MİRSAİD SULTAN GALİYEV VE MİLLÎ KOMÜNİZM

MİRSAİD SULTAN GALİYEV VE MİLLÎ KOMÜNİZM

Müslüman Ulusal Komünizmi, yüzyıllar boyu süren sömürge yönetimi ve Ruslaştırma politikaları tarafından yabancılaştırılan eski Rus İmparatorluğunun yönetimi altındaki Müslümanların ihtiyaçlarına bir cevap olarak Sovyet Rusya’nın kuruluş yıllarında doğan bir ideoloji ve siyasi programı temsil etmektedir. Bir doktrin olarak tutarlılıktan ve bir sosyo-politik hareket olarak da homojenlikten yoksun olan Müslüman Ulusal Komünizmi, Bolşevik rejimiyle ortaklık fikri ile sarmaş dolaş olan Müslüman entelektüellerin, milletler arasındaki eşitsizliği sona erdirmede sosyalizmin başarısız olmasıyla hayal kırıklığına uğramalarından sonra ve “ulus sorununa” bir çözüm getirme arayışıyla bir siyasi gerçeklik olarak şekillenmeye başlamıştır.

Ulusal/milliyetçi komünizmin savunucuları ve uygulayıcıları olan bütün Müslüman entelektüeller, çoğunlukla Cedidizm diye atıfta bulunulan ve temel amacı İslam ile modernliği uzlaştırmak olan Müslüman modernizm hareketinin birer ürünüydüler. Bu aydınlar, bu amaca ulaşmak için açıkça İslam’ın esaslarına dayanarak ve dogmaların eleştirel yorumu anlamına gelen İçtihat’ın tutarlı ve düzenli birer uygulayıcısı olarak yola çıktılar. Müslüman Ulusal Komünistler, cedidcilerin hızla değişen dünyada Müslümanların karşılaştıkları artan meydan okumalara karşı bir çözüm arayışında taklit anlayışını reddettikleri gibi açık bir şekilde Marksizme dogmatik yaklaşımları reddetmekteydiler. Tıpkı İslam ve Modernitenin uyumunu sağlamada kurtarıcı bir çözüm temin eden içtihad gibi, Marksizm’e, dogmatik olmayan hatta yerleşik inanışlara/yaklaşımlara karşı çıkan bir anlayışla yaklaşım, kendi uluslarının geleceğine dair Müslüman Ulusal Komünistlerin içine düştüğü ikileme bir cevap olabilirdi. Marksist sınıf teorisi ile İslam’ın ümmet (inananlar topluluğu) kavramını birleştirerek, Müslüman Ulusal Komünistler, sömürge altında bulundukları geçmişleri sayesinde bütün Müslümanların “proletaryan halklar” olduklarını ileri sürmüşlerdir.

Sovyet Rusya’da Müslüman Ulusal Komünizmin en önde gelen temsilcisi Mirsaid Sultan Galiyev’dir. Komünist devrimin belirli özellikleri hakkında, İslam bağlamındaki teorileri Ulusal Komünist teoriyi şekillendirmiş ve sadece Sovyetler Birliği’nin Müslüman bölgelerinde kabul görmekle kalmayıp, Sovyet sınırlarını hayli aşarak, Mısır ve Cezayir gibi ülkelerin liderlerini de etkilemiştir.

Mirsaid Sultan Galiyev, 13 Temmuz 1892 tarihinde Başkurdistan’ın Sterlitamak bölgesindeki Şipayevo köyünde dünyaya gelmiştir.[1] O, bir halk okulunda Rus dili öğretmeni olan Haydar-Gali ile fakirleşmiş bir Tatar asilinin (Mirza) kızı olan Aynilhayat’ın oğlu olarak doğmuştur. Babasının öğretmenlik göreviyle alakalı olarak sık sık tayininin çıkması yüzünden Mirsaid ve ailesi sık sık göç etmiş ve sonunda 1903 yılında babasının köyü Karmaşkalı’ya yerleşinceye kadar Başkurdistan’ı baştan başa dolaşmışlardır.

