ŞEKİ HANLIĞI VE OSMANLI İMPARATORLUĞU İLE İLİŞKİLERİ

ŞEKİ HANLIĞI VE OSMANLI İMPARATORLUĞU İLE İLİŞKİLERİ

Şeki Hanlığı XVIII. yüzyılın ortalarında Azerbaycanda kurulan bağımsız hanlıklardan biridir. Şeki Hanlığı yalnızca komşu hanlıklarla değil, Osmanlı Devleti ile de sıkı ilişkiler kurmuştu.

Azerbaycan hanlıkları arasında önemli yer tutmasına rağmen, günümüze kadar bu Hanlığın tarihi yeterince araştırılmamıştır. 1997 yılında M. İsmayilov ve M. Bağırova’nın birlikte yazdıkları “Şeki Hanlığı” kitabı yayınlanmıştır. Ama yazarların yararlandıkları kaynaklar kanaatimizce yeterli değildir. Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Arşivi’nde bulunan malzemelerden çok az yararlanılmış, Rusya arşivlerindeki Şeki Hanlığı ile ilgili kaynaklar ise tamamen unutulmuştur. Bu ise Hanlığın tarihi ile ilgili bir çok konunun aydınlatılamamasına neden olmuştur. Ne yazık ki, Şeki Hanlığı’nın Osmanlı ile ilişkileri tamamen göz ardı edilmiştir. Sonuçta Hanlığın tarihine ait güzel bir araştırma yerine toplam 75 sayfadan ibaret popüler bir kitap ortaya çıkmıştır.

Bu nedenle, biz yazımızda bahsi geçen kitabın kaynaklarıyla birlikte Rus ve Türk arşivlerindeki kaynaklardan da yararlandık. Şeki topraklarında yazımıza konu olan Hanlık’tan önceki dönemlerde de bağımsız veya yarı bağımsız siyasi kuruluşlar kurulmuştur. Şeki Hanlığı kurulduğu dönemlerde Şeki, Albanya Devleti’nin kuzeybatı Dağlık vilayeti idi. VIII. yüzyılda Araplar, Azerbaycan’ı işgal ettikten sonra Şeki Hilafet’e dahil edilmişti. Arap hilafeti zayıflayıp parçalanınca X. yüzyılda Şeki’de bağımsiz Hanlık kuruldu ve komşu Şirvanşahlar Devleti’ne bağlı olan Şeki Hanlığı böylece bağımsızlığını kazanmış oldu.[1]

XIV. yuzyılın I. yarısında Şeki, tamamen bağımsız bir Hanlık oldu. 1551 yılında Safevi Şahı I. Tahmasb Şeki’nin bağımsızlığına son verip, onu Safeviler Devleti’nin yönetimi altına aldı. Bilindiği gibi XVIII. yüzyılın 20’li yıllarında Safeviler zayıflayarak yıkıldı. Avşar boyundan olan Nadir Şah, devletin arazisinde hakim oldu. Nadir, aktif bir fetih politikası yürüttüğünden onun büyük ordusunun masraflarının karşılanması için vergiler arttı. Şah’ın atadığı yöneticiler halkı insafcızca soyuyorlardı. Bu memurlardan biri de Melik Necefti.

Melik Necef’in insafsızlıklarından bıkan Şeki ayanları, onu Nadir Şah’a şikayet ettiler. Şah Şekililerin şikayetine cevap olarak halkın saygı duyduğu Hacı Çelebi adlı şahsı Melik Necef’in işlerini takip etmesi için görevlendirdi.[2]

Tarihi kayaklara göre Hacı Çelebi, XVI. asırda Şeki’de yönetimi elinde tutan Derviş Muhammed Han’ın soyundan gelmekteydi. Melik Necef, Hacı Çelebi’nin onu denetlemesini istemiyordu. Bunun için de, Hacı Çelebi’nin, vergilerin toplanmasına ve mukellefiyetlerin yerine yetirilmesine engel olduğunu ileri sürüp onu Şah’a şikayet etti.[3]

