SARMATLAR

SARMATLAR

Bozkırlar tarih öncesi devirlerden başlamak üzere çeşitli kültürlerin varlığını sürdürdüğü kültür coğrafyası olarak bilinmektedir. Arkeolojik kaynaklardan yararlanılarak bozkırlarda yaşayan toplumların tarih ve kültürleri aydınlatabilmektedir. Bozkırların tarih öncesi devirleri için arkeolojik buluntular, tarihi devirleri için ise hem arkeolojik hem de yazılı kaynaklardan yararlanılmaktadır.

Bozkır coğrafyasında doğuda Hazar denizinden batıda Tuna nehrine kadar Karadeniz’in kuzeyindeki bozkırlar da hem tarih öncesi devir kültürleri hem de tarihi devir kültürleri açısından önemli bir yere sahiptir. Bu bozkır coğrafyasının adı bilinen ilk sakinleri Kimmerler M.Ö. II. bin yıl başlarından M.Ö. VIII. yüzyıla kadar Kırım merkez olmak üzere yaşamışlardır. Onlar Grek kaynaklarında “Kymmerioi”, “ Kymmerios” adıyla geçmektedir.[1]

Bozkır kavimlerinin tarih sahnesine çıkmaları M.Ö. VIII. yüzyılın başlarında bozkırların doğusunda çeşitli kavimlerin birbirleriyle mücadeleleriyle doğrudan bağlantılıdır. Hiung-nuların Çinliler ve Choularla mücadelelerinin otlaklarının küçülmesine neden olduğu bilinmektedir.[2] Bunun sonucunda Hiung-nular Çin sınırının batısına çekilmişler ve orada bulunan komşularını yerlerinden oynatmışlardır. Böylece bozkırda doğudan batıya doğru göç başlamış ve her topluluk kendi batısındakini daha da batıya sürüklemiştir.[3]

Bu gelişmeler karşısında İskitler M.Ö. VIII. yüzyılda Kimmerlerin ülkesine gelmişlerdir.[4] Kimmerlerin İskitlerle mücadeleleri ve her iki kavmin tarih sahnesine çıkışı bu göç hareketinin sonucundadır. İskitlerin Karadeniz’in kuzeyindeki egemenlikleri Sarmatların İskit egemenliğine son vermelerine kadardır. M.Ö. III. yüzyılın başlarında Sarmatlar, Don nehrinin doğu kıyılarına yaklaşmışlar ve aynı yüzyılın sonlarına doğru da Don nehrinin batı kıyısına geçmeye muvaffak olmuşlardır. Sürekli sıkıştırılan İskitler M.Ö. II. yüzyılın başlarına kadar eski imparatorluklarının yalnızca bir bölümünü, özellikle orta kısmını ellerinde tutabilmişlerdir.[5] Böylece Kimmerlerden İskitlere geçen egemenlik, Sarmatların M.Ö. II. yüzyılın başlarında İskit coğrafyasında büyük bir güç olarak ortaya çıkmalarıyla el değiştirmiştir. Böylece bu kültür coğrafyasında Sarmat dönemi başlamıştır.

Sarmat Süvarisi

SARMAT TOPLULUKLARI

Karadeniz’in kuzeyindeki bozkırlarda M.Ö. II. yüzyılın başlarından sonra Sarmatlar batıda Tuna nehri ve Karpatlara kadar yayılmışlardır. İskit egemenliğine son vermeleriyle İskit ülkesi adı da Sarmat ülkesi adını almıştır. Sarmatia’da Sarmat genel adı altında görülen topluluklar ortaya çıkmışlardır. Bu coğrafya üzerinde Yazığlar, Roksolanlar, Krali Sarmatlar, Ugorlar, Siraklar ve Alanlar birer Sarmat topluluğu olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir.

