OSMANLI HİLÂL-İ AHMER CEMİYETİ’NİN KURULUŞU VE ÇALIŞMALARI

OSMANLI HİLÂL-İ AHMER CEMİYETİ’NİN KURULUŞU VE ÇALIŞMALARI

Bugün bütün uygar ülkelerde kurulmuş olan ulusal ve uluslararası yardım cemiyetleri yeni sayılabilecek kuruluşlardır. Savaş yaralılarına örgütlenerek yardım etme fikri Batı’da 19. yüzyıl ortalarında başlamıştır. Fakat Mısır, Şam ve Hicaz’da Eyyubî Devleti’ni kuran Selâhaddin-i Eyyubî’nin 1189-1192 yıllarında 3. Haçlı Seferi’nde Saint Jean Şövalyelerinin Müslüman ordusu karargâhına gelerek, yaralı Hıristiyanlara bakmalarına izin vermesi, savaşın fertler arasında olmayıp, devletler arasındaki bir münasebet olup, kişilerin insan olarak değil, asker olarak düşman olduğunu, fertlerin silâhını bıraktıktan sonra düşman olarak kabul edilmeyip, yaşama hakkı olduğunu savunan 1712-1778 yılları arasında yaşamış Fransız yazar ve filozofu Jean Jacques Rousseou’nun tezi gibi tarihi örnekler, savaş yaralılarına yardım fikrinin eskilere dayandığını göstermektedir.[1]

Bu fikrin temsilcilerinden biri de Dr. Ferdinand Palasciano’dur. 1815’te doğmuş olan bu İtalyan cerrah, Napoli Bourbonlar ordusu tıp heyetindendi. 1848 İhtilâli’nde Mesina’nın muhasarası sırasında, yaralı da olsa hiçbir âsiye aman verilmemesi emrine rağmen, mensup olduğu ordu yaralılarına yaptığı tedaviyi aynen karşı taraf yaralılarına da yapmış, bu yüzden tevkif edilmiş, Napoli kralının kişisel müdahalesi sayesinde kurtulabilmişti. Palasciano fikirlerini yaymak için büyük gayret gösterdi. İtalya, İsviçre ve Almanya’da yaralı ve ağır hasta olan muhariplerin tarafsızlığını savundu. George Sand’ın kızılhaç’ın kurucusu Henry Dunant’ın meziyetleri kadar övdüğü Fransız Arrault da aynı fikirleri savunuyordu.[2]

Kurulduğu yıllarda amacı sadece savaş yaralılarına bakmak olan Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti, Kızılhaç’ın kurulmasından sonra teşkil edildi.

Kızılhaç Derneği’nin Kuruluşu

Amacı sivil örgütlerin savaş yaralılarına bakmasını sağlayacak bir derneğin kurulması fikir ve önerisi İsviçreli Henry Dunant’ın 24 Haziran 1859 tarihinde yaptığı bir İtalya seyahati sırasında gördüğü dehşet verici bir savaş sonrası sahnesinden doğdu. H. Dunant İtalya’ya giderken Kastilyon della Silvar’a Solferino savaşı yaralıları getiriliyordu. Fransa-İtalya, Avusturya arasında Solferino’da yapılan savaşta yaralanmış 40.000 askerin feci durumu Dunat’ı dehşet içinde bıraktı. Cenevre’ye döndüğünde “Bir Solferino Hatırası” isimli kitabını yazdı. H. Dunant bu yapıtında şöyle diyordu: “Savaş yaralılarını tedavi ettirmek için barış zamanında gönüllüler tarafından dernekler kurmak mümkün olamaz mı? Bir kongrede bu derneklere temel teşkil edecek, uluslararası sözleşmelere dayanan ve kutsal bazı ilkelerin formüle edilmesi uygun değil midir?[3]

H. Dunat’ın bu önerisi kabul gördü ve hukukçu Gustave Moynier bu ideale hizmet edecek yardımseverleri biraraya getirdi. G. Moynier,[4] General Guillaume H. Dufour,[5] Dr. Theodore Maunoir (1806-1869), Dr. Louis Appia (1818-1898) ve H. Dunant’tan oluşan ve Beşler Komitesi olarak da bilinen bu kurul 17 Şubat 1863 tarihinden itibaren ileride adı “Uluslararası Kızılhaç Komitesi” olacak olan “Uluslararası Askerî Yaralılara Daimi Yardım Komitesi” adı altında toplanmaya başladı. Komite görüşlerini tespit ettikten sonra, diğer ülkelerden söz konusu konuyu müzakere etmek üzere delegeler davet ettiler.

