MUDANYA MÜTAREKESİ VE TRAKYA’NIN KURTULUŞU

MUDANYA MÜTAREKESİ VE TRAKYA’NIN KURTULUŞU

Konferans Öncesi Askerî ve Siyasî Olaylar

Mllî Mücadele döneminde, Sakarya Savaşı sonrası gerçekleştirilen yoğun diplomasi girişimleri, İtilaf Devletlerinin izledikleri politika sebebi ile Türk Misâk-ı Millisi’ni temin etmeye yeterli olmamıştır. Nitekim, 1922 yazı geldiğinde son diplomatik çabaların da netice vermeyeceği anlaşılınca Türkiye askerî hazırlıklarını artırarak, meselenin cephede çözümlenmesini kararlaştırdı. Türk ordusu, 26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz harekâtını başlatarak, 30 Ağustos Başkumandanlık Muharebesi ile Yunan kuvvetlerini Anadolu bozkırında büyük bir bozguna uğrattı ve 31 Ağustos’ta İzmir’e doğru yürüyüşe geçti. 1 Eylül’de, Yunan ordusunun cepheleri tamamen dağılmış, askerlerin morali çökmüş ve Yunan Hükümeti telaşa kapılmış durumda idi. Yunan Hükümeti, 2 Eylül 1922’de İngiltere’ye müracaat ederek, Anadolu’nun tamamen tahliyesi şartı ile mütareke isteğini bildirdi.[1] İngiltere, Yunanistan’ın bu isteğini gizli tutarak, İstanbul’daki generalleri ile yazışmalarda bulunarak durumu anlamaya çalıştı. Nihayet, 4 Eylül’de Yunan ordusunun içine düştüğü durumun vahametini anlayan İngiltere, Yunanistan’ın mütareke talebini diğer müttefiklere bildirdi. Müttefikler arası yazışmaların tamamlanması sonrasında Yunanistan’ın bu isteği, müttefikler tarafından 7 Eylül 1922’de Türk tarafına iletildi.[2] Müttefik generalleri tercümanlarınca yapılan bu teklif, TBMM Hükümeti tarafından pek ciddiye alınmamakla beraber, ihtiyatla karşılandı. Böylece Türk tarafı zaman kazanacak ve Anadolu’daki hedefine askerî yoldan ulaşmış olacaktı. Nitekim beklenen oldu ve Türk ordusu 9 Eylül’de İzmir’i, 10 Eylül’de Bursa’yı kurtararak Anadolu’yu Yunanlılardan temizledi. Şimdi şartlar değişmiş ve sıra Trakya’nın kurtarılmasına gelmişti. Türk ordusu yönünü Çanakkale ve İzmit üzerine çevirdi. Bu durum tarihte Çanakkale Olayı denilen bir buhrana sebep oldu.[3]

Müttefik devletler kendi aralarında yaptıkları 20-23 Eylül 1922 Paris Müzakereleri ile esasta Trakya’nın tahliyesini dikkate alacaklarını bildiren bir konferans toplanmasını kabul ettiklerine dair bir muhtıra hazırladılar. Türk tarafı, 23 Eylül tarihli bu muhtıraya 29 Eylül 1922 cevabî muhtırası ile karşılık verdi. Buna göre, Türkler Edirne dahil bütün Doğu Trakya’nın tahliyesi ve Türk idaresine teslimini istiyordu. Ayrıca, 3 Ekim’de Mudanya’da konferansın toplanacağı ve murahhas olarak İsmet (İnönü) Paşa’nın görevlendirildiği bildiriliyor, uygun görüldüğü takdirde kendi adına katılacak generallerin isimlerinin işârı isteniliyordu.

