MUHTAR AVEZOV VE ABAY YOLU

MUHTAR AVEZOV VE ABAY YOLU

Kazak edebiyatının bir klasiği olan Muhtar Avezov, 1897 yılında Semey’e bağlı Çıngız’da dünyaya gelmiştir. Önceleri medresede, sonraları ise şehirlerdeki okullarda okudu ve 1919 yılında Semey’deki öğretmen okulunu bitirdi.[1] Babası Omarhan ile dedesi Avez eğitimli, aydın, çocuklarının eğitimine düşkün kültürlü insanlardır ve Kazakların ünlü şairi Abay’ın da hemşehrisi ve arkadaşlarıdır. Dedesi, Muhtar Avezov’u dini konularda bilgi sahibi olması için bozkır mollasının yanına verir ve bir yandan da ona Abay’ın şiirlerini ezberletir. İşte bu zamanda Avezov’un Kazak edebiyatına olan ilgisi artmaya başlar. Kitap okuma tutkusu artar ve destan, hikaye ve masalları bıkmadan dinler. Özlü sözleri ezberleyerek kendini geliştirir.[2]

On bir yaşında iken babasını kaybettikten sonra amcası Kasımbay’ın yanına gider ve amcası onun eğitimini tamamlamasına yardımcı olur. 1922 yılında, azat dinleyicisi sıfatı ile Taşkent’teki Orta Asya Devlet Üniversitesi’ne girer. Bir yıl sonra buradan Leningrad Üniversitesi’nin filoloji bölümüne geçer. 1928 yılında yüksek tahsilini tamamlayıp Taşkent’e döner ve Taşkent Üniversitesi’nin Şark Fakültesi’nde yüksek lisansını tamamlar.[3]

1946’dan ölümüne kadar Kazakistan Devlet Üniversitesi ve Kazakistan İlimler Akademisi’nde profesör olarak görev yapar. 1952 yılında filoloji doktoru unvanını alır. 1961 yılında Moskova’da ölür.[4]

Muhtar Avezov, sanatla ilgili çalışmalarına 1917 yılında başlamıştır. Sovyetler Birliği’nde yaşamasına ve Kazakistan Sovyeti’ne üye olmasına rağmen, hiçbir zaman partinin menfaatleri uğruna yazılar yazmamış, bilimi, hakkı, emeği, gerçeği öne almıştır. Kazak dünyası etrafında daima evrensele ulaşmayı hedeflemiştir. Onun için gerçek; halkın yaşantısı, duygu ve düşünce dünyasıdır.[5] Ve bu gerçeği yazmış olduğu hikayeleri, tiyatroları, romanı ve tenkit eserlerinde göstermiştir.

Avezov, hangi konuda olursa olsun, ister Kazak edebiyatındaki realist unsurlarını, ister Şokan Velihanov ile Dostoyevski ilişkisini; ister günümüz romancılığının problemlerini, Orta Asya cumhuriyetlerinin milli gelişimini, isterse Kazak folklorunu ele alsın bütün bunlarla beraber onun kişiliğine ait bir özellik vardır. Bu, insanların birbirleriyle olan iyi-kötü ilişkilerinin, açıklık ortamında gelişebileceğine olan inancından kaynaklanmaktadır.[6]

Muhtar Avezov’un, halkın tarihine, kültürüne, kaderine özenle gönül vermesi, büyük bir sanatçılık borcu hissetmesi, hayatı boyunca çeşitli bilim dallarına yönelmesini sağlamıştır.[7] Böylece Avezov, sosyal, siyasî, tarihî olaylar, halk yaşantısına dâir konularda eserler vermiştir.

Avezov, büyük nesir yazarı, oyun yazarı, çevirmen, eleştirici olmakla birlikte âlim idi. İlklerin içerisinde, Kazak edebiyatını tanıtmada en büyük rolü oynamıştır. 1927 yılında yayınladığı “Edebiyat Tarihi” adlı eseriyle, Kazak edebiyat tarihini ilk defa ilmi açıdan inceleyen değerli araştırmacılardan birisi oldu.[8]

