OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E MÜZİK TEORİSİ ESERLERİ

OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E MÜZİK TEORİSİ ESERLERİ

Müzik teorisi yani müzik kuramları müziğin temel esasları belirlemek için kaleme alınan eserlerdir. Eskiden beri “nazariyât” denilmesi adet olmuş Türkçe müzik teorisi eserlerinin eksiksiz bir listesini oluşturmak bir hayli zor bir iştir. Bunun en önemli iki nedeni vardır. Biri bu eserlerin yazma ve farklı kütüphanelerde bulunması, ikincisi özel koleksiyonlarda bulunması. Bu iki zorluğu aşmaya gayret ederek uzun zamandır yaptığımız çalışmanın ürünü olarak Türkçe yazılmış Türk ve Batı müziği teori eserlerini bir araya getirmeye çalıştık. “Nazariyât” kelimesi müzik teorisini anlatan kitapların kapaklarında çokça kullanılan bir kelimedir. Bunun Safiyyüddin’den başlayan dönemlerdeki karşılığı ise “edvâr” kelimesi olmuştur. XVIII. yüzyılda “edvâr” kelimesinin yerini “nazariyât” kelimesi almıştır. Nazarî eserler ele aldıkları ilmin temel konularına açıklık getirmeğe çalışmışlardır. İlk bakışta tek tip gibi görünen müzik seslerinin kayıt yani belirli kurallar (nazariyât) altına alınmasının kolay olmadığını konuyla yakından ilgilenenler bilir. Tarih boyunca çeşitli teknik aletlerin olmadığı devirlerde bu zorluğu aşmak için epey uğraşılmıştır. Bazılarının “İslamî Doğu Musikisi” adını verdiği dönemde bir çok Arapça, Farsça müzik teorisi eserleri kaleme alınmıştır. Bir süre sonra oluşturdukları bu yeni medeniyetin kültürü ve derin etkisi Avrupa’ya ve Amerika’ya kadar ulaşmıştır. Bugün dünyanın çeşitli kütüphanelerinde Arapça, Farsça ve Türkçe yazma eserlerinin bulunması bunun en belirgin göstergesidir.

Türklerin müzik tarihi Orta Asya Eski Türk kavimlerine kadar uzansa da müzik teorisiyle ilgilenmeleri İslamlaştıktan sonra başlamıştır. Türklerin yaşadıkları bölgelerde yazılan eserler içinde ilk anılacak eser Harizmî’nin bir ansiklopedi olarak değerlendirilen Mefâtîhu’l-ulûm adlı kitabındaki “ilmü’l- musiki” kısmı olmalıdır.[1] Daha sonra Farabî ve İbn Sina’nın konuya açıklık getirmeye çalışan önemli eserlerinde işlenen müzik sesi, nağme hakkındaki teorik ve felsefik yaklaşımları ile izahları, Safiyyüddin Abdülmü’min Kitâbü’l-Edvâr’ı ile sistemli hale gelmeğe başlamıştır. Sistemci okul olarak adlandırılan bu başlangıca Abdülkadir Meragi önemli bir ivme kazandırmıştır. Celayirli ve Timurlu saraylarında bulunan Abdülkadir Meragi’nin adı, oğullarından biri olan Hace Abdülaziz’in, Osmanlı topraklarına gelmeden önce de bilinmekteydi. Beyliklerin henüz tamamen ortadan kalkmadığı, Osmanlı devletinin yükselmeğe başladığı bu sırada yazılan müzik bilgisi aktaran bazı eserler Anadolu topraklarındaki Türklerin müzik bilgisini göstermektedir. Bilindiği kadarı ile XIII-XIV. yüzyıl arasında Anadolu’da ve Orta Asya’da yazılmış tercüme ve telif eserler arasında doğrudan müzik ve teorisi ile ilgili Türkçe bir esere rastlanılmamıştır.[2]

XV. yüzyılda daha çok bir tarihçi olarak bilinen Amasyalı Şükrullah, Risâle min ilmi’l-edvâr adlı eserini Yıldırım Bayezid’in (ö. 1403) oğlu İsa Çelebi için yazmıştır. Bu eser Türk müzik teorisi konusunda Türkçe yazılan ilk eser olmalıdır. Bunun ardından Türkçe yazılan müzik eserleri içinde,

