MÜLTECİ DRAMI YÜZYIL SONRA TERSİNE DÖNDÜ

Kemal ÇİÇEK

Yazarın şu ana kadar yazılmış 46 makalesi bulunuyor.

Kemal_Cicek41

Kanuni Sultan Süleyman’ın 1526 yılında Macaristan’ı topraklarına katması sonrasında Avrupa’da din ve mezhep savaşlarından ya da siyasi rakiplerinden kaçanlar Osmanlı adaletine sığındılar. Hıristiyanlar’ın istemediği Yahudiler, Avusturya’nın zulmünden kaçan Protestan Macarlar, Rus çarından kaçan İsveçliler, Gürcüler, Müslümanlar son yüzyılın başlarına kadar akın akın Osmanlı adaletine koştular. Bu tarihi gerçeği en iyi bilmesi gereken ise kuşkusuz Macaristan Başbakanı’dır.

Bugünlerde gözlerimizin önünde bir mülteci dramı yaşanıyor. Asya ve Afrika’nın Müslüman ülkelerinden insanlar ölüm riskini göze alarak dalga dalga Avrupa’ya kaçıyor. Binlercesi bu uğurda canlarını yitiriyor. Ülkemizi en çok etkileyen ise elbette Suriyeli mülteciler ve onların Bulgaristan veya Yunanistan’a geçmek için sınıra yürümeleri oldu. Geçen hafta mültecilerin Macaristan’da gördükleri kötü muamele ise bir insanlık ayıbı olarak tarihe geçti. Ancak bizce en kötüsü Macaristan Başbakanı’nın Osmanlı tecrübesine dair yaptığı talihsiz açıklama oldu.

Osmanlı’yı yanlış biliyor

Macaristan Başbakanı Viktor Orbán Brüksel’de düzenlediği bir basın toplantısında “Osmanlı tecrübesi Macar halkına çok büyük sayılarda Müslüman mülteci kabul etmemeleri gerektiğini öğretti” anlamında şeyler söyledi. Bu sözleriyle ülkesinde Suriyeli mültecilere karşı insanlık dışı muameleyi gerekçelendirmeye çalıştı. Bu açıklama üzerine Batı’da Osmanlı idaresi altında Hıristiyanlar’ın durumu hakkında çok sayıda yorum yazısı yayınlandı. Çoğu kişi Müslüman mültecilerin gelişinin Hıristiyan dünyasının huzurunu bozacağını iddia etti. Ülkemizde ise nedense konunun tarihi boyutuna dair bu tartışmalar ilgi görmedi.

Sığınmacıların cenneti Osmanlı

Avrupa’ya Müslüman mülteci akını karşısında yaşanan şaşkınlık geçen yüzyıllarda Osmanlı devletinin karşı karşıya kaldığı mülteci akınının unutulduğunu gösteriyor. Hâlbuki beş asır önce yaşandığı için artık çok az hatırlanan İspanya’dan Osmanlı topraklarına Yahudi göçünü bir kenara not etsek bile, Osmanlı devleti sığınmacılar için sağladığı olumlu yaşam koşulları yüzünden 17. yüzyıldan itibaren sık sık Hristiyan mültecilerin akınına uğramıştır. Siyasi ve dini baskılar yüzünden Hristiyan dünyasında özgür yaşama ortamı bulamayan Protestan Macarlar, Katolik Polonyalılar, Kazaklar, Kırımlılar, Gürcüler, Beyaz Ruslar ve daha pek çok grup Osmanlı ülkesine sığınmışlardı.

Mültecilere karşı cömert Osmanlı

Osmanlı devleti ülkesine sığınan Hıristiyan mültecilere karşı her zaman cömert olmuştu. Rusya, Avusturya, Almanya ve Polonya gibi ülkelerin baskılarına rağmen mültecileri iadeye yanaşmamış bu uğurda tarihe “mülteciler meselesi” diye geçen diplomatik krizi göze almıştır. Tarihçi Ahmet Refik Altınay’ın “Türkiye’de Mülteciler Meselesi” adıyla kaleme aldığı kitapta Osmanlı devletinin mültecilere yaklaşımı, ülkede kaldıkları müddetçe yapılan yardımlar ayrıntısıyla anlatılmıştır.

