MİLLÎ MÜCADELEDE İÇ AYAKLANMALAR

MİLLÎ MÜCADELEDE İÇ AYAKLANMALAR

Osmanlı Devleti’nin girmiş olduğu 1. Dünya Savaşı’nı noktalayan 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi ile Türk tarihinde Milli Mücadele adı verilen yeni bir dönem başlamıştır.[1] Bu dönem, mütareke şartlarının uygulanması sırasında yaşanan işgaller, azınlık terörü gibi her türlü olumsuzluğu içeren bir dizi uygulamaya karşı Türk halkının başlattığı direnme ruhu ile alevlenen Kurtuluş Savaşı’nı ve ardından gelen yeni Türk devletinin varlığının ve bağımsızlığının dünya devletlerince kabul edilişini kapsamaktadır.

Mütarekenin imzalanmasından sonra ülke tam anlamıyla bir kaosa sürüklenmiştir. Bütün devlet dengelerinin bozulduğu bu ortamda birbiri ardına kurulan hükümetler uzun ömürlü olamamış,[2] hiçbir kabine bu durumun üzerine yüklediği ağırlığı taşıyamamış ve bu felaketten çıkış için sağlıklı fikirler üretememiştir. İtilaf Devletleri 1. Dünya Savaşı sırasında kağıt üzerinde paylaştıkları Osmanlı topraklarını bu defa fiilen bölüşmeye başlamışlar ve yürüttükleri işgaller Türk halkı için zor bir dönemin başlayacağını ortaya koymuştur. Bununla birlikte, imparatorluk bünyesinde yüzyıllardır barış ve huzur ortamında yaşamış olan azınlıkların, özellikle Ermeniler ve Rumların Türk topraklarında kendileri için bağımsız yeni yurtlar kurma girişimleri de silahlı çeteler vasıtasıyla yeni bir boyut kazanarak Müslüman ahali ile anılan azınlıklar arasında önemli olayların çıkmasına yol açmıştır.

Böylesine büyük bir otorite boşluğunun oluştuğu bir ortamda, yaşanan olumsuzluklar arasında Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde değişik zamanlarda ve farklı nedenlerle ortaya çıkan iç ayaklanmalar çok önemli bir yer tutmaktadır. Tarih boyunca çeşitli milletler kendilerini sömüren yabancı devletlere karşı ayaklanarak bağımsızlıklarını elde etmişlerdir. Bu, anlaşılması kolay bir konudur. Ancak aynı ülkenin insanlarını çeşitli sebeplerle karşı karşıya getiren iç ayaklanmaların açıklaması zordur. Zor olduğu gibi dramatik olaylara ve kapanması uzun sürebilecek yaralara da sebebiyet vermesi mümkündür.[3]

1919-1923 yılları arasında gerçekleşen iç ayaklanmaların temelinde çeşitli etkenler yatmaktadır. Dış etkenlerin özünü İtilaf Devletlerinin istek ve çıkarları oluştururken, iç etkenler daha fazla çeşitlilik göstermektedir. Ayaklanmalar tek tek incelendiğinde de görüleceği gibi başlıca etken olarak İstanbul Hükümetleri ile Kuvayı Milliye arasındaki çekişme göze çarpmaktadır. Bunun yanı sıra etnik farklılıklar temelinde gelişen ayaklanma girişimleri ve nihayet liderlik yarışı sebebiyle baş gösteren ayaklanmalara da tanık olunmuştur. Milli Mücadele’de yaşanan iç ayaklanmaların kronolojik sıralaması aşağıdaki gibidir.[4]

11 Mayıs 1919         Ali Batı Olayı

20 Ağustos 1919     Ali Galip Olayı

27 Eylül 1919           Birinci Bozkır Ayaklanması

20 Ekim 1919           İkinci Bozkır Ayaklanması

20 Ekim 1919           Ahmet Anzavur’un Milli Mücadele aleyhinde birinci defa saldırtılması

26 Ekim 1919           Şeyh Eşref Ayaklanması (Hart Olayı)

28 Ekim 1919           Kızılkuyu Olayı

28 Ekim 1919           Apa Çarpışması

1 Kasım 1919           Dinek Çarpışması

15 Kasım 1919         Demirkapı Çarpışması

16 Şubat 1920          Ahmet Anzavur’un Milli Mücadele aleyhine ikinci defa saldırtılması

