ÖZGÜR BİREY VE BAĞIMSIZ ULUS İÇİN SAVAŞ

İklil Kurban

Yazarın şu ana kadar yazılmış 21 makalesi bulunuyor.

Iklil_Kurban014

Özgür birey ve bağımsız ulus insanlığın doğası gereğidir. Doğuşundan ölümüne kadar insanoğlunun yüce tutkusu özgürlüktür. Bağımsızlık ise bir ulusun var oluşunun teminatıdır. Bağımsızlığın teminatı ise egemenlik ve güçtür. İnsanoğlunun gücü ise vatanıyla bütünleşmiş devletidir. Devlet ve bağımsızlık denilen ve birbirini tamamlayan bu kavramlar, vatan-ulus sevgisinden doğmuş yüce duyguların, derin düşüncelerin yansıttığı kutsal bir varlığın adıdır. Bu varlık onun için kutsaldır ki, o olmadan herhangi bir ulusal vatan- o olmadan herhangi bir ulusal yaşam olamaz-düşünülemez. İşte Çeçenlerin ve Tatarların bugünkü savaşı bu kutsal varlık uğuruna yapılmaktadır.

Tatarların Şehabetdin Mercani, Gabdulla Tukay gibi ünlü şahsiyetlerini doğuran Arça bölgesinin Arça şehrine 2008’de Stalin heykeli dikilmiştir. Heykel taşına da Stalin’in şu sözleri yazılmıştır: “Biz yeneceğiz, çünkü haklıyız.” O kadar geniş topraklı Rusya’da, bu heykelin Tataristan’ın göbeğinde – Tatarların gözü önünde yer bulması elbette bir rastlantı değildir. Ruslar düşman ve hedef seçmekte yanılmamıştır ki, tarihten öğrendikleri bir şeyler mutlaka gönüllerinde saklıdır. Tatarlara karşı yürütülen soykırım niteliğindeki Kazan şehrinin kana batırılmış haldeki Rus-Tatar Savaşı’nı (1552) Ruslar da, Tatarlar da unutacak değildir elbette. Bu heykel Tatarlara verilen bir gözdağıdır.

Çeçenlere gelince, soykırım niteliğindeki Birinci (1994-1996) ve İkinci (1999-2003) Rus-Çeçen Savaşı’nı-öldürülmüş 300 bin Çeçen direnişçisini Ruslar da, Çeçenler de unutacak değildir elbette. Bu Çeçen trajedisini söylediği-yazdığı için, Ekim 2006’da Anna Politkovskaya’nın, Kasım 2006’da Litvinenko’nun FSB ajanları tarafından öldürülmesi olayı da unutulacak değildir.

Bilindiği gibi, Rusya lideri Putin, Çeçenistan dışındaki direniş yanlısı Çeçenlerin öldürülmesi için inanılmaz bir bütçe ayırmıştı. Bu iş için de binlerce ajanı görevlendirdiği bilgisi basına yansımıştı. Rus gizli istihbarat servisi FSB, Rus yanlısı Kadirov’dan Çeçen diasporasındaki ayrılıkçı komutanları ortadan kaldırması için bir tim kurması emrini vermiştir. Kadirov da “8’inci Birlik” adında bir suikast timi kurmuştur. İşte bu suikast timinin Türkiye’deki cinayetleri: Gazi Edilsultanov 6 Eylül 2008’de, İslam Canibekov 9 Aralık 2008’de, Ali Osaev 26 Şubat 2009’da İstanbul’da öldürülmüştü. İngiliz Times gazetesi Kadirov’un adamlarının elinde 300 kişilik bir liste olduğunu yazmıştı. Yakında Norveç’te itirafçı Çeçen Ruslan Halidov, Norveç’e ayrılıkçı Çeçen komutan Magomed Oçerhacı’yı öldürmek için geldiğini ancak elini kana bulamak istemediği için suikasttan vazgeçtiğini anlatmıştır. Çeçenlere yaptıklarından dolayı kendiliğinden kaygıya kapılmış Moskova, 02.03.2009 tarihinde 185 kişiden oluşan özel bir timi Tataristan’dan Çeçenistan’a uğurlamıştır. Molla ve papazlar eşliğindeki bu törende şu ifadeler dile getirilmiştir: “Çeçenistan’ın durumu şu anda sakin olsa bile, Tataristan askerlerine gereksinim duyulabilir.” Bu ne telaş?! Putin ve onun yönetimindeki FSB’yi kaygılandıran evrensel gerçek şu ki, her öldürülen Çeçen kanından binlerce-yüz binlerce intikam bireyleri doğacaktır ki, insanoğlunun adalet duygusu onun için vardır.

