NAHÇIVAN HANLIĞI

NAHÇIVAN HANLIĞI

On sekizinci yüzyılın ortalarında kurulmuş olan bağımsız Azerbaycan hanlıklarından biri de Nahçıvan bölgesindeki Nahçıvan Hanlığı’dır.

Türkiye ile sınır olan bu hanlık Azerbaycan’ın Türkiye ile ilişkilerinde de kendine has bir yeri bulunmaktadır. Azerbaycan tarihinde derin iz bırakmış olan bu hanlığın tarihi üzerine, maalesef bugüne kadar yeterince incelemede bulunulmamıştır.

Nahçıvan hanlığının tarihi hakkındaki bilgilere, bu hanlığın Rusya’ya ilhak edilmesiyle ilgili bir iki bilgi dışında XVIII-XIX. asırlarda ve XX. asırdan önce yaşamış ve Rus asıllı Kafkas bilimcilerin yazdıkları eserlerde rastlanmaktadır. Bu konuda K. N. Nikitinin “Nahçıvan Şehri ve Nahçıvan Kazası”[1] makalesini örnek verebiliriz. Yazar, Nahçıvan sınırlarından bahsederken, arazisi Nahçıvan hanlığının sınırları ile aynıdır der.[2] K. N. Nikitin’in eserinde hanlıklar devrine ait sosyal ve iktisadi konularda ilginç bilgilere rastlanır.

Son zamanlarda Nahçıvan tarihi ve XVIII. asırlardaki dönemiyle ilgili bazı incelemeler yayımlanmıştır. Buna, Sahibe Budagova’nın “Nahçıvan Diyarının Tarihi Coğrafyası (XVIII. asrın II. yarısı-XIX. asrın yarısı” adlı eserde,[3] Nahçıvan bölgesinin arazi değişmesine tesir eden siyasi olaylar açıklanır; Nahçıvan hanlığının kuruluşu hakkında bilgiler verilir.

F. M. Aliyev ve M. M. Aliyev’in birlikte kaleme aldıkları “Nahçıvan Hanlığı”, Bakı 1996, adlı kitabında ilk kez hanlığın sosyal ve siyasi tarihi hakkında ayrıntılı bilgiler de verilmiştir. Bu kitap, tarihi, edebi eserler ve arşiv kayıtları esas alınarak yazılmıştır. F. M. Aliyev ve M. M. Aliyev’in bu eserini, Nahçıvan hanlığı tarihinin öğrenilmesinde önemli bir adım olarak belirtmeliyiz. Bununla birlikte bazen birbiriyle çelişen bilgilerin ve zamanların verildiği, siyasi tarihe daha fazla yer verildiği halde iktisadi konulara daha az değinildiği görülmektedir. En önemlisi, Hanlığın demografik durumundan bahsedilmemesidir. Halbuki bugün Ermeni milliyetçilerinin Karabağ’la birlikte ezeli Azerbaycan toprağı olan Nahçıvan’ı da talep ettikleri göz önünde bulundurulduğunda, bu konulara bilhassa dikkat çekmenin gerekli olduğu kanaatindeyiz. T. T. Mustafazade’nin 1999’da yayımlanmış olan “Nahçıvan Vilayeti XVIII Yüzillikde” adlı makalesinde[4] en çok hanlık zamanına, özellikle de Nahçıvan hanlığının diğer hanlıklar ve komşu devletlerle münasebetleri üzerinde durulmuştur.

Okuyucuya takdim ettiğimiz bu yazıda, tarih ilminin Nahçıvan hanlığının tarihinin öğrenilmesinde elde ettiği muvaffakiyetlere dayanmakla beraber, tarihçilerimizin sathi olarak ele aldıkları ya da birbirleriyle çelişen bilgiler verdikleri konularda gerçekleri açığa çıkarmayı ve en önemlisi. Hanlık zamanında Nahçıvan diyarının demokratik manzarasını ortaya koyabilmek için ilk ve orijinal kaynaklara müracaat etmeyi kendimize vazife bildik.