On altı ülkenin resmi olmayan delegeleri 26-29 Ekim 1863 tarihinde Cenevre’de toplandılar. Toplantıda alınan kararlar: 1. Savaşta yaralıların ve onları tedavi eden sağlık ekibinin tarafsızlığını, 2. Sağlık ekibini ayırt edecek bir sembolün tespitini, 3. Bu sembolün sancak halinde kullanılmasında, bu mahallerin tarafsız olarak kabul edilmesini kapsayan esaslardı. Bu kararlar resmi olmadığı için İsviçre Devleti aracılığı ile tüm dünya devletlerinden delege göndermeleri istendi. Bu çağrıya İsviçre, Fransa, Belçika, Hollanda, İtalya, İspanya, İsveç, Norveç, Danimarka ve bir Alman Prensliği olan Bad hükümetlerinin temsilcileri geldi.

Cenevre’de toplanan bu konferansta yapılan müzakereler sonunda Cenevre Sözleşmesi (La Convention de Geneve) 22 Ağustos 1864 tarihinde kabul edilerek imzalandı.[6] Bu toplantıya katılmayan ve sözleşmeyi imzalamayan devletlere, alınan kararların duyurulması ve hükümlerini kabul ve imza için bir yıllık süre tanındı.[7]

Osmanlı Devleti’nde Ruznâme-i Ceride-i Havadis’in 11 Eylül 1864 tarihli nüshası kongreden söz etti, kabul edilen sözleşmenin tamamını da neşretti.[8]

Cenevre Sözleşmesi’nin Deniz Savaşlarına Uygulanması

Osmanlı Devleti’nin de içinde bulunduğu ülkelerin delegeleri tarafından Lahey’de 31 Ekim 1907 tarihinde benzer hükümler deniz savaşları için de kabul edilerek imzalandı.

Kızılhaç’ın gelişmesine ek olarak, Lahey’de 1899 ve 1907 yılında toplanmış olan barış konferansları, savaşın kanun ve geleneklerini tespit ediyordu. Böylece insan hakları ile ilgili meseleler iki şubeye ayrılıyordu. Cenevre Hukuku ve Lahey Hukuku. Lahey hukuku Cenevre ilkelerinin etkisindeydi. Savaş metotları ve silâhlanmanın gerektiğinde sınırlandırılması ele alınıyordu. İnsan haklarının bu kısmı hükümetler kararına bağlıydı.[9]

Kızılhaç Sembol ve Hükümleri

22 Ağustos 1864 tarihinde imzalanan Cenevre Sözleşmesi’ne göre kurulan komitenin sembolü, fikir İsviçre’den çıktığı için İsviçre’ye saygı olmak üzere, bayraklarının renginin aksi şekilde kullanılması, yani beyaz zemin üzerinde kırmızı haç kullanılması tespit edildi.[10]

Grand Larousse, Coix Rougie maddesinde beyaz zemin üzerinde haç sembolü bulunan beyaz bayrak önerisini General Dufour’un, H. Coursier ise konferans tutanaklarına göre Dr. Appia’nın yaptığını belirtiyor. Yardım derneklerine Kızılhaç adını verme fikri ilk önce Hollanda’dan geldi. 1867 yılında kurmuş oldukları derneğe bu ismi verdiler. Bu fikir daha sonra yayıldı. Cenevre Uluslararası Komitesi, “Yaralı Askerlere Yardım Milletlerarası Komitesi” olan kuruluşun adını, 20 Aralık 1875’te “Kızılhaç Uluslararası Komitesi” olarak değiştirdi.

Kızılhaç teşkilatı, hükümlerinde bulunmamasına rağmen salgın hastalıklarda, su baskını, deprem, yangın gibi felâketlerde de yardım yaptı.

Kızılhaç Dernekleri Ligi

Kızılhaç, savaş yaralılarına yardım için kurulmuş bir dernekti. I. Dünya Savaşı’ndan sonra derneklerin elinde çok miktarda para kalmıştı. Savaştan sonra Amerikan Kızılhaçı komitesi başkanı; Amerikan, Fransız, İngiliz, İtalyan ve Japon Kızılhaçı Derneklerine, kalan paranın insanların sağlığı için ve ayrıca doğal afetlerde yardım için kullanılmasını önerdi. Böylece 5 Mayıs 1919’da “Kızılhaç Dernekleri Ligi doğdu”. Bu birlik uluslararası yardımlaşmada büyük imkânlar sağladı. İlkelerde Uluslararası Kızılhaç Komitesi’ne bağlı kalındı. Diğer milli dernekler süratle kurucu beş dernekle birleşti.

