OSMANLI DÖNEMİNDE ŞAM ÜRETİMİ ÇİNİLER

OSMANLI DÖNEMİNDE ŞAM ÜRETİMİ ÇİNİLER

Bu çalışmada 16 ve 17. yüzyıllarda Suriye’nin Şam şehrinde yapıldığı kabul edilen çinilerin teknik ve estetik özellikleri; Şam’daki mimari yapılarla, müze ve koleksiyonlardaki örneklere dayanarak açıklanacaktır.[1] Ulaşabildiğimiz kaynaklarda mimari yapıları ve çini bezemeleri ayrı ayrı veya birkaçını birarada ele alarak inceleyen çalışmalar mevcuttur. J. Carswell ile M. Meinecke’nin araştırmaları, konuya ışık tutmakta, ancak derlendiğinde henüz incelenmesi gereken noktaların varlığına işaret etmektedir.

16 ve 17. yüzyılda Şam şehrinin Osmanlı hakimiyetindeki yıllarına geçmeden önce, konuya daha geniş bir perspektiften bakarak, İslam dünyasında ve Suriye’de çini bezeme geleneğine kısaca değinmek yerinde olacaktır.

Sanat tarihi ile ilgili yayınlarda, çini bezemenin ilk örneklerinin ortaya çıkışı M.Ö. 3000’li yılların ilk yarısında, Mısır’da bulunan Sakkara mezar piramitlerine kadar uzanmaktadır. Yine M.Ö. 12 ve 6. yüzyıllar arasında Asurluların renkli sırlı ve kabartmalı çinileri, Babillilerin meşhur İştar Kapısı, Mezopotamya bölgesinde çini bezemeli yapıların geçmişe uzanan örneklerindendir. Irak’ta bulunan lüster tekniğindeki çiniler, 9. yüzyılda İslam dünyasında çini üretiminin ilk örneklerine işaret eder. 10-11. yüzyıllar İslam seramikleri için verimli sayılırsa da, çini bezeme yönünden bilgi edinemediğimiz karanlık bir dönemdir. Kaynaklar 10. yüzyıla tarihlenen Suriye-Rakka’daki lüster tekniği çinilere dikkati çekmektedir. 12. yüzyıl ve sonrasına ait, İran, Anadolu, Türkistan, Kuzeybatı Afrika ve İspanya’da çok sayıda çinili eser bulunmaktadır.[2]

Şam Üretimi Mavi-Beyaz Çiniler

Yüzyıllar boyunca Emevi, Fatimi, Eyyubi gibi farklı yönetimlerin hakimiyetinde bulunan Suriye’de çini bezeme geleneği 10. yüzyıldan sonra, ancak 15. yüzyılın başlarında Memlûk hakimiyeti döneminde, mavi-beyaz çinilerle kendinden söz ettirmektedir. Bu dönemin en önemli çinileri, Şam’daki 1423 tarihli Halil el Tebrizi Camii ve Türbesi’nde bulunmaktadır. Caminin kıble duvarındaki panolarından birinde çinici ustasının Tebriz kökenli olduğu ipucunu veren nesih yazı karakterli “Amel Gaibi. Tebrizi” ibaresi yer almaktadır.[3] Sanat tarihçiler Şam’daki sınırlı örneğe rağmen, mavi-beyaz üretimin Şam’da yapıldığı konusunda birleşmektedirler. Ancak Micheal Meinecke, 1988 yılında yayınlanan makalesinde, bu tarzda aynı dönemde yapılmış birçok benzer örneğe dayanarak Kahire’de ve Şam’da tespit edilen mavi-beyaz çinilerin aynı ustaların sorumluluğu altında üretilmiş olabileceğini tartışmaya açmıştır.[4] Kahire’deki yapılarda rastlanan “Amel Gaibi. Tebrizi” ibaresi bu bağlantıyı güçlendirmektedir.

15. yüzyılın Şam mavi-beyazlarını, Halil el Tebrizi Camii ve Türbesi’nden başka, Şam’da diğer yapılarda fragmanlar halinde bulmak, ayrıca dünya müzelerinde ve özel koleksiyonlarda rastlamak mümkündür. Bunlar çoğunlukla altıgen formludur. Hamurun rengi gri-beyazdır, iri taneli ve gevşek dokuludur. Sırları lekeli ve çatlaklıdır. Beyaz zemin üzerinde kobalt mavisi fırça darbeleriyle desenler oluşturulur. Bazılarında siyah, turkuaz, mor konturlar tespit edilmiştir. Desenler, Uzak Doğu örneklerinin motifleriyle, Tebrizli olduğu söylenen ustaların kazandırdığı İran sanatı etkilerini ve yöresel üslupları yansıtan bir nitelik taşımaktadır. Bunlar palmiye ağaçları, iğne yapraklı stilize çiçekli dal ve yapraklar, merkezde yer alan rozet çiçekli kompozisyonlar ve çeşitli ibrik figürleridir.[5]