İlk eseri ise, bundan on yıl önce yazdığı “Enlik Kebek” adlı tiyatro oyunu idi. Bu eser, seyircileri derinden etkileyen ilk Kazak dramıdır.[9] Ünlü Kazak yazarı Sabit Mukanov, Avezov için; “Kazak tiyatrosuna dramı sokan M. Avezov’dur. Avezov’a kadar Kazak edebiyatında ciddi piyesler yoktu. Kazak tiyatrosunun yolu Avezov’un ‘Enlik Kebek’ piyesiyle başlar” demiştir.[10]

Avezov ilk hikayesini 1921 yılında, henüz 24 yaşındayken yazmıştır. Bu “Korumasızların Günü” adlı hikayedir. Avezov’un bu ilk hikayesinde özgün bir sanat hakimdir. Akıcı dil, mükemmel bir üslûp, değişik insan tiplemeleri, inceden bir lirizm, engin psikolojik yaklaşımlar neticesinde belirginleşen gerçek bir sosyal çevrenin apaçık bir manzarasını veren berrak bir gerçeklikten oluşmaktadır.[11] Yazar bundan sonra birçok hikaye yazmıştır. Ve bu hikayelerin her biri büyük ilgi görmüştür.

Avezov birçok hikaye ve romanın, 20’den fazla piyesin müellîfi olmasının yanında yaptığı tercümelerle de dikkati çekmektedir. W. Shakespeare’in “Otello”; N. V. Gogol’un “Müfettiş”; K. Trevoy’un “Lyubov Yarovaya”; N. Pogodin’in “Aristokratlar” piyesi; Avezov’un tercümesi sayesinde Kazak tiyatrosunda oynanmıştır.[12]

Muhtar Avezov’un birçok alanda eser vermesi, üstün yeteneğinin yanı sıra bitmek tükenmek bilmeyen çalışma azminden de kaynaklanmaktadır. İşte bu azim neticesinde, kendisini ve Kazak halkını, edebiyatını, kültürünü, folklorunu dünyaya tanıtan ve en iyi şekilde temsil eden “Abay Yolu” romanını yazmıştır.

“Abay Yolu” romanı Avezov adının ebediyen yaşamasını sağlayan ve onu “sönmeyen yıldızlar”dan birisi yapan dünya çapında önemli bir eserdir. Bu eser dört cilttir ve destan-roman olarak nitelendirilir. Dört cildin birinci cildi 1942, ikinci cildi 1947, üçüncü cildi 1950 yılında “Akın (şair)”, dördüncü cildi ise 1952 yılında “Abay Jolı (Yolu)” adıyla yayımlanmıştır ve bütün ciltleri 1956 yılında “Abay Yolu” adıyla çıkartılmıştır.[13]

Muhtar Avezov’un Kazak halkının geçmişteki yaşantısını öğrenmek istemesi ve bu konuda pek çok kitap okuması, “Abay” romanını yazmaya hazırlanmada hedefe doğru atılan ilk adımı olmuştur. Bu, bütün yazarlık hayatının en önemli işi olmuştur. Uzun çalışma hayatı boyunca öncelikle Abay’ın çalışmalarından güç aldı ve halktan topladığı bilgileri kağıda geçirdi. Kazak halkının yaşamındaki çeşitli sosyal olayları ve değişimleri derinlemesine inceledi. Bu birikimler sonucunda da “Abay Yolu” romanını yazdı.[14] Avezov “Abay Yolu” romanı üzerinde nasıl çalıştığını kendisi şöyle anlatmaktadır: “Devrimden önceki yarım yüzyıllık Kazak halkının yaşantısını göstermek için Abay’ın kişiliğini oluşturmayı seçtim. Kahramanımın doğup büyüdüğü kasabadan olduğumdan gençlik dönemlerinde Abay’ı iyi tanıyan zamandaşları, arkadaşları, dede ve nineler ile onun hakkında konuşma imkanı bulma şansına erdim.

