ORENBURG MÜSLÜMAN RUHANİ MECLİSİ VE ÇARLIK ORDUSUNDA TÜRKLER

ORENBURG MÜSLÜMAN RUHANİ MECLİSİ VE ÇARLIK ORDUSUNDA TÜRKLER

Frenburg Müslüman Ruhani Meclisi (1796’dan 1846’ya kadar Ufa Müslüman Meclisi, 1846’dan sonra da Orenburg Müslüman Ruhani Meclisi-OMRM) II. Katerina’nın 22 Eylül 1788 tarihli kararı ile, Müslüman din adamları üzerinde kontrol oluşturmak ve resmi İslami kuruluşları hem Rusya içerisindeki hem de özellikle Orta Asya ve Kazakistan olmak üzere sınırlar dışındaki Müslüman nüfus arasında devlet politikasını yaymada kullanmak amacıyla Ufa’da kurulmuştur.

Ruhani Meclis, faaliyetleri İmparator tarafından atanan bir başkan (Müftü) ve üç yardımcısı (kadı) tarafından denetlenen ortak bir kuruluş idi. 1912 yılında Ruhani Meclis’in idaresi altında 32 vilayet ve bölgede 5771 cami, 1241 imam ve 4.5 milyon Müslüman bulunuyordu.

Ruhani Meclis’in en önemli faaliyet alanı, aile-evlilik ve Müslümanların mülkiyet hakları ile ilgili davaların görülmesi idi. Bu dini kuruluş, dini alanda idari (mahkemeler için imamların atanması) ve denetleme (imamın kararının iptal edilmesi ya da nihai kararın açıklanması) işlevlerine sahip en yüksek yetkili merci idi. Uygulamada şeriat kuralları ile tüm Rus yasalarının kendine özgü bir şekilde sentezini esas alıyordu. Faaliyetleri, daha yüksek mercilerin -yerel yönetimler ve İçişleri Bakanlığı- dikkatli bir denetimi altında ilerliyordu.

Yönetim ile Müslüman nüfus arasında bir konuma sahip olan Ruhani Meclis, Müslümanların askerlik hizmetleri ve ordudaki dini ihtiyaçlarının karşılanması ile ilgili meselelerin tümü ile ilgileniyordu.

Başkurt-Mişer Ordusunda Müslüman Din Adamları

Ordudaki Müslüman din adamlarına Başkırya’da askeri-idari yönetim kontrolünün getirilmesi ve düzensiz birliklerin -Başkırya’da ordusu (1798)- oluşturulması ile ilgili yasal görevler verilmiştir. Herhangi bir ordunun Rus ordusu tarafından düzenlenen seferlere katılması durumunda, başlarında bir molla bulunan beş yüz kişilik alaylar oluşturuluyordu. Başkurt, Mişer ve Tipter alaylarındaki Müslüman din adamları, Rusya’nın 1806-1807 ve 1812-14 yıllarında Napolyon Fransası ile yaptığı savaşlarda ve 1806-1812 Rus-Türk Savaşı’nda yer almışlardır. Bu din adamları sadece Müslüman askerlerin savaşma ruhlarını desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda bu askerlerde onur duygusunun geliştirilmesini de sağlıyorlardı (savaş esirlerine insanca davranma, askeri birliklerin ele geçirilmesinde uygulanan yasaklar ve ibadet yerlerine zarar verilmemesine yönelik yasaklar, vs.).[1] Bu savaşlar sırasında Ruhani Meclis öncelikle vatanseverlikle ilgili fetvalar yazıyordu, ancak bunları yetkililer tarafından yeterli bulunmuyordu. Örneğin 1812 yılında Müftü Muhammedhan Hüseynov tarafından verilen fetva hükümet tarafından fazla cesurca bulunmuştu.