XV. yy. başlarında yazılan Sazlar Münazarası ve Çenknâme’de yer alan müzik bilgileri I. Mehmed (1413-1421) döneminde kaleme alınmışlardır.[3] Osmanlı topraklarında Farsça müzik teorisi eseri yazan Kırşehirli Yusuf’tur. Kırşehirli Yusuf’un yazmış olduğu Farsça aslı kayıp olan edvar risalesinin yine aynı yüzyılda yapılan Türkçe’ye tercümesi günümüze gelebilmiştir. Yusuf’un bu eseri, muhtemelen ilk defa Fatih zamanı şairlerinden Bursalı Hariri tarafından tercüme edilmiştir. II. Murad döneminde, gittikçe artan müzik teorisyenliği zaman zaman birbirinin tekrarı gibi görülen, ancak ayrıntılarda bazı farklı bilgiler verdiği anlaşılan müzik teorisi eserleri yazılmıştır. Bedr-i Dilşad’ın bir ansiklopedi gibi değerlendirilen, Kabusnâme’den tercüme olduğu iddia edilen, ancak özellikle ilgilendiğimiz müzik kısmının asıl Kabusnâme’den büyük farklılıklar taşıdığı bilinen Muradnâme (1427) ve Hızır b. Abdullah’ın Edvâr-ı Musikî (1441) adlı eserleri II. Murad için yazılmış Türkçe müzik eserleridir. Bu eserlerde bilgi vermek amacıyla zaman zaman ebcet notaları kullanılmıştır.

Fatih zamanında şair Bursalı Hariri’nin Kırşehirli’nin eserinden yaptığı Risâle-i Edvâr adlı (1469) tercüme aslının henüz bulunamamış olması nedeniyle önemlidir. Hace Abdülaziz’in Nekâvetü’l-edvâr adlı Farsça eseri, Fethullah Şirvani’nin Arapça yazdığı Mecelle fi’l musikî adlı eserleri teorik bilgilere bazı yenilikler getirmektedir. Fatih’in yaptığı bir hatadan dolayı sarayından uzaklaştırdığı Aydınlı Şemseddin Rumi’nin eseri ise başında müzik teorisini ilgilendiren bilgiler barındıran ilk güfte eserlerinden olup II. Murad, Fatih ve II. Bayezid devri bazı musikişinasların Arapça ve Farsça güfteli repertuarlarını kaydetmektedir.

Henüz Fatih Sultan hayatta iken, Amasya’da vali olarak bulunan Bayezid’in (II.) zamanında müzik ile ilgilendiği tertiplediği eğlence meclislerinden bilinmektedir. Yine valiliği sırasında İbn Cemaleddin Amasî, yazarını belirtmeden Safiyyüddin Abdülmümin’in Kitâbü’l-Edvâr’ını kopya (istinsah) edip Bayezid’e (II.) sunmuştur. Yazmasından bu kopyanın o sıralarda şehzade olan Bayezid’in emriyle gerçekleşmiş olduğu anlaşılmaktadır. Daha sonra II. Bayezid Osmanlı tahtına padişah olunca, Ladikli Mehmed Çelebi, Arapça Zeynü’l-elhân ile er-Risâletü’l-Fethiyye adlı iki Arapça müzik teori eserini II. Bayezid’e sunmuştur. Bunlardan Zeynü’l-elhân’ın (1484) bir de Türkçesini yazmıştır. Kadızade Mehmed Tirevî’nin Türkçe Risâle-i Musikî (1488), Mahmud b. Hace Abdülaziz’in II. Bayezid’e sunduğu Farsça Makâsıdü’l-edvâr adlı eserleri de XV. yy.’ın son eserlerindendir. XV. yüzyıl Osmanlı müzik teorisi eserlerinin çokça olduğu ve müzik teorisinin anlatımında Safiyyüddin ve Meragi sisteminden farklı bir yol izlendiği görülmektedir.

XVI. yüzyılda Seydi yüzyılın tespit edilen tek Türkçe müzik teori eseri yazan müzik teorisyenidir. el-Matla’ fî beyâni’l-edvâr ve’l-makâmât adlı eserini 1504’de yazmıştır. Bu sırada II. Bayezid henüz Osmanlı tahtındadır. Hace Abdülaziz’in oğlu Mahmud Farsça yazdığı müzik teorisi hakkındaki eserini, önce II. Bayezid’e sunmuş, II. Bayezid’in ölümünden sonra bu eserini bazı küçük değişikliklerle ve adını Muhtasar der ilmi’l-musikî diye değiştirerek Kanuni Sultan Süleyman’a takdim etmiştir. Bununla Mahmud’un II. Bayezid’den Kanuni zamanına kadar sarayın gözde musikişinası olduğu da ortaya çıkmaktadır. XVI. yy. boyunca bir başka müstakil müzik teorisi eserine rastlanmamaktadır.

