OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE İKTİDARLARIN İÇİNE SİNDİREMEDİĞİ BİR BAYRAM: 1 MAYIS

Kemal ÇİÇEK

Yazarın şu ana kadar yazılmış 46 makalesi bulunuyor.

Kemal_Cicek20

İktidarlarla işçiler arasında uzlaşma sağlanamadığı için büyük gerilime sahne olan 1 Mayıs İşçi Bayramı, Osmanlı’da ilk kez 1911’de Selanik’te kutlandı. Ancak yönetimler 1 Mayıs’a çoğu zaman mesafeli yaklaştı. İşçi sınıfının desteğiyle iktidara gelen İttihat Terakki bile 1 Mayıs kutlamalarını ve grevi yasaklamıştı. Cumhuriyet döneminde de mesafeli tavır devam etti.

Bu yıl da geçen yıllarda olduğu gibi İşçi ve Emekçilerle Dayanışma Günü bir bayram havasında kutlanamadı. İktidar kendisine meydan okumaya dönüşmesinden çekinerek Taksim Meydanı’nı işçilere yasakladı. Keşke bu bayram gününde işçi hakları, çalışma koşulları ve Soma’da yaşanan maden facialarının bir daha yaşanmaması için yapılması gerekenler konuşulabilseydi.

İşçi Bayramı kutlamaları Osmanlı döneminden itibaren genelde olaylı geçmiş, bu bayramın toplumun her kesimi tarafından coşkuyla kutlanması mümkün olamamıştır. Komünist ideolojinin bu bayramı sahiplenmesi de ne yazık ki kitlelerin bu bayramı içine sindirmesine engel olmuştur. İşçi sınıfı desteğiyle iktidar olan İttihat ve Terakki Partisi bile 1 Mayıs kutlamalarını ve grev hakkını yasaklamıştır. Hâlbuki klasik dönemde Osmanlı toplumunda işçi hakları çağdaşlarına göre çok ileri durumdaydı.

19. YÜZYILDA ÖRGÜTLENDiLER

Osmanlı İmparatorluğu’nda gerçek anlamda bir işçi sınıfı olmadığını söylemek doğru değildir. 19. yüzyılın sonlarına kadar örgütlü bir işçi sınıfından söz etmek mümkün olmasa da Osmanlı Devleti’nde gündelikle çalışan serbest bir işçi sınıfı vardı. Prof. Ömer Lütfi Barkan’ın araştırmalarına göre, 7,5 sene süren Süleymaniye Camii inşaatının %55’i ücretli işçiler sayesinde gerçekleştirilmişti. Esir işçiler ise iş yükünün %5’ini sırtlamıştı. Ayrıca kale, hisar, köprü ve benzeri devlet tarafından yaptırılan inşaatlar ile madenlerde de çok sayıda ücretli serbest işçi çalıştırılmaktaydı.

İŞÇİ OLMAK ZOR ZANAATTI

Osmanlı Devleti’nde devletin ihtiyaç duyduğu alanlarda işçilerin bulunması, sevki ve barındırılması devlet tarafından organize ediliyordu. Ücret karşılığı cami, medrese, saray, köprü ve diğer inşaatlar için gerekli usta ve ameleler kadılar tarafından bulunuyor, defterlere kaydediliyor ve mimarbaşının istediği yere gönderiliyordu. Deprem ve zelzele gibi durumlarda ise işçiler yine ahali arasından toplanıyor, ücretleri ise olağanüstü vergi olarak halkın omuzlarına yükleniyordu. Usta ve işçi gibi nitelikli elemanların orducu olarak seferlere katılması zorunluydu. Uzun süren seferlere katılmak kârlı olmasa gerek, kaçaklar hayli fazlaydı.

KATI KURALLARI YOKTU

Osmanlı döneminde işçilerin çalışma saatleri bakımından çok katı kurallara tabi olmadıkları görülüyor. Süleymaniye Camii inşaatında çalışan işçilerin devam grafiklerini değerlendiren Prof. Barkan, Hıristiyan işçilerin umumiyetle tatil yaptıkları yortu günlerinden başka; “bazı sofu Hıristiyanların” pazar günleri de işe gelmediklerini söylemektedir.

CUMA VAKTİ İZİNLİYDİLER

Hâlbuki Müslüman işçiler cuma namazı dışında izin gününe sahip değildi. Bununla birlikte mimarların şikâyetlerinden anlaşıldığı kadarıyla inşaat alanını terk eden ve haftanın belirli günlerinde işe gelmeyen usta ve işçi sayısı da kabarıktı.

