OSMANLI İMPARATORLUĞU’NDAKİ BARUTHÂNELER VE BARUT İMALATI

OSMANLI İMPARATORLUĞU’NDAKİ BARUTHÂNELER VE BARUT İMALATI

Ateşli silâhların kullanılmaya başlanması ve bunların muharebe ve muhasaralarda etkisinin görülmesi, bütün devletleri bu tür silâhlara sahip olmak için çaba göstermeye sevk etmiştir. Tabii olarak Osmanlılar da bu tür silahlara sahip olmuşlar ve bunları kullanmışlardır. Osmanlılarda ateşli silahlar ve özellikle topun ne zamandan beri kullanıldığı tartışmalıdır. İlk defa, 1-2 Mart 1354’te gerçekleşen Gelibolu Fethi’nde top kullanıldığı iddia edilmekle[1] beraber şimdilik bu durum diğer kaynaklarla desteklenememektedir.[2] Ancak XIV. asır sonlarından itibaren topun savaşlarda kullanıldığı ve “Topçu” sıfatı taşıyan kişilerin varlığı tespit edilmektedir.[3]

Topun kullanılmaya başlanması ile birlikte baruta olan ihtiyacın artması tabiidir. İlk devirlerde Osmanlıların barut ihtiyaçlarını nasıl karşıladıklarına dair elimizde yeterli bilgi bulunmamaktadır. Yıldırım Bayezid zamanında Gelibolu’da bir baruthâne tesis edildiği[4] iddiasını ihtiyatla karşılamak gerekir.[5] Ancak XV. asırdan itibaren İstanbul’da ve çeşitli şehirlerde barut üretim tesislerinin kurulduğu ve işletildiği bilinmektedir. Kaynaklarda ve arşiv belgelerinde haklarında bilgi bulunabilen baruthâneler şunlardır:

A. İstanbul’da Kurulmuş Baruthâneler

1. Atmeydanı Baruthânesi

Bugün elimizdeki bilgilere göre Osmanlılardaki ilk baruthâne, İstanbul’da kurulan Atmeydanı Baruthânesi’dir. Güngörmez Tekkesi denilen mahalde bulunan baruthânenin ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Ancak II. Bayezid zamanında faal olduğuna göre kuruluşunu Fatih Sultan Mehmed zamanına kadar götürmek mümkündür.[6] Burasının barut imâl yeri olarak mı yoksa barut deposu olarak mı kullanıldığı kesin değildir. Baruthâne olarak kullanılan ve Güngörmez Kilisesi olarak bilinen eski bir Bizans yapısının H. 895 (M. 1489-90) yılında yıldırım düşmesi sonucu isâbet alması üzerine meydana gelen patlama ve yangında civardaki dört mahalle harabe haline gelmiş ve çok sayıda insan hayatını kaybetmiştir.[7]

2. Kâğıthane Baruthânesi

Kâğıthâne’de inşâ edilen baruthânenin II. Bâyezid tarafından inşa ettirildiği kabul edilmekle beraber,[8] Fatih zamanında yaptırıldığını belirten yazarlar da vardır.[9] İlk yapıldığında ahşap olarak inşâ ettirilen baruthâne Kanunî Sultan Süleyman zamanında kârgire çevrilmiş ve üzeri kurşunla kaplanmıştır. Barutçubaşı nezâretinde kethuda, çavuşlar ve 200 nefer çalışanı olan baruthânede her biri 10’ar kantar ağırlığında 100 tunç havan bulunuyordu. İmalât sırasında baruthânenin çarklarını döndürmek için su gücünden faydalanılmaktaydı.[10] XVI. asrın ikinci yarısında Kâğıthane Baruthânesi’nde ayda 300 kantar barut üretilmekteydi.[11] Baruthâne’nin Sultan İbrahim Devri sonlarına kadar faal olduğu belirtiliyorsa da[12] H. 1074 (1663-1664) yıllarında burada siyah barut ve tüfek barutu üretildiği arşiv kayıtlarından tespit edilmektedir. Nitekim 14 Rebiulahır 1074’te (15 Kasım 1663) Cebehâne’ye 81 meşin kese içerisinde 39 kantar barut teslim edilmişti. Yine 17 Ramazan1074- 14 Zilkade 1074 (13 Nisan 1064-8 Haziran 1064) tarihleri arasında Şehremini baruthânesi ile birlikte Kâğıthane Baruthânesi’nden 185 sandık içerisinde 336,5 kantar tüfek barutu Cebehâne’ye teslim edilmişti.[13]

