MİŞER TATARLARI

MİŞER TATARLARI

Türk milleti tarihin tanıdığı en eski ve en soylu milletlerden biridir. Bu millet bugün Balkanlar’dan Büyük Okyanus’a, Kuzey Buz Denizi’nden Tibet’e uzanan geniş bir coğrafyada yaşamaktadır. Türk dünyası denilen ve Türklerin tarih boyunca yaşadığı bu coğrafya, 20-90 doğu boylamları ile 33-65 kuzey enlemleri arasında yer alır. Bu alan, kuş uçuşu, doğudan batıya 6-7 bin, kuzeyden güneye 3 bin kilometredir.

Yukarıda kabaca sınırları belirtilen bu alan içinde Çin, Moğolistan, Rusya Federasyonu, Ukrayna, Moldavya, Romanya, Yugoslavya, Bulgaristan, Makedonya, Yunanistan, Suriye, Irak, İran, Tacikistan, Afganistan, Polonya, Litvanya gibi yabancı ve Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan gibi Türk ülkelerinde Türkler yaşamaktadır.[1] Dünyanın en hareketli milletlerinden biri olan Türklerin coğrafyası, tarih boyunca durmadan değişmiştir. Dolayısıyla Türk dilinin yayılma alanları da bu hareketliliğe bağlı olarak bazen genişlemiş bazen daralmıştır. Türk dilinin tarihî yayılma alanları, bugünden daha geniştir. Günümüzde bu alan biraz daralmıştır. Ancak yine de Türk dili dünya dilleri arasında konuşulduğu coğrafyanın büyüklüğü bakımından birinci, ana dili olarak üçüncü ve en çok konuşulan dil sıralamasında beşinci sıradadır. Bütün bu alanda Türk nüfusu yer yer farklı yoğunlukta bulunmakta ve farklı lehçelerle konuşmaktadırlar.[2]

Bugünkü Tatar Türkçesinin temsilcileri olan Tatar Türkleri gerek nüfus, gerek, siyasî ve gerekse kültürel bakımdan Türk dünyasının en önemli boylarından birisidir. Türk dünyası ana hatlarıyla Kuzey, Doğu ve Batı Türklüğü diye üçe ayrılır. Kuzey Türklüğünün en önde gelen boyu ise Tatar Türkleridir.

Günümüzde Tatar adı hem Kazan Tatarları için, hem de Kırım Tatarları için kullanılmaktadır. Çarlık Rusyası devrinde hemen hemen bütün Türkler için bu ad kullanılırken, bugün bu adın kapsamı daralmış olup, Orta İdil ve Ural boyu Tatarları (Kazan Tatarları, Mişer Tatarları, Kreşin Tatarları vb.), Kırım Tatarları, Sibirya Tatarları (Tura, Tümen, İşim, Yalutor, İrtiş, Tobol, Tara, Buhara, Çat, Arinsk, Baraba, Tomsk) için Tatar adı kullanılmaktadır.[3] Tatar grupları içerisinde en çok bilinenleri Kazan ve Kırım Tatarlarıdır. Bugün Kırım Türkleri kendilerini Kazan Tatarlarından ayırmak için “Kırım Tatarı” adını kullanırken, Kazan Tatarları doğrudan kendilerini Tatar diye adlandırmaktadırlar.[4]

Tatar adı ilk kez Orhun abidelerinde, Kültigin ve Bilge Kağan yazıtlarında Otuz Tatar ve Tokuz Tatar şeklinde geçer. Bu ad, Çin kaynaklarında ise “Tata” şeklinde görülür. Daha sonraları, Cengiz Han’ın idaresi altında bulunan bütün Moğol, Mançu ve Türk kavimleri Tatar olarak adlandırılır.[5] Yakın döneme kadar ise Ruslar, Avrupa Rusyası’nda yaşayan bütün Türk soylu Müslümanlara, Batılı araştırmacılar da Türkistan ve Karadeniz’in kuzeyinde yaşayan Türklere Tatar demişlerdir.[6] Bugün ise Tatar denince daha çok İdil-Ural bölgesinde yoğunlaşmış olan Kazan Tatarları akla gelmektedir.[7]

