NAHÇIVAN

NAHÇIVAN

Azerbaycan Cumhuriyeti’ne bağlı olarak mevcudiyetini devam ettiren Nahçıvan Cumhuriyeti, kuzey ve doğuda (270 km.’lik bir sınırla) Ermenistan, güney ve batıda (160 km.’lik sınır ile) İran, kuzeybatıda (11.8 km.’lik sınır ile) Türkiye ile çevrilidir. Türkiye-Nahçıvan sınırını çizerek güneye inen Aras Nehri, Nahçıvan-İran sınırını da belirleyerek, Ordubad’ın 12 km doğusunda bulunan kilit hudut karakolunda ülkeyi terk eder. Ermenistan ile sınırın Aras Nehri’nden doğuya doğru 60 km.’lik bölümü düz, kalan kısmı ise dağlık araziyi takip eder.

Toplam yüzölçümü 5500 km2 olan Nahçıvan’da arazinin %70’i dağlar, %30’u ise ova ve nehirlerden oluşur. Arazi, ortalama yüksekliği 750 m. olan Aras Nehri’nden itibaren kuzeye ve doğuya doğru yükselir ve yer yer 3000 m.’ye ulaşır. En yüksek kesim Kapıcık Dağı olup, 3829 m.’dir. Aras Nehri dışındaki akarsular genelde kuzey-güney istikametinde akar. Dağlık kesimde derin vadiler oluşturmasına rağmen, ovalık kısımda engel teşkil etmezler. Önemli akarsular arasında Arpaçay, Nahçıvan Çayı, Elince Çayı, Ordubad bölgesi çayları sayılabilir.

Bölgedeki en önemli karayolu Sederek-Nahçıvan-Ordubad yolu olup, buraya Sederek güneyinde Iğdır-Dilucu-Nahçıvan yolu, Nahçıvan’da, Batabad-Şahbuz yolu, Culfa’da İran-Nahçıvan yolu bağlanmaktadır. Ana yola paralel uzanan demiryolu, Sovyet yol standardına göre inşa edilmiştir ve halen ülke içinde işler durumdadır.

Merkezi Nahçıvan şehri olan bu Muhtar Cumhuriyet 6 idari bölge (rayon) Babek, Şerur, Ordubad, Culfa, Şahbuz ve Sederek’ten ibarettir. Buna bağlı olarak 4 şehir, 2 büyük kasaba ve 215 köy mevcuttur. Son istatistiki bilgelere göre; Nahçıvan şehri 60.000 nüfusa sahip olmakla birlikte, toplam mevcud 300.000’den fazladır.[1] Nüfusun tamamı Türktür. Başlıca iktisadi faaliyet ziraat, pamuk, pirinç, üzüm, meyve, ipek böcekçiliği, hayvancılıktır.[2] Tabii servet bakımından ise bolca kaya tuzu yatakları mevcuttur.

Muhtar Cumhuriyet’in merkezi durumunda olan Nahçıvan şehri Kafkasya’nın en eski yerleşim bölgelerinden birisi olarak bilinmektedir. Son yıllarda Nahçıvan ve etrafında yapılan birçok arkeolojik kazılar neticesi ispat edilmiştir ki, bölgenin Ön Asya, Elam, Asur, Urartu ve Med medeniyetleri ile ilişkisi mevcuttur. Bu hususta Nahçıvan’ın 8 km. doğusunda, Nahçıvan çayının sol kıyısında yer alan Kültepe isimli eski bir medeniyet merkezinin varlığı ilgi çekicidir.[3]

Naşovaya (Nahçıvan) şehrinden ilk olarak bahseden coğrafyacı Batlamyos’tur. Ermeniler Nahçavan (Nahçuan) adını nah-i cevan Nuh’un ilk durağı gibi bir halk inanışı ile açıklarlar. Halbuki bu ismin-avan “yer, mahal” eki ile meydana gelmiş olduğu aşikardır. Eski Arap kaynaklarında Naşava şeklinde ifade edilen Nahçıvan ismi, Selçuklu ve İlhanlı Devirlerinde ise, Nakcuvan olarak belirtilmekteydi.[4] Evliya Çelebi’ye göre de bu şehre “bazıları Nahcivan bazıları Nahşevan” demektedirler.[5]

M.S. III. yüzyılda Sasani hakimiyetinde varlığını sürdürmekte olan Nahçıvan, sık sık Sasani- Bizans mücadelelerine sahne olmakta el değiştirmektedir. Süreklilik arz eden bu mücadeleye İslam orduları son verdi. Nahçıvan Halife Hz. Osman zamanında Habib b. Maslama tarafından 654’te fethedildi. Halife Muaviye (661-680) devrinde Nahçıvan Aziz b. Hâtim tarafından yeniden inşa edildi. Arap valiler bu şehri başlıca askeri ve idari merkezlerden biri haline getirdiler. Şehrin etrafındaki yerleşim bölgelerine Arap kabileleri yerleştirildi. Bölge, Bizans’a karşı bir üs olarak kullanılıyordu.[6]