Abay’ın biyografisi hakkında doküman toplama işine özellikle 1930 yılından sonra giriştim. Abay hakkında onun zamanında yaşamış kişilerin ağzından derlediklerim 1933 yılından itibaren basılıp yayınlanmaya başladı. Romanda bulunan şahsiyetler, boylar, aşiretler, tarihi mekanların hepsi gerçek adlarıdır. Romanda unutulanlar oldukça azdır. Bütün kitaplarda halkın tarihi gelişme sürecini göstermeye çalıştım.”[15]

Kazak edebiyatının büyük bir klasiği olan Abay’ın hazinesi, Muhtar Avezov’un bütün kalbiyle giriştiği bir ilmi sanat arayışına ihtiras ve manevi destek veren tükenmez bir manevi güç kaynağı halini almıştır. Ne karalamaları, ne günlüğü, ne hatıratı, ne arşiv malumatı olan ayrıca kendi döneminde bir bilmece olarak yaşayan şair hakkında yalnız bir araştırmacının bu kadar kapsamlı ilmi araştırmalar yapması ve bütün dünya okuyucularına yeteneği karşısında diz çöktüren eşsiz sanat eserleri yazması, dünya edebiyatı tarihinde çok nadir tesadüf edilen ve tekrarı olmayan bir edebi olaydır.[16]

Cengiz Aytmatov, Muhtar Avezov’un “Abay Yolu” romanı için şunları söylemiştir:

“Muhtar Avezov’u dünyaya tanıtan şaheseri ‘Abay Yolu’ adlı büyük eseridir. Göçebe köhne dünyanın yıkılışı döneminde gerçekleri düşünerek halkın kaderini dile getiren, bununla bizim kim olduğumuzu, yani dünyaya nasıl geldiğimizi, neyle geldiğimizi tanıtma görevini Muhtar Avezov kendisi üstlendi. Bana göre, bu onun kendi sanatsal hacetinden, büyük tarihi olan Kazak halkının hacetinden doğmuş Kazak milletinin yeni nesli kendi geçmişine kendi gözüyle bakması lazımdı. Milletin bu kendi gözü Muhtar Avezov’du. Yazarla halk arasındaki hacetin yazılması gibi Avezov’un kaleminden kuvvetli dalga olarak sahile vurdu ve Kazak halkının büyük eseri meydana geldi.

Avezov’un güçlü istidadından doğan, ulu ustanın eliyle yaptığı eser bugün bizi göz yetmez büyüklüğüyle, dipsiz derinliğiyle hayret ettiriyor, insanı kendine çekiyor, bireylerin mücadelesi toplumun mücadelesiyle birleşince çok duygulanıyoruz. İşte, Avezov’un büyük eserinin sayfalarında geçmiş günlerin olaylarının ortasından, insanların adalet için mücadeleleri gölgesinden, mücadele sırasındaki durumları ile amaca ulaşmak için verdikleri gayretler, bizim önümüze önündeki bütün engellere rağmen onları aşıp çiğneyen halk kahramanlığını gösterdi. İnsanların paha biçilemez haysiyetleri ve o zamanki hayalleri ve ülkeleri gözümüzün önüne getiriyor. Ve bunların hepsi Kazak tarihindeki tamamen bir devrin belgesi seviyesinde yapılmış. Avezov bizim köhne eski tarihimizi yeniden diriltti, geçmiş ile gelecek arasında köprü kurdu ve o zamanki Kazak bozkırında cereyan eden tarihi süreçlerin anlamını herkese açık bir şekilde gösterdi. Usta betimleyici M. Avezov halk tarihin, kahramanlarla, karakterler ve insan kaderiyle kahramanların ilahi gücüyle yapmış olduğu bu kahramanlar kendi devrinin şeceresini gösterdi. Kazakların hakiki milli karakterini tanıtmasıyla beraber her millete, her halka ortak çok kıymetli, değerli sanat eserini dünyaya getirdi.”[17]

Avezov, uzun araştırmaları neticesinde yazdığı “Abay Yolu” romanında, Abay’ın yaşadığı dönemdeki feodal yapıyı, Kazak topraklarındaki keskin sınıf mücadelesini, sınıfsal çözülmeleri, Kazak halkının göçebe hayat tarzını, sosyal dengesizliği, bununla birlikte Batı medeniyetinin ileriye yönelik tesirlerini tam olarak ve açık bir şekilde göstermeyi başarmıştır.[18]

Kazak halkının binlerce yıllık kültür birikimi Abay’ı, Abay Avezov’u, Avezov da Abay Yolu’nu yaratmıştır. Bu devamlı bir devinim içindedir ve kaynağını Kazak halkının yaşayış ve düşüncesinden almaktadır. Bu devinimi şema ile gösterebiliriz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al