ORTA ASYA’NIN TARİH ÖNCESİ: ALT, ORTA VE ÜST YONTMA TAŞ ÇAĞI

ORTA ASYA’NIN TARİH ÖNCESİ: ALT, ORTA VE ÜST YONTMA TAŞ ÇAĞI

Coğrafik Sınırlar ve Yerleşimlerin Dağılımı

Araştırılan bölge; batıda Hazar Denizi’nden doğuda Tiyen-Şan’a, kuzeyde İrtiş Nehri ve Güney Ural yamaçlarından, güneyde Pamirler ve Kopet Dağı’na kadar uzanan alanları kaplamaktadır. Burası, çok değişken doğal iklim koşulların olduğu muazzam bir alandır ve onun farklı bölgeleri, farklı jeolojik ve çevresel tarihlere sahiptir. Genel olarak, Orta Asya’nın Geç Senozoik Dönemi, palinolojik renk skalasında açık bir şekilde gösterilen, iklimin artan kuraklığı ile karakterize edilir. Aynı zamanda, hem Pleistosen hem Holosen devirler, ilk insanlar için yeterince uygun olan nispeten daha nemli dönemlere tanıklık etmişlerdir. Holosen’in varlığı, mağaraları ve açık hava yerleşimlerini, işlik yerleri (değişik süreli ve maksatlı) ve atölyeleri kapsayan birçok Yontma Taş Çağı sitleriyle belgelenmektedir. Bu oluşumların bazıları, sadece tek tip taş aletler verirken, diğerleri ise on binlerce etkili buluntularla bilinirler. Sitlerin çoğu, bölgenin güneydoğusundaki dağlık bölümünde yoğunlaşır (Pamirler ve Tiyen- Şan), fakat aynı zamanda batı ve kuzeydeki çöllük alanlarda da Yontma Taş Çağı sitlerinin kesin izleri vardır(Figür-1). Aşağıda, kısaca çok önemli malzemeleri tanımladım ve bölgenin ilk yerleşimcileri ile onların kültürleri hakkında bize anlatılanları dikkate aldım.

Alt Yontma Taş Çağı ve Bölgede İlk Yerleşimler

Orta Asya’nın en eski yerleşimi, Güney Tacikistan’daki Kuldara’dır.[1] Sitin arkeolojik kolleksiyonu büyük değildir (yassı ve yuvarımsı çakıllardan yapılma 40 tane küçük ve kaba alet), fakat Tacik çöküntüsünün eşsiz tabakalaşmış ve iyi çalışılmış lös depolarında derince gömülmüş paleosoller 12­11 ile (eski zaman koloidal eriyikleri, ç.n.), bu buluntuların birlikteliği, onların kronolojisinin kurulması için güzel bir fırsat sağlar. Kuldara, kesin olarak Alt Pleistosen’in sonuna tarihlenebilir (yaklaşık günümüzden 800-850.000 yıl öncesi), bunun anlamı, bölgede ilk insan 800.000 yıl öncesinde görünmüştür. Eldeki veriler ışığında bu tarih, Asya’daki en eski arkeolojik sitlerin kronolojisi için oldukça mantıklı görünür. Çin, Endonezya, Hindistan ve Pakistan’dan elde edilen hominid kemikleri ve sözde aletler için 1.5 milyon yıl öncesinden daha eski ve hatta 2 milyon yıl öncesi olarak iddia edilen tarihler, bir zaman kontrolüne dayanmamasına rağmen, en azından Alt Pleistosen’in sonu için az da olsa bir şüphe vardır. Güney ve Doğu Asya, şimdiden bir ya da daha fazla insan etkileşimine tanıklık eder.

Kuldara’nın, bölgenin tek Alt Pleistosen siti olduğu görülür. 600.000 yıldan daha eski olabilecek Tacik çöküntüsünün 9-8 paleosollarından elde edilen tek izole buluntular, Kuldara ile Karatau 1, Lakhuti, Obi-Mazar, vd. gibi Orta Pleistosen’in ikinci yarısına ya da ortasına tarihlenen buluntu toplulukları arasındaki boşluğu doldurur. Bu buluntu toplulukları, Doğu Asya ve Kıta Hindistan’ın kuzeyinde bulunanlara benzer, kaba yonga aletler ve kıyıcıların (Figür-2) olduğu yontuk çakıl endüstrilerini verirler.

