’in gelişi şehirde hâkim olan Buveyhîlerin Türk emirleri ve halk tarafından pek hoş karşılanmadı. Hutbelerde adı anılmağa başlandı. Selçuklu sultanı yeni memurlar tayin ederek, bu şehirde Selçuklu hâkimiyetini kurdu. Ardından, şehirde çıkarları bozulan Türk gulâmların Selçuklu ordusuna saldırmaları üzerine Buveyhî hükümdarı el-Meliku’r-Rahim’i tutuklatan Tuğrul Bey, bu devletin varlığına fiili olarak son verdi. Şehrin Selçuklu askerleri tarafından yağmalanmağa başlaması üzerine bu durumu protesto eden halife, ‘Tuğrul Bey’i, halifelik müessesesine saygının artması için çağırdığını’ açık bir şekilde belirtti. Halifenin protestolarına kulak asmayan Tuğrul Bey, ‘onun emrinde olduğunu ve olayların sorumlularının gulâm Türkler olduğunu söyleyerek’, sorumluluğu üzerine almadıktan başka, bu gulâmların mallarına da el koydu. Şehirde Selçuklu hâkimiyetini gerçekleştirdikten sonra da kendi adına para bastırarak, hâkimiyetini perçinledi. Selçuklu ordusu da Bağdad ve çevresinde saldırı ve yağmalara devam etti.  Tuğrul Bey bütün bunların ardından, halifenin daha önceden aldığı yıllık tahsilatına 50 bin dinar zam yaptı. ‘Askerlerinin sayısı çok olmasaydı bu meblağı daha fazla arttıracağını’ da belirtmekten geri durmadı. Bu durum halifeyi memnun etti ve ilişkiler yumuşadı (Zilkade 447/Şubat 1056). Tuğrul Bey, Basra ve Ahvâz’ı vergi gelirlerine karşılık üç yıllığına 360 bin dinar karşılığında Hezaresb b. Bengir b. İyâd’a iltizama verdi ve ayrıca Errecân’ı da iktâ etti.

Yukarıda görüldüğü gibi, Buveyhîlerin Türk asıllı emirlerinin tehditlerini arttırmaları üzerine halife, Tuğrul Bey’i acilen yardımına çağırmış ve belli aralıklarla bu yardım isteklerini yenilemiş ise de, bu Türk hükümdarı hemen Bağdad’a gitmemiş, İran’daki fetihlerine devam ederek topraklarını genişletirken, bir yandan da saltanatının onaylanmasını beklemiş, uygun siyasi zemini yakaladıktan sonra da sanki kendiliğinden geliyormuş gibi Bağdad’a gitmişti. Onun buradaki faaliyetlerinin tamamen Selçuklu hâkimiyetini bölgeye yerleştirmek şeklinde cereyan ettiğini gören halife, Tuğrul Bey’in ne kadar zeki ve kararlı olduğunu görmüş, kendisini, siyasi nüfuzunu arttırmak için davet ettiğini bizzat Tuğrul Bey’e söylemek gereğini duymuştur. Bu da, halifenin gerçek niyetinin ne olduğunu açıkça göstermektedir. Onun her türlü isteklerini çok usta söz ve hareketlerle geri çevirerek Selçuklu Devleti’nin çıkarlarını her şeyin üzerinde gördüğünü fazlasıyla ispatlayan Tuğrul Bey, aynı zamanda büyük bir devlet adamı, usta bir siyasetçi olduğunu da göstermiştir.

Bağdad’da bulunan Selçuklu ordusunun halka karşı kötü davranışlarından memnun olmayan halife, bunun düzeltilmesini, aksi halde şehirden ayrılmasına izin verilmesini Tuğrul Bey’den istedi. Bunun üzerine, ‘halifenin itaatkâr bir kölesi olduğunu, halka karşı herhangi bir eylem için bizzat emir vermediğini, askerlerinin sayıca kalabalık olduğundan dolayı disiplini sağlamanın zorluğunu’ belirten Tuğrul Bey, askerlerinin şehre zarar vermelerini önledi (Cemaziyelâhir 448/Temmuz 1056).

Karşılıklı ilişkiler devam ederken soğukkanlılığını devamlı muhafaza eden Tuğrul Bey’in bazen bunu bozduğu da görülmektedir. Arslan Besâsirî’nin isyanı sırasında, amcası oğlu Kutalmış’ın ordusu isyancılara yenilince (Şevval 448/Kasım 1056) son derece üzülmüş ve Bağdad’dan ayrılarak isyancıların üzerine yürümek için hazırlıklara başladığı sırada, şehrin savunmasız kalacağını öne sürerek uzun bir süredir Bağdad’dan ayrılmasını engelleyen halifeye son derece kızmış, onu kötü niyetli olmakla itham etmişti.

Sultan Tuğrul Bey, Besâsirî’nin isyanı devam ederken, Mûsul seferi sonrasında Bağdad’a döndüğünde, yapılan resmi törenle halife tarafından “doğunun ve batının hükümdarı” ilân edilerek, kendisine dünyevi saltanat tevdi edildi (Zilkade 449/Ocak 1058). Yine burada halife, Arslan Besâsirî ve onunla birlikte hareket eden Arap melik ve emirlerinin ne kadar büyük bir tehdit oluşturduğunu görmüş ve ancak Selçuklu sultanı sayesinde bunları alt edebileceğini anlamış, bu amaçla da onu hilâfet kurumu ve bütün Sünnî İslâm dünyasının koruyucusu ilân etmek gereğini duymuştu. Yaşanılan olaylar onun ne kadar isabetli hareket ettiğini göstermiştir.

Besâsirî ile müttefikleri Kureyş b. Bedran ve Dubeys b. Mezyed’in Bağdad’ı işgalinden sonra Âne’de sürgüne gönderdikleri halife, kardeşi İbrahim Yınal’ın isyanını bastırdıktan sonra harekete geçen Tuğrul Bey tarafından kurtarılarak, makamına iade edildi (Zilhicce 451/Ocak 1060). Besâsirî’nin öldürülmesinden sonra Bağdad’a dönen Tuğrul Bey, halife tarafından hil’at giydirilerek ödüllendirildi ve onuruna büyük bir ziyafet verildi (Safer 452/Mart 1060). Tuğrul Bey, buna mukabele ederek on gün sonra kendisi de bir ziyafet verdi (Rebiulevvel 452/Nisan 1060).

İki hanedan arasında ilişkilerin akrabalık düzeyine yükseltilmesi için Çağrı Bey’in kızı Hatice Arslan Hatun, Halife el-Kâim ile evlendirildi. Tuğrul Bey, halifenin sarayının yanında büyük bir konak yaptırarak gelini buraya yerleştirdi (Şaban 448/Ekim 1056). İkinci evlilik ise Tuğrul Bey ile halifenin kızı arasında gerçekleşti. 13 Şaban 454/23 Ağustos 1062 tarihinde Tebriz’de nikâh kıyıldı ve büyük bir düğün yapıldı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