XVII. yüzyılda Osmanlı sultanlarının düğünlerini, eğlencelerini yazıya dökmek Surname geleneğini başlatmıştır. Daha önceki dönemlerde yazılan müzik teorisi eserleri de kopya edilmişlerdir.

XVII. yüzyıl üç padişah dönemini idrak eden Ali Ufkî Bey’in (ö. 1675?) Mecmua-i Saz u Söz, İyi bir nota ve güfte eseridir, hatta ilk nota eseri olmasıyla onyedinci yüzyılın yüz akıdır. Bu eser bu yüzyılda müzik hayatının canlılığını gösterir. Mehmed Çelebi’nin Mevzûâtü’l-ulûm adlı eserindeki “musikî ilmi” hakkında verdiği bilgilerden XVII. yüzyılın müziğe bakışını öğrenebiliriz. Türk müziği teorisi eserleri içinde XVII. yüzyılın ikinci yarısının sonlarında yazılan Kantemiroğlu’nun (: Kantemiroğlu, ö. 1723) edvarı, bestelerin notalarını da vermesi açısından Türk müzik tarihinde mühim bir yer tutmaktadır. Sultan II. Ahmed’le XVII. yüzyıl sona ermektedir.

Osmanlılarda XVIII. yy.’a girerken II. Mustafa’nın (1695-1703) padişah olduğu görülmektedir. Bu yüzyılda hüküm süren, kurduğu saz takımı ile[4] dikkati çeken III. Ahmed’in (1703-1730) saltanatının ikinci devresine Lale Devri denmektedir. Bu devir Patrona Halil isyanı ile sona ermiştir. III. Ahmed aynı zamanda düğün ve şenlikleri ile de ünlü idi. Kevserî mecmuası (1717) bu dönemde yazılmıştır. Sadrazamlardan Damat İbrahim Paşa (ö. 1730), Şeyhülislamlardan Feyzullah Efendi (ö. 1711) ve Esat Efendi (ö. 1753), padişahlardan I. Mahmud’un da (ö. 1754) bestekar oldukları bilinmektedir. I. Mahmud zamanında kaleme alınmış yazarı bilinmeyen bir risalede[5] o sıralarda kullanılan çalgılarla ve batı enstrümanlarından söz eder. Yüzyılın son padişahı III. Selim (1789-1807) musikişinas yaratılışlı bir padişahtı. XVIII. yüzyılın sonlarında III. Selim’in etrafında oluşan bir musiki ekolünün meydana geldiği kabul edilir.

Aslında bu bir ekolden daha ziyade müzik canlılığıdır. Yapı Kredi Kültür ve Sanat Sermet Çifter Kütüphanesi yazmaları içinde tezhipli bir mecmua III. Selim’in bestelediği eserlerin güftelerine aittir.[6] Yine aynı kütüphanede III. Selim adına yazılmış yazarı bilinmeyen İlm-i Edvâr-ı Musikî adı verilen Türkçe bir müzik teorisi eseri vardır. Neyzen, kanunî ve tanburî olan III. Selim ondört makam tertib etmiştir. Yüzyılın ortalarında yazıldığı tahmin edilen Ankara Milli Ktp. nr. 131’deki yazma dört müzik teorisi eserini bir araya getiren bir mecmuadır. Osman Dede’nin Rabt-ı Ta’birat-ı Musikî’si Farsça olarak yazılmıştır. Hasan Sezai Gülşeni’nin (ö. 1737) Zübde-i Makale-i İlm-i Musikî adlı eseri bugüne kadar aslı ve yazarı bilinmeyenler arasında kalmıştı, yaptığımız bir çalışmayla gün ışığına çıkarıldı. Hızır Ağa, Tefhimü’l-makamât adlı Türkçe müzik eserini 1761 yılında yazdı. Bu eser bazı saz aletlerinin resimlerini de vermektedir. 1789 tarihli Derviş Halil’in risalesi de fazla bilinmeyen mecmualardandır.[7] Yüzyılın sonlarına doğru Abdülbaki Nasır Dede’nin III. Selim’in isteği üzerine yazdığı Tahrîriyyetü’l-musikî adlı eseri kendi icat ettiği nota yazımını ve kullanımını, Tedkîk u Tahkîk adlı eseri, Mehmed Hafid Efendi’nin Galatat içindeki “musikî” maddesi, yüzyılın müzik teorisi bilgileri veren eserler olarak değerlendirilebilir.[8]

Türk müziğinde kullanılan makam isimlerinin Rumlar tarafından XVIII ve XIX. yüzyılda kullanıldığı, eserlerinde bazı Türk müziği bestelerini kaydettikleri bilinmektedir. Osmanlı Devleti’nin sınırları içinde Rum olup Türk müziği hakkında eser yazanlar sırasıyla şunlardır:

  1. Panayotis Halacoğlu: Kilise korosunun sağ taraf şefi (protopsaltis) olan Halacoğlu eserini 1728’de yazmıştır.
  2. Kirilos Marmarinos: Halacoğlu’nun talebesidir. Eserinde Türk müziği makamlarından 76’sının seyirlerini vermiş ve kilise müziği ile karşılaştırmıştır. Eserinde Türk müziği ses sistemi hakkında da bilgiler verir.[9]
  3. Apostolos Konstas:. Eski Bizans müziğinin yeni sisteme göre anlatımı ve Türk müziği hakkında bilgiler üzerine bir kitap yazmıştır (İstanbul 1820).
  4. Konstantinos Vizandios (1779-1862). Rum patrikhanesi sağ taraf koro şefi (protopsaltis) olan Vizandios eserinde Marmarinos’u kopya etmiştir. Eksoteriki Musikinin Anlatımı adlı eseri İstanbul 1843’de basılmıştır. Tanburi Küçük Artin’in 1730 yıllarında ermenice yazdığı eserinde Üstad ile çırağı Tahmasp’ın karşılıklı konuşmalarını verirken Türk müziği hakkında da bir hayli bilgi verir. Makam dizileri, şedler ve usuller verdiği bilgiler içindedir. Ayrıca kendine göre verdiği notalar içinde hiç bir eserin tam notasını vermemiştir. Bu eserin N. K. Tahmitzian’ın neşri ve Rusça çevirisi basılmıştır.[10]

XIX. yüzyıla girerken padişahlığı devam eden III. Selim’in saltanatı 1807’de sona ermiştir. Yüzyılın başında yazılan 1801 tarihli olup Hafız Ahmed İzzet’in yazdığı mecmua[11] Zikr-i Edvâr-ı Kadîm (1801), Edvâr-ı İlm-i Musikî (1806) adlarını taşıyan eserlerin asıl yazarları bilinmemektedir. 1806 tarihli olup Kantemir ve Kevseri mecmuaları ile ortak metinleri olan Anonim, Edvâr-ı İlm-i Musikî,[12] tarihi bilinmeyen ancak padişah Selim Han için yazılmış olan Türkçe manzum ve nesir çeşitli metinlerden oluşturulmuş İlm-i Edvâr-ı Musikî[13] Mehmed Hafid Efendi’nin içinde Hızır Ağa’nın edvarını kaynak olarak kullandığı müzik bilgilerini aktardığı ed-Dürerü’l-müntehabat (1806) adlı galatat sözlüğünü III. Selim’e sunmuştur. XIX. Yüzyılda Hamparsum Limoncuyan’ın (ö. 1839) zamanın müzik eserlerini kendi icadı olan bir nota ile kaydetmesi önemli bir olaydır. Bu nota çeşidinin kullanımı çok yayılmıştır.[14] XIX. yüzyılın sonlarında güftelere bolca yer veren Haşim Bey Mecmuası’ndan (1864) ve müzik teorisi bilgilerini onun eserinden önemli oranda aynen nakleden talebesi Bolahenk Mehmed Nuri’nin Mecmua-i Kârhâ ve Nakişhâ Beste ve Şarkiyât’ın (1890) dışında eserler daha fazla eğitime yönelik yazılmaya başlanmıştır.

XIX. Yüzyıl Türkçe Türk ve Batı müziği teorisi eserlerinin yazıldığı bir yüzyıldır. Türk müziği için eğitime yönelik ilk defa Udi Ahmed Rıfat, Şamlı kanuni Hasan Dede’nin derslerine yardımcı olması için Miftâh-ı Nota’yı (1874) yazmıştır. Muzıka-yı hümayun kolağalarından Hüseyin Remzi’nin Batı müziği teorisi hakkında Usûl-i Nota (1875) adlı müzik teorisi bilgileri veren eseri de bu amaca yöneliktir. Üstelik bu eser Türkçeye İtalyancadan giren müzik terimleri yerine Fransızcanın tercih edilmesini tavsiye etmektedir. Eseri de Fransız müzik hocalarından birinin eserinden yapılmış bir tercümedir.

