OSMANLI VEKÂYİNAMELERİNDEKİ SOYKÜTÜKLERİ HAKKINDA NOTLAR

OSMANLI VEKÂYİNAMELERİNDEKİ SOYKÜTÜKLERİ HAKKINDA NOTLAR

1. Soykütük Anlayışı Hakkında Genel Değerlendirme

Çoğunluğu XV. yüzyıla ait olmak üzere Osmanlı tarihinin ilk devirlerini anlatan kroniklerde OsmanlIların menşeini göstermek üzere birtakım soykütükler düzenlenmiştir. Ancak bilinen bir gerçektir ki bu soykütükler bilgi ve tarih malzemesi bakımından kroniklerin az güvenilir bölümlerindendir. Bunun en önemli nedeni ise belli bir takım kayıtlar yerine söylentilere, rivayetlere dayalı olarak düzenlenmiş olmaları ve içlerinde kimi uydurma unsurlar kaydedilmiş olmasıdır.[1] Esasen Osmanlıların bu ilk dönemlerine ait bir hayli rivayetin kaynak belirtilmeden vekayinamelere kaydedildiğini görmekteyiz. Daha doğru bir deyişle konumuz olan soykütükleri ilk dönemlere ilişkin bu türden uydurma kayıtların sadece bir bölümüdür. Bilindiği üzere sonradan uydurulmuş soykütüklerle, kendisini daha önce yaşamış olan büyük ve ünlü bir kişiye bağlama geleneği Türk-İslâm dünyasında zaman zaman rastlanan bir gelenektir. Bu yolla soykütüğü düzenlenmiş kişiye bir üstünlük, bir asalet sağlama amacı güdülmektedir. Düzenli nüfus kayıtlarına dayanmaksızın, birtakım uydurmalar ilavesiyle söylentiye göre bir liste oluşturması, genellikle bu türden soykütükler düzenlenmesinde izlenen yol olmaktadır. Ancak bu soykütükler gerçekçi tarih malzemesi sunmamakla birlikte kimi karşılaştırmalarla incelendiği zaman ilginç sayılabilecek birtakım unsurlar ortaya koyarlar. Bu unsurlar özellikle adına soykütüğü düzenlenen kişinin kendisini nereye/neye ait ya da mensup hissettiğini göstermesi bakımından önemlidirler.

Osmanlı kaynaklarındaki soykütükleri üzerine yapılmış fazlaca bağımsız inceleme yoktur. Ahmed Refik,[2] Paul Wittek,[3] Fuad Köprülü,[4] Mükrimin Halil Yinanç[5] ve İsmail Hakkı Uzunçarşılı[6] gibi araştırmacılar bu konuya yaptıkları bazı incelemelerde kısaca temas etmişler; Hüseyin Namık Orkun[7] gibi araştırmacılar ise bağımsız çalışmalar yapmışlardır.

2. Kroniklerdeki Soykütüklerine Toplu Bir Bakış

Eldeki en eski Osmanlı kroniği sayılan Ahmedî’nin eserlerinde jenealojik (soykütük-bilimsel) bilgi olarak “Gök Alp (koluna mensup) Oğuzlardan çok kişinin Gündüz Alp ve Ertuğrul ile birlikte Konya’dan Sultan Yüki’ne (kaynaklarda Sultan Öyüğü veya Sultanönü şeklinde de geçen bu isim bugünkü Eskişehir ve yöresini ifade etmektedir) geldikleri” yolunda bir kayıt bulunmaktadır.[8]

Şükrullah verdiği kayıtta Kızıl Buğra oğlu Kaya Alp oğlu Süleyman Şah oğlu Ertuğrul’u Oğuz oğullarından birisi olarak tanımlar. Şükrullah’a göre Osmanlı soykütüğünün başında Nuh oğlu Yafes oğlu Kavı Han oğlu Kara Han oğlu Oğuz oğlu Gök Alp vardır ve kırkbeşinci göbekte Ertuğrul’a ulaşmaktadır.[9] Eserinin başında zikrettiğine göre Şükrullah 1449 yılında Sultan II. Murad tarafından

Karakoyunlu hükümdarı Mirza Cihanşah’a elçi olarak gönderilmiştir. Orada Mirza “tarih okuyucu” Mevlana İsmail’e Uygurca Oğuzname okutturarak OsmanlIların Oğuz Han’a Gök Alp yoluyla ve Karakoyunluların da Deniz Alp yoluyla bağlandıkları için akraba olduklarını söylemiştir. İşte Şükrullah, OsmanlIları Gök Alp yoluyla Oğuz’a bağlayan kayıtları, Mirza’nın huzurunda okunan bu Oğuzname’nin etkisiyle eserine almış olmalıdır. Gök Alp yoluyla Oğuz Han’a bağlanma motifi ise bundan sonra artık bir gelenek şekline bürünmüştür.