Yazığlar

Yazığlar önemli bir Sarmat topluluğudur. İskitlere oldukça benzerlik göstermektedirler. Devamlı at üzerinde dolaşan konar-göçer bir topluluktur.[6] Strabo Karadeniz bölgesinin batı tarafını anlatırken, Sarmat topluluklarından söz etmektedir. Bu topluluklar Yazığlar, Kralî Sarmatlar, Ugorlar ve Roksolanlardır. Yazığ, Ugor ve Kralî Sarmatlar Dinyeper ve Tuna nehri arasına yerleşmişlerdir. En güneyde kalan kısımda Yazığlar bulunuyordu. Ugorlar ise, kuzey bölgelerinde yaşamaktaydılar. Kralî Sarmatlar bu iki topluluğun arasında varlığını sürdürmekteydi. Son olarak Roksolanlar Dinyeper ve Don nehirleri arasında bu toplulukların doğu tarafında yaşamaktaydılar.[7] Bu Sarmat topluluklarının yayılışı zamana göre de farklılık göstermekteydi. Strabo’nun belirttiğine göre, Yazığlar Sarmat yayılma sahasının, güneybatı ucunda bulunmaktaydılar.[8] Oysa başlangıçta onlar Maiotis gölü çevresindeydiler.[9] Muhtemelen İskender’in ölümünden sonra, Sarmatlar İskit İmparatorluğu’nu yıkmışlar ve Karpatlara, kadar yayılmışlardır. Bu ülkeden daha sonra Yazığlar Tuna ile Theiss arasındaki düzlüğe gelmişlerdir.[10]

Merkezi bir yönetim altında böylesine güçlü bir etnik örgütün varlığını akılda tutarsak, Sarmatların, öncü kolu olan Yazığların Büyük Romanya Ovası’nı fethetmeyi ve M.Ö. II. yüzyılın son yarısında Tuna’nın güneyine kadar yayılmayı nasıl başardıklarını anlarız. Bütün bu çıkarsama pek de dışlanabilir değildir. Strabo’nun konuya ilişkin ayrı ayrı kaleme aldığı iki metinde de bu görülebilir. Burada Strabo, Sarmatların yine Tuna’nın güneyine doğru yayıldığını belirtmektedir. İlk metin yüzeysel şekilde Sarmatların Tuna’nın güneyinde yaşayan Traklarla karıştığını bildirmektedir.[11] Diğer metin, Sarmat ve Bastarnların Triballi’yi Tuna’nın sol kıyılarından aşarak ve nehri geçerek, Tuna üzerindeki adalarda ve bu nehrin güney kıyılarında yerleştiğini içeren bilgi verir.[12] Bu bilgi kıymetlidir. Sarmatların Tuna’nın güney kıyıları boyunca batıya, çok daha uzaklara yayıldıkları, hatta belki de, Vidin dolaylarına ulaştıkları anlamına gelmektedir. Arkeolojik bulgular Strabo tarafından verilen bilgiyi desteklemektedir. Bir zamanlar üzerinde Triballi kabilesinin yaşadığı Kuzeydoğu Bulgaristan’ın Orehovo kentindeki Galiçya yakınlarında ondört parçadan oluşan Sarmatlara ait zengin bir madalyon koleksiyonu elde edilmiştir.[13] Yukarıda açıklanan bilgiler ışığında, Galiçya’da bulunan Sarmatlara ait kalıntıların M.Ö. II. yüzyılın sonlarında Sarmatların Tuna’nın güney kıyılarına geldiği savıyla bağlantılı olduğu şüphe götürmez derecede aşikârdır.[14]

Tomide M.S. 9 ile 17 arasında sürgün yaşayan Ovidinus Yazığların akınlarından sıklıkla söz etmiştir. Yazığlar Macaristan yolundaki seyahatleri sırasında ülkeye Karpat dağlarındaki geçitlerden geçerek, Galiçya’dan girmişlerdir. İlk Yazığ arkeolojik buluntularının dağılımı bu düşünceyle çelişmektedir. Şu ana kadar Galiçya’da ya da Karpat Ruthenyası’nda Sarmatlara ait hiçbir ize rastlanmamıştır. Macaristan’da Eger civarında altın hazine bulunmuştur. Güneye doğru ilerledikçe kent ve yerleşim yeri sayısı artmıştır ve en yüksek yoğunluğa Tuna ve Tisa nehrinin orta kısmının doğu kıyılarında erişmiştir. Bu kısımdan sonra yerleşim yerleri üzerinde sürekli bir sıra oluşmuş ve bu sıra İron Gate’in (Demir Kapı) kuzeyindeki Tuna nehri kıyılarında daralmıştır. Bu durum açıkça Yazığların Macaristan’a Oltenia ve Banat bölgelerinden girdiklerini, kuzeyden Galiçya üzerinden gelmediklerini ortaya koymuştur.[15]

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. sedat kaptan dedi ki:

    Çalışmalarınız için teşekkür ederim. bir tarih öğrencisi olarak faydalanıyorum. saygılarımla…

BİR YORUM YAZ