Müslüman şehri halini alan Nahçıvan, 900 yılına doğru Bagratunilerin hakimiyeti altına girmişti. Ancak Saciler şehri geri aldılar ve burası daha sonra onlara tâbi Ordubad emirinin mülkü oldu.[7] XI. yüzyılda bölge Selçuklular tarafından fethedildi ve Nahçıvan şehri Sultan Alparslan’ın önemli merkezlerinden biri haline geldi. Selçuklu hakimiyetinin zayıflamaya başlaması ile birlikte Nahçıvan’ın Selçuklu İmparatorluğu’nun kollarından Azerbaycan, Eldenizli (İldenizli) Atabeylerinin hükümranlığı altında olduğu görülmektedir. İldeniz Atabeyleri Nahçıvan’a çok büyük önem vermişler ve bölgeyi başlıca yurtlarından biri haline getirmişlerdi. Nitekim bu dönemde iktisadi hayatta önemli bir gelişme olduğu gibi bölgede Türklüğün mihenk taşları olan ve günümüze kadar mevcudiyetlerini devam ettiren birçok mimari eser de vücuda getirilmiştir.

Sırasıyla Moğollar ve Timur Dönemlerinde birçok kez istila ve yıkımlara maruz kalan Nahçıvan, XVI. yüzyılda Safeviler Dönemi’nde huzura kavuştu. İktisadi hayat düzeldi. Sanatkârlık alanında önemli bir gelişme meydana geldi. Bakırcılık, kuyumculuk, dökümcülük, nakkaşlık, demircilik ve dabbağcılık önemli sanatlar arasındaydı. Nahçıvanlı ustalar etrafa nâm salmışlardı.[8]

Nahçıvan, 1554 yazında bizzat Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman tarafından idare edilen ve “Nahçuvan” seferi ismi verilen seferde Osmanlı kuvvetleri tarafından tahrip edilmiş ve III. Murad (1578-1590) devrinde Osmanlıların eline geçmişti. Fakat 1603’te Tebriz’in Safeviler tarafından geri alınması üzerine Revan Valisi tarafından tahliye edilmişti. Bölge IV. Murad (1623-1640) devrindeki Osmanlı-İran harpleri sırasında da zarar görmüş[9] ve Tabanı Yassı Mehmed Paşa tarafından fethedilerek tekrar Osmanlı idaresine alınmıştır. Osmanlı idaresi ile birlikte Nahçıvan’da iktisadi ve mimari kalkınma alanında büyük bir şenlenme vücuda geldi. Nitekim Evliya Çelebi XVII. yüzyılın ikinci yarısında bu şehirde; 10.200 toprak örtülü ev, 70 cami (Osmanlı Paşalarının yaptırmış olduğu Cenabı Ahmet Paşa, Ferhat Paşa, Güzel Ali Paşa Cağaloğlu, Hadım Cafer Paşa Camileri, isimleri zikredilen büyük ibadethanelerdir), 40 mescit, 20 mihmansaray, 7 hamam, 1000 kadar da dükkan mevcut olduğunu kaydetmektedir.[10]

İran’da Nadir Şah’ın iktidara gelmesi ile Güney Kafkasya’da dengeler değişmeye başladı. Safevilerin zaafı esnasında elden giden memleketler tekrar İran’ın eline geçti (1746 Antlaşması). Nadir Şah, hakimiyetini Derbend’in kuzeyindeki Kızılyar’a kadar genişletti. 1747’de Nadir Şah’ın katli üzerine İran yeniden anarşiye tutuldu. Umumi kargaşalıktan faydalanan Azerbaycan Hanlıkları istiklâllerini ilan ettiler. Kaçar Sülalesi İran’da yeniden otoritesini tesis etmiş ise de, kendi hakimiyetini Azerbaycan’ın sadece Aras’tan aşağıdaki kısmına kadar uzatabilmişti. Kafkasya Azerbaycanı denilen Aras’tan yukarıdaki hanlıklar ise müstakil ve yarı müstakil durumlarını muhafaza etmişlerdi.[11]