Rusya’daki Müslümanların başındaki bu kişinin fetvasının Orta Asya halklarında öfke uyandırabileceğini düşünerek, Orenburg Genel Valisi G. Volkonsky bu fetvanın dağıtımını yasaklamıştır.[2]

Rus hükümeti, Başkurd-Mişer ordusunu oluşturduktan sonra, imparatorluğun doğu sınırlarının korunması ve son olarak da Orta Asya ve Kazakistan’ın imparatorluk topraklarına katılmasının tamamlanması görevini yerel nüfusun (temel olarak Başkurt ve Tatarlar) üzerine yıktı. Bu durum, Başkurt alaylarının önemli rol oynadığı Hive Savaşı’nda (1839) ve Hokand Hanlığı’na karşı düzenlenen askeri harekatta (1853) açık bir şekilde görülmüştür. Bu savaşlarda, Müslüman askerlerin dindaşlarına karşı ideolojik açıdan sağlam olmalarını sağlamak amacıyla ondan fazla molla görev almıştır. Ruhani Meclis üyelerine İslam birliğini eleştiren ve Rus İmparatorluğu’nun devlet çıkarlarının korunmasına yönelik yazılar bulunan fetvalar yayınlamıştır. Bununla birlikte, on sekizinci yüzyılın sonlarında Orta Asya’da da müftüler tarafından benzer fetvalar dağıtılmıştır: Bunlarda Osmanlı sarayının Müslüman halkların refahının yükseltilmesini sağlayamayacağı ve Buhara ve Hive müftüleri tarafından yayınlanan ve Türk sultanının etrafında toplanılması çağrısında bulunulan fetvaların suç teşkil ettiği belirtilmiştir.[3]

Barış zamanında Müslüman din adamlarının askerlik hizmetlerini nasıl yapacakları ile ilgili kararlar Başkurt-Mişer ordusunun komutanı tarafından veriliyordu. 10 Nisan 1798 tarihinde eyaletlere gönderdiği bir talimatta, Müslüman din adamlarının sınır hattındaki görevlerden alınmasına dair bir madde bulunmaktadır. Ancak Başkurtlardan ve Mişerlerden gelen çok sayıdaki talep üzerine bu emir geri çekilmiştir. Başlangıçta kanton amirleri mollaların sınır hattına gönderilmesi işleri ile ilgileniyordu ve bu suiistimallere yol açıyordu. Ruhani Meclis sadece bu soruna müdahale etmiştir. Örneğin, 1830 yılında, dini kuruluşun talebi üzerine, hasta olduğunu ileri sürerek 8. Orenburg alayındaki görevinden Odessa’ya gitmeyi reddeden A. Tulkubayev görevinden alınmıştır. Genel Vali V. A. Perovsky’nin 5 Nisan 1834 tarihli emri uyarınca, kanton amirlerinin dini görevlilerin askerlik hizmetleri hakkında karar verme yetkileri ellerinden alınmıştır. Bu yetki Ruhani Meclis’e verilmiştir ve mollalar artık sınır bölgelerine yıllık olarak düzenlenen bir programa göre atanmaya başlamıştır.[4]

Uzun bir süre boyunca, ülkedeki dini makamlara yapılacak atamaları sivil merciler yürütmüştür. Bu durum, müezzin ve imam görevleri için yapılacak atamalar için aday gösterme işini kendisi üstlenmek isteyen Başkurt-Mişer ordusu komutanlığını memnun etmemiştir. Askeri yetkililer, Başkurtların ve Mişerlerin dini görevlere geçerek askerlik hizmetinden kaçmak istediklerinden şüphelenmeye başlamıştır. 1837 yılında, Orenburg Genel Valisi, Ruhani Meclis’e başvuru sahiplerinin sadece Başkurt-Mişer ordusu komutanının ya da askeri valinin rızası üzerine değerlendirilmesi talimatını vermiştir. Ayrıca, Devlet Konseyi Orenburg yetkililerinin önerilerinin yasal olduğuna karar vermiştir.[5]

Başkurt-Mişer ordusunun komutanına bağlı olan Müslüman din adamları önemli ayrıcalıklara sahipti. Bu bağlamda, askeri yönetimin 12 Nisan 1834 ve 13 Şubat 1837 tarihli talimatları uyarınca, pek çok vergiyi ödemiyorlardı ve tüm temel vergilerden muaf tutuluyorlardı.[6]

Ülkedeki askeri yetkililerin planları arasında, din çalışanları arasında tam olarak dikey bir bölünmenin sağlanması bulunmaktaydı. Bu amaçla, 1850 yılında orduda üst düzey ahun makamı oluşturuldu ve bu makama Gataulla Altıngüzin atandı. Ancak, Gataulla Altıngüzin Müslüman din adamlarını idare etme fırsatı bulamadı. Görevleri, temel olarak askeri komuta ile ilgili bilgilerin oluşturulması ve Başkurt-Mişer ordusunun komutanının emir ve talimatlarının çevrilmesi ile sınırlıydı.[7]