Feuziye Bayramova başkanlığındaki Tatar Milli Meclisi Çallı şehrinde 20.12.2008 tarihinde toplanıp, dünyaya bağımsızlık müracaatını ve beyanatını ilan etmişti. Aradan birkaç gün geçer geçmez FSB ajanları bu Millet Meclisi’ne katılan üyelerin evlerinde baskın ve aramalar yapmıştı. İleride yine neler yapabilecek? Çeçenlere uygulanan suikast girişimlerinin Tatarlara da uygulanması, Rus doğası gereği kaçınılmaz bir olgudur. Bağımsızlık-var olma uğuruna her şeyi göze alan Tatar aydınları buna hazırdır. Özgürlük ve bağımsızlık gökten inmez-kurbanlar ister.

Uygulamaları, söylemde demokrasi, işlemde ise savaş ve suikast olan Putin Rusya’sı, ileride yine neler yapabilir? Rus-Gürcistan Savaşı, Çeçen direnişçilerine yönelik suikast, Tatar bağımsızlığının liderlerine yönelik FSB saldırılarından anlaşılıyor ki, partisinin adı “Birlik Rusya” olan Moskova yönetimi, “bölünmez-parçalanmaz Rusya” için her şeyi göze alabilir. Oysa, Rusya terkibinde bulunan Tatarlar ve Çeçenler başta olmak üzere Ruslar tarafından basıp alınmış-boyun eğdirilmiş ulusların geleceği-kaderi ancak Ruslardan kurtulmakta, kendi devletlerini kurmakta saklıdır. Rusya terkibinde kalmak onlar için er geç yok olmak demektir. Yalın bir şekilde anlaşılıyor ki, bugünkü Ruslara karşı Rus olmayanların savaşı-Ölüm kalım savaşıdır. Rusya’nın birliğini Putin’in iradesi değil, onun idaresindeki uluslar belirleyecektir. Geçmişte bireysel özgürlük ve ulusal bağımsızlık bilinç ve düşüncelerin olgunlaşmadığı devirlerde esir birey, bağımlı ulus yaşamı var olagelmiş ise de, çağımızın gelişmeleri böyle bir yaşama izin vermeyecektir. Artık özgürlükten yoksun bir bireysel yaşamı, bağımsızlıktan yoksun bir ulusal yaşamı hiç kimse, hiçbir ulus kabul etmeyecektir. Onun içindir ki, bugünkü Çeçenlerin, Tatarların savaşı kalıcıdır-haklıdır-yenecektir.

Çeçenlerin, Tatarların özgürlüğü, bağımsızlığı ve var olması uğuruna elinden gelen her şeyi yapacakları, yaşam savaşı olarak ne kadar haklıysa, bu savaşa karşı Rusların tutumu da o kadar elbette haksızdır. Eğer hak yenecekse Çeçenlerin ve Tatarların yenmesinde hiç kuşku yoktur. Putin bu savaştaki “haklılığını-gücünü” Stalin’in heykelinden ve “Biz yeneceğiz, çünkü haklıyız” denilen sözlerinden aramaktadır. Stalin’e sığınmaktadır.

Stalin haklı mıydı, Güçlü müydü?