Bir diğer çok önemli Alt Yontma Taş Çağı siti, deniz seviyesinden yaklaşık 2000 m. yükseklikteki Soh nehri vadisinde bulunan, Kırgızistan’daki Sel-Ungur mağarasıdır.[2] Faunal malzemeyle birlikte palinolojik veriler, üst kültürel tabaka üzerindeki kattan alınan bir traverten örnek üzerine elde edilmiş G.Ö. 126.000 ± 5000 (LU-936) veren bir Uranyum-Toryum yaşıyla bütünüyle uyuşan Yontma Taş Çağı tabakaları için Orta Pleistosen Çağı işaret eder. Taş aletler ve hayvan kemiklerine ilaveten mağara dolguları, bazı insan ve insan olduğu varsayılan kalıntıları da içerir: Dişler, bir kol kemiği parçası ve artkafa kemiği olabilecek bir parça. Bu buluntuları çalışan paleoantropologlar, Sel-Ungur hominidlerini, bazı gelişmiş özelliklere sahip olan Homo erectus’un, örnek olarak gösterilebilecek yerel özelleşmiş bir türü olarak düşünürler.[3] Aletler; kıyıcıları, basit düz ya da dışbükey kenar kazıyıcıları, çontuklu ve dişlemeli aletleri, düzeltili yongalar ve parçalarını kapsar. Ayrıca, en azından biri tanımlanabilmiştir. Sel-Ungur’u ortaya çıkaran uzmanlar, endüstriyi Aşölyen olarak kabul etme eğilimindedirler, ama bir yandan gerçek el baltalarının yokluğu ve öte yandan Tacik çöküntüsünün yontuk çakıl buluntu toplulukları ile açık benzerliklerinin varlığı gözönüne alındığında, böyle bir tanımlama eleştiriler karşısında çok zayıf kalır. Sel-Ungur’u, Orta Asya’nın Alt Yontma Taş Çağı’nın yontuk çakıl endüstrileri sınıfına atfetmek için, daha iyi sebepler olduğu tartışılabilinir.[4]

Daha çok Geç Aşölyen’e atfedilen ve Alt Yontma Taş Çağı’na ait olduğu düşünülen sitlerin bir kaçı, Orta Asya’nın batı ve kuzeyinde, Türkmenistan’ın ve Kazakistan’ın kurak steplerinde ve çöllerinde keşfedilmiştir. Yandaca (Batı Türkmenistan), Esen (Karakalpakistan), Mugocary, Vişnevka (her ikisi de Kuzey Kazakistan’dadır) ve bazı öteki yerlerden elde edilen koleksiyonlar, gerçek el baltalarını da içeren çok sayıda ve farklı iki yüzden çalışılmış formları kapsar (Figür-3). Maalesef, bunların tamamı yüzey buluntularıdır ve onların jeolojik yaşı tatmin edici bir biçimde saptanamaz.

Bir yandan yontuk çakıl endüstrilerinin coğrafi dağılımı, öte yandan el baltası buluntu toplulukları (Figür-4), bir Doğu-Batı karşıtlığının varlığını göstermesi açısından ilginçtir.[5] Bilinen tüm elbaltaları, batıda ve kuzeydedir ama çekirdek ve yonga endüstrileri güneydoğuda yoğunlaşırken, elbaltaları güneydoğuda neredeyse hiç yoktur. Bu fenomenin mümkün olabilecek yorumlarından biri, Orta Asya’nın batı ve kuzey kısımlarında, aslında Kafkasya’dan (ki burada elbaltalı zengin Aşölyen endüstriler bilinmektedir) gelen hominidler tarafından yerleşilmişken, Orta Asya’nın güney doğu kısımlarının ilk yerleşimcilerinin ise, Doğu Asya’dan (yontuk çakıl endüstrileri baskındır) gelmiş olabilecekleridir. Yine de, ekolojik yorum, eşit bir olasılığı gösterir: Çekirdek ve yonga endüstrilerinin neredeyse yalnız dağlık alanlarla ve elbaltalarının ise ovalarla ilişkili olduğu işaret edilmektedir.

Orta Yontma Taş Çağı

Bu evreye atfedilen sitlerin çoğu, nispeten geç görülmektedir, buna rağmen, bu varsayımın temel olarak, tipolojik görüşlere dayandırıldığı ve bundan başka sadece çok nadir olarak, stratigrafik gözlemler ve mutlak yaşlandırmalarla desteklenebildiği vurgulanmalıdır. Tacikistan’daki Huci ve Ogzi- Kiçik’in ve Özbekistan’daki Obi-Rahmat’ın Orta Yontma Taş Çağı buluntu topluluklarından elde edilen radyokarbon tarihleri, onların yaşlarının yaklaşık 40.000±5000 yıl önce civarında olabileceğini göstermektedir.[6] Yine de, bazı sitler, erken Üst Pleistosen ve hatta Orta Pleistosen yaşlı olabilirler. Her şeyden önce, bu durum, uzun süreli bir kültürel katlaşımın keşfedildiği, Özbekistan’daki Kulbulak için mümkün olabilir.

