ORHUN TÜRKLERİNİN ASLI

ORHUN TÜRKLERİNİN ASLI

Asırlar boyu “Türk” kelimesi farklı anlamlar taşımıştır. “Türk”, kelimesi etnolojik, etnopolitik ve siyasî bir anlam taşıyordu. Farklı kaynaklarda etnolojik anlam taşıyan “Türk” kavramı, bir çok etnik toplumun isimlerini yansıtmaktadır. Bundan dolayı etnolojik anlam taşıyan “Türk” kelimesi ilim adamları tarafından farklı yorumlanmaktadır. Bu makalede “Türk” kavramının, etnoloji ve semantik anlamı, etnolojinin temeli olan halk ve onun asıl sorunu, mantık bağlantısı çerçevesinde incelenmiştir.

Türkler Orta Asya devletlerinin, Birinci ve İkinci Göktürk Kağanlıklarının kurucuları olarak Orhon Türkleri adıyla tanınmıştır. Orhon Türkleriyle akraba olan, dilleri ve asılları bir olan boylar (halkları), Oğuzlar veya Türkler olarak adlandırılmaktadır.

“Türk” Etnonimi

Etimoloji: “Türk” sözü etimolojik açıdan çok önceleri Türkleri tanımlayan bir kavramdı ve onlar bu kavramı komşularından almışlardı. Yalnız Türklerin çevresinde onlara akraba olan, Oğuzlar, Kırgızlar, Türgişler ve diğer kabileler “Türk” etnolojisinin sorununun kaynağı sözkonusu olduğunda ikilem aktüelliğini kaybeder. Bu kavram bugün ön-Türkçe diye bilinen, eski dillere aittir. Bu dilleri ve çağdaş Türk lehçelerini akraba diller olarak tanımlayabiliriz. Bu unsur, bizlere “Türk” sözünün manasını tespit etmeye yardımcı olur. Bu manayı herhangi bir çağdaş Türk dilinin, örneğin Özbek dilinin kelime hazinesinden yararlanarak öğrenebiliriz.

Yalnız “Türk” etnoniminin anlamı hakkında konuşurken, önce Orhon abidelerindeki yazıların okunuşunu incelemek gerekir. R. Giraud bu kavramı “türk”, “türkü”, G. Clauson ise “Türkü” olarak okuyorlardı. Eski yazıtlara göre “Türk” iki şekilde yazılmaktaydı: Sözün sonunda “©” harfi ve “0” (onun diğer versiyonu “®”) yazılmaktadır.

Birinci sessiz “K”, ikinci durumda (“Türk”) sözünde, yalnız “K” olarak okunmuyor, “ük” ve “kü” hece birleşmesi olarak ifade edilmektedir. Özbek dilcileri Abdurahmanov ve A. Rustamov, “Türk” kavramının okunuş şeklini bu harflere göre düzenlemişlerdir. Sözün sonunda “0” olunca “Türk”, ® harfiyle bitince Türük” olarak okunmaktaydı.[1]

Yalnız burada önemli neden “Türk” kavramının okunuş, şekil seçimi değil, bu kavramın eski yazıtlarda imla farklılıklarını ortaya çıkarabilmektir.

Herhalde Orhon abidelerinde yazılan “Türk” kavramının ikili yazı tarzı şu nedenlere bağlıdır:

1) Yazıtlarda, edebi yazı şeklinin haricinde, bir de “Türk” kavramının (sözünün) günlük konuşma şekli gösterilmektedir;

2) Yazıtlarda iki yakın akraba lehçe verilmiştir, bundan dolayı “Türk” kavramının (sözü) yazılış şekli farklıdır.

Peki, bunların hangi versiyonu gerçeğe yakındır? Bu sorunun cevabını sadece yazıtların kendisi verebilir. Köl-tigin’i anlatan, muhafaza edilmiş yazıtların bir kısmında, “Türk” kavramına, genel olarak 31 kere rastlanır. Tüm durumlarda kelimeler “0” ile bitmektedir.

Bilindiği gibi, “Büyük yazıt” ismini taşıyan bu abidenin ilk otuz satırı Bilge Kağan yazıtlarında tekrarlanmaktadır. Bu abidenin üzerindeki yazıtlardan bu parçayı çıkarırsak, Bilge Kağan yazıtlarında “Türk” kavramı sonu (“0”) biterek 17 kere tekrarlanmaktadır.