Bağımsızlığını kazanan Nahçıvan Hanlığı; Nahçıvan, Şerur, Ordubad, Megri, Gafan ve Culfa bölgelerinde hakimiyet sürmekte idi. Diğer Azerbaycan hanlıkları gibi, Nahçıvan Hanlığı da Güney Kafkasya’ya inmek isteyen Ruslarla amansız mücadeleler yürüttü. Birinci Rus-İran Muharebesi (1805¬1813) döneminde Nahçıvan Hanlığı, Rus kuvvetleri tarafından işgal edildi. Ancak Gülistan Antlaşması ile Ruslar bölgeyi boşalttılar.[12] 1826’da Rusların Erivan Hanlığı’na taarruzları üzerine İran ile Rusya arasında yeniden muharebe başladı. İran Prenslerinden Abbas Mirza ordusunun Aras’ı geçmesiyle Nahçıvan ve Erivan’da çok kanlı çarpışmalar oldu. Ruslara karşı kahramanca mücadele edildi. Ancak Rusya’dan gelip yetişen muhasara ve sahra toplarının yıkıcı tesiri karşısında başarısızlıklar başladı. 7 Haziran 1827’de Nahçıvan Ruslar tarafından işgal edildi.[13] Geri çekilmek zorunda kalan Abbas Mirza ordusunu takip eden Ruslar, Aras güneyindeki Makû, Hoy, Selmas ve Karabağ Hanlıklarını işgal ederek Tebriz’e girmişler ve nihayet 1828’de Türkmençay Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre, Aras Nehri ve Talış dağları hudut tutularak Erivan ile Nahçıvan Hanlıkları Rusya’ya terk olunmuştu. Anlaşma ile İran’da ikamet eden bütün Ermenilere Rusya tarafından ilhak edilen topraklara taşınma hakkı da öngörüldüğünden, on binlerce Ermeni, Erivan, Karabağ ve Nahçıvan’a göç etti.[14]

Bu tarihten itibaren Aras’ın kuzeyinde bulunan Azerbaycan hanlıkları Rus hakimiyetine geçmişlerdi. Fakat bu, bütün hanlıkların idari olarak hemen Rus rejimine girdiğini ifade etmez. Gence ile Bakû’de 1804 ve 1808’de Rus askeri idaresi tesis edilmiş iken, bu rejim diğer hanlıklarda uzun zaman sonra tatbik edilmişti. Buralarda ya eski han nesilleri iktidar mevkiinde tutulmuş, veyahut Ruslar tarafından yeni han tayin olunmuştu. Hanlıklarla, Kafkasya Askeri Kumandanlığı arasında Rusya İmparatoru namına imzalanmış antlaşmalar ile tabi (Vassal) hanların selâhiyetleriyle, imparatorluğa karşı taahhütleri tespit olunmuştu. Bu sistemle Nahçıvan Hanlığı’da mevcudiyetini 1840 yılına kadar devam ettirmiştir.[15]

Rus işgalinden sonra hanlık (şehir ve 178 köy) dâhilinde 30.323 nüfus bulunuyordu. Bunun 11.341 Ordubad ile 52 köyüne aitti. 1896’da şehrin nüfusu 7.433 etraf bölgeler ise 121.365 olarak tespit edilmiş idi.[16]

1850’de Nahçıvan ve Erivan hanlıkları lağvedilerek, Nahçıvan, Gümrü, Yeni Beyazıt, Şerur- Dereleyez kazaları ve Ordubad nahiyesi dahil olmakla Erivan Gubernatorluğu (Valiliği) teşkil olundu.[17] Rus idaresindeki Nahçıvan’da bir takım gelişmeler olmakla birlikte, bütün Rusya’da geçerli olan aşırı vergi uygulaması ve toprak adaletsizliği gibi huzursuzluklar bu bölge içinde geçerli idi. İşte bu ortamda Japonya karşısında mağlubiyete uğrayan Çarlık Rusyası’nda 1905 İhtilali ortaya çıktı. Rusya’da geniş çaplı grevler iç savaş ve ayaklanmalar oldu. Düzenin bozulması Kafkasya’da da etkisini gösterdi. Bilhassa Türkler ve Ermeniler arasında kanlı olaylar yaşandı. Bakû’de meydana gelen hadiseler kısa zamanda tüm bölgeye yayıldı. Bir müddetten beri silahlanmaya başlamış olan Nahçıvan Ermenileri Türk ahaliye düşmanca bir tavır içerisine girmişlerdi. Nitekim onlar 5 Mayıs 1905’te Üç Cehrili’yi yaraladıkları gibi, 7 Mayıs’ta da Tumbul Köylü bir Türkü öldürdüler. Bunun üzerine Erivan Valisi Baranovski, Erivan Belediye Reisi Ağamalov ve Erivan’da bulunan Nahçıvan Belediye Reisi Cafergulu Han 8 Mayıs’ta Nahçıvan’a geldiler. Türk ahaliden Ermenilerin kendilerine takındıkları tutumu ve yaptıkları zulmü dinlediler. Ancak olayların önlenmesi yönünde bir netice elde edilemedi. 9 Mayıs’tan itibaren olaylar yeniden başladı. Ermeniler Nahçıvan’daki Müslüman mahallelerini ateş altına almıştı. Küçük çapta da olsa Türklerin de karşılık vermesi ile devam eden çarpışmalar, 27 Kasım’a kadar devam etti. Ara sıra taraflar barış yapıp, el sıkışıyorlarsa da bu durum uzun sürmüyor, olaylar yeniden başlıyordu.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