Tatar Türklerinin yarısından fazlası İdil-Ural bölgesinde bulunmaktadır. Günümüzde coğrafi bir tabir olarak kullanılan İdil-Ural bölgesi, Türk nüfusunun (özellikle Tatar Türklerinin) yoğun olarak yaşadığı bir bölgedir. İdil-Ural bölgesi İdil boyu Türk Bulgar Devleti’nin (8-14. yüzyıl), Altınordu Devleti’nin (13-15. yüzyıl) ve bunların varisi olan Kazan Hanlığı’nın (1437-1552) sahasını kaplamakta olup, bugün bu bölgede Türk, Fin ve Rus halkları yerleşmiş bulunmaktadır. İdil-Ural bölgesinde şu anda Rusya Federasyonu’na bağlı üç Türk cumhuriyeti (Çuvaşistan, Tataristan, Başkurdistan), üç Fin cumhuriyeti (Mari, Udmurt ve Mordvin) ile on idari bölge (oblast) yer almaktadır.[8]

Bugün Tatar adını taşıyan Türk boylarını beş grupta toplamak mümkündür. Bu gruplar şu şekilde gösterilebilir:

I. İdil-Ural Tatarları

  1. Kazan Tatarları
  2. Mişer Tatarları
  3. Kasım Tatarları
  4. Kreşin Tatarları
  5. Tipter Tatarları

II. Astrahan Tatarları

  1. Yurt Tatarları
  2. Nogay
  3. Karagaşlar

III. Sibirya Tatarları

  1. Baraba Tatarları
  2. Tomsk Tatarları
  3. Tobol Tatarları
  4. Tümen Tatarları
  5. İşim Tatarları
  6. Yalutorovski Tatarları
  7. Tara Tatarları

IV. Kırım Tatarları

  1. Nogaylar (Çöl Tatarları)
  2. Tatlar (Yalı Boyu Tatarları)
  3. Üskütler
  4. Dobruca Tatarları

V. Litvanya ve Polonya Tatarları [9]

Tatar Türkleri’nin etnik teşekkülünde ilk tabakayı, Bulgar Türkleri meydana getirmektedir. Atilla’nın 453’te ölümünden sonra, Hunlar başta Bulgar Türkleri olmak üzere bazı Türk boyları ile birleşerek Kuzey Kafkasya ve Karadeniz’de Bulgar adıyla bir devlet kurmuşlardır. Bu devletin VI. yüzyılda yıkılmasından sonra, Don-Kuban sahasındaki Bulgarlar, doğudan gelen Avar, Sabir ve Hazarların tazyiki ile üç kısma ayrılırlar. Söz konusu Bulgarların bir kısmı batıya çekilerek Tuna Bulgarları adını alır; bir kısmı Kafkaslar’a doğru giderek burada başka kavimlerle karışır; diğer bir kısmı ise, İdil boyunca ilerleyerek Kama civarına yerleşirler. Bugünkü Kazan Türklerinin etnik teşekkülünde ilk tabaka, Avarlarla birleşerek Orta İdil ve Kama nehri civarına gelen, işte bu Bulgar Türkleridir. Ayrıca daha önce (M.S.VII) bu bölgeye gelen Hazar Türkleri ile sonradan gelen Kıpçak- Kuman Türkleri birleşip diğerleriyle kaynaşması ve İdil-Kama Bulgarlarının da asimile edilmesiyle bölgenin etnik yapısı tamamlanmıştır.[10]

Bugün İdil-Ural Tatarları içerisinde Kazan Tatarlarından sonra ikinci büyük Tatar grubu Mişer Tatarları oluşturmaktadır. Mişerler, yaşadıkları bölgelere göre; Kuzey, Güney, Simbir, Batı-Ural ve Kuzeydoğu Mişerleri diye beş alt gruba ayrılırlar.[11] Mişerler Gorkiy, Tambov, Penza, Ulyanovsk, Saratov, Volgograd, Ryazan, Orenburg bölgelerinde, çoğunlukla Mordva, Tataristan, Başkurdistan Cumhuriyetlerinde yaşamaktadırlar. Diğer cumhuriyetlerde, Özbekistan’da, Kazakistan’da, Kırgızistan’da, Türkmenistan’da, Azerbaycan’da ve Moskova, Leningrad gibi büyük şehirlerde yaşayan Tatarların da çoğu Mişer Tatarlarıdır.[12] Bugün Finlandiya’da yaşayan Tatarların tamamına yakını da Mişer Tatarlarıdır.[13] Bunların çoğunluğu eski Nijninovgorod eyaletinin Sirgaç köyünden Finlandiya’ya göç etmişlerdir.[14] Finlandiya’daki Tatarların sayısı 1000 kadardır.[15]