Nahçıvan Hanlığının Safevi döneminde Çuhursed beylerbeyliğinin içinde mevcut olan Nahçıvan “ülkesi”nin bünyesinde bulunduğunu belirtmek gerekir. Nahçıvan ülkesi, Ustaclı tayfasının idarecileri tarafından yönetilirdi. 1722 yılında başkenti İsfahan şehrinin Afganların yönetimine geçmesi ve Safevi Devleti’nin olaya suskun ve ilgisiz kalması sebebiyle Osmanlı Devleti, Azerbaycan’ın birçok yerini o sırada Nahçıvan’ı da hâkimiyetine almıştı. Nahçıvan diyarının arazisinde “Nahçıvan Sancağını” oluşturmuşlardı. Nahçıvan Sancağı, Nahçıvan, Sair, Mevazi, Dereşahbuz, Mülki-Arslan, Mevaziyi- Hatun, Karabağ, Kışlaagat, Dereşam, Azatciran, Şorlut, Derenurkut, Sisyan ve Dedeleyiz nahiyeleri olmak üzere ondört bölüme ayrılmıştı.[5]

Afşarlardan olan Nadir’in liderliğinde yeniden oluşan İran Devleti, Azerbaycan’ın diğer toprakları gibi Nahçıvan diyarını da 1735’te tekrar hakimiyeti altına almıştır. 1736’da Mugan kurultayında kendini şah “seçtirmiş” olan Nadir, Nahçıvan eyaletine aynı zamanda iki hakim tayin etti. Bunlardan biri, hakim-i ülke-yi Nahçıvan, diğeri hakim-i tümen-i Nahçıvan olarak adlandırılmıştı. Hakim-i tümen-i Nahçıvan, Şah tarafından belirlenen, ekonomi ve inzibat işlerini yönetir, hakim-i ülke-yi Nahçıvan ise, Afşar boyunun hakimi ve eyaletden toplanan askeri birliğin reisi idi.[6] Nahçıvan tümeninin hakimi Mirze Rıza, yerli ahaliyi çok ezdiğinden ve kendisi için belirlenmiş meblağdan fazla vergi topladığından ona karşı ahalide büyük kin oluşmuştu. Bunun için 1736’da Mugan kurultayından hemen sonra Nadir şah, onu vazifeden uzaklaştırıp Ağa Hasan’ı Nahçıvan’a hakim tayin etti.[7]

Fakat Ağa Hasan, ahaliye kötü muamele etmekteydi. 1747 yılının Haziran ayında Nadir Şah, Ayanların suikastı sonucu öldürülünce Azerbaycan’ın genelinde olduğu gibi Nahçıvan’da da İran hakimiyetine son verildi. Kengerli boyunun lideri Haydar Kulu Han, Ağa Hasan’ın hakimeyitine son verip kendini Nahçıvan’ın bağımsız hanı ilan ederek Nahçıvan şehrini, Hanlığın merkezi yaptı. Hanlık, idari yönden Elince, Hok, Dereleyez, Ordubat, Eylis, Deste, Calanbek ve Velev olarak bölgelere ayrıldı.[8] Bölgeler, Mirzabey unvanlı yöneticiler tarafından idare ediliyordu. Bölgelere dahil mahalleleri muhtarlar yönetirken, Hanlığın şehirlerinde polis görevini ‘Darga’ ve ‘Asasbaşı’ yürütüyordu.

Dargaların emrinde yüzbaşı ve onbaşılar bulunuyordu. Pazarları Dargalar denetliyordu. Maaş almayan Dargalar, görevlerinin karşılığında hergün bakkallardan 15 kuruş gümüş para almaktaydılar. Dargalar sadece denetlemiyor aynı zamanda şeriat kanunlarının hayata geçirilmesini de sağlamaya çalışıyorlardı. Ayrıca Asasbaşı unvanlı idareciler de, şehri ve pazarı geceleri korumakla görevliydiler. Bunlar da Dargalar gibi maaş karşılığında hergün bakkallardan 15 kuruş alma hakkına sahiptiler.[9]

Hanın en yakın yardımcısı vezirler idi. Herhangi bir sebeple Hana gelenler görüşme konularıyla ilgili olarak önce Kethuda tarafından kabul edilirlerdi. Miraplar ise, hem şehir hem de köy suyundan yararlananlardan 5 batman tahıl ya da yarım batman pamuk alıyorlardı.[10]

Nahçıvan hanlığının geliri, ziraat ve haycvancılığa dayalıydı. Devlet (hazine) toprakları önceki özelliğini kaybederek bir tür hanın özel mülkü statüsüne çevrildi. Bazı durumlarda bu topraklar, hanın rızası ile herhangi bir kimsenin hizmetine göre ‘tiyul’ adıyla kullanıma verilirdi. Topraktan tiyul olarak istifade eden şahsa ‘tiyuldar’ denilirdi. Tiyulun miras olarak geçebilmesi çin hanın onayı şarttı. Tiyuldar, elde edilen mahsülün belirli bir kısmını hazineye vermek zorundaydı. Nahçıvan hanlığında topraktan istifadeye göre verilen vergiye “behre”[11] denilirdi. Hanlığın toprakları başlıca, Han ailesine mahsus olan halise toprakları, şahsi mülkiyyet olan mülk toprakları, dini müesseselerin emrinde olan vakıf toprakları, köy icmasına mahsus olan halk toprakları olarak adlandırılmaktaydı.

