MİTOLOJİLERDE VE TÜRKİYEDE DERLENEN MASALLARDA NARIN YERİ

MİTOLOJİLERDE VE TÜRKİYEDE DERLENEN MASALLARDA NARIN YERİ

Sosyal ve kültürel bir varlık olan insan, dünyada var olduğu günden itibaren çevresine ilgi duymuş, çok çeşitli bilgiler edinerek kültürel birikim sağlamış ve bu birikimini içinde yaşadığı doğal çevre ile geliştirmiştir. Tarihî ve kültürel süreç içerisinde çevresindeki her objeye değişik anlamlar yükleyen insan daima doğa ile etkileşim içerisinde olmuş edindikleri bilgileri yaşamlarına uygulamış, çevresinde bulunan canlı ve cansız varlıklara değişik anlamlar vererek yaşam bilgi ve kültür hazinesini geliştirmiştir.

İnsanın canlı ve cansız unsurlardan oluşan doğal çevresine ilgi duyduğu, onlara değişik isimler ve anlamlar vererek hayati ve kültürel anlamda vazgeçilmezi haline getirdiği unsurlardan biri de meyvelerdir. “Henüz yerleşik bir medeniyet seviyesine ulaşamamış olan tarih öncesinin avcı ve toplayıcı toplumlarında meyveler, doğanın sunmuş olduğu hazır ve faydalı nimetler olmaları itibariyle birincil besin kaynağı teşkil etmenin yanı sıra bu toplumlarca çoğu zaman totemleştirilmiş ve ilkel tapınma kategorilerinden biri olan totemciliğin bir parçası olarak bu toplumların sosyo – kültürel yaşamlarında önemli bir yer edinmiştir.” (Çoban, http://www.webhatti.com) Bu meyveler arasında yer alan nar tarih öncesi toplumlardan günümüze kadar, kırmızı sulu taneli sağlık kaynağı bir yemiş olmanın yanında, dinî kitaplarda, mitolojik öykülerde ve Türk halk kültüründe, özellikle de masallarda adına sıkça rastlanması yönüyle dikkat çekicidir. Bu bağlamda narın eskiçağ toplumları ile değişik kültürlerdeki yeri, bu toplumların inanç, ritüel, sözlü anlatım ve mitolojideki rolleri ele alınarak incelenmesi gereken bir konudur. Bu çalışmada narın mitolojideki ve masallardaki yerine ve önemine değinilecektir.

“Ortadoğu kökenli (İran, Afganistan) olan nar, sıcak ve kurak iklimlerde yetişen parlak bütün yapraklı, göz alıcı, kırmızı ve iri çiçekli bir bitkidir. Akdeniz havzasından Japonya’ya ve Amerika’ya kadar yayılmıştır. Türkiye’nin hemen her yöresinde özellikle Ege ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yetiştirilmektedir.” (Büyük Larousse, L: 8538) Türkçe Sözlükte nar, nargillerden, yaprakları karşılıklı, çiçekleri büyük, koyu kırmızı renkte, küçük bir ağaç (Punicagranatum), bu ağacın kırmızımtrak sarı sert bir kabukla örtülü, içinde çok sayıda kırmızımtrak, sulu taneler bulunduran yuvarlak yemişi (1998: 1456), şeklinde tanımlanır. Nar, korunaklı kabuğunun içerisinde küçük çekirdekler ve meyve gövdesini oluşturan yüzlerce tanecikten oluşmuş, hafif ekşimsi bir meyvedir. Tatlı ve besleyicilik özelliği olan nar, halk tarafından beslenme ihtiyacını karşılayan önemli bir sağlık kaynağı olarak görülmüştür. Ülkemizde, İzmir, Manisa, Akhisar, Mersin ve Şanlıurfa şehirleri çekirdeksiz narları ile ünlüdür.

Nar, şifalı bitkiler literatüründe yer alır. Genellikle besleyici ve tedavi edici bitkisel ilaçlar arasında değerlendirilir, çeşitli karışımlarla birlikte yenilir ve içilir. Onun sadece meyvesi değil, çiçeği, çekirdekleri, suyu ve kabukları da çeşitli karışımlar halinde tıbbi olarak kullanılır. Narın vücudu ve kalbi kuvvetlendirme, ishali kesme gibi yararları da bulunmaktadır.