Mişer Tatarlarının oluşumunda; Altınordu Türkleri, Kıpçak, Bulgar, Nogay ve Türk-Ugorlarının etkili olduğu görüşü ağırlık kazanmıştır. Altınordu döneminde “Mogar-Meşera” adlarının kullanıldığı bilinmektedir. Türk Ugorlardan olması muhtemel Burtas halkının topraklarına Bulgar Türklerinin ve daha sonra Altınordu döneminde Kıpçak ve Nogay Türk boylarının yerleşmeleriyle Mişer Tatarları şekillenmeye başlar. Mişerlerin asıl oluşumu ise XIV-XVI. yüzyıllarda Kasım Hanlığı yönetiminde gerçekleşir.[16] 1445-1681 yılları arasında varlığını sürdüren Kasım Hanlığı’nın başkenti olan Kasım şehrinin Rusça adı da, Rus kaynaklarında “Meşçerskiy Gorodok” yani “Mişerlerin şehri” olarak geçmektedir.[17] XVI. yüzyılın ikinci ve XVII. yüzyılın birinci yarısında büyük göçler yaşayan Mişer Tatarları, iyice kaynaşmış ve İdil nehrinin sağ kıyısında Kama nehri bölgesine ve Ural eteklerine yerleşmiştir.[18]

Mişerler, Tatar halkının şekillenmesinde rol oynayan en büyük gruplardan birisidir. Bununla birlikte onların Başkurtlar, Ruslar, Mordvalar vb. halkların oluşumuna katkıda bulunmuş olmalarından dolayı da etnik kökenleriyle ilgili birçok farklı görüş ortaya atılmıştır. Dil, din, örf, adet ve kültür bakımından Mişer Tatarlarıyla Kazan Tatarları arasında herhangi bir ayrım yapmak oldukça güçtür. Bu iki Türk boyunun aynı milletin mensubu olan iki kol olarak görmek gerekir. Fakat Sovyet Rusya’nın uyguladığı “böl-parçala-yönet” siyasetine uygun olarak aynı kökene mensup Türk boylarının, ayrı kökenlere dayandırılmasının bir sonucu olarak Mişerlerin kökeni üzerinde de farklı görüşlerin ortaya atıldığı görülmektedir.

XIX. yüzyılın ikinci yarısında V. Velyaminov-Zernov Mişer Tatarlarının kökenini, çok eskiden Oka nehri havzasında yaşayan Fin kökenli Mordvalara dayandırır. Zernov’a göre bu bölgelerde yaşayan Fin kökenli “Meşçera (Moçar, Mojar)’ların Tatarlaşması sonucunda Mişer Tatarları meydana gelmiştir.[19] Hiçbir bilimsel delili olmayan bu fikri, daha sonra V. Radloff, A. F. Mojarovskiy, S. P. Tolstov, B. A. Kuftin gibi ünlü bilginler de destekleyip geliştirmeye çalışmıştır.[20] S. P. Tolstov Mişerlerin Fin değil, Ugor kökenli oldukları görüşünü ortaya atar. Macaristan Macarları da bu ırkın bir dalıdır. Tolstov’un bu görüşüne B. A. Kuftin de katılır. Kuftin, Mişer ve Mojar terimlerinin Macar kelimesinden geldiğini söyleyerek “Meşçera” diye bir kabilenin varlığını kabul etmez ve bu yönüyle Zernov ve Tolstov’dan ayrılır. Kuftin’e göre eski Meşçera kabileleri Tatarlaşmış kabileler değildir. Çünkü tarihi kaynaklarda “Meşçera” diye bir isme rastlanmaz.[21] Macar bilginlerinin görüşüne göre de, Mişerler Macar kökenli olup ilk zamanlarda Macarca konuşmuşlardır. Yalnız İdil boyundan şimdiki Macaristan’a göçen Macarlar öz dillerini korumuşlardır. İdil boyundakiler ise, Bulgar- Tatar etkisiyle Türkleşerek Türkçe konuşmaya başlamış ve Mişer Tatarlarına dönüşmüşlerdir.[22]

Mişerlerin Fin veya Macar kabilelerinden geldiğine dair görüşler tek taraflı ve hatalıdır. Bu görüşler ortaya atılırken Mişer Tatarlarının konuştuğu dil göz önünde tutulmamıştır. Çünkü bugün Mişer Tatarlarının konuştukları dilde Fince ve Macarca kelimeler görülmemektedir. Tam tersine Mişerler üzerinde geniş araştırmalar yapan G. Ahmerov, Mişer ağında pek çok Türkçe arkaik kelimenin olduğunu ortaya koyar.[23] Ahmerov ayrıca, “eğer Mişerler önceleri Macar olup, daha sonra Türkçeyi Bulgar-Tatarlardan almış olsalardı, onların dili kuzey Türk lehçelerine değil, Bulgar- Tatarlarının diline benzerdi”[24] diyerek bir gerçeği ortaya koymuştur. Bu da, Mişerlerin Fin ve Macar kökenli değil, Türk soylu olduklarının bir göstergesidir.