3. Şehremini Baruthânesi

Şehremini Baruthânesi’nin ne zaman kurulduğu[14] tam olarak bilinmemekle beraber H. 1074’te (M. 1663) bu baruthâneden Cebehâne-i Âmire’ye barut teslim edilmiş olduğuna göre,[15] bu tarihten önce kurulmuş olmalıdır. Ancak H. 1110 (M. 1698) senesinde çarkların kızmasından meydana gelen kıvılcım, depolanmış barutlara sirâyet ederek büyük bir yangın ve patlamaya sebebiyet vermiştir. Yangın sonucu 310 kantar barut yanmış; baruthâne çalışanlarından 7 kişi hayatını kaybetmişti. Ayrıca çarkları döndüren beygirlerden 22 tânesi telef olmuştu. Patlamanın şiddetinden civarda bulunan Ördek Kassâb, Müneccim Sa’di, Deniz Abdâl ve Sarrâc Doğan mahallelerinde 425 ev yıkılmış, Aksaray, Fatih, Edirnekapı ve Silivrikapı gibi semtlerde bazı yüksek binaların ve câmilerin camları kırılmıştı.[16] Şehremini Baruthânesi’nin bu tarihten sonra tekrar tamir edilmeyerek şehir dışında yeni bir baruthâne inşası için teşebbüse geçilmişti.

4. Baruthâne-i Amire (İstanbul Baruthânesi)

Devletin içinde bulunduğu harp durumu, derhâl yeni bir baruthâne inşâsını zaruri kılmaktaydı. Ancak, Şehremini Baruthânesi’nde meydana gelen yangın ve patlamanın verdiği zarar, idarecileri şehir dışında yeni bir baruthâne inşasına sevk etti. Yapılan araştırmalar sonunda bugünkü Ataköy civarında İskender Çelebi Bahçesi denen yerde kurulmasına karar verildi. Araziden bir derenin geçmesi ve denize yakın olması, baruthâne için gerekli olan suyun temin edilmesini ve nakliye işlerini kolaylaştıracağı düşüncesi bu kararın alınmasında etkili olmuştu.[17] 1698 yılında keşfi yapılmış, ancak ilk keşifte bazı hususların unutulmuş olduğu fark edilerek ikinci defa keşfi yapılmış ve 2.906.841 akçelik masraf tahmin olunmuştu.[18] Zübde-i Vekayiât yazarı, baruthânenin 29 yük akçeye inşâ edildiğini belirtmektedir.[19] Baruthânenin inşaatı iki yılda tamamlanmıştı.[20]

Yılda ortalama 2500 kantar siyah barut üretilen İstanbul Baruthânesi,[21] faaliyetine devam ederken 1725 yılı sonlarında büyük bir yangına maruz kalmıştı. Baruthâne 7878 kuruş masrafla tamir edilerek tekrar faaliyete geçmiştir.[22] Baruthâne zamanla tamire ihtiyaç göstermiş ve 1785 yılında yapılan keşifte 5051 kuruşa ihtiyaç olduğu görülmüş ve 1000 kuruş avans verilerek çalışmalara başlanmıştır.[23] Baruthâne, 1203 (1788-89) senesinde yangın tehlikesiyle karşı karşıya kalmış, ancak ciddî bir hasara yol açmadan söndürülmüştür.[24]

İstanbul Baruthânesi’nin başlangıçta suyla çalışması düşünülmüştü. Ancak su kaynaklarının kifâyetsizliği sebebiyle çarkları döndürmek için katırlardan istifâde edilmek durumunda kalınmıştı.[25]