Lig’den başka 1929’da savaş esirlerinin durumu hakkında bir sözleşme daha yapıldı. Yine Cenevre’de Nisan 1949’da daha önce yapılan sözleşmeler tekrar ele alındı. Uluslararası Komite ve Lig’in dört ay süren müzakerelerinden sonra 12 Ağustos 1949’da dört Cenevre Sözleşmesi imzalandı, Bunlar; 1. Sefer halindeki ordularda yaralı ve hastaların durumlarının ıslahı, 2. Deniz kuvvetlerindeki hasta, yaralı ve deniz kazazedelerinin durumlarının ıslahı, 3. Savaş esirlerine yapılacak muamele, 4. Savaş zamanlarında sivil halkın korunmasına aitti.

Dr. Schweitzer’e göre Kızılhaç, kurucusunun hiçbir zaman tasavvur etmeye cesaret dahi edemediği derecede büyümüş ve kudret sahibi olmuştur.[11]

Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin Kuruluşu

1863 yılında Cenevre’de toplanan Uluslararası Kızılhaç Konferansı’na birçok ülke gibi Osmanlı Hükümeti de katılmadı. Ancak 22 Ağustos 1864 tarihinde imzalanan Cenevre Sözleşmesi uyarınca konferansa katılmayan devletlere bir yıl zarfında sözleşme hükümlerini kabul ve imza hakkını tanıyordu. Osmanlı Devleti sözleşmeyi 5 Temmuz 1865 tarihinde imzaladı.

Mecrûhîn-i Asâkir-i Osmâniyye’ye Muâvenet Cemiyeti’nin Kurulması İçin Yapılan İlk Girişim

Daha sonra adı Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti adını alacak olan bu teşkilâtın kurulması için ilk girişim Dr. Abdullah Bey tarafından yapıldı.[12] 1867 yılında açılan Uluslararası Paris Sergisi’ne Osmanlı Devleti delegesi olarak giden Dr. Abdullah Bey, sergi münasebetiyle Paris’te toplanan Sıhhiye Konferansı’na da iştirak etti ve burada Cenevre Konferansı kararlarının Osmanlı hükümetince de uygulanmasının faydalı olacağını düşündü. Bu düşüncesini Sıhhiye Konferansı’nda da söyleyen Abdullah Bey daha sonra Sağlık Konferansı başkanı Comte Serurier ve Henry Dunant’tan İstanbul’da yaralı askerlere yardım edecek bir derneğin kurulması için öncülük yapmasını isteyen mektuplar aldı.[13]

Abdullah Bey böyle bir derneğin kurulması için çalışmalara başladıysa da bazı çevrelerce bu girişim boş bir hayal olarak değerlendirildi.

Dr. Abdullah Bey’in Kızılhaç’ın kuruluşu, hükümleri, Osmanlı Devleti’nde böyle bir derneğin kurulma güçlüklerinin sebepleri hakkında Gazette Medicale d’Orient’in çeşitli sayılarında makaleleri bulunmaktadır. Dr. Abdullah Bey bu makalelerinde, Osmanlı Devleti topraklarında yaşayan gayrimüslimlerde vatan sevgisi olmadığını, sadece servet ve kendi çıkarları peşinde olduklarını, ayrıca gayrimüslimlerle birlikte İstanbul’da yaşayan Müslümanların da askerlik yapmadıklarını, bunun sonucu kardeşi, babası veya akrabası askerde olmayan insanların bir yardım derneğine yardım etmeyeceğini yazıyordu.[14]

Abdullah Bey’in umutsuzluğuna karşın Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa[15] bu fikri himaye etti. Mekteb-i Tıbbiye Nâzırı Marko Paşa,[16] Kırımlı Aziz Bey, gibi aydın ve yardımsever kişilerin girişimleriyle Mecrûhî-i Asâkir-i Osmâniyye’ye Muavenet için kurulacak cemiyete 66 üye kaydedildi. Bu üyelerin 43’ü hekimdi.

Cemiyet Marko Paşa’nın başkanlığında toplandı. Meclis-i Sıhhiye[17] ikinci başkanı Dr. Salih Efendi,[18] Dr. Mavroyani,[19] Dr. De Castro’dan,[20] oluşan bir encümen Cemiyetin nizamnâme-i esâsîsini hazırlamakla görevlendirildi. Yapılan toplantılardan sonra Haziran 1869’da Cemiyet’in nizamnâmesi okundu ve kabul edildi. Nizamnâme hükümetin onayına sunuldu.