Köy medresesinde dört yıl okuduktan sonra, Mirsaid Sultan Galiyev, 1907 yılında Kazan Öğretmenlik Okulu’na girmiş ve 1911 yılında sınıf birincisi olarak mezun olmuştur. Bu sıralarda, yerel zemstvo tarafından yayınlanan bir gazete olan Ufimskiy Vestnik’e pek çok makale göndermek suretiyle katkıda bulunarak gazeteciliğe de giriş yapmıştı. Sultan Galiyev’in gazetecilik faaliyeti yıllar geçtikçe artmış, aralarında Koyaş (Kazan), Vakit (Orenburg), Turmış (Ufa), Il, Söz (St. Petersburg) gibi Tatarca ve Ufimskiy Vestnik (Ufa), Narodniy Uçitel’ (Moskova) ve Bakü, Kavkazskoe Slovo, Kavkazskaya Kopeyka (Bakü) gibi Rusça süreli yayınlara katkılarda bulunmuştur. Gazeteci kimliğiyle bir çok mahlas kullanmıştır: Karmaskalı, Kulku-Baş, Kandemir, Timurleng, Sukhoy, On, Sin Naroda, Uchitel’ ve Tatarin gibi… Ancak, gazetecilik onun temel gelir kaynağı haline Bakü’ye göçtüğü 1915 yılında gelmiştir. Bu tarihe kadar bir köy öğretmeni, eğitimden sorumlu bir Zemstvo memuru ve bir Zemstvo (Sterlitamak bölgesinde) tarafından Rusya İmparatorluğu’nda açılan ilk Tatar halk kütüphanesinde kütüphaneci olarak çalışmıştır.

Romanov hanedanının sonunu getiren 1917 Şubat Devrimi, Sultan Galiyev ve öğretmen eşi Rauza’yı Bakü’de yakalamıştır. Ancak, Mayıs ayında devrimci bir dönüşüme sahne olan Petrograd’a gitmişler ve eski Rus İmparatorluğu’ndaki Müslümanların geleceği için yeni siyasi gerçekliğin sunmakta olduğu fırsatları yakalamaya çalışmışlardır. Daha 1917 Şubat Devrimi sırasında, Sultan Galiyev kendisini, her ne kadar tevazu içinde de olsa, “bir çırak devrimci” olarak ilan etmişti. Sultan Galiyev’in radikalleşmesinde birkaç unsur etkili olmuştur. Her şeyden önce O, daha çocukken, babasının kıt kanaat öğretmen maaşı ile yaşamaya çalışan kendi ailesinde ciddi bir yoksulluk tecrübesi yaşamıştı. İkinci olarak, babasının izini takip etmek suretiyle bir köy öğretmeni olduğunda köy yaşantısını ve sosyal adaletsizliği bizzat kendisi gözlemleyerek daha derinden anlama şansı yakaladı. Üçüncü olarak, Rus yönetimi altında yaşayan Rus olmayan biri olarak, O, Rus İmparatorluğu’nun Müslümanlarının maruz kaldığı eşitsizliğin bir kısmının sömürge yönetimi neticesinde ikinci sınıf bir ilişkiye zorlanmalarından kaynaklandığını tespit etmişti.

Mirsaid Sultan Galiyev, kendi isteğiyle “devrimci yolda” ilk adımını 1913 yılında Ufa’da attı ve kendisinden başka üç öğretmen ile birlikte “Sosyalist Enternasyonel’in Militan Tatar Örgütü”nün kurucusu oldu. Bu örgütün en önemli başarılarından biri, Eğitim Bakanlığı’nın Ruslaştırma politikalarına karşı direnmek ve Bakanlık tarafından atanan Rus ve Hıristiyan Tatar öğretmenlerin hiçbirini köylerine sokmamak üzere Müslüman köylüleri seferber etmesidir. Sultan Galiyev’in gelecekteki siyasi kaygılarını şekillendirme de konunun diğer bir boyutunu teşkil etmektedir. Birinci Dünya Savaşı başladığında, o ve “yoldaşları” bir bildiriyle Tatar ve Başkurt askerlerin bir isyan başlatarak ordularını terk etmelerini talep eden bir girişim başlattılar. 1918 yılı sonrasında, Sultan Galiyev’in devrimci teoriye katkıları olarak tanımlanan, dile getirdiği görüşler tarafından bastırılan ve uzun zamandır unutulmuş olan bu mütevazı bildiri, hâlâ dikkatlerin kendisine yönelmesini hak etmektedir. Bu bildiri, işgalin ve kolonyal hakimiyetin neticelerine yönelik sergilediği duyarlılığı gösterdiği kadar, köklerini kültürel bağlarda ve akrabalıkta bulan bir dayanışma noktasını da açığa çıkarmaktadır. Bu bildiride, Sultan Galiyev ve “Yoldaşları” askerleri isyana çağırmaktaydı çünkü “Ruslar, Tatarları, Başkurtları, Türkistanlıları ve Kafkas halklarını vesaire… işgal etmekle yetinmemişler, Türkleri ve İranlıları da işgalleri altına almayı istemişlerdir.”[2]