“Türklerin Orta Asya’da nar ile tanıştıkları Batı Türkistan’daki Harzemşahlar dönemine ait kaynaklarda nar ve nar kabuğu sözcüklerinin yer almasından anlaşılmaktadır. Bu şekilde Orta Asya’da nar sözcüğünü kullanmaya başlayan Türkler Anadolu’da nara “deve dişi, feyz, hâfız, kara, ekşi, tatlı” gibi adlar vermek suretiyle bu ismi kullanmayı sürdürmüşlerdir.” (Ögel, 1985: 317)

“Orta Çağ İslâm dünyasının önemli tarih ve coğrafya bilginlerinden İbni Fazlullah el- Ömerî Denizli’deki meyve bahçelerinden ve nar istihsalinden bahsederken şu bilgileri verir: “Toguzlu/ Tonguzlu/ Donguzlu ili bahçeli görünüşü itibarıyla Şam’a benzer ancak su ve meyve bakımından Şam’dan daha zengindir. Burada üretilen meyveler arasında çok çeşitli renklerde ve çekirdeksiz olan nar vardır. Nardan yapılan pekmez bal ile yan yana konunca birbirlerine çok benzediklerinden ayırt edilmesi çok zordur. İbn Battuta’nın Bursa’dan İznik’e giderken yol boyunca tatlı ve ekşi nar ağaçlarından bol miktarda bulunduğunu kaydetmesi, Orta çağda Anadolu’nun batısında narın hem meyve hem de içecek olarak bol miktarda üretilip tüketildiğini göstermektedir.” (aktaran Naskali, Herkmen, 2006: 552-553)

“Türkler nar ile tanışırken ona yüklenen sembolizm ile de tanışmışlardır. Türkistan’a İslam’dan önce giren Maniheizm’in nurlu yemişi ve Hazar Hakanı simgelerinden nar motifi, Hakanlılar’ın da simgelerinden biri olmuştur”(Esin, 2004: 47).

“Taneli bir meyve olan narın tanesi ve çiçeği de cennet meyvelerinden sayılmış, yenilirken bütün tanelerinin eksiksiz yenilmesi ve yere düşürerek şeytanın kapmasının önlenmesine salık verilmiştir. (Oğuz,1980: 626) Anadolu’da kutsal sayılan nar taneleri yeni gelin evlerine serpilerek evliliğin devamlı, bereketli, ailenin zengin, çocuklarının çok olacağına inanılması (Önd er, 1965: 343) (aktaran Naskali, Herkmen, 2006: 553)” kültürümüzde çocuk sahibi olmada, evlenme ve düğün âdetlerinde, saçı geleneği ve halk inanışlarında değişik anlamlar yüklenilerek bu tür inanışların sembolü haline geldiğinin ve ritüel olarak kullanıldığının göstergesidir. Yine aynı şekilde nar halk hekimliğinde şifa verici bir meyve olarak görülerek, ağacına kutsallık atfedilmiş ve cennet meyvesi olduğu inancıyla tanelerinin yere dökülmesi günah sayılmıştır. Halk arasında ise insanı güzelleştirdiğine inanılmış ve güzelliğin sembolü olarak görülmüştür. “Nar ve ayva gibi meyvelerin bıçakla kesilmeden ya da yumrukla kırılarak yenmesi araya bir yabancı sokulmaması (Oğuz, 1980: 675) şeklinde halk inancı nar meyvesiyle özdeşleştirilmiştir.

Halk kültüründe kendisine büyük önem atfedilen nar, mitolojide ve masallarda da önemli bir yeri vardır. Halk edebiyatında ve sözlü geleneğin hemen bütün türlerinde narı değişik özellikleriyle görmemiz mümkündür. Nar, destan, masal, halk hikâyesi ve efsane gibi anlatmaya dayalı türlerin dışında atasözlerine, bilmecelere, manilere, ninnilere vs. de konu edilmiştir. Parlak ve kırmızı taneli yapısından dolayı sevgilinin dişi, güzelliği, gözyaşı narla tanımlanmıştır. Halk şiirlerinde ise, sevgilinin yüzü, yanağı, sinesi, ağzı, dudağı ve kirpikleri nara benzetilmiştir.

“Nar tanesi, nur tanesi, annesinin bir tanesi” tekerlemesinde, “hanım uyanmış cama dayanmış, cam kırılmış kana boyanmış” ya da “çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane” şeklinde bilmecelerinde olduğu gibi tekerleme ve bilmecelerimizde konu edilmiştir. Halk söylencelerinde ise bir şeyin güneşte, ateşte ya da yağda iyice kızarmış olduğunu vurgulamak için renk bağlantısı yönüyle “nar gibi” benzetmesiyle deyimlerde de kullanılmıştır. Halk arasındaki nar tanelerini dökmeden yiyip bitirenin cennete gideceğine inanılmıştır. Masallar da sınanma aracı olarak kullanılmış ve yok edilmek istenen istenmeyen kişiler, ejderhanın koruduğu bahçedeki narı getirmeye gönderilmiştir. Âşık edebiyatında ise bade içme motifinin yanı sıra bir entrika aracı olarak kullanılmıştır. Âşık tarzı şiir geleneğinde rüya motifi ile ilgili bazı çalışmalarda (Günay 2008: 183) nar, aşığa rüyasında sevgili tarafından ikram edilen bir meyvedir ve âşıklık geleneğinde bade motifi olarak kullanılır. Örneğin hikâye kahramanlarından Belkiya, Âşık Efkari’ye Kasımoğlu pınarında üç nar yedirir ve onu imtihan eder. Hile ile imtihanı kazanan Belkiya, Âşık Efkari’yi kendisine ömrü boyunca köle olmasını (Günay 2008: 183) ister.