Bu ilk Batı müziği teori eserinden sonra başkaları da yazılmıştır. Bu eserlerde zaman zaman Türk müziği bilgileri ile karşılaştırmalar yapılmıştır. Muzıka-yı Hümayun’un ilk hocası Guatelli Paşa’nın öğrencisi Mehmed Emin’in Nota Muallimi (1302), Selim Efendi’nin Makamât ve Usul ve Musikî-i Osmanî (1303),[15] Mehmed Kami’nin (Cemal?) Erae-i Nağamat (1304), Mabeyn-i hümayunda miralay Rıfat Bey’in Nota Kitabı (1305),[16] Mustafa Safvet’in Solfej yahut Nazariyât-ı Musikî (1306), Bahriye nezareti celilesi katiplerinden Edhem Efendi’nin güftelerle birlikte kısa müzik teorisi bilgiler verdiği Bergüzâr-ı Edhem Yahut Ta’lîm-i Musikî (1890), Muallim Kazım Bey’in Musiki: Şark Ve Garb Musikisinin Diyez Ve Bemolleri Hakkında (1311), İsmail Hakkı’nın Mahzen-i Esrâr-ı Musikî yahud Teğanniyât-ı Osmanî (1313/1897), Mehmet Zati Bey’in Kütüphâne-i Musikîden Nazariyât-ı Musikî (1315) ve daha sonra yazdığı zeyl Ta’lîm-i Kıraât-ı Musikî (1316), Mehmed Cemil’in Mükemmel Ta’lîm-i Musika (1900) adlı eserleri tamamen müzik teorisi bilgileri veren eğitime yönelik eserlerdir. Bu eserlerden yalnız Usul ve Nota, Solfej, Mükemmel Ta’lîm-i Musikî adlı eserler içinde Türk müziğine yer vermeyen tamamen Batı müziği teorisi üzerinedir. Nota Muallimi, Musikî ve Ta’lîm-i Kıraât-ı Musikî adlı eserler Batı müziği ağırlıklı olmakla birlikte Türk müziği hakkında bilgiler de vermektedirler.[17] P. Kiltzanidis’in müzik teori bilgileri veren eseri ise Batı müziği ile birlikte Türk müziğine geniş yer veren 1881’de İstanbul’da basılmış rumca eserlerden biridir.[18] Edhem Bey’in Bergüzâr’ı ve Ahmed Avni’nin Hânende (1899) adlı eserlerinde müzik teorisi bilgilerinden çok fazla güfteler yer almaktadır.

XIX. yüzyılda matbuat hayatında gazetelerde yazılan makalelerle zaman zaman müzik teorisi bilgileri aktarılmaya çalışılmıştır. Bir çok makalenin içinde dikkati çeken yazı ve yazarlara değinmek gerekir. Mesela Nuri Şeyda Bey’in (ö. 1901), müzik konulu makaleleri çeşitli gazete ve mecmualarda, mesela İkdâm gazetesinde yayınlanmıştır. Devrin musikişinasları tarafından görüşleri tartışılmıştır.[19] Şevket Gavsi Bey’in Peyam gazetesi Edebî Nüsha’sında yer alan “Edebiyât-ı Musikî” başlıklı makaleleri zaman zaman müzik teorisi bilgilerine de girmektedir. Ali Rıfat’ın (Çağatay), “Fenn-i Musikî Nazariyâtı” başlıklı yazısı Batı müzik teorisini anlattığı bir kitap kabul edilebilinecek kadar uzundur. Sultan II. Abdülhamid için yazılan bu makaleler bir kitap hazırlığı gibi “Mukaddime”den sonra dersler halinde ancak alt başlıklar kullanılmadan yazılmıştır. Dolayısı ile bazı makalelerde zaman zaman benzer konulara dönülmektedir. Birinci dersden itibaren “musikî”nin önemi ve tarihi, ses ve çeşitleri, nota işaretleri, koma, diyez, perdeler ve nota yazısı, dügah, segah, çargah, minör, majör, usuller ve nota, makamlar, ahenk, armoni gibi konular işlenmiştir (Baskısı: Malumat, sy. 1-7, 9-10, 13, 14, 16, 20, 21, 23, 28, İstanbul 11 Mayıs 1311/1895. Makaleden tespit edilebilenler bunlar olup, aradaki bazı derslerle ilgili sayılar ayrıca araştırılmalıdır). Anmayı gerektiren son yazı Rauf Yekta’nın “Musikî Nazariyâtı: Lisân-ı Elhân” adlı Resimli Gazete’de yayınlanan makaleleridir. Daha sonra bu yazılarını kitap haline de getirmiştir (Resimli Gazete, sy. 10-13, 15, 17, 19, 20, 28, İstanbul 1896; Rauf Yekta, Türk Müziği Nazariyatı, İstanbul 1343/1924. Yeniden tıpkıbasım ve latinize şekli: Musikişinas, İstanbul Bahar 1997, s. 9-32).

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