OSMANLI BARUT ÜRETİM MERKEZİ: BARUTHÂNE-İ ÂMİRE

OSMANLI BARUT ÜRETİM MERKEZİ: BARUTHÂNE-İ ÂMİRE

Türkler barutla hemen hemen icadıyla aynı tarihlerde tanışmışlardır.[1] Barutun mucidi sayılan Çinlilerle[2] Türklerin yakın komşu olmaları onların barutu tanımalarında etkin rol oynamıştır. Ancak Türklerin Osmanlı Devleti öncesindeki tarihlerinde barutla işleyen silahları kullandıklarına dair doğrudan herhangi bir kayıt bulunamamıştır. Osmanlı Devleti’nin kurulmasının ardından Balkanlara doğru genişleyen devlet, bölgede ateşli silahlar kullanan Balkan milletleri ile karşılaşmış ve bu silahların önemini kavrayarak derhal kendi ordusunda istihdam etmeye başlamıştır.[3] Osmanlıların bu özellikleri onları çağdaşı diğer İslâm devletlerinden ayırmıştır.[4] Osmanlıların -şüpheyle yaklaşılmasına rağmen- ateşli silahları ilk kullandıklarına dair kayıtlar I. Kosova Savaşı’na aittir.[5] Kesin olarak ise XV. yüzyılın hemen başlarından itibaren top, Varna Savaşı’ndan sonra ise tüfek kullanılmaya başlanmıştır.[6] Türk topçuluğu kısa sürede gelişerek çağdaşları arasında önemli bir yer edinmiştir. Hatta İstanbul Türklerin ateşli silahlardaki üstünlüğü neticesinde fethedilebilmiştir. Ateşli silahları aktif olarak kullanan Osmanlılar, bu silahların işleyebilmesi için gerekli olan barutu imal etmek amacıyla da baruthâneler kurmaya başlamışlardır. Bu baruthânelerden en eskisi kabul edilen Gelibolu Baruthânesi’nin kuruluş tarihi Yıldırım Bayezid dönemine kadar götürülmektedir. Gelibolu’nun yanında Selânik, İzmir, Bağdat, Budin, Temeşvar, Mısır ve Bor’da baruthâneler kurulmuştur. Bu baruthânelerin yanında büyük kalelerde de barut üretilmiştir. İstanbul’un fethinden sonra Atmeydanı’nda derhal bir baruthâne kurularak faaliyete başlanmıştır. Fakat sık sık meydana gelen kazalar yüzünden Baruthâne-i Âmire kuruluna kadar, Atmeydanı haricinde Okmeydanı, Kağıthâne ve Şehremini’nde de baruthâneler kurulmuştur.[7]

A. Baruthâne-i Âmire’nin Kuruluşu ve Tarihî Gelişim

Şehremini Baruthânesi’nde Ekim 1698 tarihinde, çarkların aşırı ısınması sonucunda yangın çıkmış ve baruthâne tamamen tahrip olmuştur.[8] Baruthânede meydana gelen kaza çevreye hayli zarar verdiğinden baruthânenin şehir dışında bir yere taşınması gereği ortaya çıkmıştır. Bu nedenle yeni baruthânenin, çevresinde yerleşim bölgesi olmayan, Yedikule civarındaki İskender Çelebi Bahçesi denen yerde kurulmasına karar verilmiştir. Mayıs 1698’de baruthânenin yapımı için bostancıbaşı, mimarbaşı, barutçubaşı ve konuya vakıf diğer kişilerin derhal çalışmalara başlaması için emir verilmiştir[9] Baruthâne 1700 yılı başlarında aktif olarak üretime başlamıştır.[10]

Bakırköy Baruthânesi’nde de kısa süre sonra 22 Ağustos 1707 tarihinde büyük bir kaza meydana gelmiştir. Baruthânenin bütün binaları yıkılmış ve 8 çalışan bu kaza sonucu hayatını yitirmiştir.[11] Baruthânede 1724-25 yılının sonlarına doğru yeniden yangın çıkmıştır. 12 Eylül 1725 tarihli bir hükümde baruthânede bulunan 6 çarkın yandığı ve baruthânenin duvarlarının yıkıldığı belirtilmiştir. Baruthânede bulunan çarkların ağaçtan olması ve bir patlama esnasında tamamen yok olmaları nedeniyle, yeni yaptırılan çarklar mermerden yapılmıştır. Baruthâne 1727’de tekrar çalışmaya başlamıştır.[12]