Nişancı Karamanî Mehmed Paşa diğer kroniklerimize göre hayli farklı kayıtlar verir. Ona göre Ertuğrul Gazi’nin dedesinin dedesi Kayık Alp idi ki 21 göbekte Yafes’in oğullarından Oğuz’a ulaşırdı. Osmanlıların soyundan Anadolu’ya gelen ilk kişi Kayık idi. Yerine Sarkuk Alp bey oldu. Bunu ise Gök Alp ve Gündüz Alp izlediler ki Ertuğrul Gündüz Alp’in oğludur.[10]

Eserinden Oğuz silsilesi hakkında oldukça bilgi sahibi olduğu anlaşılan Bayatlı Hasan diğer soykütüklerinden farklı olarak listesine aldığı kişiler hakkında adlarının nasıl konduğu, kaç yıl yaşadıkları ve kaç yıl hükümdarlık yaptıkları hakkında bazı kayıtlar düşmüştür ki bu kayıtlar şüpheli görünmektedir. Câm-ı Cem Ayin Osmanlı soyunu Gök Alp yerine Gün Alp’e bağlayan tek ve Kayı boyuna bağlayan ilk kaynağımız olup verdiği liste şöyledir:[11] Ertoğrul-Süleyman Şah-Kaya Alp-Kızıl Buğa-Bay Temür-Ay Kutlug-Toğrul-Kara Batur-Sakur-Bulgay-Sungur-Tok Temür-Yasak-Çemendür- Ay Kutlug-Toprak Han-Kara Han-Yasu-Yalvaç-Bay Beg-Toğrul-Toğmış Beg-Küçi Beg-Ortuk-Kurtarı Beg-Çek Temür-Turaç-Kızıl Buga-Yumak-Baş Buğa-Çamur Han-Bay Soy-Sevinç-Çar Buğa- Kurtulmış-Korçak Han-Balçık Han-Kumaş Han-Kara Oğlan-Süleyman Şah-Kokulu-Bozdoğan-Bay Temür-Turmış Han-Kayı Han-Gün Han-Oğuz Han-Kara Han-Dip Tokuy-Bolcas (Türk)-Yafes-Nuh.

Aşıkpaşazade[12] bize diğerlerinden daha farklı bir liste bırakmıştır. Er Dunrıl-Süleyman Şah- Kaya Alp-Kızıl Buğa-Bayıntur-Aykuluk-Toğar-Kaytun-Sunkur-Bakı-Suğar-Tok Temür-Basuk-Gök Alp- Oğuz-Kara Han-Ay Kutluk-Tuzak-Kara Han-Baysub-Karamarı-Kızıl Buğa-Yamak-Baş Buğa-Baybus- Sevünc-Çar Buğa-Kurtulmış-Karaca-Amudı-Karalu Oğlan-Süleyman Şah-Karahul-Karluğa-Yan Temür-Durmış-Çin-Maçin-Yafes-Nuh.

İdris Bitlisî[13] eserinde şöyle bir liste sunmaktadır: Eruğrıl-Süleyman Şah-Kaya Alp-Kızıl Buğa- Bay Temür-Kanlığa-Tuğrul-Kara Yatu-Baysungur-Balgay-Sungur-tok Temür-Yasak-Hamide-Aklık- Dorlak-Kara Han-Tasu-Yalvac-Bay Beg-Tuğra-Toğmış-Güç Beg-Artuk-Kamarin-Çek Temür-Turah- Kızıl Buğa-Mak-Başua-Hormir-Baysu-Tuğra-Sevinc-Çar Buğa-Kurulmuş-Kor Had-Balçık-Kamas-Kara Oğlan-Süleyman Şah-Kara Halu-Burluğan-Bay Temür-Turmış-Gök Alp-Oğuz-Kayı Han.

Mehmed Neşri’nin listesi-ki bu liste daha sonraki dönemler için gelenek oluşturmuştur- şöyledir:[14] Ertuğrul-Süleyman Şah-Kaya Alp-Kızıl Buğa-Bay Temür-Aykutluğ-Tuğra-Karaytu-Sakur- Bulgay-Sunkur-Toktemür-Yasak-Çemendur-Aykutluğ-Turak-Kaz Han-Yasuv-Yalvac-Bay Beg-Tuğra- Toğmuş-Güç Beg-Artuk-Karatay-Cem Keymür-Turac-Kızıl Buğa-Yamak-Baş Buğa-Cumur Mir-Bay Suy-Tuğra-Sevinc-Çar Buğa-Kurtulmış-Korhav-Balcuk-Komas-Kara Oğlan-Süleyman Şah-Korhulu- Bozluğan-Bay Temür-Tortumuış-Gök Alp-Oğuz-Kara Han-Zib Bakoy-Bulcas-Yafes-Nuh.

Ruhi bize şu listeyi bırakmıştır:[15] Ertuğrul-Seman Şah-Kaya Alp-Kızıl Boga-Bay Temür-Ay Kutlıga-Tuğra-Karayto-Sakur-Bolgay-Soykur-Buftumuz-Yasak-Cemendür-Aykutluk-Kazı Han-Yasu- Yalvaç-Bay Beg-Tugra-Togmış-Koç Beg-Artuk-Komarı-Cem Giymüz-Toraç-Kızıl Buga-Yımak-Baş Buga-Hamur-Baysu-Togra-Sevinç-Çar Buga-Korolmış-Korçad-Balçık-Komaş-Kara Oğlan-Süleyman Şah-Korhulu-Bozlugan-Bay Temür-Türmiş-Gök Alp-Oğuz-Kazhan-Koyhan-İshak-Sam-Nuh.