15. yüzyıl Şam-Kahire çinilerinin paralellerini; farklı bir üretim olan Edirne Muradiye Camii (1435-36) ile Bursa Muradiye Külliyesi içinde yer alan Cem Sultan Türbesi’nde (1479) görmekteyiz. Bunlar teknik kalite ve desen açısından Şam’ın mavi-beyazlarından ayrılıklar gösterdiği gibi, altıgen formların ebatları Şam örneklerinde daha büyüktür.

XVI-XVII. Yüzyıl İznik Etkili Şam Üretimi Çiniler

Araştırmalar 15. yüzyılın başlarına tarihlenen mavi-beyaz Şam üretimi çinilerin daha sonra sınırlı sayıda üretildiğine işaret eder. Şam üretimi çiniler için yeni bir sayfanın açılması, 1516 yılında Suriye’nin Osmanlıların eline geçmesiyle gerçekleşmiştir. Bilindiği gibi 16. yüzyıl, Osmanlı çini sanatının doruk noktasına ulaştığı bir dönemdir. Özellikle Kanuni Dönemi’nde cami ve türbeler için çini siparişleri gözle görülür şekilde artmış, İznik atölyeleri çok yoğun çini üretim talebiyle karşı karşıya kalmıştır. Bu yoğun üretimin Osmanlı’nın hakimi olduğu topraklarda hissedilmesi doğal bir gelişme olarak kabul edilmelidir.

Şam çinilerinin motif ve kompozisyonlarında bariz olarak görülen etkilere girmeden önce, bağlantısını kurduğumuz dönemin İznik çini örneklerini, kısaca hatırlatmak uygun olacaktır:

16. yüzyılın başı, Osmanlı seramiklerinde mavi-beyaz bezemelerin yoğunlaştığı bir dönemdir. Geçmişle kıyaslandığında bu seramikler, teknik açıdan mükemmeli yakalamış ve üretim kalitelerini 17. yüzyıl ortalarına kadar sürdürmüştür.

1535 ile 1560 yılları arasında, mavi-beyazdan çok renkliliğe geçiş dönemi olarak nitelenen, bir grup seramik dikkati çeker. Bunlar yeni renk ve motifleriyle önceki mavi-beyazlardan farklıdırlar. Kompozisyonlarda hatayi-rumi bulut üslubunun yanında, doğadan yarı stilize gül, sümbül, lale, nar, müge çiçeği, enginar, gibi motifler kullanılmış; desenlerde disiplinli çizim anlayışı yerini daha özgür bir anlayışa bırakmıştır. Kobalt mavisi turkuaz ve siyahın yanında yeşilin çeşitli tonları, patlıcan moru ve eflatun tonlarının eklenmesiyle yeni bir renk paleti oluşmuştur.

Uzunca bir dönem, bu grup seramikler literatürde “Şam işi (tipi) seramikler” adı altında anılmıştır. Ancak Oktay Aslanapa’nın yürüttüğü İznik kazılarında çıkan bol örnek, geçiş dönemi olarak kabul edilen bu seramiklerin, İznik’te yapıldığını kanıtlamaktadır. “Şam işi” sıfatıyla anılması, bunların benzer renkteki örneklerinin Şam’da da görülmesindendir. Bilgi yetersizliğinden kaynaklanan bu tür yanlış adlandırmalar, birçok seramik grubu için yapılmış, ancak yapılan kazılar, doğruları gün ışığına çıkarabilmiştir.

“Çok renkliliğe geçiş dönemi seramikleri”nin yanında, aynı gruptan çinilere, sadece Osmanlı’da Bursa Yeni Kaplıca’da (1552-53)[6] ve İstanbul Silivrikapı’daki Hadım İbrahim Paşa Camii’nde (1551) rastlamaktayız.

16. yüzyılın ikinci yarısında, İznik üretimi çini ve seramikler “Çok renkli kırmızılı sıraltı tekniği” ile parlak bir döneme girer. Gelişmiş kompozisyon kurguları, zenginleşen renkleri, sınırsız çeşitte motif stilizasyonlarıyla dikkati çekerler. Kabarık kırmızı, zümrüt yeşili, kobalt tonları, turkuaz, siyah renkler şeffaf sırın altında derin ve ışıltılı bir görüntüye bürünmüştür. Saray nakkaşları hatayi, rumi, bulut üsluplarını; bahar, lale, sümbül, gül, zambak, zerrin, servi, üzüm asma yaprakları, süsen, afyon motifi, nergis, gibi çiçeklerle bir arada ustalıkla kullanmıştır.