Baruthâne kalhâne, sergihâne, perdahthâne, hamam, mahzen, cami, ahır ve nöbet kuleleri gibi binalardan oluşmaktaydı. Baruthâne-i Âmire’nin bütün bölümlerinde sürekli bir tamir faaliyeti söz konusudur. Çeşitli sebeplerle baruthânenin muhtelif binaları ve aletleri tamir edilmişlerdir. Tamir faaliyetleri genellikle çarkların değiştirilmesi veya kısmen tadilâtlar şeklinde olmuştur. Bu tür küçük ölçekli onarım çalışmalarının yanında büyük ölçekli onarımlar da zaman zaman gündeme gelmiştir. Baruthânede 1765,[13] 1785,[14] 1791 ve 1793[15] senelerinde geniş çaplı tamirat yapılmıştır. 6 Mayıs 1793’te Baruthâne Nazırlığı kurularak bütün baruthâneler buraya bağlanmıştır.[16] Baruthâneler 1251 / 1835’de yeniden düzenlenmiş, baruthâneler nazırlığı lağvedilmiş ve idaresi Harbiye Nezareti’ne bağlanmıştır. Bu tarihte Mühimmât-ı Harbiye nazırı olan Emin Efendi Bab-ı Ali’ye çağrılmış ve durum kendisine bildirilmiştir.[17] Baruthâneler ruznamçecisi Salih Efendi ise baruthânelere müdür atanmıştır.[18]

B. Baruthâne-i Âmire Personeli

1. Nazır

Baruthâne, devlet tarafından atanan bir nazır tarafından yönetilmiştir. Bu nazırlar genellikle “Hâcegân-ı Divan-ı Hümâyûn” denilen rütbe sahipleri arasından tayin edilmişlerdir.[19] Nazırların daha önce başka devlet işlerinde kendilerini ispat etmelerine ve padişaha sadık kimseler olmalarına özellikle dikkat edilmiştir.[20] Nazırlar genellikle Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında bu göreve getirilmişlerdir. Ancak azil ve ölüm gibi nedenlerden dolayı göreve atanma ayları değişiklik gösterebilmiştir. Baruthâne nazırları yıllık atamaların dışında merkezin hoşuna gitmeyen davranışlarda bulundukları takdirde de görevlerinden alınmışlardır. Fakat bu durum son derece olağandışı bir uygulamaydı.[21]

III. Selim, baruthânelerin devlet ricaline sırayla verilmesinin sakıncalarını görmüş ve barut üretiminden anlayan bir görevlinin baruthâneye nazır olarak atanması usûlünü getirmiştir. 6 Mayıs 1793 tarihinde de Baruthâneler Nazırlığı’nın kurulmasının ardından üretim kalitesi kontrol altına alınmış, nazırların sorumlulukları daha da ağırlaşmıştır.[22]

2. Barutçu Başları

Barutçubaşılık hem teknik hem de idarî bir görevdir. Onlar bir yandan üretimin kalitesi ile ilgilenirken diğer yandan baruthâne personelinin çeşitli idarî ve hukukî işlerini de düzene koymuşlardır. 1794 tarihinde yapılan bir düzenleme baruthânede çalışan neferâtın çalışmalarından da sorumlu hale getirilmişlerdir.[23] Baruthânede aksak giden işleri anında baruthâne nazırına haber vermekle görevlendirilmişlerdir. Barutçubaşının üstlendiği sorumluluk aynı zamanda barutçubaşların azli için de bir neden teşkil etmiştir.[24]