Lenin (1870-1924) ve Stalin (1879-1953), Çar Rusya’sının yüzyıllar boyu yürüttüğü işgal-sömürgecilik, Rus olmayan ulusları yutma siyasetinin yarattığı huzursuzlukları arkasına alıp, Marksizmin cinayetleri örtme perdesine sığınarak, iktidara gelmişti. Lenin ve Stalin’i önder yapmış Rus komünistlerinin ilk icraatı-Çar Rusya’sının çizdiği sınırları korumak olmuştu. İşte Zeki Velidi Togan’ın (1890-1970) ve Enver Paşa’nın (1881-1922) önderliğinde cereyan eden Türkistan bağımsızlığı savaşında Enver Paşa, Rus kurşunu ile öldürülmüştü. Çar Rusya’sı topraklarına egemen olduktan sonraki Stalin’in ikinci büyük icraatı-terör-suikast yoluyla eli ulaştığı-düşman olabilir saydığı tüm insanları yok etmek olmuştu. Stalin’in 1930’lu yıllardaki 1.5 milyon insanın canına mal olan toplu kırımı, 1940’lı yıllarda da Troçki (1879-1940), Mirseyit Sultangaliyev (1892-1940), Segıyt Sünçeley (1889-1941) ve başkalarının öldürülmesiyle devam etmiştir. Stalin’in yapay açlık yaratarak öldürdüğü insan sayısı 20-30 milyon olarak tahmin edilmektedir. Stalin Devri kurbanları incelendiğinde kendi nüfusuna oranla en çok kurban verenlerin Tatarlar olduğu anlaşılmaktadır. Çin’deki Stalin’in halefi olan Mao Zedung (1893-1976), Stalin’i örnek alarak Kültür Devrimi’nde (1966-1976) 30 milyondan fazla insanı Kızıl Muhafızların eliyle öldürmüştü. Tarihin ve insanlığın en büyük suikastçıları olan bu iki isim-Stalin ve Mao Zedung’ların sonu ne oldu?! Hayatta kalabilmek için, onların yarattığı isimler bile onları karalamak zorunda kalmışlardı. Örneğin: Hruşçev (1894-1971), Gorbaçov (1931) ve Deng Xaoping’ler (1904-1997) Stalin’i ve Mao Zedung’u karalayarak onların tahtına sahip olmuşlardı. Bugün ise Putin Stalin’e sarılıp-göz yaşı dökerek onun yardımına sığınmakta, onun izini takip etmektedir. Neden? Çünkü Putin, insanlığın iradesi ve tarihin hükmü karşısında çaresizdir. Putin’e göre, “parçalanmaz-bir bütün Rusya”, ancak Stalin sayesinde elde edilmiş ve Stalin sayesinde ayakta kalacaktır. Stalin’in sonu ile hesaplaşmayan bu diktatör, doğal olarak kendi sonunu da göremez. Ulu Mirseyit Sultangaliyev insanlığın iradesini ve tarihin hükmünü şu satırlar ile dile getirmişti: “Rusya’nın ulusal devletlere ve Ruslar devletine dağılması ve bölünmesi kaçınılmazdır.”

Stalin ve Mao Zedung, XX. Yüzyıl tarihinin İbreti olarak, insanlığın lanet ve nefret çöplüğüne nasıl atılmış ise, Putin de XXI. Yüzyıl tarihinin ibreti olarak, insanlığın lanet ve nefret çöplüğüne öyle atılacaktır ki, buna kimsenin kuşkusu olmasın. Tarih bir bilim dalı, insanlık ise hem doğanın hem toplumun egemen bir gücüdür. Onlarla hiç kimse oynayamaz-oynamaya hakları da yoktur. Oynayanların sonu acıdır-ölümdür.

İnsan mutluluğunun özü olan bireysel özgürlüğe, ulusal bağımsızlığa şan ve şerefler olsun!

İklil KURBAN


Kaynakça:

♦ Gadel Galemetdin Haberi, “Stalin Arçaya Döndü” Azatlık Radyosu, 24.12.2008.
♦ KURBAN, İklil, GERÇEKLER ve YALANLAR, Ankara 2007.
♦ Saşa Dolgov Haberi, “Molla ve Papaz Çeçenistan’a Uğurluyor” Azatlık Radyosu, 02.03.2009
♦ VATAN GAZETESİ: 28.02.2009; 01.03.2009; 07.03.2009.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