Müttefikler, kesin cevap vermeden evvel Türk ordusunun ileri harekatını durdurabilmek amacı ile Fransız devlet adamı Franklin Bouillon’u İzmir’e göndermişler ve Mustafa Kemal Paşa ile görüşerek arabuluculuk talep etmişlerdi. Nitekim bu görüşmelerde, Trakya’nın Türklere verileceği Bouillon tarafından taahhüt edilmiş bulunuyordu. Bu durum Türk ordularının harekâtını kısmen durmasını sağlamıştı.[4]

A. Mudanya Mütarekesi

1. Konferansın İlk Dönemi

Karşılıklı muhtıralar döneminde taraflar, muhtemel ateşkes konferansı için hazırlık yapmaya başladılar. İtilaf Devletlerinin bu husustaki ilk çalışması, 27 Eylül 1922 tarihli Yüksek Komiserler toplantısıdır. Toplantıda Mudanya’da müzakerelere katılacak generallere verilecek talimatlar görüşüldü. Görüşmeler esnasında Yunan kuvvetlerinin Meriç nehri batısına çekilmesi ve Doğu Trakya’da Türk yönetimi kurulması kabul edildi.[5] Ancak bu konudaki esas kararı hükümetleri verecekti. Bu amaçla 29 Eylül 1922’de Londra’da Fransa Büyükelçisi ile İngiltere Dışişleri Bakanlığı görevlilerinden William Tyrell arasında bir görüşme yapıldı. Fransa yönetimi, Doğu Trakya’da Türk idaresi kurulmasını kabul ediyordu. İngiltere ise barış görüşmeleri esnasında manevra gücünü artırmak amacı ile bunun siyasî bir konu olduğunu ve daha sonraya bırakılmasını istiyordu. Nitekim bu hususta İstanbul’daki generallerine gerekli talimatı da vermiş bulunuyordu.[6] Konferansın açılmasına bir iki gün kalmış, fakat müttefikler kendi aralarında anlaşamamışlardı. Müttefikler 1-2 Ekim tarihlerinde de konu üzerinde görüşme ve yazışmalarını sürdürdüler. 2 Ekim’de yapılan Yüksek Komiserler toplantısında Fransa, Yunan askerlerinin Doğu Trakya’dan çekilmesi için Atina Hükümeti’ne baskı yapılmasını savunarak, Trakya sınırının da Meriç nehrinin batısından geçen demiryolu olmasını dile getirmişti. İngiltere ise görüşlerinde ısrar ediyordu. Bununla beraber İngiltere, Müttefiklerine resmî cevap vermekten de kaçınıyordu. Konferansa bir gün kala İngiltere hâlâ cevabını bildirmemişti. Fransa, aynı gün İngiltere’ye bir nota sunarak, resmî cevabını istedi.[7] İngiltere Müttefiklerine herhangi bir cevap vermemekle beraber, 1 Ekim’de General Harington’a konferansa katılma yetkisi vermiş bulunuyordu.[8]

Müttefikler, mütareke teklifini Yunanistan adına yapmışlardı. Ancak o güne kadar konferansa katılıp katılmayacaklarına dair Yunanistan’dan herhangi bir açıklama gelmedi. Muharip taraflardan birisi olarak, Yunanistan’ın müzakerelere doğrudan katılması gerekirdi. Bu mesele, İngiltere ile Fransa arasında gerçekleşen görüşmelerden sonra, Yunan generalinin de müzakerelere iştiraki yolunda bir karar alınarak çözüldü.[9]

Türk tarafı da konferans öncesinde gerekli hazırlıklarını tamamlamıştı. Murahhas olarak tayin olunan İsmet (İnönü) Paşa’ya yardımcı olacak heyette, askeri danışman olarak Garp Cephesi Kurmay Başkanı Asım (Gündüz), Harekât Şubesi Müdürü Tevfik (Bıyıklıoğlu), Basın danışmanı olarak Galip, Tahsin (Alagöz), Seyfettin (Akkoç) Beyler görev alacaklardı. Ayrıca TBMM Hükümeti İstanbul Mümessili Hamid (Kızılaycı) ve emekli büyükelçilerden Galip Kemali (Söylemezoğlu) Beyler de gerektiğinde İsmet Paşa’ya bilgi vereceklerdi.[10]

Türk tarafınca konferansın çerçevesi şu şekilde tespit olunmuştu:[11]

  1. Edirne ve Meriç dahil olmak üzere Yunan ordusu ve idaresinin Trakya’dan çıkarılması.
  2. Trakya’nın 20 gün zarfında TBMM Hükümetine kâmilen teslim edilmiş bulunulması.
  3. Şimdilik Trakya’ya Türk ordularının geçmemesi kabul olunduğundan, Trakya’daki Türk idaresinin Yunan tecavüzâtından korunması için gerekli tedbirin alınması.
  4. Türk ordularının ileri harekâtının durduğu hatların tespiti ve harekâtın tatili esnasında, tarafların tahkimatta bulunmaması ve Türk ahali üzerinde harp tedbirleri ve tazyiki uygulanmaması.