Seraskerlik makamı,[21] yaralı askerlere yardım için kurulması istenen bu cemiyete, sivillerin askeri işlere müdahale edecekleri düşüncesi ile karşı çıktı. Aylarca süren yazışmalardan sonra böyle bir cemiyetin gerekli olup olmadığının tetkiki için Meclis-i Umûr-ı Tıbbiye’ye havale edildi. Böyle bir cemiyetin faydaları Bâb-ı Seraskeriye’ye bildirildi, ancak ikna edilemedi. Nizamnâme onaylanmadığı için kurucu üyeler dağıldı.[22]

Böyle bir görüş Kızılhaç’ın kurulmasından önce kamuoyu yaratma aşamasındayken İsviçre’de de mevcuttu. İsviçre’de orduyu idare edenler ve ordu mensupları, sivillerin savaş alanlarına girmeleri düşüncesine taraftar değildiler.[23]

Savaş yaralılarına yardım amacıyla bir cemiyet kurmak için yapılan girişimin sonuçsuz kalmasından birkaç yıl sonra Sırbistan, Karadağ (1875), bu takiben Osmanlı-Rus Savaşı (1877) çıktı. Kızılhaçlarını kurmuş olan Sırbistan, Karadağ, Romanya ve Rusya ordularının yaralılarına bakıyor, diğer kızılhaçlardan da yardım alıyorlardı.[24]

Cenevre Uluslararası Komitesi’nin 8 Temmuz 1876 tarihinde Sırbistan Savaşı sırasında yayınladığı 33. genelgede Başkan Gustave Moynier şöyle diyordu: “Bu genelge ile yaralılara yardım Osmanlı Cemiyeti’nin arz ve talebini beyan etmek isterdik. Zira düşmanları kadar Türk askeri de bizi düşündürüyor. Fakat ne yazık ki bu Cemiyet’in kurucusu olan Abdullah Bey’in ölümünden beri dağılmış olduğu ortadadır. Mevcûdiyetine dair bilgi vermesi hakkında tekrar tekrar vâki olan haber vermemize ve ısrarımıza rağmen hayli zamandan beri sükûnu bize bu kanaati veriyor. İstanbul’dan aldığımız bilgi de böyle düşünmekte haklı olduğumuzu gösteriyor”

Gustave Moynier, Cemiyet-i Tıbbiye-i Şâhâne[25] üyelerinden Dr. Peştemalcı Efendi’ye yazdığı özel mektupta; İstanbul’da derhal bir cemiyet tesis edilerek Cenevre’deki merkezle irtibat kurulmasını öneriyor, ancak bu şekilde Avrupa’daki yardım cemiyetlerinden önemli yardımlar alınabileceğini belirtiyordu. Dr. Peştemalcı bu mektubu mensubu olduğu Cemiyet-i Tıbbiye-i Şâhâne’de okudu.[26]

Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin Resmen Kurulması

Cemiyet’in kurulması için bu kez Sadrâzam Mehmet Rüştü Paşa[27] nezdinde girişimde bulunmak üzere Cemiyet-i Tıbbiye-i Şâhâne başkanı Nurican ve üyelerden Peştemalcı Efendiler görevlendirildiler. Sadrâzam bu müracaatı önemle ele aldı ve gerekli emirleri verdi. “Mecrûhîn ve Zuafâ-i Askeriye’ye İmdâd ve Muâvenet Cemiyeti”nin resmen kurulması için hükümetten, Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne’den[28] ve sıhhiyeden üyeler çağırıldı.[29]

İlk toplantı 25 Temmuz 1876’da Mektep Nâzırı Marko Paşa’nın başkanlığında yapıldı ve şu kararlar alındı:

  1. Cenevre Sözleşmesi’nin Osmanlı ülkesinde nasıl uygulanacağı,
  2. Haç yerine ordularımızda nasıl bir sembol kullanılacağı düşünülecek ve,
  3. Cemiyet için bir tüzük hazırlanacak,
  4. Derhal yardım toplanmaya başlanacak,
  5. Cemiyet’i devamlı olarak idare edecek bir kurul seçilecek.

Bâb-ı Seraskeri ordularımızda haç sembolünün kullanılmasını istemediğinden, haç yerine hilal sembolünün kullanılması uygun görüldü. Kurulacak olan bu cemiyette haç yerine hilal sembolünün kullanılacağı Cenevre aracılığı ile diğer diğer devletlere bildirilip siyasi yazışmalar devam ederken komisyon Cemiyet’in tüzüğünü hazırladı ve Bab-ı Âlî’ye sundu. Bab-ı Seraskeri tüzüğü kabul etti ve onayladı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