RUMELİ’YE YAPILAN İSKÂNLAR NETİCESİNDE KURULAN YENİ YERLEŞİM YERLERİ (1432-1481)

RUMELİ’YE YAPILAN İSKÂNLAR NETİCESİNDE KURULAN YENİ YERLEŞİM YERLERİ (1432-1481)

Geniş bir coğrafyada hayli uzun bir süre hakimiyetini sürdüren Osmanlı Devleti’nin Rumeli’deki şehirlerin, köylerin, mahallelerin teşekkülü hadisesi şu şekilde idi:

  1. İlk kez (yeni) kurulan Osmanlı şehirleri, köyleri, mahalleleri,
  2. Antik kentlerin yanında, civarında ve üzerinde kurulan Osmanlı şehirleri, köyleri, mahalleleri,
  3. Bizans kalesi ya da şehri iken Osmanlı şehri haline dönüştürülen yerleşimler. Çalışmamızda Rumeli’de ilk kez Osmanlılar tarafından kurulan şehir, mahalle ve köyleri tespit etmeye çalışacağız.

I. Rumeli’de İlk Kez Kurulan Osmanlı Şehirleri

1. Cisr-i Ergene: Sultan II. Murad Edirne’yi Çanakkale Boğazı’na bağlayan tarihi yol üzerinde günümüzde Uzunköprü adıyla bilinen Cisr-i Ergene şehrini kurmuştur. Ergene Nehri’nin zaman zaman taşarak zarar vermesiyle çevrede gizlenen haramilerin yolu kullananlara verdiği can ve mal kaybını önlemek amacıyla kurulmuştur. Sultan Murad bu bölgedeki ağaçları kestirerek nehir üzerinde bir köprü ile cami, imaret, hamam ve pazar yeri yaptırarak bu mevkii imara ve yerleşime açmıştır. Bu şekilde çevre halkının yeni kurulan şehre yerleşmesi sağlanmıştır. Bu şehre yerleşen insanları vergiden muaf tutarak halkın buraya yerleşmesine imkan ve kolaylık sağlamıştır.

2. Saruhan Beyli-Tatar Pazarı: Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve genişleme devrinde Saruhan Bölgesi’nde bu havaliye hatırı sayılır bir Türk unsurunun iskân edilmiş olması, nahiyenin adını bu sebepten almış olduğunu akla getirmektedir.

1516 tarihinde 168 hane 27 mücerred vergi nüfusunun yaşadığı bu şehrin tamamını Türkler teşkil ediyordu.

3. Eski Zağra: Osmanlı idaresine girdikten sonra Rumeli eyaletinin kazaları içinde yer alan ve uzun süre Edirne’ye bağlı kalan Eski Zağra Osmanlıların ilk devirlerinde bir uç kale şehri durumundaydı. 1516 ve 1530’daki mahalle sayısı 18 olup tamamı Türklerle meskundu. Eski Zağra’da gayrimüslim nüfusa rastlanmaması bu şehrin Türkler tarafından kurulduğunu göstermektedir.

Yenipazar, Saraybosna, Travnik, Köprülü, Pirot ve Yenişehir’de yeni kurulmuşlardır. Teselya’daki Yenişehir’in nüfusu tamamen Türklerden müteşekkildi.

II. Rumeli’de İlk Kez Kurulan Osmanlı Köy, Mahalle ve Mezraları

Defterlerde rastladığımız köy adları yerleştirmenin niteliğini bir dereceye kadar ortaya koymaktadır. Bu köyler de sadece Türklerin meskun olduğu ve Türk adını taşıyan köyler bizzat Türkler tarafından kurulmuş köylerdir. Anadolu’dan gelen Türklerin yeni yurtlarında ayrı ayrı kurduklarını ve yerli Hıristiyan nüfusla pek karışmadıklarını söyleyebiliriz. Kasaba ve köylerin adlarını veren 15. yüzyıl tahrirlerine göre söz konusu yeni köylerin sakinlerinin tamamı Türktü. Bunun yanında aşağıda belgelerde ifade edildiği gibi Hristiyan bir köy ya da mahallelere de bir takım Türk yerleşimlerinin söz konusu olduğu görülmektedir. Bununla birlikte Müslümanlarla Hristiyanların beraber olduğu köylerde yaşayanların, daha çok ihtida etmiş Osmanlı tebaası olma ihtimali büyüktür. Bunun yanında mahallelerde oluşturulan yerleşim yerlerinde ise Türklerin tamamen Hristiyan nüfustan ayrı ve cemaat halinde teşkilatlanarak yerleştiklerini görmekteyiz.