17. yüzyıl ortalarına kadar süren bu verimli üretim, çeşitli nedenlerle aksamış ve yüzyılın sonunda İznik’teki atölyelerin kapanmasıyla son bulmuştur. Bu yüzdendir ki 17. yüzyılın ikinci yarısında yapılarda daha çok mavi beyaz çiniler görülür. Bunlarda kaba desenler, özensiz bir işçilik hakimdir.

Şam Üretimi Çinilerin Yer Aldığı Yapılar

Şam’da çini üretim geleneğinin, Osmanlı’nın Suriye’yi almasından itibaren hız kazandığını ve 16-17. yüzyıllarda bu şehirde, İznik üretimi çini gruplarının etkisi altında kalarak üretim yapıldığını belirtmiştik. Bu dönemde İznik’ten Şam’a ustalar ya da desen kalıpları gönderildiğine ve yerel atölyelerde benzer çinilerin üretildiğine inanılmaktadır. Aşağıda Şam şehrinde yerinde inceleyebildiğimiz örnekler, teknik ve bezeme özelliklerine göre detaylarıyla açıklanmaktadır. Bunlardan birkaçının, sadece yayınlardaki yazılı ve görsel malzemelere dayanarak değerlendirildiğini belirtmek yerinde olacaktır.

1- Şam üretimi çinilerin Şam’daki ilk örneklerine, Osmanlı mimarisinin üslup özelliklerini taşıyan Süleymaniye Camii’nde (1554-1560) rastlıyoruz. Caminin revaklı avlusunda kapı ve pencere üstlerinde, simetrik desenli kemerli çini alınlıklar bulunmaktadır (Res. 1). Cami mimarisi Osmanlı karakterinde olmasına rağmen çiniler kendine has bir üslubu yansıtırlar. Desen kurguları ve motifler İznik etkilidir. Diğer taraftan sıraltı tekniğindeki bu çinileri İznik örneklerinden farklı kılan ise renkleridir. Kobalt mavisi, turkuaz, adaçayı yeşili mor ve konturda siyah kullanılmıştır.

Dikkate değer diğer bir nokta, hatayi ve rumilerden oluşan kompozisyonlarda, motif konturlarının beyaz bırakılmış olmasıdır. Bu görünüm 14 ve 15. yüzyılda erken Osmanlı mimarisinden bildiğimiz renkli sır tekniğini (cuerda seca) hatırlatmaktadır. Teknik olduğu gibi uygulanmamış ancak sıraltında taklit edilmeye çalışılmıştır.

2- Şam’da Süleymaniye Camii’ne bitişik olan II. Selim Türbesi’nde çini bezemeler bulunmaktadır. Afif Bahnassi makalesinde; türbenin banisi ve yapım tarihi ile ilgili olarak iki ayrı görüşten söz etmektedir. Bazı araştırmacılar yapının; II. Selim tarafından 1586 yılında, diğerleri ise Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1560 yılında yaptırıldığına inanmaktadır. Bu yapıda ve yapının içinde bulunan mescit içinde pencere ve kapı üzerlerinde birçok Şam üretimi kemerli çini alınlıktan ve panodan söz edilmektedir.[7]

3- Şam’daki 1562-3 tarihli Sadeddin Zaviyesi’nin içinde, 16. yüzyılın Şam üretimi çinilerinin karekteristik özelliklerini içeren beş adet kemerli çini alınlık bulunmaktadır. Bunlardan ikisi, caminin güneybatı duvarında mihrap nişinin iki yanında, günümüzde camekanlı dolap haline getirilen nişlerin üzerindedir. Diğer üçü caminin güneydoğu duvarındadır. Simetrik şemalı kemerli alınlıkların tümünde, ortada dilimli veya dikdörtgen kartuşun içinde sülüs yazı karakteriyle yazılmış Kur’an’dan ayetler, dini ibareler yer almaktadır. Kitabelerin etrafındaki desenlerde, hatayi ve rumi motifleri birarada kullanılmıştır. İznik etkili hatayi çiçekleri, gonca ve yapraklar rumi kapalı formlarının ve helezonlarının arasına kalabalık bir kompozisyon anlayışıyla yerleştirilmiştir.