Ahmed Bey Salikov’un daveti üzerine 1917 Mayısı’nda Petrograd’a ulaştıktan sonra, Sultan Galiyev Iskomus (Bütün Rus Müslümanları Milli Komitesi Yönetim Kurulu) sekreteri olarak çalışmaya başladı ve 1917 Mayısı’nda Moskova’da ve aynı yılın Temmuz ayında da Kazan’da yapılan Müslüman Kongresi’ne katıldı. Sultan Galiyev, 7 Nisan 1917 tarihinde Kazan’da düzenlenen ve başkanlığı Mollanur Vahidov tarafında yapılan Müslüman Sosyalist Komitesi’nin en önde gelen isimlerinden biri oldu. Bu organizasyonun Sosyalist yönü oldukça zayıftı. Eski Rus İmparatorluğu üzerinde yaşayan Müslümanların ihtiyaçları ve refahı ile daha fazla ilgilenen bu organizasyon, Marksizm ve Pan¬İslamizm melezi bir yaklaşımla, bütün dünyadaki işçilerin (proleterlerin) kardeşliğini artırmaktan ziyade sömürge altındaki Müslümanların kardeşliğini pekiştirmeye çalışmıştır.

Bolşevik partisine henüz yeni katılmış olmalarına rağmen (Sultan Galiyev Kasım’da Vahidov ise Aralık ayında katılmıştır) Kazan Müslüman Sosyalist Komitesi’nin üyeleri olarak Sultan Galiyev ve Vahidov, 1917 Ekim Devrimi’nin gerçekleştiği günlerde Kazan’daki Tatar asker ve işçilerin örgütlenmesinde önemli bir rol oynamışlardır. Ancak, Stalin’in Müslüman Sosyalist Komitesi’ni kendi partilerine üye yapmak ve bu üyelik aracılığıyla bu komiteyi kontrol altında bulundurmayı amaçlayarak harekete geçmesi, Mirsaid Sultan Galiyev’i Sovyet rejiminin ilk yıllarında ulusal politikalar yörüngesine oturtmuştur.

1918’lere geldiğinde ve özellikle de Molla Nur Vahidov’un 1918 Ağustosu’nda ölümünden sonra, Mirsaid Sultan Galiyev, Komünist Parti hiyerarşisi içindeki en yüksek konuma sahip Müslüman durumuna geldi. O, artık Milliyetler Halk Komiserliği Dahili Kollegyumu’nun (NARKOMNATS) bir üyesi ve bu örgütün yayın organı olan Jizn’ Natsional’nostey’ın (Milletlerin Yaşamı) da editörüydü. Sultan Galiyev aynı zamanda 28 Nisan 1918 tarihinde organize edilen Merkezi Müslüman Askeri Kollegyumu’nun da başkanı, İkinci Ordu Devrimci Askeri Konsey’in bir üyesi ve 17 Ocak 1918 tarihinde Halk Komiserleri Konseyi ve Milliyetler Halk Komiserliği’nin kararları doğrultusunda kurulmuş olan Merkezi Müslüman Komiserliği’nin (MUSKOM) de bir üyesiydi. MUSKOM’un temel görevi Müslüman kitleleri “Bolşevikleştirmek” idi, ancak bu örgütün oluşturulması, aynı zamanda, hükümetin 1917 Şubatı’ndan beri ortaya çıkmış olan Müslüman ulusal örgütlerinin rekabetini bertaraf etmeye yönelik attığı adımların ilk somut kanıtını oluşturmaktaydı. Henüz Müslüman örgütleri yok edecek durumda olmayan hükümet, Merkezi MUSKOM’un yetkisi altında rakip örgütler kurmak suretiyle söz konusu bu örgütleri zayıflatmak üzere harekete geçmiştir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