PARİS BARIŞ KONFERANSI SAVAŞI BİTİRMİŞ AMA BARIŞ GETİREMEMİŞTİ

Kemal ÇİÇEK

Yazarın şu ana kadar yazılmış 46 makalesi bulunuyor.

Kemal_Cicek07

Avrupa ve Ortadoğu’nun sınırları yeniden çizildi. Hangi ülkenin ortadan kalkacağına hangilerinin kurulacağına karar verildi. Küresel aktörler belirlendi. Yeni bir dünya düzeni kuruldu. Dünyanın kaderini değiştiren konferans yıl dönümünde sessiz sedasız geçiştirildi

95 yıl önce Paris Barış Konferansı’nda kurulan Yeni Dünya düzeni bugüne kadar çok az değişti. I. Dünya Savaşı’nın galip devletleri 18 Ocak 1919 günü Paris’te toplandılar ve 6 ay boyunca kendilerini dünyanın hakimi yapacak kuralları koydular, sınırları çizdiler ve aktörleri belirlediler. Ortadoğu’da bugün yaşanan çatışmaların bu konferansın sonuçlarıyla ilgili olduğu siyaset bilimcilerin ortak kanaatidir.

Yeni bir dünya düzeninin kurulduğu, hangi ülkelerin ortadan kalkacağına, hangilerinin kurulacağına karar verildiği, Ortadoğu ve Avrupa’nın siyasi haritasının çizildiği Paris Barış Konferansı’nın üzerinden tam 95 yıl geçti. Her nedense Türkiye için çok önemli ve anlamlı olan bu konferansın yıl dönümü sessizce geçiştirildi. Hâlbuki Osmanlı İmparatorluğu’nun resmen paylaşıldığı ve azınlıklar tarafından dünyaya şikâyet edildiği bu konferans, daha fazla ilgiyi hak ediyor. Bu yüzden bu hafta Paris Konferansı ve sonuçlarını ele almak istedik.

YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ KURULDU

1919 Paris Konferansı sonunda yeni bir dünya düzeni kuruldu. Avrupa’da ve Ortadoğu’da sınırlar yeniden çizildi. Aktörler belirlendi. Küreselleşme yolunda önemli adımlar atıldı: Milletler Cemiyeti kuruldu. Dünya İşçi Teşkilatı kuruldu. Telgraf hatları, hava sahası, sular ve geçişler uluslararası bir düzene kavuşturuldu. Kadın hakları, siyah hakları, azınlık hakları tartışıldı. Paris’e çıkarma yapan 30 ülke ve yüzlerce azınlık temsilcisi delegasyon yeni dünya düzeninde yer almak için propaganda savaşı yürüttüler.

YIKILAN İMPARATORLUKLAR

Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı İmparatorluğu, Avusturya–Macaristan İmparatorluğu, Rusya İmparatorluğu tarihe karıştı. Almanya Monarşisi artık küçük bir cumhuriyetti. Kıta Avrupası’nda Polonya, Estonya, Litvanya ve Letonya, Kafkasya’da Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan gibi devletler kuruldu. Orta Avrupa’da Yugoslavya ve Çekoslovakya gibi devletler ortaya çıktı. Almanlar’ın bir kısmı yeni Almanya Cumhuriyeti’nin sınırları dışında kaldılar.

Paris Barış Konferansı’nda dünyada birçok ülkenin sınırları yeniden çizildi. İngiltere Başbakanı’nın ifadesiyle 1815 Viyana Kongresi sadece Avrupa kıtasının kaderini belirlemişti. 1919 yılında Paris’te bütün kıtaların kaderi çizilecekti.

DÜNYA LİDERLERİ İLK KEZ BULUŞTU

Paris Barış Konferansı’nın en ilginç yanlarından birisi birbirlerini hiç tanımamış, görmemiş, konuşmamış ama telgraf hatları üzerinden aynı cephede savaşa girmeye karar vermiş dünya liderlerini tarihte ilk kez 6 ay gibi uzun bir süre bir araya getirmesiydi. Konferansa katılmak için ABD Başkanı Wilson ilk kez kıtalar arası seyahat etmişti. İngiltere Başbakanı David Lord George, Manş’ı geçerek Avrupa’ya ayak basmıştı. Yeni dünya düzeni kurulurken söz sahibi olmak için İtalya, Fransa, Avustralya, Japonya, Kanada Başbakanı ve hatta Romanya Kraliçesi Marie de oradaydı. Ama konferansın karar vericileri o dönemde “Dört Büyükler” olarak anılan ABD, İtalya, Fransa ve İngiltere idi.

WILSON’UN GERÇEKLEŞMEYEN PRENSİPLERİ

Paris Barış Konferansı’nda birçok etnik milliyetçi grup kendi devletlerini kurmak için lobi faaliyeti yürüttü. Bunlar arasında hepimizin bildiği Ermeniler, Kürtler yanında Vietnamlılar, İrlandalılar, Boerler, Hintler, Mısırlılar, Faslılar vs. çok sayıda etnik milliyetçi grup vardı. Amerikan Başkanı Wilson’un meşhur gruplarının lobi faaliyetleri çok güçlüydü. Amerika Başkanı’nın dünya barışı için ortaya attığı idealist prensipler Paris’te pek taraftar bulmadı.