Zarara uğramamış Ongin adını taşıyan yazıtların bu kısmında, “Türk” kavramı sonu (“©”) ile biterek üç kere rastlanır. Bundan dolayı, söz edilen her üç abide de, karakteristik olarak kullanılan yalnız bir imla versiyonu doğrudur.

Meşhur Tonyukuk yazıtlarının metin incelemesinde, karşılaştığımız “Türk” kavramı 20 kere ifade edilmiştir. Onbir olayda, şekil olarak sonu “©”, diğer dokuz versiyonda ise sonu “®” ile bitmektedir.

Sonu “©” harfiyle biten yazının birinci kısmında sık kullanılmaktadır (1-22 satırlar), abidenin ikinci kısmı ise “®” ile bitiyordu (46-62 satırlar).[2]

Bir halkın adlandırılmasını oluşturan Tonyukuk yazıtında anahtar kelimenin ikili yazı şekli nasıl izah edilebilirdi? Bu soruya böyle bir açıklama getiriyorlardı; taş üzerinde oyma usulüyle yazan yazar, Tonyukuk’un kendisinin diktesi altında bu yazıları yazmıştır. Yazıları iki Şahıs yazmıştır.

Yazıtları yazanlardan biri Türklere akraba olan bir kabileden gelmekteydi ve bundan dolayı “Türk” kelimesini bulunduğu ortamın ifadesiyle yazıyordu.

Profesyonel yazarlar tarafından yazılmış olan metinlerde düzeltme yapılmıyordu.[3] Bundan dolayı Tonyukuk abidesinde bir etnik kökenli kelimenin iki lehçeli yazı şekli meydana çıkmıştır. Bu unsur, “Türk” kelimesinin iki şeklinin meydana gelme sebeplerini ortaya çıkarmaktadır. Aynı zaman sonu “0” (“®”) bu kelimenin doğru olan okunuş şeklini tespit etmeğe yardımcı oluyordu. Gördüğümüz gibi Köl-tigin ve Bilge Kağan yazıtlarında, “Türk” kelimesi yalnız sonu “0” harfli olarak gösterilmektedir. Bu yazıların yazarı, Türk olan Yollug Tigin olmuştur. Buna dayanarak “Türk” kelimesinin, sonu “0” ile biten imla versiyonunu, kuşkusuz Türk kelimesi olarak tanımlayabiliriz.

Sonu “©” biten “Türk” kelimesi ise, Türklere akraba olan kabilelerin diline yakındır. Bu akraba kabileler Oğuzlar, daha doğrusu Uygurlar olmuşlardı. Bu kabileler Oğuz kabile birliklerine dahildiler.

Çoy yazıtı İl-teriş Kağan’ın yaşadığı dönemde yazılmıştır. İl-teriş Kağan, ikinci Türk Kağanlığı’nın kurucusu idi, bu yazıtta Tonyukuk siyasi misyonla, Kağanlığına yeni bağımlı olan Oğuzlara gönderilmiştir. Bu tesadüf değildi. Oğuz kabileleri Türklerle mukayesede çok sayılı yalnız birliği olmayan ordu oluşturmaktaydılar.

Oğuzlar, Tang imparatorluğuna karşı yapılan savaşta Kağanlığın önemli bölümünü oluşturmaktaydı.[4]

Oğuzların kabilelerinden biri olan Uygurlar ikinci Türk kağanlığı döneminde devlette yüksek görevlerde yer alıyorlardı. Bunu ispatlayan ise, Ongin abideleri olmuştur.

Işbar yazıtının yazarı, Eletmiş yabgunun oğlu kendi babasının hayatını anlatarak, bunları söylüyordu: “Oğuzlar, Türklerin hakimiyetine geçtiği zaman, O (babası) kuzeyde İl-teriş Kağanını[5] destekleyerek, aktif faaliyetlerde bulunmuş ve bundan dolayı “şad”[6] rütbesini almıştır.”