1860’lı yılların kanton sisteminde Başkurt-Mişer ordusu tasfiye edildi (14 Mayıs 1863 tarihli kanun maddesi ve 2 Temmuz 1865 tarihli Devlet Konseyi kararı). Bu karara karşı Başkurdıstan’ın büyük bir kısmında gerçekleştirilen eylemler sakin geçmesine rağmen, ortaya çıkan sorunları önlemek mümkün olmadı. Müslüman din adamlarının genel uygulamaya göre askerlik görevine çağrılmalarına karşı Başkurdıstan’da düzenlenen protesto eylemlerine aktif olarak katılmaları dikkat çekicidir. Mart 1847’de, Perm vilayetindeki Başkurtlar “zorunlu askerlik görevine kanlarının son damlarına kadar direneceklerini” açıklayarak kitlesel bir şekilde askere gitmeyi reddettiler. Yetkililere askere gideceklerin listelerini vermeyerek bu ayaklanmaların başını çekenler mollalar oldu. Haziran ayında müftü Salimgiray Tevkelev Perm vilayetini terk etmeye ve meclislerde hükümetin gerçekleştirdiği eylemlerin gerekliliğini anlatmaya mecbur bırakıldı. 5 din görevlisini görevden alarak ve sorunlu yerlere ordunun sevk edilmesini kabul ederek, askere alınma işlemlerinin gerçekleştirilmesini sağladı. 30 Ağustos 1874 tarihinde, imparator Salimgiray Tevkelev’e minnettarlığını açıkladı.[8]

1905-1907 arasında yaşanan en büyük sosyal çatışmada, Müslüman din adamlarının temsilcileri Başkurt ordusuna yapılacak asker alımlarında yine özel bir düzen önerdiler. Örneğin Molla M. Sermetev Ruhani Meclis’e verdiği bilgide, Sermetevo köyündeki din görevlilerinin “1904-1905 yıllarında Rusya’daki talihsizliklerin bir daha yaşanmaması ve tüm hakları ile birlikte Başkurt halkına eski konumlarının iade edilmesi” yönündeki dileklerini ifade ettiklerini bildirmiştir.[9]

Düzenli Rus Ordusunda Müslüman Din Adamları

Ondokuzuncu yüzyılın başlarında Müstakil Muhafızlar Birliği’nde ve daha sonra da Kırım-Tatar süvari bölüğünde ve Rus ordusunun başka kısımlarında askeri molla makamları oluşturuldu. İslamı ikrar eden pek çok subay ve askerin bulunduğu Müstakil Muhafızlar birliğinde, askeri imam ve askeri molla makamları kuruldu. Tüm bunlar askeri şuralarda seçiliyor ve son atama kararı da İçişleri Bakanlığı tarafından yapılıyordu. Müstakil Muhafızlar birliğinin ayırt edici özelliği, Müslüman askerlerin yiyeceklerinin şeriat kurallarına göre hazırlanıyor olmasıydı.[10] Değişik yıllarda, St. Petersburg’daki askeri imam makamına getirilen kişiler arasında Emlihan Rahmankulov, Gataulla ve Muhammedsefa Beyazitov gibi tanınmış dini simalar bulunuyordu. Sayılarının az olmasına rağmen, Petersburg Müslümanlarının Rus sosyal hayatındaki rolleri geleneksel olarak büyük olmuştur. Örneğin, daha sonra müftü olacak olan Gabdulvahid Süleymanov mesleki hayatına Müslüman soylularına ve bir askeri okul olan Tsarkosel’skogo’da dersler vererek başlamıştır. “Devlete güvenin sağlanması” amaçlı propaganda çalışmalarındaki başarılarından dolayı, 1832 yılındaki akhun “tarhan” makamına getirilmiştir. 1841 yılında Rus Müslümanların başında hiçkimse kalmayınca, askeri okulların başındaki Prens Michael Pavloviç, Gabdulvahid Süleymanov’un bu makama getirilmesine yardımcı olmuştur.[11]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