Nadir Şah, Hacı Çelebi’nin Derbent yakınındaki kapıya getirilip idam edilmesini emretti. Rivayete göre Hacı Çelebi bu durum karşısında kendini kaybetmemiş, Melik Necef’in halktan Şahın belirlediği vergilerin bir kaç katını aldığını ve kendisinin bu ek vergiye karşı çıktığını, Şahın belirlediği vergiye ise karşı gelmediğini açıklamıştır. Nadir Şah’ın veziri Mehdi Han, Şeki’de büyük nüfuza sahip olan Hacı Çelebi’nin idam edilmesinin halk arasında isyana sebep olacağına dikkat çekerek Şah’a onu bağışlamasını tavsiye etmişti. Şah’ın bağışlaması sonucu Hacı Çelebi idam ettirilmedi. Ancak, Hacı Çelebi ile Melik Necef arasındaki gerginlik gün geçtikçe daha da artmaktaydı. Melik Necef, onu tekrar Şah’a şikayet etmişti. Tekrar Şah’ın huzuruna davet edilen Hacı Çelebi, bu kez sağ kalamayacağını anlar ve kendi adamlarıyla birlikte 1743 yılında Melik Necef’i öldürtür.[4]

O dönemde Şirvan ve Doğu Gürcistan’da İran aleyhine isyanlar çoğalmıştı. İran Şahı Nadir Şah, Hacı Çelebi’yi cezalandırmak için 1744 yılının son baharında 15.000 kişilik orduyla Şeki seferine çıktı. Hacı Çelebi arkadaşlarıyla birlikte Şeki şehrinden 8 km. uzaklıkta Kış köyünün yakınlarındaki “Gelesen Göresen” kalesine sığındı. Yol dar derelerden geçtiği için Nadir Şah, ordusunun esas kuvvetlerini cephanesiyle birlikte Daşbulak köyü yakınlarında Kotan bölgesinde sakladı.[5] Savaş durmadan birkaç gün devam etti. Çarlılar, Balakenliler ve Dağıstanlılar Şekililerin yardımına geldiler. Şekililer, dar geçit ve sık ormandan yararlanarak arkadan Şahın ordusuna hücum ettiler. Nadir Şah 500 asker kaybederek Berde’ye geri çekilmek zorunda kaldı. Berde’de bir müddet kalan Nadir Şah, daha sonra Derbent’e ilerledi.[6]

1745 yılının başlarında Nadir Şah Ereş’e dönüp yeniden “Gelesen Göresen” kalesine saldırı düzenledi. Fakat, yine amacına ulaşamayınca hırsından Şeki’yi yaktı. Burada beş ay kaldıktan sonra Şah, kale önüne 3.000 asker bırakarak burayı terk etti. Yalnız 1746 yılının Mart ayında çıkan kıtlık ve kalede meydana gelen durum sebebiyle Hacı Çelebi, Nadir Şah’ın hakimiyetini tanıdığını bildirdi. Nadir Şah da Hacı Çelebi’yi affederek onu yeniden Şeki’ye hakim tayin etti.[7] Böylelikle Nadir Şah döneminde bağımsız Şeki Hanlığı’nın kurulması yolunda ilk adım atılmış oldu.

1747’de Nadir Şah’ın öldürülmesiyle zaten çökmekte olan İran Devleti tamamen çöktü. 1743’te kurulan Şeki Hanlığı tamamen bağımsızlaştı ve Hacı Çelebi Kurban oğlu kendini bağımsız hakim ilan etti.

Azerbaycan’da hanlıkların kurulduğu bir devirde en kudretli hanlık Şeki Hanlığı idi. Hanlığın arazisi kuzeybatıda Dağıstan ve İlisu Sultanlığı, kuzeydoğuda Kuba Hanlığı, batıda Kahetya Gürcü Çarlığı ve güneyde Karabağ Hanlığı ile sınırdı. Kutkaşen, Ereş ve Gebele Sultanlıkları Şeki Hanlığı’na bağlıydı.[8]

Hanlığın merkezi Şeki şehriydi. Ancak, 1772’de Kış nehrinin taşmasıyla bu eski şehir neredeyse yok oldu, halkın bir kısmı başka yerlere göç etti, geride kalanlar ise yeni bir şehir kurdular.[9] Bu yeni kurulan şehir Nuha diye adlandırılmış ve 1964 yılına kadar bu adı taşımıştır.