Mitolojide ve masallarda nar konusuna geçmeden önce semavi dinlerin kutsal metinlerinde ve diğer bazı inanmalarda nara atfedilen kutsiyete ve yüklenilen anlamlara bakılacak olursa:

Dini İnanışlarda Nar

Semavi dinlerin kutsal kitaplarında kendisine kutsiyet atfedilen meyveler arasında nara yer verilir, adından sıkça zikredilerek nar meyvesine ve nar ağacına kutsiyet atfedilir. Tevrat’ta defalarca nar ağacından söz edilirken, Kuran’da iki yerde (En’am 6: 99, 6: 141) nar bahsi geçer. En’am suresinin 99. ayetinde nar bahsi şöyle anlatılır. “Gökten su indiren O’dur. Sonra Biz onunla her çeşit bitkiyi çıkarırız. O bitkiden bir filiz, ondan da büyüyüp birbirinin üstüne binmiş taneler, başaklar çıkarırız. Hurma tomurcuklarından sarkan salkımlar, üzüm, zeytin ve nar bahçeleri yetiştiririz. Bunlardan kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Her birinin meyvesine, bir ilk meyve verdiğinde bir de tam olgunlaştıkları zaman bakın! Elbette bütün bunlarda iman edecekler için alınacak birçok dersler vardır.”(Yıldırım 2010:139) En’am Suresinin 141. ayetinde ise nar bazı meyve ve bitkilerin birbirine şekil yönünden benzediği ancak tatlarının farklı olduğu belirtilirken bir başka nar bahsinde ise “Asmalı- asmasız bağ ve bahçeleri, çıkarılarak, çeşit çeşit hurmaları, ekinleri zeytinleri ve narları, birbirine şekil ve renk yönünden benzer tat bakımından benzemez tarzda yaratıp yetiştiren hep O’dur. Her biri mahsul verince ürününden yeyin, devşirildiği gün yoksulların hakkını da verin, israf etmeyin, Çünkü O, müsrifleri sevmez.” (Yıldırım 2010: 145) şeklinde ifade edilir.

“Hristiyanlık’ta Hz. İsa ve Meryem Ana resimleri ile heykellerinde kıyamet günü, sonsuz hayat sembolü olarak nar kullanılır. Ortaçağ sanatında, doğurganlık sembolü olan nar ağacı ile tek boynuzlu atların avlanması arasında bir paralellik kurulmuştur. Doğası hırçın ve vahşi olan bu tek boynuzlu atlar söylenceye göre sadece bakireler tarafından evcilleştirilerek bir nar ağacına zincirlenirler. Bu Hz. İsa’nın Beklenen yeniden doğuşunun simgesidir.” (http://www.izinsizgosteri.net)

Nar tohumu, Musevilerin kutsal kitap metinlerinde önemli bir yeri vardır. Bu metinlerde narçiçekleri, meyvesi ve tadının güzelliği övülürerek kutsallığın, doğurganlığın ve bolluğun simgesidir. “Yahudi inancına göre nar, doğruluğu simgeler. Bir inanca göre, Âdem ile Havva’ya yasak olan cennet meyvası elma değil, nardır. Bu yüzden, Hristiyanlar’ın dini süsleme sanatında nar, sıklıkla kullanılan bir motiftir. Papaz giysilerinde, oda duvarlarına asılan dinsel süsleme amaçlı kumaşlarda ve metal işlerinde nar motifine rastlanır.” (http: www.bibilgi.com/nar) Burada nar yasak olan tabu bir meyvedir. İnsanın iyiyi ve kötüyü bilme konusunda nar ağacının meyvesi vasıtasıyla bir açıklama getirilmektedir.

“Budizm’de ise turunç ve şeftalinin yanında kutsal sayılan meyvelerdendir. Budist sanatında meyve simgeleri arasında hayatın olumlu etkilerinin özü olarak kabul edilir. Hatta bir Budist efsanesine göre şeytani alışkanlıklarından dolayı çocukları yiyen kötü tanrıça Hariti, Buda’nın ona verdiği narı yiyerek iyileşmiştir.“ (http://www.izinsizgosteri.net) Nar Budizm’de kutsallığının yanı sıra hayatın olumlu yönlerinin özü, hastalığı iyileştiren bir şifa kaynağıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