3. Ruznamçeci

Ruznamçeciler baruthânedeki gelir gider defterlerini ve üretilen barut miktarını kayıtlara geçirmekle görevliydiler. Bu nedenle Baruthâne-i Âmire kuruluşundan beri vazgeçilmez bir bürokratik kadro olarak ihdas edilmiştir. Baruthâne ile ilgili herhangi bir konuda genellikle ruznamçecilerin tuttuğu kayıtlara başvurulmuştur. Ruznamçeciler, konuyla ilgili geçmişte yapılan uygulamalara dair bilgileri, ilgili dilekçe veya belgenin kenarına derkenar yazarak sorunun çözümüne yardımcı olmuşlardır. Ruznamçeciler daima baruthâne çalışanlarından ayrı tutulmuşlar ve diğer çalışanlara göre daha iyi ücret almışlardır.[25]

4. Mübaşir

Bu kadronun kaç kişiden oluştuğu konusunda kaynaklarda herhangi bir açıklama yoktur. Buna rağmen mübaşir yerine mübaşirîn kelimesinin kullanılması bu görevin birden fazla kişi tarafından yürütüldüğünü göstermektedir. Mübaşir, baruthânenin ihtiyacı olan güherçile, kükürt ve diğer hammaddeleri sağlamakla görevlendirilmiştir. Ancak genellikle güherçile temini işi ile uğraşmışlardır. Bu kişiler güherçile sağlanan bölgelere giderek, güherçile temininden ve baruthâneye tesliminden sorumlu tutulmuşlardır. Kendilerine verilen görevin mahiyetine göre ödemelerde bulunulmuştur. Bu nedenle mübaşirlere yapılan ödemeler yıllara göre farklılık arz etmiştir.[26]

5. Barutçu Neferleri

Barutçu neferleri veya belgelerdeki adlarıyla “neferât-ı barutcıyân” barut üretiminin çeşitli safhalarında yer alan kimselerdir. Barutçular öncelikle barutçubaşına tâbi olarak çalışmaktaydılar. Neferlerin işlerini aksatmaları ve çeşitli sebeplerle çalışma düzenini bozmaları halinde, nazırlara bu neferleri doğrudan cezalandırma yetkileri verilmiştir.[27] Çalışanların maaşları İstanbul cizyesi malından ödenmiştir.[28] Baruthâne ilk kurulduğunda istihdam edilen 308 barutçu neferinin sayısı artarak uzun süre 366 kişi olarak sabitlenmiştir. Ancak XVIII. yüzyılın sonlarına doğru ağır çalışma şartları ve düşük ücret nedeniyle baruthânede istihdam edilen barutçu sayısında ciddi bir azalma olmuştur. 1794 yılına gelindiğinde baruthâne neferlerinin sayısı 38’e inmiştir. Bunun üzerine 1794 tarihinde baruthânede yapılan yeni düzenlemeler ile çalışanların hem sayıları hem de maaşları artırılmıştır.[29] Ancak ilerleyen tarihlerde de barutçu sayısı istenilen seviyeye çıkarılamamıştır.[30]

Yukarıdaki personelin yanında barut üretiminde görev alan başka görevlilerde vardı. Bunlar katip, kükürtçüler, vezneciler, perdahtcılar, çarkcılar, kömürcüler, demirciler, kazgancılar, marangoz, imam ve müezzin, seyisler, bahçıvan, hamallar, mavnacılar, baltacılar, nalbantlar, bekçiler ve sakalardan oluşmaktaydı.[31]

C. Hammadde Temini

1. Güherçile

Güherçile barut üretiminde kullanılan ana madendir. Bazı rutubetli yerlerde yağmur yağdıktan sonra toprağın üzerinde meydana gelen Kalyum-nitrata verilen addır. Baruthâne-i Âmire’nin ihtiyacı olan güherçile Karahisar-ı Sahip, Seferihisar, Günyüzü, Karaman, Niğde, Bor, Kayseri, Sivrihisar, İçel, Eskişehir, Karahisar, Akşehir, Karabekir ve Kütahya’dan temin edilmiştir.[32] Baruthânede kullanılan güherçilenin miktarı, üretimle doğru orantılı olarak artmış ya da azalmıştır.[33]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