Zamanla, Türk Kağanların sarayında, Eletmiş “yabgu” görevine yükseldi. Mahmud Kaşgari’ye ve diğer araştırmacılara göre, “yabgu” görevi, eski Türk devletlerinin önemli rütbelerinden biri olmuştur. Bu rütbe kağan ve veliaht rütbesindeki teginlerden[7] sonra gelen bir rütbedir.

Yabgu rütbesini taşıyan şahıs, çağdaş terminolojiye göre Türk devlet yönetiminde icracı görevini taşıyordu, yalnız tahta çıkma hakkı yoktur.

Eletmiş ve onun yakınlarının kağanlık için yaptıkları çalışmalar büyüktür. Bundan dolayı onlar hak ettikleri rütbelere ve görevlere layık görülmüşlerdir ve devlete vergi vermemişlerdir.[8] Onlar, yönetici sülalelerin güvenini kazanmışlardı. Eletmiş’in büyük oğlu Tamgan-Çor yabgu, babasının görevine getirilerek kağanlığın yüksek derecelerine yükselmiştir.[9] Yalnız Göktürk sülalesinin Oğuz ve Uygurlara uyguladığı fedakarlıklar, siyasi anlam taşımaktaydı.

Bu tanımlama Oğuz ve özellikle Uygurların Göktürk Kağanlığı yönetiminde rolünü hiçbir şekilde etkilemiyordu. Bundan dolayı da ikinci Göktürk Kağanlığı’nın yönetiminde Uygur-Oğuz çevresinden bahsedebiliriz.

Tonyukuk’un yanında bulunan Uygur yazarı hakkındaki bilgiler rivayet değil, gerçektir. Tonyukuk kariyerinin başlarında, kağan tarafından Oğuz işleri temsilcisi olarak görevlendirilmiştir. Tonyukuk, aynı zamanda müteakip üç kağanın danışmanı olarak da çalışmıştır.

Tüm bu araştırmalarımızın sonucunu belirtelim; “Türk” kelimesinin imla etimolojisini netleştirelim.

Belirttiğimiz gibi sonu “0” harfiyle biten birinci örnek Eski Türk lehçesini temsil etmektedir. İkinci örnek, “©” harfiyle bitiyor ve Eski Uygur (Oğuz) lehçesini oluşturmaktadır. Yalnız, Orhon alfabesinde ayrı harflerin grafiğinde yazılış şeklinde lehçe farklılıkları vardır. Örneğin, önceleri “®” ve “0” bir harfin iki seçeneği olarak düşünülürdü. Yalnız şimdiki araştırmalara göre, bu şekillerin birisi Uygur-Oğuz, diğeri ise Türk olarak belirlenmiştir. Şimdi de “Türk” kelimesinin okunuş ve lehçe sorununu inceleyelim. Ongin yazıtlarında, abidenin Tonyukuk’a adanmış birinci kısmında, “Türk” kelimesi, bir anlamlıdır ve “Türk” lehçe örneğini oluşturan “Türk”, “Türük” ve “Türkü”, Uygur-Oğuz faktörü aynı anlama denk gelmiyor. Çünkü, ortada ortak alfabeye rağmen, imla ve lehçe farklılığı vardır.

Bundan dolayı, Türk örneğini okuduğumuz (seslendirdiğimiz) zaman, sadece “Türük” ve “Türkü” kelimeleri arasında bir seçim yapmamız gerekir. Bu kelimelerin birinci örneği Uygur-Oğuzlara daha yakın, bundan dolayı kelime Uygur-Oğuz örneği olarak, sesli harfleri sessiz harflerin aralarına eklenerek incelenebilirdi. Yalnız, bugün edebi olan “Türk” kelimesi, Özbek konuşma dilinde, zayıf sesli harfle “Türük” olarak söylenmektedir.

Yalnız bu örneklere farklı açıdan da bakmak mümkün: Uygur-Oğuz örneğinin ikinci sesli harfinin düşüşü sonucu “Türük” kelimesi meydana gelmiştir. “Türük” kelimesine karşılık olarak Uygur-Oğuz kelimesi “Türk” fonetik yakın okunuş şeklinin iki yolu tespit olunmuştur: Önce, “Türk” kelimesinin okunuşunu “hakiki” Türk olarak belirlemek, “Türkü” kelimesini fonetik anlamına ve Uygur-Oğuz örneğinden uzak oluşundan dolayı dilden uzaklaştırmak gereklidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