Mihrap duvarının sağında ve solunda şemse göbekli hatayi, rumi ve naturalist üslubun birarada kullanıldığı çini panolar göze çarpmaktadır. Şemse göbekli panoların cami için tasarlandığı anlaşılmaktadır. Ancak desenler birbirini doğru takip etmediğinden John Carswell, Şam çinileriyle ilgili makalesinde, bunların montaj aşamasında yanlış yerleştirilmiş olabileceğini tartışmaktadır.[8]

Mihrap duvarının üst bölümünde çini kuşak yazısı, şemse göbekli panoların üzerinde de kemerli alana göre tasarlanmış naturalist üsluplu çini panolar yer almaktadır. John Carswell, çinilerin yapıyla aynı tarihli olduğunu belirtirken, üzerlerinde 1574, 1586-7 ve 1596-7 olmak üzere üç değişik tarih bulunan çini levhaların da, daha sonradan eklendiğine dikkati çekmektedir.[9] Farklı tarihlerine rağmen bu çinilerde kullanılan renkler, Şam çinilerinin karakterini oluşturan, kobalt mavisi, soluk bir yeşil (adaçayı yeşili), turkuaz, siyah ve bazen de mordur.

4- Şam’daki Derviş Paşa Camii (1574), 16. yüzyılın çeşitli desende çini örneğini birarada görebildiğimiz diğer bir yapı olarak karşımıza çıkmaktadır. Çini ile kaplı mihrapın niş bölümünde gelişigüzel monte edilmiş; hatayi, rumi, tepelik (palmet) motiflerinden oluşan, farklı desende ulama karo çiniler bulunmaktadır (Res. 2). Nişi çevreleyen bölümün en üstünde, talik yazı karakteriyle yazılmış dört kartuş içinde 1574 (H. 982) tarihinin düşüldüğü kitabe yer almaktadır. Yazı kartuşlarının etrafı, yeşil rengin hakim olduğu mermer taklidi çini bezemeyle dolgulanmıştır. Geri kalan alanlar hatayi motifli ulama karolarla bezenmiştir. Genel olarak bakıldığında, niş içinde ve dışında, bezenecek alanın formunun dikkate alınmadan, çini bezeme yapıldığını görüyoruz. Desenlerin sınırlarda gelişigüzel kesilmesi ve yerleşim düzeni bu çinilerin stok çinileri olma olasılığını akla getirmektedir. Kullanılan renkler Şam çinilerinin klasik renkleridir. Sırları bol çatlaklıdır.

Mihrabın yanında yayınlardan tanıdığımız, tasarım açısından oldukça başarılı ve ilginç olarak nitelendirebileceğimiz bir pano mevcuttur (Res. 3). Panonun ortasında kemerli ve mermer taklidi sütunlu alan, bunun içinde de peygamberin ayak izi (Kadem-i Nebi) betimlenmiştir. Kemerden aşağıya doğru içi yazı ile bezeli kandil vazo sarkıtılmıştır. Kemerin üzerinde talik yazı karakterinde dikdörtgen kitabe, köşebentlerinde bulut ve hatayi motifli bezeme görülmektedir.

Kemerli alanı içerden dışarıya doğru; hatayi desenli orta kalınlıkta bir bordür, bunun yanında hatayili ulama ve üst bölümde talik yazılı kartuşlar içeren kalınca bir bordür ve en dışta üç iplik rumi bordür çevrelemektedir. Renkler klasik Şam çinilerinin renkleridir. Bu panoda yeşil ve kobalt rengin hakim olduğu dikkati çekmektedir.

Derviş Paşa Camii’nde mihrap ve mihrap duvarındaki çinilerinden başka, bezemede pencere ve kapı üzerlerinde kemerli kitabeli alınlıklar kullanılmıştır. Bu alınlıkların tasarım açısından en güzel örneği ve en sağlam kalmış olanını yine yayınlardan tanımaktayız (Res. 4). Kompozisyonun ana teması, dilimli dikdörtgen kartuşların içinde yer alan, talik yazı karakterli ayetten oluşmaktadır (180. ayet-Saffat Suresi).[10] Yazının etrafı yarı stilize çiçeklerden olan lale ve karanfillerle ustaca bezenmiştir. Desenlerdeki sade ve özgür yaklaşım, İznik’te 16. yüzyıl ortalarında tabaklarda görülen, “Çok renkliliğe geçiş dönemi seramikleri”ni çağrıştırmaktadır. Kemerli alınlık en dıştan ince mermer taklidi bordürle sınırlıdır. Kobalt mavisi, turkuaz, yeşil, mor ve konturda siyahla renklendirilmiştir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al