İsmet Paşa, hazırlıkların tamamlanmasını müteakip Mudanya’ya gitti. Konferansta, İngiltere’yi Genl. Harington, Fransa’yı Genl. Charpy, İtalya’yı Genl. Mombelli ve Yunanistan’ı da Genl. Mazarakis ve Albay Sarıyannis temsil edeceklerdi. İtilaf Devletleri generalleri, 3 Ekim’de birer harp gemisi ile Mudanya limanına geldiler. Yunanistan delegeleri ise ancak 4/5 Ekim gecesi gelebildiler. Bununla beraber doğrudan müzakerelere katılmadılar.[12]

Konferans, 3 Ekim 1922 Salı günü saat 15.00’te Rus Tüccarı Alexander Ganyanof’un ahşap yalısında İsmet Paşa’nın açış konuşması ile başladı. Binada murahhas generallerin yanı sıra kendilerine yardımcı olacak uzmanlar ve çeşitli ülkelerden gelen gazeteciler bulunuyordu.[13] Konuşma sonrasında müzakerelere geçildi. Görüşmelerin zabıtları tutulmuyordu. İtilaf Devletleri generalleri, aralarında hazırladıkları 8 maddelik taslak metni İsmet Paşa’ya sundular. Bunun üzerine projenin tetkiki için müzakerelere bir saat ara verildi.[14] İtilaf Devletleri teklifi incelendiğinde dört önemli nokta göze çarpar.

  1. Doğu Trakya’nın TBMM Hükümeti idaresine iadesi değil, Yunan kuvvetlerinden tahliyesi esas alınmıştı.
  2. Yunanlıların tahliyesi sonrasında[15] Doğu Trakya’daki en mühim merkezler İtilaf Devletleri askerleri tarafından işgal edilecektir.
  3. Yunanlıların çekilecekleri hat olarak Meriç nehri zikrolunmakla beraber, Karaağaç‟ın durumu belirtilmemiŞti.
  4. Metinde Doğu Trakya‟dan bahisle Yunan Helene Trakyası tabiri kullanılmaktaydı.

Türk heyetinin taslak üzerindeki görüşmeleri tamamlamasından sonra müzakerelere geçildi. İsmet Paşa, taslak üzerindeki çekincelerini belirtti ve Türklerin mukabil teklifi için konferans ertesi güne bırakıldı. O gece Franklin Bouillon, İsmet Paşa ile görüşerek Müttefik isteklerini kabul etmesini istedi. Ertesi sabah yine önce Bouillon-İsmet Paşa görüşmesi yapıldı. Türk projesi Bouillon vasıtası ile generallere sunuldu.[16] Müteakiben generaller, kendi aralarında görüşerek yeni bir metin hazırladılar.[17] Hazırlanan metin ikinci gün müzakere edildi. Yeni projede, Türk istekleri ve çekinceleri dikkate alınarak bazı değişiklikler yapılmıştı. Buna göre;

  1. Birinci maddedeki İtilaf kuvvetleri tabiri, İtilaf Devletleri olarak değiştirilmişti. Bu sadece bir kelime oyunundan ibaretti.
  2. İkinci maddeye, Edirne dahil olmak üzere Doğu Trakya’nın Ankara Hükümeti’ne bilâhire bırakılacağı yazılmıştı. Böylece konferansın muhtevası genişletilmişti.
  3. Beşinci maddedeki Yunan Helene Trakyası tabiri çıkarılmış ve Doğu Trakya yazılmıştı. Bu Türkler için önemli bir konu idi.
  4. Dokuzuncu maddedeki, “Müttefik müfrezeleri barış anlaşmasının yürürlüğe girmesine kadar yerlerinde kalacaktır” hükmü, “Edirne Heyeti müstesna olmak üzere bir ay müddetle yerlerinde kalacaktır” şeklinde değiştirildi.
  5. Onuncu madde tamamen değiştirilerek, Trakya’nın idaresi ile ilgili alınacak kararlar, İtilaf hükümetlerinin onayına sunulacak ve bu kararların uygulamaya konulma tarihleri mezkûr hükümetlerce tespit edilecekti.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