1765 yılına kadar Şeki’nin etrafında kale duvarları yoktu ve bu yüzden de düşmanların saldırıları sırasında “Gelesen Göresen” kalesine sığınıyorlardı. 1765 yılında şehrin etrafına duvar yapıldı.[10] 1776’da yeni kurulan şehir de yapılan kale duvarlarıyla kapatıldı. Şehrin içinde Muhammed Hasan Kalesi olarak adlandırılan iç kale inşa edildi.[11]

Diğer hanlıklarda olduğu gibi Şeki’de de Han, sınırsız yetkilere sahipti. Muhammed Hasan Han’ın hakimiyyeti devrinde ‘Düsturil-Amel’ adlanan kanunlar düzenlenmiştir. Hanın yanında yakın adamlarından oluşan divan faaliyet gösterirdi. Hanın en yakın yardımcısı veziri idi. Serkeri ali, maliyye işlerinden, hazinedar ağası, Han hazinesinden, anbardar ağası da Han anbarlarındaki tahıl ve diğer gıda maddelerinden sorumluydu. Han sarayında çok küçük memurlar var idi. Bütün bu memurlara mevacip yerine ya bir yerin vergisini toplamak yetkisi verilir, ya da rençberler, yani toprağı olmayan işçiler verilirdi. Hazine için vergileri serkarlar toplarlardı.[12]

Hanlığın alanı Şeki, Haçmaz, Kutkaşen, Ereş, Padar, Ağdaş, Alraut ve Koynuk olmak üzere 8 bölgeye ayrılmıştı. Bu bölgeler Han tarafından atanan naibler tarafından yönetilirdi. Naib görevi çoğu zaman babadan oğla geçerdi. Onlara maaş olarak topladıkları vergi miktarının onda bir hissesi verilirdi. Naibler çoğu zaman zenginleşmek maksadıyla belirlenmiş olan vergilerin dışında ek vergiler alırlardı.[13]

Ayrı-ayrı köyler muhtarlar veya yuzbaşılar tarafindan yönetilirdi. Onlar da maaş almazlardı, hizmetleri karşılığında, toplanan verginin bir kısmı onlara verilirdi. Şehir, kelenter tarafından idare edilirdi. Şehir kulesinin reisi Kalebeyi unvanını alırdı. Esasbaşı şehirde halkın asayişine nazaret ederdi.

Pazarda düzeni korumakla sorumlu adam, bazar daruğası diye adlanırdı. Şehrin ayrı ayrı mahallelerine mahalle muhtarı bakıyordu. Bundan başka her mahallenin müdürü ve yüzbaşısı vardı.[14]

Hanlıkta üç mahkeme idaresi: divan, şeriat ve esnaf mahkemeleri faliyet gösteriyordu. Divan mahkemesinde genellikle devletçe önemli olan cinayet işlerine bakılırdı. Şeriat mahkemesinde varislik hukuku, emlak bölgüsü vb. problemlere bakılır ve nikah kıyılırdı. Esnaf mahkemelerinde ustalar, usta yardımcıları ve öğrenciler arasında ortaya çıkan tartışmaların halline çalışılmakta, esnaf kanunlarına uymayanlara para cezası kesilmekteydi.[15]

Hanlığın ordusuna Han rehberlik ediyordu. Ordunun esasını maaflar diye adlandırılan vergiden muaf şahıslar oluşturmaktaydılar. Ordudaki savaşçıların sayısı bazen on bin askere kadar ulaşabiliyordu. XVIII. Yüzyılın sonlarında Şeki Hanlığı’nın nüfusu 90 bine yakındı.[16]

Dediğimiz gibi Şeki Hanlığı kurulduğu zaman en güçlü hanlıklardan biri idi. Bunun için Hacı Çelebi Han, diğer hanları kendine bağlı duruma getirmeye, yeni topraklar tutarak sınırlarını genişletmeye şalışıyordu. 1747 yılında Azerbaycan’ın güneyinde hakimiyeti ele geçiren Emir Aslan Han, kuzey hanlıklarını da iktidarı altına almak için Azerbaycan’a saldırdığı zaman Şeki Hanlığı’nın ordusu tek başına onu yenip, Tebrize kadar kovmuş ve geri dönmüşlerdi.[17]