DEVLETTE İŞÇİ OLMANIN CAZİBESİ

Nitelikli usta ve işçilerin devlet tarafından yaptırılan inşaatlarda çalışmak istemediklerine dair çok sayıda Osmanlı arşiv belgesi vardır. Bu yüzden Mimar Sinan, Süleymaniye Camii inşaatında çalışan işçilere yüksek ve düzenli ücret ödemek için Sultan Süleyman’dan yetki almış, maharetli işçi ve ustaların kaçmasını engellemeye çalışmıştır.

İLK GREVİ 1872 YILINDA TELGRAF İŞÇİLERİ YAPTI

Buna karşılık bazı vasıfsız kişilerin “Bizi istihdam veya ortak ediniz” diye zorla kendilerini işe aldırmaya çalıştıklarına ve mimarlara “eşkıya” gibi baskı yaptıklarına dair çok sayıda şikâyet kaydı da vardır.

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı devletinde madencilik yatırımları, demiryolu yatırımları ve yabancı ortaklı sanayi işletmelerinin açılmasıyla işçi sınıfı örgütlü bir şekilde ortaya çıkmaya başladı. Beyoğlu Telgraf İdaresi işçilerinin 1872 yılı Şubat ayında gerçekleştirdikleri iş bırakma eylemi Osmanlı tarihindeki ilk grev olarak bilinmektedir. Aynı yıl Kasımpaşa tersane işçileri de ücretlerini protesto etmek için grev yapmıştır. II. Abdülhamid, döneminde en az 25 kez grev görmüştür.

Osmanlı Devleti’nde 1908 yılında grevleri yasaklayan geçici bir kanun çıktı. Bu kanun ile önce resmi daire çalışanlarının, sonra da toplumsal çıkarlara aykırı bulunan demiryolu, su, gaz, elektrik, tramvay, rıhtım, liman işçileri ve müstahdemlerinin grev yapmaları yasaklandı.

Muhalefet yıllarında bu tür yasaklara karşı olan ve işçilerin desteğini alan İttihat ve Terakki Partisi, Meşrutiyet’in ilanından sonraki iki ay içinde 50 grevle karşı karşıya kaldı. Bu yüzden 1909’da kamu hizmetlerine yönelik işyerlerinde grev ve sendika hakkı kanunla yasaklandı.

ÖNCE SELANİK’TE SONRA İSTANBUL’DA

Osmanlı Devleti’nde ilk İşçi Bayramı’nın ne zaman kutlanmaya başladığı hakkında kesin bir bilgi yoktur. 1909 yılında Üsküp’te kutlandığına dair kesin olmayan bilgiler vardır.

Ancak Osmanlı Devleti’nde işçi örgütlenmesinin en gelişmiş olduğu yer olan Selanik’te 1 Mayıs 1911 günü geniş katılımlı kutlamalar yapılmıştır. Ertesi yıl İşçi Bayramı İstanbul ve diğer büyük şehirlerde de kutlanmaya başlamıştır. 1921-1922 yıllarında İstanbul’daki bayram kutlamaları ise işgal kuvvetlerine karşı direnişe sahne oldu.

İŞGAL YILLARINDA İSTANBUL’DA 1 MAYIS

İkdam ve Alemdar gibi dönemin gazetelerine yansıdığına göre 1921-22 yıllarındaki 1 Mayıs kutlamaları işgal kuvvetlerini telin mitinglerine dönüşmüştü. İstanbul’da Şirketi Hayriye, Haliç, Tramvay şirketleri ve bütün fabrikaların çalışanları grev yapmıştı. Mavi elbiseler giyen, kırmızı boyunbağları takan işçiler, Türkiye Sosyalist Fırkası’nda yapılan törene katılmıştı. Ankara’da ise Sovyet Elçiliği binasının önüne toplanan göstericiler “Yaşasın komünizm, kahrolsun emperyalizm ve kapitalizm” yazılı pankartlar asmıştı.

İLK KEZ RESMİ OLARAK 1923’TE KUTLANDI

Dünyanın pek çok ülkesinde 1 Mayıs günü İşçi ve Emekçilerle Dayanışma Günü olarak kutlanmaktadır. 1856 yılında Avustralya’da kutlanmaya başlanan bu bayram, Türkiye’de ilk kez 1923’te resmî olarak kutlanmaya başlandı. Ancak 1924 ve 1925 yıllarında olduğu gibi kitlesel kutlamalar yapılması zaman zaman yasaklandı.

İKTİDARLAR 100 YILDIR MESAFELİ YAKLAŞTI

Osmanlı döneminden itibaren genelde sosyalist görüşü benimseyenler tarafından amacından saptırıldığı için olsa gerek, Türkiye’de iktidar ve kamuoyunun önemli bir kesimi bu bayrama yüzyıldır mesafeli yaklaşmıştır. Hâlbuki 1 Mayıs işçi haklarının konuşulduğu bir gün olarak kutlanabilmelidir.

Prof. Dr. Kemal ÇİÇEK

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