Orta Asya’nın çoğu Orta Yontma Taş Çağı sitleri, Musteriyen olarak tanımlanabilinir. Bunlar, mağaralar (Obi-Rahmat, Hocakent, Ogzi-Kiçik, Teşiktaş, vb.) ya da açık hava yerleşimleri (Kuci, Kuturbulak, Zirabulak, vb.), iş yerleri ya da atölyeler olsalar da, bu yerleşimler, oldukça benzer envanterlere sahiptir.[7] Bu envanterler, küçük disk biçimli (merkezcil) ve geniş tek platform ya da iki kutuplu çekirdeklerle, nispeten geniş düzenli taşımalık serisi ile (dilgiler ve dilgimsi yongalar), çeşitli kenar kazıyıcı kombinasyonu ile (bir kural olarak ikili ve yöneşenleri içeren) ve büyük bir koleksiyon içinde bulunan ve her zaman mekik aletlerin (limaces) de ilave edildiği düzeltili uçlarla karakterize edilirler (Figür-5). Elbaltalarının, yaprak biçimli uçların ve diğer iki yüzeyli aletlerin tümden ya da hemen hemen yokluğu da önemli bir noktadır. Farklı buluntu toplulukları arasındaki benzerlik, eğer alet üretiminde kullanılan hammaddenin değişkenliği olmazsa, tamamıyla ortaya koyulur. Örneğin, büyük bir olasılıkla hammaddenin değişkenliği yüzünden, Kuturbulak’ta (Özbekistan) “yontuk çakıl aletler” boldur ve Kara-Bura’da (Tacikistan) baskındır ve yine aynı sebepten dolayı, Kos kurgan 1’in (Güney Kazakistan) Musteriyen yapısı, temel olarak küçük boyutlu objelerden oluşur. Bazen, aynı koleksiyondan gelen farklı hammaddelerden yapılmış buluntu toplulukları, farklı sitlerden gelen buluntu topluluklarına göre daha az benzerlik gösterebilir.

İki yüzeyli aletler (küçük bir el baltası ve bazı yaprak biçimli uçları içeren) ve dişlemeli aletlerin yoğun olduğu Kulbulak endüstrisi, kendi özgünlüğü içerisinde çarpıcıdır (Figür-6). Dişlemeli aletlerin yoğunluğu (en azından kısmen) kültürel olmayan faktörleri yansıtma olasılığına sahip iken, böyle bir yorum, iki yüzeyli aletlerin varlığına cevap veremez. Diğer Orta Asya sitlerinin çoğunun tersine, Kulbulak’ın sakinleri, teknik becerilerinin gerçekleşmesi için daha uygun fırsatları sağlayabilecek yüksek kaliteli çakmaktaşlarına ulaşabilme şansına sahiptiler, ancak bunun, sadece sitin özelliğinin bir sebebi olup olmayacağı şüphelidir. Uzun bir araştırma tarihine rağmen, bu sit hemen hemen tüm yaklaşımlar içinde (kronolojik, fonksiyonel, kültürel) hâlâ bir bilmece olarak kalır ve Orta Asya’nın Yontma Taş Çağı içindeki yeri açık değildir.

Komşu bölgelerin Orta Yontma Taş Çağı endüstrileri ile Orta Asya Musteriyen’i karşılaştırıldığında, kuzey ve güneyle yakın benzerliklerin çok nadir oluşu ya da olmaması, batı ve doğuyla böyle benzerliklerin varlığı gözlemlenir. Açık olan şu ki, Doğu Avrupa’nın güney kısmının Mikokiyen endüstrisi (Ilskaya ve Suhaya Meçetka’da olduğu gibi), aynı Doğu Asya’nın çağdaş endüstrilerine görünüşte oldukça benzeyen Hindistan ve Pakistan’ın Orta Taş Çağı’nda olduğu gibi çok farklı görünür, Güney ve Doğu Asya malzemeleri hakkında iyi bir bilgiye sahip olan, Boriskovsky,[8] birçok kereler, “Musteriyen” teriminin, Hindistan’ın Orta Taş Çağı endüstrilerine uymadığını işaret etmiştir, çünkü bu endüstrilerde, düzeltili uçlar ve mekik aletler (limaces) eksiktir ya da çok azdır; bunlar, tipik olmayan kenar kazıyıcılara sahiptir (bunların çoğu, yine de, “düzeltili yongalar” olarak isimlendirilir, çünkü düzelti kenarın şeklini değiştirmez ama onun doğal kenarlarını izler), bunun yanında, bu endüstriler, sık sık yongalardan çok yassı ve doğal parçalar üzerine yapılan aletleri ve bunlara benzer aletleri içerir. Tüm bu özellikler, Pakistan’daki Sangao mağarasının, Penjab’ın geç Soanian’ın, Racastan ve Orta Hindistan’dan elde edilen malzemelerin ve belki de hâlâ çok az bilinen Afganistan Orta Yontma Taş Çağı envanterlerinin tipik ve benzer karakterleridir.[9]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