Vaktiyle meskun iken daha sonra çeşitli sebeplerle ahalisi boşalmış bazı iskân mahallerinin Türkler tarafından yeniden iskâna açıldığını görmekteyiz. Bu tip köyler hem eski ismiyle hem de orayı şenlendiren zatın ismiyle deftere kaydedilmiştir.

Rumeli bölgesinde Türklerin oluşturduğu köylerin nüfus itibarıyla sayılarının ilk zamanlarda fazla olmadığını görmekteyiz. Hristiyan köylerle mukayese edildiğinde Türk köylerinin nüfusunun oldukça düşük olduğu görülmektedir. İskân hadisesinin bir neticesi olarak öncelikle çekirdek olarak bir bölgede cami ya da tekke etrafında kurulan köylerin nüfuslarının birkaç haneden ibaret olduğu görülmektedir ki daha sonra Anadolu’dan getirilen veya gelen kişiler için yeni bir yerleşim yerinin bu şekilde temelleri atılmış oluyordu.

Az sayıdaki Hristiyan köyleri nüfus yoğunluğu çok fazla iskân birimleri şeklindedir ve köy başına 40-50 hane gibi yüksek bir rakam düşmektedir. Gayri müslim köylerin bu kalabalık vaziyeti, eski Balkan köylerinin ananevi yapısından kaynaklanabileceği gibi, onları kontrol altında tutmak, dağılmalarını önlemek için bir tedbir olabileceğini, ayrıca bir çoğunun belirli hizmetler karşılığı avarız vergilerinden muaf tutulması sebebiyle, gayri müslim unsurların bu vergi muafiyetlerinden istifade edebilmek maksadıyla buralarda toplandıklarını hatıra getirmek lazımdır.

Osmanlı Devleti’nde birbirini tanıyan, içtimaî dayanışma içinde olan, aynı mescitte ibadet eden, aynı inanışa sahip insanların aileleriyle birlikte yaşadığı mahalleler beledî ve adlî teşkilatın ilk basamağını teşkil ederdi. Mahalleler, cami, mescit, zaviye ve imaret gibi müesseselerin etrafındaki çok sayıdaki evlerden müteşekkildi. Yeni kurulacak bir şehir veya imar veya iskân edilecek bir semtte; önce cami, medrese, imaret gibi içtimaî müesseseler ve bu müesseselerde çalışacak memurların ikametgahları ile su, kanalizasyon gibi beledî tesisler yapılır ve mahalle bu eserler etrafında gelişirdi.

Cami veya mescidin merkez olması mahallede imamın fonksiyonunu artırmaktadır. İmam din adamlığı yanında mahallenin lideri durumunda idi. Mahallelerde yiğitbaşı ve kethüda gibi görevliler çeşitli hizmetlerin görülmesinde imama yardımcı olurlardı. Camiler ve mescitler mahallelerde avarız vergilerinin toplanmasında ve asayişin sağlanmasında da önemli bir ünite idi.

Tahrir defterlerinde Müslim ve gayri müslim gruplar şehirlerde mahalle taksimatını veren listelerde ayrı ayrı belirtilmişlerdir. Bu listelere bakanlar görünüşte bunlarının her birinin ayrı ayrı mahallelerde oturdukları kantatına sahip olabilir. Ancak ayrı ayrı kayıt edilmiş olsalar da bir çok şehirde bunların birlikte oturduğunu görmekteyiz. Hatta aynı mahallenin müslim ve gayri müslim sıfatı eklenerek farklı mahalleymiş gibi kaydedildiği görülmektedir ki gayri müslim nüfusun çok olduğu Balkan şehirlerinde buna sıkça rastlanmaktadır. Bunun yanında Anadolu’da mevcut bulunana şehirlerde de bu şekilde gayri müslim nüfus ile Müslim nüfusun bir arada yaşadığı mahallelere rastlanmaktadır. Mesela, Safranbolu’da fetih sonrası kaleden çıkarılan gayri müslimlerin kasabanın uzağında bir mahalleye ikamet etmeleri sağlanırken, Edirne’de kale içinde kalmalarına izin verilmiş. Giresun Kalesi’nde de aynı özelliğin olduğunu görmekteyiz.

Hiçbir zaman çok geniş boyutlara sahip olmayan mahalle, kuruluş döneminde aşağı yukarı 50-100 kişiden oluşmaktaydı. Mahalleler ile ilgili yönetmelik dini bir temele dayanır; mahallelerin en üst otoritesi caminin imamı olmuştur.