Son yıllarda yapılan araştırmalarda da Mişerlerin gerek dil ve antropolojik tip olarak, gerekse maddi ve manevi kültür bakımından en çok Kazan Tatarlarıyla benzerlikler gösterdiği ortaya konulmuştur. Mişer kültürünün Kazan Türklerine çok yakın hatta aynı olması bu iki Türk boyunun aynı kökene dayandığının bir işaretidir. Mişer Tatarları ve Kazan Tatarları, Bulgar, Kıpçak ve Hazar Türklerinin katkısı sonucunda şekillenmiş Türk boylarıdır. Mişer kültüründe bazı Fin ve Mordva tesirlerinin görülmesi aynı coğrafyada yaşamanın getirmiş olduğu bir mecburiyetin sonucudur. Kazan Tatarları, Ruslardan kısmen etkilenmişken Mordva kabileleriyle aralarında herhangi bir etkileşim görülmez. Oysa Mişerler arasında Rusların ve Mordvaların etkisi görülmektedir. Fakat Mişerlerin kökeni Kazan Tatralarıyla aynı kökene dayanır.[25]

“Mişer” ismi üzerine uzun uzadıya duran Zekiyev, bu addan hareketle hem Mişer ismini Türkçeye, hem de Mişerleri Türk kökenine dayandırmaktadır. Zekiyev’e göre Mişer adı “Mişe+er” kelimelerinin birleşmesinden oluşmaktadır. Bilindiği üzere,-ar,-er,-ur kelimesiyle biten isimler Türkçe konuşan kabileleri adlandırmak için çok eskiden beri kullanılmaktadır. Tat-ar (yabancı veya aşağı kabile kişileri), Av-ar (Avar, av ile uğraşan kişiler), Utrug-ur (göçebe olmayan, yerleşik kişiler), Uyug-ur (Uygur, toplanmış, birleşmiş kişiler), Su-ar (Suvar, su kişileri), Bolag-er (Bulgar, ırmak kişileri), Akats- er (Ağaçeri, orman kişileri) vb. Mişer isminin de, diğerlerinde olduğu gibi, son bölümü; er (erler, kişiler) kelimesinden oluşur.

Mişer isminin kökü, mişe (meşe) kelimesinden gelir. Bu kelime şimdiki Tatar ve Başkurt lehçelerinde iğneli ağaç, çam, yaş çam ağaçlığı anlamında kullanılır. Eski Türkçede meşe kelimesinin beşe varyantı orman anlamında kullanılmıştır. Azerbaycan Türkçesinde meşe halen daha orman anlamındadır. Böylece, meşe-orman, ve Mişer, orman kişileri anlamına gelmektedir. Mişer adı yerine kullanımları görülen “Mijer, Meşçer, Mojar, Maçar, Beçer, Modor, Madır” gibi isimler de Mişer isminin fonetik varyantları olarak kabul edilebilir. Ayrıca bundan hareketle Mişerlerin totemlerinin de “ağaç” olduğunu söylemek mümkündür.[26] Yine Moğol lehçelerinde “mod, modo” kelimeleri “ağaç”; “modta” kelimesi de “ağaçlı” anlamına gelmektedir. Demek ki “ağaç” anlamındaki “mişe, mije, meşke, maça, modo, mad” varyantları Mişer isminin ağaçla olan ilgisini ortaya koymaktadır.[27]

Mişer sözünün etimolojisi hakkında başka görüşler de vardır. Mesela, P. D. Şestakov bu kelimedeki kökü, Arapça “madc” kelimesine dayandırır ve onun savaş anlamına geldiğini söyler. Şestakov’a göre, Madjar; savaş kişisi demektir. “İr”, “er” kelimesiyle biten bütün isimlerin birinci kısımlarının hepsinin de Türkçe olduğu dikkate alınırsa, yalnız Mişer isminin Arapça olduğunun düşünülmesi sakıncalıdır. Bundan dolayı Mişer sözünün etimolojisi yapılırken, orman anlamındaki meşe kökünün esas alınması gerekir.[28]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