Konferansa katılanlar uluslararası antlaşma yapmak ile uygulamaya koymanın aynı şey olmadığını anladı. Bu yüzden masa başında dayatılan birçok antlaşma sonraki yıllarda uygulanamadı.

Meşhur Wilson prensiplerinin her yerde uygulanamayacağı anlaşıldı. Zaten ABD Dışişleri Bakanı Robert Lansing self determinasyonunu bir dinamite benzetmiş, bir kez ateşlendiğinde tahribatının durdurulamayacağını belirtmişti. En ilginci de birçok etnik milliyetçi grup hayal kırıklığı yaşarken, bir millet olmayan, hiç lobi yapmayan, birçok etnik ve dini grubu içinde barındıran Irak devlet oldu.

ABD AĞIR BEDELE KARŞIYDI

Paris Konferansı sonunda en önemli antlaşma Almanya ile yapıldı. Versay Barış Antlaşması Almanya’ya her bakımdan haddini bildirmeyi amaçlıyordu. 77 yaşındaki Fransa Başbakanı Clemenceau iki defa güçlü Almanya tarafından ülkesinin işgal edildiğine şahit olmuştu.

Bu yüzden Almanya’ya ağır bir tazminat ödetilmeli, silahları elinden alınmalı, topraklarının bir kısmı Polonya ve Danimarka’ya verilmeliydi. Bu sayede Fransa güvenli bir şekilde harap olan ülkeyi ayağa kaldırabilirdi. Ancak ABD, Almanya’nın bu kadar ağır bir bedel ödetilmesine itiraz etti. Buna karşılık Clemenceau Wilson’a şöyle diyecekti:

“Almanya’ya adil olmamalıyız, nasıl bir antlaşma yaparsak yapalım bizi bağışlamayacak ve intikam almak için fırsat kollayacaktır.” Nitekim haklı çıkmış ve Almanya Versay’ın intikamını almak için II. Dünya Savaşı’nı başlatmıştı.

İNGİLTERE BAŞBAKAN’I YENİ ZELANDA’YI HARİTADA BULAMAMIŞTI

Barış Konferansı’nın bugün bile ibret alınabilecek bazı hikâyeleri de vardı. Ne devletler ne de heyetler konferans için yeterli hazırlık yapmıştı. Dört Büyükler derslerini iyi çalışmamıştı. Belirli bir gündem yoktu. Wilson’un önerisiyle kurulan Dört Büyükler Konseyi birçok görüşme yapmış ve sonra sekretaryasının olmadığı, dolayısıyla not alınmadığı anlaşılmıştı.

COĞRAFYA BİLMEYEN BAŞBAKAN

Hayal mahsulü ve gerçekleşmesi imkânsız fikirler ortaya atılmıştı. Önemsiz işler günlerce tartışılmış, çok önemli konulara zaman ayrılmamıştı. Lloyd George’ın coğrafya bilgisi alay konusu olmuştu. İngiltere’nin sömürgesi olan ve uğruna Çanakkale dahil birçok cephede savaşan Yeni Zelanda, onun düşündüğünün tam tersine haritada Avustralya’nın batısında değildi.

BOLŞEVİKLER DURDURULMALIYDI

Paris Konferansı’nın en çok konuşulan konularından birisi Bolşevizm’di. Rusya’nın dışına taşan Bolşevizm, Batı Avrupa’nın dinini, geleneklerini ve toplumu bir arada tutan bütün değerlerini tehdit ediyordu. Avusturya ve Almanya’nın bazı kasabalarında komünist asker ve işçiler iktidarı ele geçiriyordu.

BOLŞEVİZM’İN TEHDİDİ ALTINDA

ABD Başkanı Wilson kapitalist liberal prensiplerinin Bolşevizm’in tehdidi altında olduğuna inanmıştı. Bu yüzden Rusya’nın barışçı olmadığını düşünüyordu. Komünizmi yayma ideolojisi, sınıf çatışmalarını desteklemesi, sömürgecilik karşıtı duruşu ve Rusya tipi self-determinasyon dünya ve zayıf bir Doğu Avrupa için büyük bir tehditti.

WİLSON’UN HAYALİNİ ABD SENATOSU VETO ETTİ

Paris Barış Konferansı sonrasında yeni dünya düzeni kuruldu. Bu düzenin yaratıcısı kendisini barış elçisi ilan eden ABD Başkanı Wilson idi. En çok istediği kurumlardan birisi dünya barışı için çalışacak ve jandarmalık yapacak bir Milletler Cemiyeti kurulması idi. İlginçtir ki Amerikan Senatosu Cumhuriyetçiler’in karşı çıkması üzerine Versay Barışı’nı veto edince, ABD kendi kurduğu Cemiyet’e üye olamadı.

OSMANLI’YA SÖZ HAKKI BÜYÜK TARTIŞMA ÇIKARDI

Paris Barış Konferansı’nda Osmanlı İmparatorluğu’nun toprakları paylaşılırken Osmanlı Devleti’ne söz hakkı verilip verilmemesi büyük bir tartışma konusu olmuştu. Sonuçta Osmanlı İmparatorluğu’na da söz hakkı verilmesi kararlaştırıldı. Damat Ferit Paşa Paris’e gitti ve bir konuşma yaptı. Osmanlı’nın savaşa girmesinden de Ermeni olaylarından da İttihat ve Terakki ile müttefiki Almanya’nın sorumlu olduğunu, Osmanlı Devleti’nin parçalanmaması gerektiğini söyledi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al