Mezra umumiyetle ahalisi dağılmış, eski iskân yerine denir. Bir yerin müstakil mezra olabilmesi için, harabesinin, suyunun veya mezarlığının bulunması şarttı. Bir mezra, bir timar-erine gelir olarak yazılabiliyordu. Mezralar, defterde yakın bir köyün ekinliği, yani ziraatle uğraşıp edip işlediği yer olarak tayin edilebildiği gibi, haymana, yürük veya umumi bir tabirle haric raiyyet’in (yani o timar sahibi üzerinde yazılmamış çiftçilerin) gelip işledikleri topraklar olarak da yazılabilir. Mezra herhangi bir timar sahibi üzerine yazılmış ise öşrü alınır. Mezralar evvelce köy olduklarından umumiyetle sınırları vardır.

Osmanlı vakayinamelerinde tesadüf edilen kayıtlarda, Anadolu’dan Rumeli’ye çeşitli zamanlarda toplu iskânların yapıldığı anlaşılmakla beraber, bunların kesin olarak hangi bölgelere yerleştirildiği, hangi köy, kasaba ve şehirlerin kurulmasında veya gelişmesinde rol oynadığı, ne kadar nüfusa sahip olduğu ve Anadolu’nun hangi bölgesinden geldiği hususunda bir fikir beyan etmek oldukça zordur. Böyle olmakla beraber Osmanlı arşivlerinde mevcut olan tapu tahrîr defterlerine ve maliyeden müdevver defterlere dayanmak suretiyle, her şehir, kasaba, köy mezra gibi yerleşme merkezlerinin adları, orada meskun olan halkın nereden geldiği gibi konular hakkında malumat edinmek mümkün görülmektedir.

Coğrafyadan vatana geçiş sürecinde insan gruplarının veya etnik grupların üzerinde yaşadıkları, yürüdükleri toprak parçalarına vurdukları ilk damgalar, sınır taşları, yer belirtme işaretleri, kültürlerinde “yer adları” olarak karşımıza çıkar. Her bir ad, ait olduğu etnik grup için, üzerinde yaşanılan toprakla ilgili ayrı bir anlama sahiptir. Eski yurtlarından başka yerlere göç sürecini yaşayan insan gruplarının yeni ortamdaki durumlarını ortaya koymak için onların buraya taşıdığı, burada yarattığı, kendi yapısına benzettiği veya kullanmada rahatsızlık duymadığı yer adlarına bakmak gerekmektedir.

Tarihi kaynaklara göre yerleşimde, adını, banilerin (eser yapan kişi) inşa ettiği ya da halkın geldiği yörenin ismini taşıyan yeni mahalleler kurulmuştur.

Yeniden ihya ve imar edilen Rumeli’nin köy, kasaba ve şehirleri esas itibarıyla ya eski harabelerin yanında ya da üzerinde kuruldu. Türkler kendilerinden önce Rumeli’de mevcut olan yolların ve güzergahların hem stratejik ve hem de ticarî bakımdan önemli mevkileri üzerinde bu tür faaliyetlerini yoğunlaştırdılar. Yeni yurtlarında kısa zamanda yüzlerce köy ve kasabayı kurarken harabe durumunda olan pek çok şehri de yeniden inşa ettiler.

Kurdukları köy, kasaba ve mahallelere isim verirken Orta-Asya’dan getirdikleri geleneklerine göre davrandılar köy ya da mahallenin adlandırılmasında fetih ya da imarında emeği geçen beylerin veya manevi öncelikle büyüklerin adları, ikinci olarak tabiat ve coğrafya şartları üçüncü olarak Oğuz veya Türmen-İlinin 24 boyunun adları ve bu boylardan doğan Türkmen oymaklarının adları kullanılmıştır. Bunun yanında bazı yerleşim yerlerinin iki isim taşıdığını görmekteyiz. Mesela Karye-i Umur Hacı, nam-ı diğer Derbend köyü, Karye-i Ebri, nam-ı diğer Saruhanlu oğlu Yunus Köy, Karye-i Çoban viranı, nam-ı diğer Tatarlar köyü gibi. Belirli özelliklere göre adlandırılmış bir yer adı yeni bir duruma ve daha belirli, ya da güncel olaya göre başka bir Türkçe ada yerini bırakmış, belli bir süre yukarıda örneklerini verdiğimiz gibi iki isim birlikte kullanılmıştır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al