III. Selim zamanında barutun kalitesinin, savaşlardaki başarısızlıkların nedeni olarak görülmesi yeni barut yapımının denenmesine yol açtı ve bu amaçla İngiliz ve Felemenk Perdahtı barut üretiminin denenmesine başlandı. Bu amaçla 1793-94 ve 1799’da baruthâneye yeni çarklar ilave edilerek istenilen sonuç elde edildi.[26]

Azadlu Baruthânesi’nin yapılıp üretime başlamasından (1794) dört yıl sonra eski usulle üretim yapan Gelibolu ve Selanik Baruthâneleri, üretimlerine ihtiyaç kalmadığından kapatıldı (Nisan 1800).[27] Bu durumda Osmanlı ordusunun ihtiyaç duyduğu barutun büyük bir kısmı İstanbul ve Azadlu Baruthânelerinden karşılanmaya başlandı.

Baruthâne-i Âmire, Avrupa’da barut üretiminde meydana gelen gelişmelere paralel olarak modernize edildi. Önce 1881’de prizmatik barut üretmek için Almanya’dan tezgâh ve mengene getirtilmesine karar verildi. Dumansız barutun keşfinden sonra baruthânede bunu üretecek tesislerin yapımına karar verildi.[28]

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemine kadar üretimini devam ettiren baruthâne, Cumhuriyet devrinde, önce askerî fabrikalara intikal etmiştir. Daha sonra Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu’na geçen baruthâne arazisi 1955’te Türkiye Emlâk ve Kredi Bankası’na satıldı.[29] Baruthâne’nin bazı kısımları bugün kültür merkezi olarak kullanılmaktadır.

5. Azadlu Baruthânesi

Pek çok alanda ıslahat teşebbüslerine girişen III. Selim, barut üretimini de arttırmak ve kalitesini yükseltmek için Küçükçekmece gölünün kuzeyinde Azadlu Baruthânesi’ni kurdurmuştur. Bu baruthâne hem kapasite olarak büyük hem de modern bir tesisti.[30]

Baruthâne Nâzırı olan Mehmed Şerif Paşa’dan su ile çalışacak çarklar yapması istenince, değirmen çevirebilecek miktarda su bulunmasından dolayı baruthânenin burada yapılmasına karar verilerek çalışmalara başlandı. Kısa zamanda inşaatı tamamlanarak barut üretimine başlanmıştı. Güherçile temin edildiği taktirde üretimde bir sıkıntı olmayacağı düşüncesiyle Gelibolu ve Selânik Baruthâneleri kapatılarak buralara hammadde sağlayan örüler, Azadlu’ya bağlandı.[31] Baruthânenin ihtiyaç duyduğu su Şamlar köyünün yakınında inşa edilen bir barajdan geti ri liyordu.[32]

H. 1233’te (1817-18) tamir edilen Azadlu Baruthânesi 1272’de (1836-37)’ tekrar tamir edilerek genişletilmiş ve İngiltere’den getirilen modern aletlerle donatılmıştır. 1848 yılında su bendinin yıkılan kısımları tamir edilmiştir.[33]

1877-78 Osmanlı-Rus Harbi’nde Rusların bölgeyi işgalleri sırasında baruthâne tahrip edilmiş ve bundan sonra bir daha tamir edilmemiştir. Bugün de baruthâneye ait bazı kalıntılar bulunmaktadır.

İstanbul’da faaliyette bulunan bu baruthânelerden başka Yeniçerilere ait Yeni Odalarda Okmeydanı yanında barut perdahtı için 1578 yılı başlarında bir baruthâne kurulmuştu. Yeniçerilerden bir bölükbaşı on bir nefer ve iki şâkird burada görevlendirilmişti.[34]

Bu baruthânede 24 Şevval 1004 (21 Haziran 1596) tarihinde, baruta ateş sıçramasından dolayı şiddetli bir patlama olmuştu. Patlamada baruthânenin çatısı çökmüş ve çalışanlardan birkaçı yaralanmıştı.[35]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al