OSMANLI EĞİTİM, KÜLTÜR VE SANAT HAYATINDA HADİS

OSMANLI EĞİTİM, KÜLTÜR VE SANAT HAYATINDA HADİS

Hadis, İslam kültür tarihinin en zengin alanlarından birisidir ve hicri birinci asırda bilim olma yoluna girmiş; sırasıyla hıfz, kitabet, tedvin ve tasnif evrelerinde klasik hadis edebiyatının hemen her türden örneklerini vermiştir Eğer hadis tarihi, oluşum, gelişim, açılım, daralma ve dönüşüm dönemi şeklinde bir periyodlamaya tabi tutulacak olursa, Osmanlı devrine “daralma” dönemi denk düşer. A ncak buradaki “daralma” tabiri, görece bir kavramdır ve daha önceki devirlerde ortaya konulan mesai ve edebi türlerin çeşitliliğine nispetle bir duraklamayı/dinginleşmeyi ifade eder. Zira “oluşum” ve “gelişim” dönemlerinde temel hadis kaynakları hemen bütün türleriyle meydana getirilmiş; “açılım” döneminde büyük şerhler, hadis metodolojisinin klasik örnekleri, biyografi eserleri, vb.’leri yazılmıştır. Bu süre zarfında hadis etrafında çeşitli fikir akımları ve ekoller şekillenmiş, kurumlar kurulmuştur. Osmanlı’nın siyasal varlığını kazanmaya çalıştığı sıralarda, İslam kültürünün geçmiş birikiminden beslenen Mısır ve Suriye’de, hadis ilminin büyük simaları, ürünlerini veriyordu. Sekizinci asrın hadis hafızları Birzâlî (ö. 1338), Mizzî (ö. 1341) ve talebesi Zehebi (ö. 1347) vefat ettiğinde, Osmanlı’nın üzerinden yarım yüzyıl geçmişti ve Orhan Gazi (1324-1362) devletin teşkilatlanması ve ülkenin sınırlarının genişletilmesiyle meşguldü. Her ne kadar bu arada ilk Osmanlı Medresesi İznik’te açılmışsa da (M. 1331), medrese sistemi içerisinde hadisin yerini alması için en az bir yarım yüzyıl daha geçmesi gerekecekti. Zehebi’den bir asır sonra, yaşadığı çağa ve sonrasına damgasını vuran İbn Hacer el-Askalâni (ö. 1448) vefat ettiğinde, Osmanlı eğitim sisteminde hayati rolü oynayacak “Daru’l-hadis medresesi” kurulalı, çok kısa bir zaman olmuştu. İbn Hacer’in çağdaşı Bedreddin el-Ayni (ö. 1451) Anadolu’da değil, Mısır’da yetişmişti. Mamafih Osmanlı siyasal ve kültürel gelişmesine paralel olarak eğitim kurumlarında da atılım göstermiş ve hadis eğitim kurumları bakımından İslam tarihinin en sistemli ve en fazla hadis okulunu açmıştır. Öyle ki yüzlerle ifade edilen bu müesseseler, sadece Arap yarımadası, Irak, Suriye, Mısır ve Anadolu’yla sınırlı kalmamış, Yunanistan dahil, Balkanlar’da Bosna-Hersek’e kadar yayılmıştır. Osmanlı, egemen olduğu hemen her yere bir Hadis okulu açmıştır. Pek çok Daru’l-hadis medresesi, hükümdar, şeyhu’l-islam, vezir ve paşalar tarafından tesis edilmiştir hadisin kurumsal yükselişi, hiç şüphesiz Osmanlı’nın elinde gerçekleşmiştir.

Osmanlı dönemi hadisi, etraflı bir biçimde henüz incelenebilmiş değildir. Şimdiye kadar yapılan bazı çalışmalar ya eğitim kurumu olarak Daru’l-hadisler üzerine odaklanmış ya da belli dönem yahut şahıslarla sınırlı kalmıştır. Bu medreselerdeki eğitim programları ise Süleymaniye ve benzeri medreselerin vakfiyelerine dayanılarak ele alınmıştır. Ancak Osmanlı hadisçiliğinin kendine özgü yapısı, akademik tetkiklere henüz konu olabilmiş değildir. Bunun en açık göstergesi, İlahiyat fakültelerinin Hadis kürsülerinde “Osmanlı Hadisçiliği” veya “Osmanlı Hadisçileri” diye bir dersin bulunmamasıdır.

Bu yazıda, Osmanlı dönemi hadisi bir tek yönden ele alınmayıp, hadisin Osmanlı eğitim, kültür ve sanatındaki yerine projeksiyon tutulmaya çalışılacaktır. Eğitim sahasında hadis ele alınırken hadis faaliyetinin siyasal erkle ilişkisine; sultanların duygusal yönlerine; hadis geleneğinin Anadolu’ya hangi kaynaklarla girdiğine; dönemin seçkin hadisçilerine ve yeri geldikçe bu sahada verdikleri eserlere temas edilecektir. Resmi ve sivil eğitimde Anadolu hadis geleneğinin kaynakları izlenirken, örnek olarak Osmanlı hadisçiliğinin son temsilcilerinden olan Zahid Kevseri’nin (1879-1952) icâzet belgesi esas alınacaktır. Kültür alanında hadisin yansımaları, daha çok popüler kültürü şekillendiren ve halka yönelik el kitapları sayılabilecek eserler üzerinden incelenecektir. Osmanlı sanatında hadis ise, yalnızca, dekoratif sanatların bir dalı olan hat sanatında, hangi hadislerin ve ne tür temaların öne çıkarıldığıyla sınırlı kalınarak değerlendirilecektir.

Doç. Dr. Mehmet Emin ÖZAFŞAR

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi / Türkiye

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