1750 yılında ise Hacı Çelebi Han, Azerbaycan topraklarına göz diken Gürcü Çarı II. Irakli’yi yenilgiye uğrattı. Hacı Çelebi Han, Karabağ Hanlığı’nın arazisini tutmak amacıyla Şamahı Hanı ile birleşerek oraya hucum etmiş, ama Hanlığın merkezi Bayat kalesini bir ay kuşatmada tutsa da başarı elde edememiştir.[18]

Hacı Çelebi Han’ın Şirvan’a ve aynı zamanda bütün Azerbaycan’a hakim olma isteği, onun Şeki’de yaptırdığı caminin mermeri üzerine işlettiği rütbesinde de açıkça görülür: “Şeki Hakimi, Şirvan Amiri Hacı Celebi Kurban oğlu. Tarih 1162 Hicri” (Miladi 1748-49 yılları).[19]

1752’de Teymuraz ve II. İrakli Gence’ye saldırmak için bir araya gelirler. Hacı Çelebi’nin beklenilen mukavemetini kırmak için onlar bir hileye baş vururlar; Karabağlı Penah Han’a, Hacı Çelebi Han’a karşı ittifak teklif ederler. Penah Han, Genceli Şahverdi Han, Karadağlı Kazım Han, İrevanlı Hüseynali Han ve Nahçivanlı Haydarkulu Han, Hacı Çelebi Han’a karşı savaş konusunu II. İrakli ile müzakere etmek için Gence’ye gelirken, II. İrakli’nin pusudaki ordusu aniden saldırarak onları esir alır.

Çarlar, esir hanlarla Gürcistan’a doğru yol alırlar. Onlar, hanları kendilerine bağımlı duruma getirmek, hanlıkların tahtına kendi taraftarlarını oturtmak ve bu yolla da, her hanlıktan haraç almak istemekteydiler.

Hacı Çelebi Han, Gürcü Çarlarına karşı çıkarak ordusunu Kür Nehri’nin sol kıyısına yerleştirdi. Daha sonra ise, II. İrakli tarafından bu hanların esir alındıkları haberini aldı. Bu haberin arkasından ise Gürcü ordusunun peşine takılan Hacı Çelebi Han, Tiflise Üç-dört kilometre kala Gürcü ordularına yetişti. Çarlar esirleri bırakıp kaçtılar. Bunun sonucunda Çelebi Han, Borçalı ve Kazağı ele geçirdi ve oğlu Ağakişi Bey’i buraya hakim tayin etti. Ama Teymuraz, Kabarda’dan gelmiş 2000 kişilik ordunun yardımıyla Ağakişi Bey’i Borçalı ve Kazak’tan çıkardı.[20] Hacı Çelebi Han’la Gürcü Çarları arasında düşmanlık daha sonraları da devam etmiştir.

Hacı Çelebi Han, Şamahı ve Bakü’yü elinde tutmak istiyordu. Bunun için de 1755’te Ağsu’yu ele geçirdi. Yalnız Gubalı Hüseyneli Han’ın işe karışması Çelebi Han’ı geri dönmek zorunda bıraktı.[21]

1755 yılında Hacı Çelebi Han vefat etmişti. Onun yerine hakimiyete oğlu Ağakişi Bey geldi. Onun da Hanlığı uzun sürmedi. 1759 yılında kayınpederi Kazıkumkulu Muhammet Han, Ereş’e gelerek onu görüşmeye çağırdı ve haince öldürdü. Bundan sonra Muhammet Han, hanlığın arazisini talan etdi ve Han hazinesini ele geçirdi. Hacı Çelebi’nin büyük torunu Hüseyin Han, yardım için Karabağlı Penahali Han’a baş vurdu. Penah Han’ın yardımıyla Muhammet Han Şeki arazisinden kovuldu. Hüseyin Han tahta çıktı.[22] Hüseyin Han Gubalı Feteli Han’la birleşip Şamahı Hanlığı’na karşı savaşarak onun arazisini bölüştürmeyi kabul etti. Her müttefik birer taraftan Şamahı Hanlığı’nın arazisine sokuldular. Şamahı hakimleri Muhammed Said ve Ağası Han yenilgiye uğradılar ve Hüseyin Han’a teslim oldular. Hüseyin Han, Feteli Han’ın yönlendirmesiyle Ağası Han’ın gözlerini çıkardı ve Derbent’e gönderdi. Şamahı Hanlığı’nın arazisi Guba ve Şeki Hanlıkları arasında paylaşıldı. Sedere ve Kasayı bölgeleri Yeni Şamahı Şehri ile birlikte Şeki Hanı’na, beyliğin kalan arazisi ise Eski Şamahı Şehri ile birlikte Guba Hanı’na verildi.[23]