Osmanlı mültecileri asla geri çevirmedi

19. yüzyılda 1848 ihtilallerinden kaçan binlerce Macar ve Leh milliyetçisi Osmanlı devletine sığınmıştı. Avusturya ve Rusya ısrarla bu mültecilerin iade edilmesini istedi. Osmanlı Sultanı Abdülmecid mültecilerin Osmanlı askerinin kardeşliğine güvenerek iltica ettiklerini belirterek “Bu insanları Avusturyalılar’a veyahut Ruslar’a teslim etmek canlarını çok büyük tehlikeye atmak demek olup, bu ise Yüce Osmanlı Devleti’nin şan ve şerefine hiç yakışmayacak bir davranış olur” dedi. Şu sözü ise tarihe geçti: “Ecdadımın altı yüz seneden beri bunca fedakârlıklarla muhafaza ettiği himâyet hakkında Avrupa bizden nez’ etmek mi istiyor. Bu hakkı zâyi ettikten sonra bana saltanatın dahî lüzumu yoktur.”

İlk Muhacirler Komisyonu’nu Osmanlı kurdu

Osmanlı devleti tarihi boyunca kendisine sığınanlara devlet konuğu muamelesi yaptı. Mültecilerin güvenliği ve ağırlanması konusunda çok hassas davrandı. Mültecilerin bütün harcamalarını devlet hazinesinden karşıladı. 19. yüzyıl boyunca Osmanlı’ya Kuzey ve Batı Avrupa’dan o kadar çok mülteci geldi ki devlet sonunda mültecilerin güvenliklerini ve yaşam standartlarını artırmak ve bir an önce barınmalarını sağlamak için Muhacirler Komisyonu (Muhacirin Komisyonu) adıyla bir daire oluşturdu. Tarihi kayıtlara göre 1860 yılında kurulan bu komisyon belki de tarihte ilktir.

Mülteciler Müslüman oldu ama…

Osmanlı ülkesine sığınan mültecilere din ve mezhep ayrımı yapmadan son derece etkileyici bir misafirperverlik gösteriyordu. Bu yüzden çok sayıda mülteci Müslüman olmuştu. Osmanlı devleti Müslüman olan mültecilerin Hıristiyan olarak kalanları kötü yönde etkilememesi için onları başka yere nakletti. Örneğin Kütahya’da Louis Kossouth ile beraber iken Müslüman olan Macarlar Halep vilayetine götürülmüştü. Kussouth, 26 Kasım 1848 tarihinde İngiliz Lord Palmerston’a yazdığı bir mektupta bu politikayı övmüş kendilerine din değiştirme yönünde hiçbir baskı yapılmadığını dile getirmiştir.

Neden Hıristiyan dünyasına sığınıyorlar

Bugün her Müslüman’ın düşünmesi ve kendisine sorması gereken soru şudur: Yüzyıl önce gerek Hıristiyanlar ve gerekse Müslümanlar Hıristiyan dünyasında yaşanan din ve mezhep savaşlarından ya da siyasi baskılardan kurtulmak için akın akın Osmanlı devletine sığınıyorlardı. Yüzyıl sonra bugünlerde bunun tam tersi yaşanıyor ve Müslümanlar Müslümanlar’ın kötülüğünden Hıristiyan dünyasına sığınıyor. Bu durum bütün Müslümanlar’ı düşünmeye sevk etmesi gereken trajik bir tarihi olaydır.

Macaristan’ın Osmanlı tarihinden alması gereken dersler

Geçen hafta gündeme Macaristan Başbakanı’nın Müslüman mültecilere karşı takındığı tutum, ırkçı söylemleri ve Hıristiyan dünyasına mültecileri kabul etmemeleri yönünde çağrıda bulunması damgasını vurdu. “150 yıllık Osmanlı tecrübesi bize Müslümanlar’la beraber yaşayamayacağımızı öğretti” anlamına gelen sözleri ise tarihin sayfalarına tarihin en talihsiz söylemlerden birisi olarak geçti.

“Ölüm ve Sürgün” artık Müslümanlar’ın kaderi olmasın

Osmanlı toprakları dinler arası hoşgörünün en iyi tatbik edildiği yerdi. Bu yüzden tarih boyunca siyasi veya dini baskılardan kaçan milyonlarca kişi Osmanlı topraklarına sığınmıştır. Amerikalı tarihçi Justin Mcarthy’nin “Ölüm ve Sürgün” adlı eseri ise 19. ve 20. yüzyılda kendilerine yaşam hakkı tanımayan Hıristiyanlar’dan kaçan Müslüman mültecilerin macerasını anlatır.

Prof. Dr. Kemal ÇİÇEK

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al