Dağ köylerinde yaşayan ahalinin esas meşguliyeti hayvancılık idi. Köylüler, raiyyetlere, rençberlere ve ilatlara ayrılırdı. Raiyyetler, kendilerine verilmiş olan toprağı ekmek ve elde ettikleri mahsülün onda birinden beşte birine kadar olan miktarını vergi olarak vermek durumundaydı. Ne toprağı ne de emek aleti olmayan rençberler, hanın ve beylerin topraklarında çalışır ve elde edilen mahsülün yaklaşık üçte bir hissesini alırlardı. Yaylak ve kışlak hayatını sürdürerek hayvancılık yapan göçerlere de ilat denilirdi.

Nahçıvan Hanlığına bağlı tüm bölgelerden ergenlik çağına girmiş kimselerden 20 kepik (kuruş)’i ana para olmak kaydıyla, yılda gümüş para olarak 1 manat her evden 20 manat ev parası (duman parası) vergi olarak alınırdı.[12] Hazine topraklarından toplanmış mahsülün her 10 hissesinden 3,5’u beye, kalanı ise toprağı işleyenlere kalırdı. Ağa topraklarından toplanmış mahsülün beşte biri hazinenin, kalan hissesi ise ağanın payına düşerdi.

Hayvancılıkla meşgul olanlar, hayvanlarını hana mahsus çayırlıklarda otlattıkları için “çöpbaşı” yahut “çobanbeyi” adlı bir vergi öderlerdi. Köylüler ise “bağ parası, değirmen parası” gibi başka adlarla anılan vergileri öderlerdi. Sanatkârlardan “mancanak parası, toxucu parası”, ticaretle meşgul olanlardan “gümrük vergisi, kapan parası” gibi vergi ve rüsumlar alınırdı.

Hanlığın arazisinde “Nahçıvan ve Ordubad” olmak üzere iki şehir bulunmaktaydı. Nahçıvan şehri “Elhan, Şahab, Kurdlar ve Sarvanlar” olmak üzere dört mahalleden oluşmaktaydı. Şehirde dört pazar bulunmaktaydı. Nahçıvan şehri, hanlığın başlıca ticaret merkezi idi. Ordubad şehri, iki dağın arasında Ordubad çayının vadisinde yerleşmişti. Ordubad şehri, inzibati cihetten “Andbaras, Kurtistan, Mingis, Serşehir ve Üç Düdünce” adlı beş mahalleye ayrılmıştı. O devirde, Ordubad Nahçıvan’dan küçük olmakla birlikte bayındır bir şehirdi. Tabii ki bu, Nahçıvan şehrinin akınlara daha fazla maruz kalmasıyla da ilgilidir. Nahçıvan’ın nüfusu 5.000 civarındaydı.

Kengerli boyunun tayfaları Kısıllı, Sarbanlar, Ağabeyli, Karadolak, Alihanlı, Karahanbeyli ve Karabağlar köylerinde yaşıyorlardı.[13]

Nahçıvan Hanlığı, Zengezur dağlarından başlayarak Aras nehri vadisine kadar olan araziyi ihtiva etmekteydi.

Nahçıvan Hanlığının askeri kuvvetinin az olması sebebiyle, Haydarkulu Han, daha güçlü hanlarla ittifak içinde olmaya gayret gösteriyordu. Haydarkulu Han, Karabağlı Penaheli Hanla müttefikti. Gürcü Çarlarıyla birlikte 1752 yılında Şekili Hacı Çelebi Han’a karşı olan saldırıya da birlikte katıldılar. Başarısızlıkla sonuçlanan bu saldırıdan döndükten sonra Haydarkulu Han, hanlığının iktisadını düzenlemekle meşgul oldu. Haydarkulu Hanın vefatından sonra (1763-64) Nahçıvan hanlığı, biraz zayıfladı. Tahta çıkan Hacı Han, Kengerli Kerim Han Zend’e bağlılığını beyan etmişti. Daha sonraları Kerim Han, Hacı Han’ı Şiraz’a davet ederek ufak bir bahaneyle esir aldı. 1770 yılında Kerim Han, Zend’in yardımıyla tahta çıkmıştı. Rahim Han da üç yıl sonra Velikulu Han Kengerli tarafından devrilmişti.[14]