Şeki Hanı, kendisine daha az arazi düştüğü iddiası ile paylaşımdan hoşnut değildi ve onun emriyle Şamahı’dakı Şeki naibi Manaf bey, Gubalıları Şamahı Hanlığı’ndan kesinlikle sıkıştırmak ve bu Hanlığın topraklarını Şeki Hanlığı’na katmak için Feteli Han’a suikast düzenlemeyi planlıyordu. Fakat Gubalı Feteli Han olayı zamanında duydu ve tedbirli davrandı. Kendisi 1768 yılında 18 Ağustos’ta Yeni Şamahı’yı ele geçirdi. Manaf Bey’i de tutuklayıp Derbent’e yolladı.[24] Manaf Bey’e yardım için gelen Şeki kuvvetleri dağıldı. Feteli Han Şamahı Hanlığı’nı tamamen ele geçirdi. 1769 yılında Hüseyin Han Şamahı’yı almak için yeni bir girişimde bulunduysa da başarılı olamadı. Feteli Han’la, kendisi için kötü şartlarda bir anlaşma yaptı. Hüseyin Han, Şamahı Hanlığı için olan bütün taleplerinden kesin olarak vaz geçti, hatta gerekirse Guba Hanı’na askeri güçle yardımda bulunmayı vaat etti.[25]

1779 yılında Hüseyin Han’ın amcası, Hacı Çelebi Han’ın oğlu Ebdülkadir, suikast düzenleyerek Hüseyin Han’ı katletti ve devleti ele geçirdi. Ebdülkadir Han Hüseyin Han’dan farklı olarak Gubalı Feteli Han’la ittifaka yöneldi. 1784 yılında Feteli Han, Karabağ’a saldırdığında Ebdülkadir ona yardım etti. Bu da Karabağlı İbrahim Han’ı sinirlendirdi ve intikamını almak için o, Hüseyin Han’ın Karabağ’a kaçmış olan oğlu Muhammedhasan Ağa’yi Çara gönderdi. Bu davranışının amacı oradan ordu toplayıp Şeki Hanlığı’nı ele geçirmek idi. Muhammedhasan Ağa böyle de yaptı.

Baskından sarsılmış Ebdülkadir Han, Şamahı’dan kovulup Ağası Han’ın yanına kaçtı. Ama Ağası Bey, onu Muhammed Hasan Han’a verdi. Ebdülkadir ve oğulları öldürüldü. Muhammedhasan ağa Şeki Hanı oldu.[26]

Muhammedhasan Han çok akıllı bir insan idi. O, Şeki Kalesi’ni yaptırmış, Hanlık için ‘Düsturu’l Amel’ isimli özel kanunname yazmıştı.[27] Aynı kanunname ile Hanlıkta mevcut olan vergi sistemi, fiyatlar, feodal-köylü ilişkileri vb. sorunlar düzene girmiş oldu. Ne yazık ki bu kanunnamenin aslı günümüze kadar gelmemiştir. Muhammedhasan Han akıllı olmakla beraber aynı zamanda çok zalim bir insan idi. O, sadece hakimiyete gelebilmek için Abdulkadir Bey’i ve oğlunu katletmekle kalmayıp, daha sonralar da şüphelendiği akrabalarının birkaçını ortadan kaldırmıştır. O, kardeşlerinden birini ve annesi Ereş Sultanı’nın akrabası olan Feteli Beyi kör etmişti. Diğer kardeşi Selim Bey’i de öldürmeye çalıştı. Fakat Selim Bey, Muhammed Hasan Han’ın hareketlerinden şüphelenerek birkaç beyle Çar’a kaçarak kurtulmuştu.[28]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