4 Nisan 1920            Ahmet Anzavur’un Gönen’e taarruzu

13 Nisan 1920          Birinci Düzce Ayaklanması

16 Nisan 1920          Çerkez Ethem kuvvetleriyle Ahmet Anzavur kuvvetlerinin Yahyaköy Çarpışması

18 Nisan 1920          Kuvayı İnzibatiyenin kurulması

19 Nisan 1920          Ahmet Anzavur’un Karabiga’dan İngiliz gemisiyle İstanbul’a kaçışı

25 Nisan 1920         Taraklı Çarpışması

8 Mayıs 1920            Ahmet Anzavur’un Adapazarı ve Geyve Harekâtı

8 Mayıs 1920            İkinci Düzce Ayaklanması

11 Mayıs 1920          Anadolu Fevkalâde Müfettişi Umumiliğinin işe başlaması

12/13 Mayıs 1920     Mudurnu Çarpışması

15 Mayıs 1920          Birinci Yozgat Ayaklanması

20 Mayıs 1920          Cemil Çeto Olayı

23 Mayıs 1920          Milli Mücadele kuvvetlerinin Kuvayı İnzibatiyeye taarruzu

25 Mayıs 1920          Zile Ayaklanması

27 Mayıs 1920         Sulusaray Olayı

1 Haziran 1920        Milli Aşireti Olayı

13 Haziran 1920      Yozgat’ın asiler tarafından işgali

14 Haziran 1920      Kuvayı İnzibatiye Tümeninin taarruzu

20 Haziran 1920      Çerkez Ethem kuvvetlerinin Ankara’dan Yozgat’a hareketi

21 Haziran 1920      Çopur Musa (Çivril) Olayı 27 Haziran 1920 Kula Olayı

20 Temmuz 1920    İnegöl Olayı 5 Eylül 1920 İkinci Yozgat Ayaklanması

8 Eylül 1920             Çengelhan Olayı

8 Eylül 1920             Nogaykızıközü Olayı

23 Eylül 1920           Ayvalıközü Çarpışması

25 Eylül 1920           Koyunculu Çarpışması

2 Ekim 1920             Konya Ayaklanması

6 Aralık 1920            Demirci Mehmet Efe Ayaklanmas

7 Aralık 1920            Çerkez Ethem Ayaklanması

6 Mart 1921              Koçkiri Ayaklanması

… 1918-21 11 1923 Aynacıoğlu Olayları

… 1918-. 1923          Pontus Ayaklanmaları ve Olayları

Ali Batı Ayaklanması

11 Mayıs-18 Ağustos 1919 tarihlerinde baş gösteren ve Midyat, Nusaybin, Ömerkan, Dirilömer çevresinde etkileşen bu ayaklanma, İngilizlerin Osmanlı topraklarında ayrılıkçı güçleri kışkırtarak, onlar aracılığıyla bölgede dolaylı bir etkinlik sağlama politikasına uygun düşen tipik bir örnektir. Bu bölgede yaşayan söz sahibi kişiler, İngilizlerin kışkırtmalarıyla bir Kürdistan oluşturulması fikrini yayma çabasında bulundukları sırada, bu rüzgardan etkilenen Ali Batı diğer yandan da kendisinin İstanbul Hükümetinin Mardin Temsilcisi olduğu yolundaki propagandalarla etkinliğini artırmaya çalışmıştır.[5]

11 Mayıs 1919 günü emrindeki yüz silahlı adamı ile Nusaybin’e gelen Ali Batı’ya İlçe Kaymakamı ve burada bulunan 24. Alay Komutanı ilk müdahaleyi nasihat yoluyla yapmışlarsa da, buradaki askerî kuvvetin kendi sayılarından daha az olduğunu anlayan Ali Batı her ikisini de tehdit etmiş ve daha da ileri giderek hapishanedeki mahkumları serbest bırakmış ve halktan zorla para ve insan toplamaya başlamıştır. Bunun üzerine 5. Tümen Komutanlığının emri ile civardaki askerî kuvvetler birleştirilerek Ali Batı’nın üzerine gönderilmiştir. 4 Haziran’da Mekre yakınlarında bozguna uğratılan Ali Batı, bir grup adamıyla kaçmayı başarmıştır. 5. Tümen Komutanı, 6 Haziran’da bir bildiri yayınlayarak, köylülerin ve aşiretlerin bu eşkıyaya yardımda bulunmamak şartıyla serbest olduklarını ilan etmiştir.[6] Devam eden takip sonucunda Ali Batı 18 Ağustos’ta gizlendiği Medah mevkiinde kıstırılmış ve yapılan çarpışma neticesinde ölü olarak ele geçirilmiştir.

Ali Galip Olayı (20 Ağustos-15 Eylül 1919)

Mustafa Kemal ve beraberindekilerin Erzurum’da topladıkları Kongreyi engelleyemeyen Damat Ferit Hükümeti’nin, Amasya Tamimi’nde çağrısı yapılan ve yurdun bütünlüğü için kararlar alınacak olan Sivas Kongresi’ni engelleme çabasının bir ürünü olmuştur. Dahiliye Nazırı Adil Bey ve Harbiye Nazırı Süleyman Şefik Paşa’nın emriyle dönemin Elazığ Valisi Ali Galip’in görevlendirildiği anlaşılmaktadır.[7] Aynı dönemde İngiliz Binbaşısı Noel, bağımsız bir Kürt önderleri Bedirhanî Halil, Kamuran, Celâdet ve Ekrem Beylerle toplanmıştır. Bu gruba, görev emrini aldıktan üç gün sonra 6 Eylül’de Ali Galip de dahil olmuş ve yapılan toplantıda Malatya Mutasarrıfı Bedirhanî Halil’den 500 seçkin atlı hazırlamasını kararlaştırmışlardır.[8]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