XVIII. asrın 80’li yıllarından önce Erivanlı Hüseyinali Hanın, Karabağlı İbrahim Hanın ve Kartli- Kaheti Çarı II. İrakli’nin yardımı ile Kengerlilerden olan Abaskulu, Nahçıvan Hanı ilan edildi. Fakat, Abaskulu’nun amcasının oğlu Caferkulu’yu hakimiyete getirmek isteyen Hoylu Ahmed Han buna razı olmadığını ifade ederek, karşılığında Nazik ve Şükürlü köylerinin ona verilmesini talep etti. Abaskulu Han’dan ret cevabı alan Ahmed Han, kendi askerleriyle Nahçıvana doğru haraket etti. Karşı koymak iktidarında olmayan Abbaskulu Han, Nahçıvan’ı terk ederek Sisyan’a gitti. Lakin Hüseyinkulu Han Hoylu, Ahmed Handan Nahçıvan Hanlığını terk etmesini istedi ve Ahmed Han Nahçıvan’dan uzaklaştı. Abbaskulu Han yeniden Nahçıvan’a döndü.[15]

Çok geçmeden Hoylu Ahmet Han, yeniden Nahçıvan Hanlığının iç işlerine müdahele etti. Kerim Han Zend’in vefatından sonra Caferkulu Hanı, Nahçıvan’da iktidara getirmek için Merkezi İran’da iktidarı ele geçirmiş olan Ali Murad Han’a yardım için müracaat etti, Ali Murad Han olumlu cevap verdi ve Gülşiralı Hanılı Askerle Nahçıvan’a yolladı. Gülşiralı Han’ın ve Hoylu Ahmed Han’ın kuvvetlerine karşı koyamayan Abbaskulu Han, Nahçıvan’ı terk edip Tiflis’e II. İrakli’nin yanına gitti. Caferkulu Han Nahçıvan tahtına sahip çıktı.[16]

Abbaskulu Han’ın bir çok taraftarı da Nahçıvan’ı terk ederek Gürcüstan’a gitti. II. İrakli, Abbaskulu Han’ın iktidarını yeniden kurmak adına Nahçıvan’da kendi iktidarını kurmaya karar verdi. Rusya da Gürcü Çarının kararını destekledi. G. A. Potyomkin, Burnaşev’e yazdığı mektupta, Abbaskulu’nun iktidara getirilmesine itiraz etmiyordu. Potyomkin, daha sonra “benim Kartli-Kaheti hazretlerinin karar verdiği olaylar konusunda mani olmak istemediğimi bilidirin” şeklinde yazmıştır.[17] II. İrakli, her ihtimala karşı Nahçıvan’a saldırı içinKarabağlı İbrahim Halil Han’ı da çağırmaya karar verdi.[18]

Fakat, Türkiye II. İraklin’in Azerbaycan hanlıklarına karşı saldırısı konusuna ciddi mukavemet gösterdi. Osmanlı elçileri İbrahim Halil Hanla II. İrakli arasında birliği sarsmayı başardılar. Kür çayı sahillerinde Azerbaycanlılardan oluşmuş ordu kurarak, Rus ordusunun saldırısına karşı tedbir almaya yöneldiler.[19]

Nahçıvan’ın iç bölgelerinde ve çevresinde savaşın kızıştığı sırada Şüküreli beyin oğlu Kara Bey, Nahçıvan’dan 20 verstlik (1.06 km.ye karşılık gelen Rus uzunluk birimi), mesafede olan Hacı Demir ve Cari kalelerini ele geçirdi. Kara Bey, bu konuda Abbaskulu Han’a haber gönderince Abbaskulu Han, Nahçıvan’a gelmek için acele etti.[20]

Abbaskulu Han’ın yakınlaştığını duyan Caferkulu Han, Nahçıvan’ı terk ederek Hoy’a gitti. Fakat, Caferkulu Han, kendi hakimiyetini yeniden kurmak için gayret göstermedi. Şükreli Bey fırsattan istifade edip Nahçıvan’da iktidarı ele geçirdi. Ancak, tahtta iki yıl kalabildi. Caferkulu Han yeniden Nahçıvan’da iktidara geçti.[21]

Abbaskulu Han da Nahçıvan’da yeniden iktidara dönmek fikrinden vazgeçmiyordu. Yardım için zaman zaman ya İbrahim Halil Han’a ya II. İrakli’ye ya da Rusya’nın Kafkasya’daki askeri yöneticilerine müracaat ediyordu. Azerbaycan Hanlıkları ile münasebetleri zamansız bozmak istemeyen II. İrakli, Nahçıvan Hanlığını Hoylu Ahmed Hanın vasıtasıyla Abaskulu Hanla Caferkulu Han arasında paylaştırmayı teklif etti.[22]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