Bazı kaynaklarımızdaki soykütükleri eksiktir. Örnek olarak bunlardan Anonim Tevarih-i Al-i Osman Aşıkpaşazade’ye yakın yarım bir soykütüğü vermekte ve bundan sonra otuzaltı batında Yafes’e ulaşıldığını kaydetmektedir. “…Hikayetde getürmişlerdür kim, nesl-i Osman Gazi bin Ertuğrul bin Süleyman Şah Gazi bin Kaya Alp bin Kızıl Boga bin Bayıntur bin Aykutluk Aga bin Togan bin Kaytun Baysunkur bin Bolgay bin Sogancak Aga bin Toktimur bin Yasık bin Gök Alp bin Oğuz bin Karahan bin Kutlucak Aga bin Tozak Ali. Hâzâ otuzaltı nefredür ced be-ced ibn Yafes’e çıkınca, kim Nuh oglıdur, ol nesilden ced be-ced Acem vilayetinde padişahlar idi…”[16]

Hadîdî soykütüğü kaydı olarak sadece Osman Bey’in babası olarak Ertuğrul ve dedesi olarak da Süleyman Şah’ın isimlerini vermektedir.[17]

Osman Bey dönemine ait en geniş bilgilere yer veren İbn-i Kemâl’in eserinde de tam bir soykütük listesi yer almaz. Ancak müellif Reşidüddin’in Oğuz geleneğine ilişkin kayıtlarından alıntılar yapmaktadır.[18] Kitabı yayınlayan Şerafettin Turan İbn-i Kemâl’in bu tavrını “.müellifin diğer kaynaklardaki listeleri beğenmediği, kabul etmediği; kendi eserine böyle bir listeyi almamakla da soykütük düzenlemeyi üstü kapalı bir şekilde de olsa eleştirmiş olduğu.” şeklinde yorumlamaktadır.[19]

Lütfi Paşa ise kitabında tam bir liste vermemekte ve Osman Bey’in ceddine ait olarak şu kaydı düşmektedir: “Tevarihlerde getürmüşler ki nesl-i Osman Gazi b. Ertuğrul b. Süleyman Şah Gazi al-i haza cedberced otuz altı nefedir yafes’e çıkınca tevarihlerde meşhurdur.”[20]

Eserini Fatih’in veziriazamı Mahmud Paşa adına kaleme alan Enverî hayli farklılıkları bulunan bir Osmanlı soykütüğünden bahseder: Oğuz Tümen Han-Kızı Turunc Hatun-Oğuz Süleyman Han- Cemşit Han (Kayı Han)-Tuğrul Han-Çalış Han-Ermiş Han-Gazan Bey-Süleyman Bey-Şah Melik Bey- Gündüz Alp-Ertuğrul Bey-Osman Bey.[21]

XVI. yüzyılın başında artık resmi bir gelenek şeklini alan bu soykütük listeleri daha sonraki eserlerde de yer almaktadır. Örnek olarak Müneccimbaşı,[22] Hoca Sadeddin[23] ve Solakzade[24] gibi esrelerde oluşmuş geleneğe uygun listeler verilmektedir.

XIX. yüzyılda Beyrut’ta kaleme alınmış olan Arapça bir kaynakta, Ebulfevz Muhammed Emin es- Suveydî, OsmanlIların soykütükleri hakkında ilginç kayıtlar vermektedir. Eserinin iki ayrı yerinde bu soyküğü tamamlayan Suveydi, soykütüğünün en başında Nuh-Yafes-Kumer-Türk isimlerini saymakta ve Türk adının yanına düştüğü kayıtta Hayatila (Akhunlar), Guzlar (Oğuzlar), Tatarlar, Ezgişler, Çerkesler ve Rusların da Türk’e mensup sayıldığını söylemektedir.[25] Yazar buradan sonra soykütüğünü Türk’ten değil de onun iki üst ismi olan Yafes ile devam ettirmektedir. Suveydî’nin soykütüğü şöyledir[26]: Bulcas-Maçin-Çin-Kayı Han-Turmuş Han-Baytemür Han-Korlugan Han-Karahul Han-Süleyman Şah Han-Karaoğlan Han-Karmaş Han-Balçık Han-Karacad Han-Kurtulmış Han- Çarpuğa Han-Sevinc Han-Tuğrul Han-Paysub Han-Hamurmir Han-Kayı Han-Başbuğa Han-Yimak Han-Kızıl Buğa-Kamarı Han-Tuvaç Han-Pektemür Han-Kamarı Han-Artuk Han-Güçbeg Han- Aydoğmış Han-Tuğrul Han-Baybeg Han-Yalvac Han-Oğuz Han-Gökalp Han-Basuk-Toktemür Han- Surgad Han-Bakıa-Baysungur Han-Turğar-Aykutluğ-Bayındır Han-Kızıl Buğa-Kaya Alp-Süleyman- Ertuğrul.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